Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

MACRON KİMDİR?!

Evet, sevgili okurlar.

Bir süredir, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Türkiye’ye ilişkin açıklamalarıyla medyanın gündeminde...

Özellikle de, Yunanistan’a sözcü kesilmesi, hedefine de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı almasıyla; çok konuşuluyor?..

Dedik ya, Macron kimdir?..

Öncelikle Macron’u bir tanımamız gerekir.

Kendisi Ermeni asıllı biri...

1915’lerde Ermenilerin devlete karşı “baş kaldırmaları” sırasında, Türkiye’den kaçan Ermeni bir ailenin çocuğu!..

Kaçanların bir kesimi, Suriye, bir kesimi Lübnan, bir kesi mi Avrupa’ya kaçtı..

Ki, Fransa onların son durağı...

İşte, Macron’un ailesi de, Fransa’ya kaçan Ermeni aileden biri...

Yani, Fransa’da doğup büyüyen Macron’un aslı ve kökeni aslında Türkiye’dir, Türkiyelidir...

Edindiğimiz bazı bilgilere göre...

Macron, Türkiye’nin Güneydoğu’nun bazı il veya ilçelerinden olup Fransa’ya kaçan ecdatlarının torunlarından biri olsa gerek.

Onun için diyoruz ki, Macro’nun “Türkiye’ye beslediği kin bitmez tükenmez.”

Her ne kadar “Mücadelemiz Türkiye halkı ile değil, Erdoğan’ladır” şeklindeki skandal mesajı yayınlıyorsa da!..

Özü itibariyle, hedefi Türkiye’dir...

Yıllar önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macron ve onun gibilere şöyle bir cevap vermişti...

 “Hazırladığınız bir kurt sofrası var, o kurt sofrasında bizleri yemek istiyorsunuz, ama kusura bakmayın biz size büyük geliriz, bizi yiyemezsiniz..”

Kısacası, Erdoğan yıllar önce, “hak ettikleri cevabı” vermişti.

Şunu iyi bilmemiz lazım...

İntikam peşinde koşan Macron’un konuşmaları, rastgele konuşmalar değildir.

Kin ve nefretle dolu tarihi konuşmalardır.

1800’lü yıllarda Mısır işgal edildi..

O gün, Napolyon ile İngiliz Churchill, içerdeki satılmış vesayetçi maşalar sayesinde Mısır ülkesini fiilen teslim aldı.

Hem de savaşmadan, Kahire’ye girdiler..

İslam’ın kültür hazinesi olan Cami-ül Ezher’i ele geçirdiler..

Ezher’in içine yabancı ideolojileri enjekte ettiler...

Satılmış fetvacılar peyda edildi...

Osmanlının oraya gönderdiği bazı vali ve paşalar birer maşa olarak, Fransız ve İngilizlerle işbirliğine girdiler..

Bununla da yetinmediler.

Osmanlıya da el attılar.

Fransa’daki gizli masonik kafalar ve Siyonistler ittifak ettikleri içteki Jön Türklerle, locaların hareketleriyle, Türkiye’yi de hedef aldılar...

Osmanlıyı, hükmen yavaş yavaş teslim aldılar.

Nitekim, 1908’li ve 1909’lu yıllarda Ulu Hakan Sultan Abdülhamid Han, kıytırık fetvalarla tahttan indirildi..

Sonrası, Osmanlıyı da işgal ettiler.

Nihayetinde, Osmanlı “bölük-pörçük” edilerek, dağıldı..

Türkiye dar bir coğrafyaya mahkum edildi..

1918-1920’lerde ve 1923’lerde yapılan antlaşmalar sonucunda kendi adamlarını devletin bünyesine sızdırdılar.

Böylece, Hilafet-i İslamiye’nin dağılışıyla Arap dünyası da Osmanlıda “küçük devletçikler” haline geldi.

Ki, kurulan devletçiklerin başına da “devşirmeleri” getirdiler...

“Emir komuta” zinciriyle Ortadoğu Coğrafyası tamamen İslam hakimiyetinden çıktı..

Siyonizm ve emperyalizm hâkim oldu.

Türkiye’de “Cumhuriyetin” kuruluşundan hemen sonra, İngilizlerin “emirleri” doğrultusunda yapılan Lozan antlaşmasıyla Cumhuriyetçilik, Laikçilik adı altında zehir kusan altı oklu; Cumhuriyet Halk Partisi kuruldu.

Her ne kadar o günden bu güne gelen-giden, değişen iktidarlar söz konusu ise de maalesef onların cumhuriyet döneminde uyguladığı projeler bugüne kadar uygulana gelmiştir.

Bugün hala aynı projeler uygulanmaktadır.

Kimse bunu inkâr edemez.

Ancak son yıllarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sayesinde, bu uygulamalar geri püskürtülmektedir,,

iygulanmıyor!.

Mevcut anayasa çerçevesinde uygulansa da aktiflik yoktur...

Çünkü, halkta uyanmıştır.

Yüz yıldan beridir dayatılan cumhuriyetçilik, laikçilik, seküler Kemalizm, CHP’nin dayatma projeleriyle ne kadar derin mağduriyetler yaşadığının farkında...

Bu halk, artık gerçeklerin farkındadır...

Direniyor ve meşru zeminde dirilişe geçmiştir..

Onun için de, Erdoğan’ı kesinlikle kimseye, ne Macron’lara ve ne de vesayetçi demokrasilere teslim etmez..

Yalnız da bırakmazlar.

Onların tüm çabalarına rağmen de olsa Erdoğan dimdik ayaktadır.

Çünkü kendisine inanan bir halk vardır..

***

Sevgili okurlar..

İki gün önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Eylül darbesinin  yıldönümünde “Özgürlükler adasında” yani eski adıyla Yassıada’da önemli mesajlar verdi..

Erdoğan vesayet odakları karşısında ve darbelerle mücadelede atılan adımları anlattı.

***

Bu itibarla diyoruz ki;

Artık ümit var olunuz.

İslam geliyor.

Haçolara, paçolara, Siyonistlere bu millet zeminini teslim etmiyor.

Fırsat vermiyor.

Yüzlerine tükürüyor.

Ve böyle değerli, imanlı bir devlet başkanını da ayakta tutuyor, tutması da zorunludur.

Başka kurtuluş çaremiz de yoktur.

Allah yar ve yardımcımız olsun.

Erdoğan’a da uzun ömür ve sağlıklı bir hayat nasip eylesin.

Dedik ya,  Macron’un böylesine zırlaması rastgele bir zırlama değildir.

Arkasında çok gizli masonik güçler vardır...

Tabi ki, içimizdeki darbeci maşaların gammazlığı söz konusudur..

En derin saygı ve sevgilerimle..