Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

BABALAR VE OĞULLARI!...

Bülent Arınç vakasında…

Malum, gözler oğlu AK Parti Milletvekili Mücahit Arınç'a çevrilmişti..

O'nun tavrı ne olacak diye bekleniliyordu?..

Babasının "frensiz" haline kapılacak mıydı?.

Yoksa, "bulunduğu" kulvardaki siyasi misyonunu devam mı ettirecekti?..

İkinci şıkta, karar kıldı..

Ki, "Babasının istifasının kabulünün" hemen ardından konuştu..

Zaman geçirmeden…

"Aynı denize dökülen farklı ırmaklarız.

Ama sefere çıktığımız ilk gün de dediğimiz gibi; bu denizde tek bir gemi, tek bir rota ve tek bir reis var?"…

***

Oğul Arınç'ın bu tutumuna, bakıyorum özellikle bazı kesimler..

Ki muhalefetin cephesinde daha bir sakız çiğneyici halde yoğruluyor..

Denilen şu…

"Yazıklar olsun.. Babasını sattı…  Siyaset işte böyle bir şey; insana babasını bile sattırır..

Vekillik, koltuk var iken.. "

Mevzuya diyeceğimden önce!..

Siyasete dair, hep ifade etmişimdir..

"Omurgasızdır..

Hele ki, son yıllardaki devşirme ve güdümlü siyaset, hayli siyaseti ve siyasetçiyi omurgasız kılmıştır.."

Her kalıba girer…

Bu noktadan baktığınızda, çok şey söylersiniz..

Ama iş, baba-oğula gelince..

Aynı yolda iken, birinin "frensizliğine" diğerinin de, "frensiz" kalacağını beklemek, abesle iştigaldir..

Çünkü, ne babanın "siyasi" sorumluluğu, siyasetteki "oğluna" rücu ettirebilirsiniz..

Ne de, oğlunun siyaseti, babaya!..

Tarafların "yol yürüdükleri" siyasi kulvara dair söylediklerine, bakarsınız..

Ne dediklerini, dikkate alırsınız..

Ama, ikisinin de birer birey olduğu, hakikatini da unutmamak gerekir diye bir görüşle, mevzuya çentik atıyorum şimdilik!..

***

Gel gelelim, iki dönem Diyarbakır Milletvekilliğini yapan M. İhsan Arslan'a..

Malum o da, Arınç benzeri bir "frensiz" hamle yaptı…

İki de kitap kaleme aldı..

Çıktı, söyleşilerde bulundu.

İçeriğiyle ilgili katılırım, katılmam, geçmişini sorgulama noktasına dahil olmadan, AK Parti'ye ve Erdoğan'ın siyasi seyrine, "muhalif" bir tavır içerisine girmesi, kendisini gündem etti.…

Arslan'ın bu muhalif çıkışına karşılık, AK Parti'den gelen hamle; "ihraç" istemiyle, Disiplin Kurulu'na sevkle karşılık buldu..

Sonuç ve kendisinin vereceği savunma, ne olur, parti savunmaya karşı ne karar verir onu önümüzdeki zaman dilimi içerisinde göreceğiz…?

***

Tabi Arslan eksenindeki bu gelişmeler, doğal olarak dikkatler oğluna çevrildi..

Bir dönem, ki hala da aynı düşünceyi savunanlar var..

Erdoğan'ın "A" takımından..

"Kara kutusu, sır küpü, akıl küpü" diye ifade edilen, "Mücahit" ismiyle bilinen Ali İhsan Arslan'ın, yaşananlara dair takınacağı tavır ne olur, ne olacak sorusu..?

O da babasının "frensiz" hamlesine karşılık, bir hamle yapacak mı?..

Kamuoyundaki genel beklenti Mücahit'in bir hamlesinin olup olmayacağı?..

Yani, babasının dediklerine "destek" verip, "o doğruları söyledi, ben babamla beraberim mi" diyecek?… 

Yoksa, 18 yıl iktidar nimetiyle büyüyüp, maddi ve manevi güç kazandığım partiye bunu yapmam mı düşüncesiyle hareket edecek?…

Ya da "siyasi sorumluluk kişiyi bağlar" kodunda mı olacak..?

Tıpkı, Arınç'ın Mücahidi gibi..

***

Yazıyı kaleme aldığım ana kadar, henüz Mücahit Arslan'dan, herhangi bir açıklama, tavır takınmışlığa dair bir bilgi gelmiş değildi..

Bir beyanı olmuşsa da, vakıf olmadım!…

Muhakkak ki, derin bir düşünce içerisindedir..

Ona yüklenen ve 18 yıllık hal-i durumuna ilişkin o vasıfları, "işletiyordur" duruma dair..

Çünkü, Erdoğan'a cezaevinde hizmet etmek için, hapse giren biriydi O..

2018'de Ankara'dan Milletvekili gösterilmeyene kadar, Reisin "en yakınındaki" kişiydi…

Doğrusu, Arslan'ın "anlık" siyasi ve fevri bir hareket içerisinde olacağını sanmıyorum..

"Ketumluk" vasfını burada da kullanacaktır..

Disiplin Kurulu'nun kararını bekleyecektir..

Ve tabi ki, sonrasındaki gelişecek aksiyonel durumların şiddeti ve dozajına göre, bir pozisyon alır diye düşünüyorum..

Şimdiden "gemileri yakmaz!.."

***

Üstadın bir ifadesiyle..

Burası Türkiye..

Ve Türk "siyaseti" uzun soluklu görünse de, değişimi "anlıktır?"..

Ne demişti bir siyasetçi, "siyasette bir saat bile uzun bir zamandır, çok şey değiştirebilir?"…

Bugün kavgalı, yarın barışık..

Bu gün barışık yarın kavgalı…?

Ha bir de bu işin; "danışıklı dövüşü de var?"

Arslan açısından nitekim bu "deyim" ifade ediliyor...

***

 

Mevzuda bir noktaya odaklanırsak..

Arınç ve Arslan'ın, Ak Parti'ye ve Erdoğan'a dair "frensiz" hallerinin, zamanlaması..

Benim penceremden; manidar!!..

Hem de yüksek profilli bir manidarlık içeriyor…

Çünkü, iki tarafın, Türkiye'nin yaşadığı 15 Temmuz sonrasındaki gelişmelerde "ailesel" veriler ile bağlantılarının birbirine benzerliği..

Pek tabi ki, AK Parti dönemi ve öncesi de dahil olmak üzere!…

Sonuç itibariyle, genel baktığınızda, tıpkı ikisinin oğlunun adının kamuoyunda "Mücahit" olarak bilinmesi gibi; geçmişleriyle alakalı kesiştikleri kulvar da aynı misyonla biliniyor…?

***

ÖĞRETMENİN İRADESİ!…

Bay Kemal!…

Yine evet yine yaptın yapacağını.?

Bir öğretmenler kalmıştı, "hizip" siyasetine, malzeme yapmaya..

Onları da kattın..

Ne diyorsun?…

-"“Hâlâ iktidarın peşinden giden öğretmen varsa, kimse kusura bakmasın, ben ona öğretmen demem. Öğretmen, iradesini pazarlayan kişi değildir.”

***

Şimdi bu oldu mu?..

Bu lafın, ne anlama geldiğini…

 Nerelere kadar gidebileceğini, ana muhalefetin partisinin lideri olarak, bilmemen mümkün değil?..

Zaten bilmemen, "cehaletin" göstergesi olur… 

Sormak lazım Bay Kemal'e…

***

Şimdi; AK Parti'ye oy verenler "iradesini pazarlayan" kişiler mi oldu?..

Şimdi; Polisi, askeri, memuru, işçisi iktidarın "peşinde" gittikleri için, iradesini pazarlayan kişiler mi oldu?

Şimdi; doktoru, hakimi, savcısı, akademisyeni, öğrencisi de mi öyle…

Yani özetle şunu mu demek istiyorsun Bay Kemal..

İktidar döneminde, kamu dahil olmak üzere A'dan Z'ye kadar görev yapanların "iktidarın" peşinde gittiklerini söyleyip, onların bu gidişlerini "iradelerini pazarlayan kişiler olarak mı?" görüyorsun…

***

Hasılı.. Ülkeyi yönetmeye talip bir ana muhalefet partisinin lideri çıkıyor, iktidara yüzde 51 oy veren kesimi "iradesini pazarlayan" kişiler olarak, değerlendiriyor!…

 Bu cehalete söylenecek söz bulamıyorum…

Yazıklar olsun, demekten başka!…

***

Bay Kemal…

Öğretmenini kategorize eden bir siyasetçi olarak, hep anılacaktır?.

Eğitim Bir Sen'in "suç duyurusuyla" çıkacak sonuç..

Bunun adli tescili olacaktır?..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Kızgınlık anında; hiç kimse iki kişi arasında hakemlik yapmamalıdır.

***

HAYIRLI CUMALAR…