Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

12 İSTİFANIN "SIRRI?.."

AK Parti Diyarbakır İl ve İlçe Teşkilatlarında önceki gün; "fırtınalı" bir rüzgar esti!.. Merkez ilçeler dahil, 12 İlçe Teşkilat Başkanı Ankara'ya çağırılıp burada "istifa" dilekçeleri alındı!…

Başkanlar, Teşkilat başkanı Erkan Kandemir'le bir de poz verdiler.. "İstişarede" bulunduk diye!…

Başkanlar görevde, ama "istifa" dilekçeleri, Genel Merkezde!..

Yani, merkez isterse "işleme" koyar, isterse "yırtar" çöpe atabilir?…

Nitekim kulislerde konuşuluyor, bazıları görevden alınacak, bazıları göreve iade edilecek..

***

Doğrusu!.. Uzun bir zaman dilimidir; AK Parti bir bütünlük içerisinde değişim ve dönüşüm" noktasında, 2023'e odaklı bir politika, ortaya koyma gayretinde olduğuna ilişkin!!..

Erkan Kandemir önceki gün bu minvalde; beyanat vermişti?…

İl ve İlçe Kongrelerimize "start" veriyoruz diye!…

***

Peki, temel yaklaşım nasıl olacak diye gelen bir soru vardı?…

Kandemir'in yanıtı şöyle olmuştu..

"Halkın nabzını tutan, sahanın fotoğrafını net çeken, sorunları doğru teşhis eden, çözüm önerilerini ileten, tecrübeyle gençliğin buluştuğu bir teşkilat modeli, oluşturmayı hedefliyoruz…"

Yani, "Hem yeni sosyolojinin, toplumsal dinamiklerin okunması, hem de yeni metotların uygulanması?"…

***

Gelirsek, 12 İlçe Başkan'ından "toplu alınan" istifa dilekçelerine!..

AK Parti'nin Diyarbakır tabanındaki beklenti..

Ki, dün gün boyu görüştüğüm, konuştuğum, mevzu üzerine hasb-i halde bulunduğum, tüm AK Partililerin, tek ifadesi oldu..

O da şu; "Umarız ki, hayal kırıklığına dönüşmez!…"

***

Ne yazık ki; parti tabanı bu minvalde endişeli!…

Çünkü, Ak Parti'nin, 2007 itibariyle bölgede sürekli uğradığı kan kaybının nedeni; "küçük olsun benim olsun" politikası ve stratejisi hep olmuştur?…

Ne yerelde, ne de Merkezi; "bir başarı" tüm oluşan fırsatlara, rakip HDP'nin "tüm kırılmalarına" rağmen, "gerileme" devrini, Diyarbakır'da yaşatmıştır?..

Yaşatıyor.. Ki, daha kısa süre önce yapılan "yerel seçimlerde" bu görüldü?..

***

Nitekim, bir kaç gün önce dile getirmiştim!..

AK Parti'de "70 Kürt milletvekili var", peki bunlar ne yaparlar?…

Karşıma kocaman bir "hiç" çıktığını dile getirip, AK Parti'nin Bölge halkına inen politikasını ortaya koyacak, "babayiğitlere" ihtiyacın olduğunun altını çizmiştim!… Ama kime dersiniz?..

***

Ve şunu da ifade etmiştim.. Hiç birinin "halkta" karşılığı yok!.. AK Parti'nin bölgeden aldığı oyların hepsi, bila istisna Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "suyu, yüzü hürmetinedir?"..

Bölge halkının ona olan "sevgisi ve muhabbetidir?"..

Ve 18 yıldır Erdoğan'ın sırtından, bölgede siyaset yapılmakta, meclise gidenler olmaktadırlar!…

***

Hep demişimdir.? Demeye de devam edeceğim..

AK Parti'nin, Diyarbakır ile Ankara arasındaki "köprüsü" işgal altında…

Girişi de, çıkışı da, bir sonraki Parti Merkezine giriş te, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ulaşma veya sorunları iletme de; "birilerinin tekelinde?" ve "işgali" altında bulunuyor…

Aşılmaz bir duvar ördükleri gibi; Parti içerisindeki "sırttan vurulan" hançerlerin, mimarları kendileri!…

***

Şimdi; istifası alınan 12 İlçe başkanı dahil olmak üzere!..

İl Teşkilatı için de, bir "değişimin" olacağı konuşulup-tartışılıyor..

Her ne ise..

Bir değişim rüzgarı estirilecekse; "eski tas eski hamam" misali olmasın diye parti tabanından yükselen bir ses var!..

***

Özellikle, Partiyi "tekelinde" tutan işgalci anlayışın, her dönem ortaya koyduğu "senaryonun" yeniden tekerrür edebileceği endişesine dair uyarı var!…

Sorulan ilk soru..

Değişmesi planlanan "teşkilatlarla" ilgili kararda; "kim etkili oldu"…

Merkez mi, yereldeki mevcudiyet mi?…

***

Eğer ki, mevcut Diyarbakır'ın seçilmişlerinin "dahli" söz konusuysa, "işin sırrı" şudur…

Teşkilatlar "ortaya koydukları" politikalarla, halktan, partililerden, özellikle "akçeli işlerle" sürekli anılmalarından dolayı; "hayli" tepki ve öfke almaktaydılar…

Bazıları; istenilmiyor?..

***

İşte bu öfke ve tepki, "istifaların" alınmasıyla bir ölçüde partililerin "gazını" almak, sinirleri ve öfkeyi, "minimize" etme adına bir hamle oldu…

Tabi beri yandan da kendilerine teşkilatlardan gelen "yoğun" istek ve taleplerden de, kısm-i olarak, kurtulmuş oldular!!…

***

Denir ya bir taşla iki kuş vurma misali!.. Ne var ki, üçüncü kuş ta söz konusu..

Yani ballı bir hal!…

"Teşkilatların" değişikliğiyle ilgili; yine onlar "söz sahibi" olurlarsa!..

İşte o zaman, 2023'te kendileri açısından ballı, börekli, kaymaklı, "garanti vekil sıralamasında" kazanım olur…

"Beyim teşkilatlar bizi istiyor?" sözü var ya!… Hep böyle olmuştu?

***

Sonuç itibariyle!?.. "İşin sırrının" Parti Genel Merkezi tarafından iyi çözülmeli?..

Parti tabanından gelen seslere; kulak vermelidir?..

Aksi takdirde; "üç maymun" kalınırsa, Erdoğan'a 18 yıldır gönül verenler; "gönül koymaya" başlarlar!..

Demedi demeyin!…

***

"EVE DÖN" ÇAĞRISI…

Hal-i hazırda; cevap aranan soru!.. Bahçeli, Akşener'e neden "eve dön" çağrısı yaptı!.. Çağrı'nın "hikmeti mucibesi" nedir?.. Doğrusu izliyorum!.. Yazılanlar, keramet üretenler çok!..

***

Kimi, "Cumhur ittifakına" katılım çağrısı diyor..

Kimi, "MHP'de Bahçeli sonrası, olası Genel Başkanlık için?"

***

Kısmi olarak, "cevap" mahiyetiyle kabul edilebilir.. Ki makul, içerikler.. Ama şahsi olarak, bendeki "soruya yanıt" cevap şu!…

***

"Yuvaya dön, eve dön" çağrısı, Cumhur ve Millet ittifakı dışında, üçüncü bir blokla oluşturulmak istenilen, Akşener patentli "ittifakı" boşa çıkarmak!…

***

Malum, İyi Parti'nin flört içerisinde olduğu, Gelecek, Deva, BBP, öyle görünüyor Saadet Partisi de var.. İ

şte, bu olası 3'üncü "ittifak" bloku, "Cumhur ittifakı" açısından, "kayıplar" yaratır…

Özellikle, Cumhurbaşkanlığı "seçiminde", kilit konum alır!?..

***

Kısacası, Bahçeli'nin Akşener'e "yuvaya dön" çağrısından çıkardığım sonuç; Erdoğan'ın "istemi", MHP'de olası "Başkanlık" boşluğunu doldurmak, 2023 "seçimlerini" riskli atmosferden çıkarmaktır..

***

Tabi, bu çağrı şuan için "itici" görünüyorsa da, zaman içerisinde gelişecek "kulisler", çok şeylerin değişmesine vesile olabilir.. Öyle ya; ne diyorlar "siyasette 24 saat bile uzun zamandır?"…

***

HİROŞİMA, NAGAZAKİ VE BEYRUT!…

Takvim yaprağı aynı günü gösteriyor.. 75 yıl önce, Japonya'ya atılan "Atom Bombası!…" Hiroşima ve Nagazaki; "yerle bir.." 200 bin insan öldü, 300 bin üzeri, sakat.. Ve bugün bile; yeşermeyen bir coğrafya!.. Bombayı atan kim? Elbette ki, Amerika!...

***

O günden bugüne!.. Ki, Kuzey Irak'ta Kürtlerin yaşadığı "Halepçe'deki" kimyasal saldırı!.. Vahşet… Peki, insanlık hayıflandı mı?.. Vicdan ve izan sahibi oldu mu?.. İnsan hakları, özgürlük, hak, hukuk yer edindi mi?

***

Hiroşima'da "Barış Parkı", Nagazaki'deki "İnsanlık" anıtı, Halepçe’deki Nene ve torun" heykeli; insanlığa ve sözde çağdaş medeni dünyaya; insani ve vicdani" bir rahmet, getirdi mi?…

***

Nerdeee!… Bilakis; yer küresi, "nükleer silahların" tesir sahasına dönüştü… Yoksa, Beyrut'ta o "vahşi, insanlık dışı" patlama yaşanır mıydı?.. Beyrut'u virane eden; ister saldırı ister ihmal içeren "patlama" olsun; "suçlu insan.."

***

Yaşanan ve yaşatılan gösteriyor ki; ne insanlık, ne tarih "ders-i ibret" almıyor?… Sonuç itibariyle, "insanlıktan" umudumuzu kestik.. Özellikle, Ortadoğu "halkları" olarak..

***

Çünkü; "elin gavuruna" yemlik olmuş vaziyetteyiz.. O emir ediyor, biz birbirimizin gırtlağına yapışıyoruz.. Onun için de; Beyrut'a ağıt ve dua ile; acınızı paylaşıyoruz diyebiliyoruz!?..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Babanızla konuştuğunuz dili, evladınızla konuşmuyorsanız "o dil" yok olmaya mahkumdur!…

 ***

Hayırlı Cumalar