Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

ORGANİZE SANAYİ BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ NEREDEN KOŞUYOR?!

Sevgili okurlar.

Diyarbakır’a özgü olagelen çok meşhur bir slogan var...

Ki vecize bir söze dönüştü...

Denilir ki;

“Taşı kara, bahtı kara Diyarbakır.”

Bize göre, bu ifade Diyarbakır’ın yaşadığı ve yaşatılanları karşısında; “cuk” diye oturuyor...

Yani, yerli yerinde bir söz!.

Ama biz diyoruz ki..

Diyarbakır’ın taşı karadır.

Lakin bereketlidir ve uğurludur.

Çünkü sert taştır “bazalt” çıkıyor.

İnşaat sektörü faydalanıyor.

Ancak “bahtının kara” olması, çok büyük şanssızlıklar içerisinde bulunmasının nedeni; ne idüğü belirsiz insanların yetkilendirilmesidir...

Şehirde cirit atmalarıdır..

Her alanda, her sahada, her devirde diyelim; bunlar vardır!.

Özellikle nerdeyse kırk yıldan beri; Diyarbakır dahil bölgenin üzerine “kara bulut” gibi çöken terör...

PKK terörü!..

Kürtlerle zerre-i miskal, alakası yok...

Bilakis, “Kürtlere ve Kürt Bölgesine” kan kusturan bir yapı..

Ne hazindir ki, bölgede, ilimizde öylesine rol oynadı ki; nerdeyse kan gövdeyi götürdü/götürüyor!

Devletin PKK terör örgütüyle yapmış olduğu mücadeleye rağmen bir türlü sonu gelmiyor, tükenmiyor.

Oluk oluk kanlar akıyor, akıtılıyor...

Ama “anka kuşu” gibi ismi var cismi yok..

Çünkü PKK’nın somut olarak kimler olduğunu bir türlü kimse tespit etmiyor...

Zira dedim ya “ne idüğü belirsiz insanlar” arka planda duruyor.

“Gündüz külahlı, gece silahlı” misali rol oynayan münafık tıynetli kimliksizler söz konusu.

Bunlar bölgemizin ve Diyarbakır’ımızın birçok alanlarında varlar.

Her ne kadar, terörle, teröristlerle ve böylesi yapılarla büyük mücadeleler verilerek, “varlıkları” yok denilecek noktaya geldiyse de; hala vardırlar...

Özellikle sivil alanda varlar..

Aranırsa bulunabilir.

Arka planda işini iş eden bu tür “keferetül fecere” münafıklar, ne yazık ki gelen giden iktidar partilerinin de içine sızarak varlıklarına varlık katmışlardır...

Gâh orada, gâh burada.

Güzel rol oynuyorlar.

Devletin imkânlarını elinde tutan iktidarların neşvû nemalarından faydalanıp bir yerlere gelmek için kendilerini, her türlü şekle sokuyorlar...

Ve ne yazık ki; yer ediniyorlar..

* * *

Değerli dostlar.

Okudunuz mu bilmiyorum..

Diyarbakır SÖZ Gazetesinin dünkü nüshasında manşet haber şöyleydi...

Büyük puntoyla yazılan başlık...

 “OSB’DE DEPREM..”

Okumayanlar için haberin özetini size aktarmak istiyorum..

 “OSB Başkanı Odabaşı, arsa tahsisleri ve sanayicinin elektrik sorunları başta olmak üzere, yürüttüğü projelerin yönetim kurulu üyeleri tarafından engellendiğini belirterek istifa ettiğini açıkladı.”

***

Sevgili okurlar, haberin özetinden de anlaşıldığı üzere istifa eden Başkan Aziz Odabaşı’nın ortaya koyduğu tavır, takdire şayandır...

 Ki, OSB’yi yakından takip eden biri olarak, yerden göğe kadar haklılığı söz konusudur.

Zira kamu vicdanında Odabaşı’nın yapmış olduğu bu kişisel düşünce ve eylem, şerefli, izzetli ve namuslu bir tutumdur...

Değer ölçüsü yüksek bir eylemdir.

Odabaşı yaklaşık üç yıldır bu görevde bulunuyor..

Zira göreve geldiğinden beri kişisel dürüstlüğü ve namusluluğu bakımından, hep söz edilmiştir..

Hakkında hiçbir şaibe duyulmadı.

Deniliyor ya;

“Hakkı ve hakkaniyeti savunan namuslu insanların bu zamanda her yerde yerleri yoktur...”

Bize göre Sayın Odabaşı’nın örneği de aynı bu ifadeyi içermektedir..

Ki dayanamadı istifa etti.

Geçenlerde yine yazmıştık.

Nerdeyse 10-15 yıldan beri müdürlük görevi adı altında oraya çöreklenmiş kişiler var...

OSB’ye ve Diyarbakır’a bir arpa boyu kadar da kazandırdıkları bir iş olmamakla beraber, hala da o koltuğu işgal etmiş olmaları da ayrı bir dert...

Ki bu süreç içerisinde OSB’nin tüm alanında iş çevrelerine arsa satışından tutun da, elektrik faturalarına kadar ve arsa tahsislerine kadar, birçok yönüyle sanayicileri canından bezdirmişlerdir...

Keyfi bir tutumun “dinozorları” olarak koltuk işgal etmektedirler..

Bazı iş çevreleri, yıllar önce “fabrika kurmak, yatırım yapmak” üzere OSB’den para karşılığında arsa satın aldı...

Ki Sanayi Bakanlığı “bedelsiz” arsa verilmesi gerektiği hükmüne rağmen, girişimciden para alan OSB, “tahsis” belgesi vermiş, ama iş tapuya gelince yıllardır oyalamaktadır..

Vermemiştir...

Ve hala da verilmemiş, verilmek de istenilmiyor.

Sormak lazım niye?

İşte bize bir örnek..

Bakınız, bir firma, 10-11 yıldan beri 15/A parsel nolu arsayı tapusu olmadan, OSB’den tahsis bedeli altında alıyor...

Üzerinde fabrika kuruyor..

Üç-beş sene sonra bakıyor ki; OSB’nin yolsuzluk ve usulsüzlüklerinden dolayı işleri yolunda gitmiyor, dayanamıyor ve fabrikayı satıyor.

İntim İnş. Tic. firması satın alıyor.

Aynı işlemler, müteşebbis heyeti tarafından uygun bulunuyor ve onay veriliyor satışa, devire!...

Satın alma vergileri, aidatları ne ise yine OSB tıkır, tıkır firmadan alıyor..

Ancak, 2009’dan bugüne kadar..

Yani aradan 11 yıl geçmiş, ama hala o tahsisli arsanın resmen satışı yapılmış değil, tapusu ise verilmiyor.

Nitekim, Firma yetkilileri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına açık mektup yazdı...

Tüm dokümanlarını kaleme alarak bildirdi..

Ki, Diyarbakır Söz’ün manşetinde de konu edildi..

Bir hafta sonra Bakanlıktan cevap geldi...

Gelen cevap aynen şöyle;

“Sayın başvuru sahibi,

Konu ile ilgili 08/09/2020 tarihinde Bölge ile yapılan telefon görüşmesinde; tüm OSB alanının imar planlarının onaylandığı, ancak 7 adet firmanın yer aldığı 14 ve 15 no’lu parsellerin parselasyon planlarının onaylanmadığı, tapu sicil kayıtlarında da tarla vasfında olduğu ve tapu mülkiyetlerinin ise OSB adına tescil edildiği anlaşılmıştır.

Onaylı parselasyon planları olmadan OSB Yönetimi, söz konusu parsellere yatırımcıların talepleri üzerine 5084 sayılı Kanunun Geçici 9. Madde kapsamında bedelsiz arsa tahsisi yaparak üretime geçildiği, İşyeri açma ve Çalışma ruhsatı düzenlendiği tespit edilmiştir.

Bu bağlamda, Diyarbakır OSB Yönetimi OSB Uygulama Yönetmeliğinin 55’inci maddesinde yer alan “Arsa tahsisleri, onaylı parselasyon planına göre alt yapısı tamamlanmış alanlarda müteşebbis heyet veya genel kurulun belirlediği prensipler çerçevesinde yönetim kurulu tarafından yapılır.” Hükmüne aykırı iş ve işlemler (tahsis yapılması, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilmesi, İşyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi) yapıldığı tespit edilmiş olup, Bakanlığımızca parselasyon planlarının onaylanmasından sonra bölgenin tapu talepleri değerlendirmeye alınabilecektir.

Bilgilerinizi rica ederim.”

Bakanlığın bu resmi yazısına bakıldığında; “OSB'nin başka yörüngelerde yürüdüğü ortaya çıkıyor?”

Tabi, bakanlık başka yörüngede yürüyor.

İş çevreleri ise bambaşka yörüngede yürüyor.

Yani burada olan her zamanki gibi; yatırımcı iş çevrelerine oluyor...

Şimdi.

Mağduriyet söz konusu iken yukarıda Bakanlığın belirttiği ifadeler çerçevesinde;

“Bu bağlamda, Diyarbakır OSB Yönetimi OSB Uygulama Yönetmeliğinin 55’inci maddesinde yer alan “Arsa tahsisleri, onaylı parselasyon planına göre alt yapısı tamamlanmış alanlarda müteşebbis heyet veya genel kurulun belirlediği prensipler çerçevesinde yönetim kurulu tarafından yapılır.” Hükmüne aykırı iş ve işlemler (tahsis yapılması, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilmesi, İşyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi) yapıldığı tespit edilmiş.”

Peki, sormazlar mı?

Sevgili OSB Yönetim Kurulu!

Sizin bu yönetmeliğiniz nerede, almış olduğunuz kararlar nerede?

Bakanlığın görüş beyanı nerede?

Birbiriyle tezat teşkil etmiyor mu?

Sen gel, 11 yıldan beri yatırımcılara arsayı tahsis et.

Aynı zamanda o parsel arsa değil, “tarla” vasfını taşıdığı halde, yatırımcıya tahsis ediyorsun, karşılığında para alıyorsun.

Ve suyunu, elektriğini, her şeyini resmen onaylıyorsun.

Fabrika faaliyete geçiyor, yıllar yılı çalışıyor.

Sen yönetim kurulu olarak çıkıp kendini kurtarmak için, ipe un serercesine bir şeyler yumurtluyorsun.

Kesinlikle Bakanlığın da belirttiği gibi OSB yasal yönetmeliğinin hükümlerine aykırı hareket etmektedir..

OSB Başkanı Aziz Odabaşı’nın istifasının sebebi de budur.

Bu usulsüzlük ve yolsuzluğun tespitinden sonra istifa etmek zorunda kalmıştır.

Diyebiliriz ki; CİMER’in görevlendireceği teftiş kurulu tarafından tüm bunlar incelemeye tabi tutulursa; vay ki vay “neler çıkmaz ki?” Gerek Diyarbakır 1. OSB ve gerek Tekstil OSB olsun…

Bize göre kanun ve yasalara aykırı birçok yönün varlığı söz konusudur.

En basit haliyle, İl Valisi Münir Karaloğlu’nun olup-bitene el koyması gerekir...

Teftiş heyeti belirlemeli...

Tüm bilanço defterleri incelemeye alınmalı...

Geliri de, gideri de, işlemleri de sorgulanmalı!...

O zaman görülecektir ki, vay benim Diyarbakır’ımın bahtsız halinin nasıl da “liyakat ve ehliyet” sahibi olmayan kişiler tarafından, virane edildiği...

Yani her şey ortaya çıkar..

Denir ya; “kep düşer, kel görünür?”

Bakınız, yukarıda belirttiğimiz gibi Bakanlık diyor ki tapu sicil kayıtlarında da “tarla” vasfında olduğu ve tapu mülkiyetlerinin ise OSB adına tescil edildiği halde OSB, eften püften bahanelerle, yine de yatırımcıların tapularını vermiyor.

Tapu vermediği gibi Yargıtay kararıyla onaylanan tarla sahiplerinin haklarını dahi bugüne kadar vermemiştir.

Demek anlaşılan budur ki vatandaşı mağdur etmekten haz alan, zevk alan memlekette nice dinozor tipli acımasız insanlar vardır.

Medya olarak Diyarbakır kamu vicdanını rahatlatmak üzere bu işin peşini bırakmayacağız.

Nereye kadar giderse gitsin, adım adım takip ediyoruz.

Bakalım, nereye kadar gidecek?

Saygı ve sevgilerimle.

Hayırlı Cumalar...