Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

AZINLIĞA MAHKUMİYET Mİ?

Galiba öyle!… Mevcut "seçim sisteminin" sakatlığı ve arsızlığı de burda olsa gerek!.. Eee, 50 artı 1'i bulmak zor olunca, "el mahkumiyet" almıyor değil.. Dikkat edilirse, 2023'e odaklı, "siyasi manevraların" odak noktası da tam da burası iri partilerin "küçük partilerle" iktidar olabilme, savaşı!..

***

Yoksa,  "ne beş benzemez" partilerin ittifak adına hareket ettiklerinden söz edebilirdik… Ne de mevcut iktidarın bir kaç puanın peşine düşerek, mevcudiyeti nasıl artırabilirim gayretinden bahsedip, kafa yorabilirdik!.. "Bir oy da bir oydur?" nimetinin kutsallığını da bir ölçüde, sistem bize bildirdiği gibi, "halkın riayetini de" iletiyor..

***

Çünkü o bir oy, nelere kadirdir?.. "İktidarı" demokrasinin nimeti olan sandıktan "tek başına" çıkarabilecek güce sahip.. Ne diyoruz, 50 artı bir.. O bir oy, bir oydur.. Konulan kural, ne ise bir fazlası yeter.. Ki önünde binler olsa da, "o bir oy yeter de artar!?"… Nitekim, siyasette oluşan bir terim var.. 50 artı biri bulmada; "kilit" parti..

***

Saadet için, HDP için, hatta BBP için bile; "ittifaklar" noktasında, kilit parti tanımı getirmiyor değiliz?!.. "Millet ittifakı" için de, "Cumhur ittifakı" için de, hangi parti nereye meyil verir zihnini efor etmemiz de boşuna değil?.. Ki terazinin 50 artı bir kefesinde "ağırlığı" sağlayabilme şansı kim kiminle, "yol alırsa" iktidarın ipini de onlar göğüsler!

**

HDP yüzde 10'ların üzerinde, Saadet yüzde 2'lerde, DEVA ve Geleçek Parti kıymete binme halleri de seçim sistemindeki "matematiksel" oran, "kılı kırk yarmaktan da öte bir hal" içeriyor.. Malum, istediğiniz kadar iri ve oy oranı yüksek bir parti olun.. Yüzde 50 artı biri yakalamıyorsanız, illa ki, "ittifak" kuracak bir partner aramak zorundasınız… 

***

Şöyle ki, partneriniz güç kazandırma adına oy oranı ne kadar ise; "siz o kadar bir oy farkıyla" seçime önde başlıyorsunuz… Hasılı kelam, Partili Cumhurbaşkanı seçimindeki yüzde 50 artı birin "aşılması" güç olan, o artı bir, "azınlığın" çoğunluğa tahakkümünü ortaya koyuyor.. Ne diyoruz, MHP Ak Parti'ye her şeyi dikte ediyor..

***

Nitekim, CHP'deki değişim, ilkelerinden tavizkarlığı, HDP'ye olan "oy mahkumiyeti!.." Yoksa, kimse kimsenin ne kaşına, ne gözüne, ne de fizikselliğine aşık değil.. Aşkla olan bağlılık, "o artı oy" gücüdür.. Dikkatten kaçılmaması gereken; büyük partileri iktidara taşıyan gücün "bir kaç puandır?"…

***

MİLLETE ZOKAYI YUTTURMA!

Kim ne derse desin!.. Ülkede "vahim, korkunç, ürkütücü" global bir ekonomik kriz yaşanıyor!.. Ki bu kriz, "salt bir sektörde" değil.. Hayatın "nefes alıp-soluduğu" her alanda, "zokayı" yutturma ve yedirmesi, söz konusu!… Dolardaki tırmanış, domino taşı misali, her yeri vuruyor..

***

İşte, hükümetin ivedilikle ve öncelikle "geçim sıkıntısına" odaklı, krizi "bertaraf" edip, ahalinin "zokayı" yutmasına engel, olmalıdır!… Doları da, frenlemelidir.. Serbest piyasa ekonomisine de; "tepe gözü" geliştirmelidir.. Yani, radikal, doğru, gerçekçi, şeffaf ve sahiplenilecek, kimi noktada feragat edilebilecek, "ekonomik kazanımları" arttırıcı adımlar" atmalıdır..

***

Gelinen aşama itibariyle; hamaset yaparak bir yere varılamaz!… Hiç bir istismara da göz yumulmadan, özellikle devletin kamu kurum ve kuruluşlarındaki, "saltanata" son verdirilip, tasarruf tedbirlerini "kemer sıkar" misali, uygulamalı!.. Her kuruşun sorgusunu yapmalıdır…

***

Malum yeni yılın ilk ayı, "Asgari Ücretlinin" yeni maaşı!.. Gerek hayat pahalılığı ve gerekse de TL'nin değer kaybı karşısında, "mum gibi" eriyip gitti.. Bu kulvarda, vergi muafiyetine gidebilir, emekliye en az "Türk-İş'in" açlık sınırında ödeme yapılabilir… Sağlıkta, farklar alınmayabilir.. İşçi ve memur ha keza!.. Sözleşmeliye kadro, ek gösterge!.. Öncelikle gelir, düzeyine "ivme" kazandırabilinmeli…

***

Ve üretim alanı!.. Özellikle de, tarım sektörü çok yönlü bir şekilde "sübvansiyonel" yönde, destekler artırılmalı!.. Arz/talep karşılığında!.. Özellikle de, tarımın "can damarı" olan enerji ve su ihtiyacına "gelen yükü" hafifletmeli, girdileri düşürmeli!… Bu yılki kuraklığın etkisi, 2022 için de "canları" çalması, öncelenmeli!…

***

Döviz kurundaki "sarhoşluk" üretim alanını fena şekilde, etkilediğini biliyoruz!.. Nitekim, tarım alanındaki "çığlığın" yüksek olması da bunda.. Tohum, gübre, ve mazot!. Döviz üzerinden "fiyatlandığı" için, bugün salt Güneydoğu bölgesinde binlerce hektar alan "boş" bırakıldı..? Ekim yapılan alanların ekseriyeti de "tohum ve gübre" yönünde, kemer sıkarak, kısıtlamaya gidildi..

***

Sektörün bir de fırsatçıları oluşmaya başladı.. Ki, şimdiden "un" fiyatları arttı.. Düne kadar 160 lira olan bir torba un, şimdi 260 lira.. Ki, Diyarbakır'da artık "un karaborsaya" düştü.. Fırıncılar 50 torbadan fazla "un" alamaz oldu.. Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Alican Ebedinoğlu ne diyor.. "Fırıncılar un bulamıyor, ekmek yarın 10 liraya çıkabilir?"…

***

Vaziyetin sırrına bakıldığında, fabrikaların "stokçuluk" fırsatçılığı öne çıkıyor.. Malum depolama.. Salt tarım ve gıda ürünlerinde değil, diğer sektörlerde de, "dolar kurgulu stokçuluk" başladı.. Piyasaya mal sürmeme gibi bir fikri, organizasyon var.. En tehlikeli olan da, ahaliye varlık içerisinde yokluğu dayatıp, "sinir uçlarına" dokunmak!… Tepki körüğü!

***

Sanayi alanı da ha keza!!.. Organize Sanayi bölgeleri.. Ki küçük esnaflar da.. Topyekûn "global ekonomik krize" karşı, her alan "sübvanse" edilmesi lazım.. Çünkü, üretim arttıkça "kazanç ve istihdam" yükselir!.. En önemlisi de, ekonomiye karşı "siyasetin" hüküm ediciliği öncü değil sonuca odaklı olması gerekir!.. Hasılı kelam, "tok açın" halinden anlamazsa, bilmelidir ki, "aç da tokun halinden" anlamayacak noktaya gelir!.. Etki, tepki!…

***

KİFAYETSİZLİĞİN DİBİ!

Vay be dedirtiyor şu bizim, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz.. Ki, "siyasi kulvara da terfi" etmişti.. Nice kifayetsiz, zihni de fikri de, varlığı da "boş teneke" misali, kişilere makam, mevki ve itibar verdiğimiz gibi, güven de duyduğumuzun son örneği olarak, karşımızda duruyor!?..

***

Hem de "trol" bir karakterle!.. Bir nevi, algı operatörü.. Kaç gündür konuşuluyor zat-ı muhterem.. Malum geçen haftanın son mesai gününde, Meclis'teki Bütçe görüşmelerinde, "kehanette" bulunmuştu.. Ve şöyle bir beyanat vermiş;

***

“Ben sizleri bu gece saat 12.00’den sonra teyakkuza davet ediyorum. Resmî Gazete’yi takip etmenizi tavsiye ediyorum. Bu gece bir şey olabilir. Olduğu zaman da Türk lirasının üzerine nasıl daha fazla bir sıkıntının geleceğini görürsünüz. 12.00’den sonra Resmî Gazeteyi takip edin diyorum ve herkese iyi hafta sonları diliyorum.”

***

İşte bu beyan, en sıradan insana bile "uyku" tutturmadı!.. Eee, "eski merkez bankası genel müdürü" bir de "seçilmiş milletvekili" yaşını başını da almış; "buna güvenilmez de kime güvenilecek" denilerek, gece yarısına odaklanıldı.. Resmi Gazete basıldı mı, çıktı mı diye sorup, soruşturuldu!!… Ki web sitesi devre dışı kaldı?..

***

Ki, muhalefetin tüm liderleri ve ağır topları, gece boyunca sosyal medya hesaplarında, mesai yapıp "trollüğe" trollük yüklediler.. Trolden hallice bildik kalem çalarlar da, ekran ekran gezintiye çıkıp, elinde "körük" bulunanların "teyakkuz" halleri… Her şey, akla ziyan!?..

Peki sonuç; fasa-fiso!.. Herkes uyanık!.. Gazete çıktı.. Okundu, incelendi, onlarca sayfası bir bir çevrilerek, satır aralarına odaklanıldı.. Garip, ucube, Türk lirasını dibe vurduracak, hükümetin ekonomiye dair bir faaliyeti anlatımı yok!.. Var olan, "müftü atamaları?"...

***

Her ne kadar, Durmuş Bey "pardon" diyerek yine yanılttığını kabul etmek zorunda kaldı. Yani Durmuş beyler, boş, balondan öte, havaya sıkmış!…. Ahaliyi de kokusundan, özetle rahatsız etmiş!.. Ne diyeceksiniz ki, kifayetsizlik işte!?… Merak ediyorum, hukuk dilinde Durmuş beyin beyanı "ekonomiye" karşı açıkça manipülasyon suikastı yapmak değil mi?.. Bir suç nevisi vardır sanırım!.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Bizim hayatımız şu üçgen içinde geçer gider: Nimet içinde olur şükrederiz, sıkıntı içinde olur sabrederiz, hata içinde olur istiğfar ederiz.