“YUKARIDAN HABER BEKLİYORUM!…”
Siyasetin koridorlarında son günlerde sıkça muhatap olduğum ve işittiğim bir cümle bu!.. Ağırlıklı olarak da, Diyarbakır’dan.. “Yukarıdan haber bekliyorum..!?” Özellikle de seçimler için uzun süredir pusuya yatıp, renk vermeden “siyasete iştah kabartanlardan” yansıyan bir beyan bu!!…
***
Milletvekili olabilme hayali içerisinde olanların “adaylıkla” alakalı kendilerine yöneltilen “var mı bir niyet” sorusuna verdikleri yanıttır; “yukarıdan haber bekliyorum.. Gelirse konuşuruz” minvalinde.. Yani her seçim öncesinin değişmez muhabbeti giderek yaygınlaşmaya başladı, siyasetin koridorlarında…
***
Her zamanki gibi, o yukarısı neresi hep meçhulde kalıyor!.. Siyasi havanın hareketlenmesi adına biz de, sorguluyoruz ha bire; kim bu yukarısı diye?.. Abiler mi, hacı abiler mi, ablalar mı, bacılar mı, eskiler mi, yeniler mi?!.. Ya da, liderler mi, reis mi, külliye mi?.. Bu eksende turluyoruz, kim bu yukarısı!…. Ama yanıtsız!…
***
Hele bir de “yukarıdan haber bekliyorumun” yanısıra partiler üstü tavır sergileyenler var ki; her tarafından egolar akıyor.. Seller gibi.. Adaylık muhabbetinde ağızlarını açtıklarında “geçen parti yönetiminden beni aradılar, ismimi kim vermiş bilmiyorum, niyetin var mı, bizimle çalışır mısın, ben de bir önümüzü görelim, düşüneyim dedim” diyenler de az değil…
***
Süreç, partiler ölçeğinde ise; girift ve muamma bir rüzgar esiyor.. Özellikle, altılı masadaki, “belirsizlik” gidişatı kilitlemiş gibi.. Milletvekili adaylığı kadar, listeler ve sıralamalar noktasındaki “analizleri de hayli zorlaştırıyor?” haliyle!.. Gerek yorum ve gerekse de, yöneltilen sorulara yanıt vermek hal-i hazırda güç!…
***
Görünen o ki, siyaset koridorunda bir süre daha böylesi “muhabbetlerle meşgul olacağız?!.” Taki altılı masa belirsizlik açmazını aşsın, liderler “cumhurbaşkanlığı adayında” karar kılsın, milletvekilleri seçiminde, “ittifak mı, herkes kendine mi” sorusu yanıt bulsun..
***
İşte o zaman, “yukarıdan haber bekliyorum” diyenin “haberi kimden geleceğini” görebiliriz… Partiler üstü egolu tavırlar da; Kemal Beyin tahammülüne mazhar olur mu olmaz mı, konuşuruz…? Şimdilik, bu kadar diyelim “pusudaki aday adayları” açısından siyaset koridorunda esen rüzgar dozajı açısından…
***
KAST EDİLEN KİM, YA DA TARİF EDİLEN?..
Altılı Masa’nın 11’inci toplantısının sonuç bildirgesine vakıf oldunuz mu, bilemiyorum!.. Uzun bir bildiri.. Ancak bir cümle, hayli “sorgulayıcı” idi!.. Özellikle, Cumhurbaşkanı adayı noktasında, “koşul” mahiyetli!..
***
İşte o cümle.. ”Cumhurbaşkanı adayını belirleme konusunda altı siyasi partinin istişare, uzlaşı ve halkın tercihlerini yansıtacak şekilde çalıştığını buradan duyurmak isteriz..”
***
Sizce, “kast ve tarif edilen kim?”.. Vurgular kimi işaret ediyor?. Bir de; “halkın tercihlerini yansıtmada” mevcut altılıda kim “mahir?” Vallahi ben işin içinden çıkamadım, yanıt sizden.. Çünkü İmamoğlu desem; tansiyon yükselecek, diyemiyorum…
***
Bekleyelim, şunun şurasında Şubat’ın ikinci haftasına ne kaldı ki?!.. Aylardır bekliyorum, “o halkın tercihlerini yansıtacak” zat-ı muhteremin kim olduğunu!.. İki hafta mı beklemeyeceğiz!.. Neyse, zamanı hoyratça heba edenler düşünsün!..
***
“GEL BAKALIMI” BEKLİYOR?
“Gelmekte olan zat, neden bir türlü gelemiyor?”.. Yoksa, o da “gel bakalım” demeyi mi bekliyor?!.. Evet ya, o da bir dönem, “bekletti, sonra gel bakalım, dedi, ama akabinde yollar ayrıldı.”.. Vaziyet, tekerrür eder mi? Görünen o ki, edecek gibi!!!..
***
Yani Akşener’in himmetiyle “gel bakalım Kemal bey” deyip, sahneye çağrıldığında gelmekte olan, “koşarak gider mi?!.. Yoksa, “ince bir hesapla mı” sahne almak ister.. Neyse; o gün geldiğinde göreceğiz sahneye çıkış hışmını!..
***
Ancak, çıkılan yoldaki bir kural ve şart var; o da zatın “rozeti?”.. İşte o rozeti, “kim çıkaracak?”.. Muhtemelen, sahneye çağıran kişi bunu yapacak.. Hele bi gel; önce o rozeti bir çıkaralım.. Al sana; “altılı rozet?”…
***
Öyle ya!.. Halkın yüzde 50 artı birle seçtiği Cumhurbaşkanı için, verilen hükümleri!.. O hiçbir şekilde kendi iradesiyle iş yapmayacak; “altılının imzası” olacak..”Kukla, reisliğin şartı da raconu da böyle değil mi?!” Halkın değil, altılının iradesi geçerli!..
***
Neyse, bizim Hikmet ne diyordu.! “Seçilmeyeni bize bu kadar aşırı pazarlamanız yetti ya.. Yeter artık.. Bi 14 Mayıs gelsin de, boyunuzun ölçüsünü alın da kurtulsak sizden.. Zihnen bizi kevgire döndürdünüz..”
***
YENİ YILIN İLK “YALANI?’
Neymiş o yılın ilk yalanı…? Yoksa, Bilecik’teki “Altın rezervi de mi yalan çıktı?”.. Yapmayın, etmeyin ya!.. Vallahi ayıp oluyor.. Şimdi bu altın rezervi de, Karadeniz’deki Doğalgaz gibi balon mu yani(!?..) Niye insanların hayallerini yıkıyorsunuz ya!!.. Bu millet ne kabahat işledi ki; sizin şu yalan makinenizin çemberinden çıkamıyor.. Yetmedi mi çektirdiğiniz eziyet!!?..
***
Yok arkadaş yok… Engin Özkoç’un lafından başka laf, tanımam ve inanmam, o ne derse o!. Boşuna söyleyip durmuyor zat-ı muhterem!.. “Yapılana yapılmadı, yapılmayana yapıldı” diyeceksiniz diye!.. Eee yolda bir de “elektrikte indirim” var, “Doğalgaz’a da gelecek” deniliyor; inanalım mı?!.. Ben fransızım, Özkoç’a bakıyorum!!!
***
GÜNÜN SÖZÜ
Başladığın cümle?i kendin bitiremezsen noktayı da gelir bir başkası koyar.