Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

DAVUTOĞLU'NUN DİYARBAKIR GEZİSİ!...

İki kelam edilirse!..

Davutoğlu'nun gelişi.. Karşılanışı.. Havaalanı.. Kongre merkezi.. Şehir turu..

Ve Esnaf ile STK temsilcileriyle yaptığı görüşme ve gerçekleştirdiği ziyaret…

Organizasyon ve dizayn açısından, denir ya on numara resim ortaya çıkardı!!…

Siyasilerin deyimiyle; "tam bir gövde gösterisinde" bulundu..

Kalabalıktı, coşku hakimdi!

***

Belli ki, Partinin üst yönetimi..

Kurucular..

İl Teşkilatı.. "derslerini" iyi çalışmış..

Eee, AK Partiden geldikleri için; tecrübe konuşur…

Diyarbakır'ın önemine, özeline ve siyasi, politik, içteki ve dıştaki yansımaları bilen bir tecrübeyle; "mesaj" verilip, alındı Davutoğlu tarafından!..

"Kürt vurgusu" ağırlığıyla.. 

Ki Davutoğlu'nun, kongredeki konuşmasını da; "bu yönde" organize etmesi de planlıydı!!..

***

Lakin işin özüne gelince!…

"Kürtler üzerinde" icra edilen politikaların başlangıcı hep böyle olmuştur..

Ama sonrası..

İşte bu sonrası; hiç de "kabul edilir" olmamıştır, Kürtler için..

Neyse; bu çıkış, ifadeler "ne karşılık bulur" onu zaman gösterecek…

***

Ancak şunu ifade edebilirim…

Anketlerde sürekli konuşulup tartışılan "şu dip dalgalanma ve kararsız seçmen" kesimi var ya!..

İşte ona dair karar verici noktaya taşınması, saf belirleme açısından Davutoğlu'nun kullandığı "siyasi dil" pozitif…

Yani, işi biliyor gibi görünüyor..

Gelecek Partisi'nin Diyarbakır İl Başkanlığı Kongresiyle yaptığı organizasyon, buna dair artı oluşturur gibi!?..

***

"İYİ PARTİ" YAKIN MARKAJDA!…

Peş peşe gelen davetler var!..

Önce Bahçeli, Akşener'e "yuvaya dön" daveti ve çağrısını yaptı..

Cuma günü de, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan, "daha açık" bir davet geldi…

"Safımıza gel..!"

Namaz çıkışı gelen soruya, Erdoğan yanıtı bu minvaldeydi..

"Davet" yadırganacak bir "davet" değil..

Ki "benim yadırgadığım bir davet değil, en makul seviyede davettir" dedi Erdoğan!…

***

"Safımıza gel" çağrısına da, şu gerekçeyi ekledi… "HDP ile, terör örgütleriyle el ele olmak, milli ve yerli olduğunu düşündüğümüz İyi Parti'ye hiç uygun düşmeyebilir?"…

***

 

Erdoğan'ın çağrısı..  Verdiği beyanatta derinlemesine okunması gereken satır araları..

Ve bunların tümünün; "açılımına" bakıldığında, kafada "deli sorular" oluşmuyor değil..

Hatırlarsanız!..

Geçen hafta, Bahçeli'den gelen "daveti" şöyle yorumlamıştım…

Bu "davet, sıradan bir MHP'ye katılma daveti değil, bu davet Cumhur ittifakına davettir?.."

***

Ve bu "davetin", MHP'den "ihraç edilen" Samsun Milletvekili Erhan Usta'nın "kızının düğününde" çekilen, görüntüyle "eş günde" gündem, olması tesadüf mü?..

Öyle ya!..

Masada Akşener'in dışında, AK Parti'den ayrılıp parti kuran Davutoğlu var, Babacan var, dışardan "Cumhur ittifakını" destekleyen BBP'li Destici var..

Bir de, Saadet'ten söz ediliyor…

***

Ki, bu dört asın bulunduğu masa için; "yeni ittifak oluşumu" deniliyordu..

Lider Akşener…

İşte bu tablo karşısında, Bahçeli'den sonra, Erdoğan'dan gelen; "safımıza gel" çağrısı, derin bir strateji ihtiva etmektedir…

"Yerli ve milli" tanımının İyi Partiye getirilmesi; çok anlamlı!..

Sonuca gelirsek!…

Erdoğan da, Bahçeli de; şunu gördü!..

Olası "üçüncü bir ittifak blokunda" en çok yara alacak olan, "Cumhur ittifakıdır?"..

Yani, MHP ve AK Parti'dir..

Böylesi bir "ittifakın" yarasıyla; kazançlı çıkacak olan da, CHP'nin "başını" çektiği, "Millet ittifakı" olur….

***

Cumhur ittifakının "işte bu yarayı" almaması için; Akşener'in öncülüğünde planlanan 3'lü ittifakı "doğmadan" dağıtıp, kendine katmaktır Erdoğan-Bahçeli daveti!!!… 

Akşener ve masadaki diğerlerin; "icabeti" evet mi  hayırlı olur, görünürde bir netlik yok…

Ama ne demişler.. Siyasette 24 saat bile çok uzun bir zaman dilimidir…

Peki, "Safımıza gel" ya da "Yuvaya dön" çağrısı, hayır veyahut evetle, karşılık bulursa ne olur?…

Şu üç yol, ortaya çıkar…

***

BİRİNCİ YOL… İyi Parti "pamuk ipliğine bağlı" millet ittifakından kopup, "masadaki dörtlüyle" ittifak oluşturursa.. 

Cumhur ve Millet ittifakına "rakip" bir 3. ittifak bloğu olarak ortaya çıkar!…

Tabi bu yolun farklı riskleri var..

Mesela bu yol, "ittifaka" dahil olanlar için, "özellikle seçim" barajı noktasındaki, sıkıntıları aşar..

Meclis'e girebilme adına; "kazanım" imkanı oluşur..

Yoksa bloktaki hiçbir parti, "seçim barajı" düşürülmemesi halinde; "Meclise" girebilme şansını elde edemez!..

Saf dışı kalır…

Bu da, "sandalye" açısından, seçimde en fazla oy alan parti için; "bulunmaz" bir nimete dönüşür..

Yüzde 30-35'lik oy, 400 "sandalyeye tekabül" eder!…

Ancak, "Cumhurbaşkanı" sandığındaki sonuca ise, "tersi" bir yansımaya dönebilir..

Meclis kazanılır, hükümet kaybedilir?…

Birinci yolun, handikabı böyle.. Ki daha sayabileceğimiz riskleri de, vardır..

O da, "ikinci turdaki" pazarlıkların "güç dengesi" olacak?..

Kim ne kadar fazla verirse; misali!..

Güneş motel hesapları…

"Millet ittifakı" bu yolun, yüzdelik karda yüzde 60'ını alır!?.

***

İKİNCİ YOL… Akşener "çağrılara" pozitif yanıt vererek, "Cumhur ittifakına" varım derse!..

O zaman da; çok güçlü bir blok oluşur.. Cumhur ittifakı gücüne güç katar..

Millet ittifakı da, İyi Partisiz olabilecek blok için de; "güç kaybına" neden olur…

Burada, 3 bloktakilere bir çağrı ortamı da oluşabilir..

Özellikle, AK Parti'den "gönül bağlarını koparıp" ayrılan Davutoğlu ve Babacan için; "siz de yuvaya dönün" çağrısına "zemin ve imkan, yüz" sağlanmış olma ihtimali yükselir!…

Nitekim önce Akşener "davet" eder, Bahçeli "yerli ve milli" güç birliğiyle, bir basamak yükselterek, "eski dost, düşman olmaz, safımıza gelin" der…

Erdoğan da, "gönüller bir olsun" deyip; ilk durakta "yolcular kalmasın" mesajıyla, katılım çağrısını yapar..

Karşılık bulur mu bulmaz mı, bilmem, ama "trene binmeyen", marjinalliğe, mahkum kalır…

***

ÜÇÜNCÜ YOL… Akşener "çağrıları" geri çevirirse…

Millet ittifakıyla "devam" derse..

Ki bu zayıf bir ihtimal..

O zaman da; "yerli ve milli" olma vasfına "halel getiren" bir düşünce ve siyasetin girdabına girer..

CHP ve HDP'yle "iş tuttu" diye, kendi "Milliyetçi" tabanından, tepki alır!..

Yani riski çok!…

Akşener kendi öncülüğündeki 3. ittifakı da; "seçmen nezdinde" denir ya; "toplu intihara" yol açar.

Kamikaze olur!…

Böylesi bir tercih, yüksek derecede Cumhur'un ve özellikle AK Parti'nin "işine" yarar..

Küskünlerin barışmasına, kararsızların da; "karar verici" konuma gelmelerini sağlar…

***

Sonuç itibariyle!…

Bahçeli'yle başlayan Erdoğan'la "pik yapan" İyi Parti'ye yönelik "yakın markaj" operasyonun özü itibariyle!…

CHP'yi, HDP'ye "mahkum…"

Ya da, HDP'yi CHP'ye Mahkum..

Ki, durum "iki yönlü" farklılık içermiyor..

Vaziyet Millet ittifakına; "marjinal bir sol" blok haline getirmektir…

***

Hiç kuşkusuz ki, tüm bu "aksiyonel" durumun ikmale getirdiği bir soru daha var..

O da şu!.. Bir erken seçim mi var ki; "ittifaklar" bloğu ve "katılım" havasına dair rüzgarlar estiriliyor?.. 

Daha iki hafta öncesine kadar, seçimler zamanında, 2023'te deniliyordu..

Yoksa, yaşananlar "güven tazelemeyi" zorunlu hale mi getirdi?..

Değilse; "o zaman şimdiden işi garantiye almanın planı var?".. 

Neyse; görünenlerin, "deşifresi" böyle..

Siz ne dersiniz?

***

GÜNÜN SÖZÜ

Fitnenin panzehiri, trolleri ve trollüğü "ceza-i müeyyide" kapsamına almak!…