Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

FİSKAYA ŞELALESİ!

İl Valisi Münir Karaloğu, "projelerinin" arasına almış..

Emir vermiş; "Şelale Aktifleşsin" diye..

Fiskaya eski ihtişamına kavuşturulup, "şırıl şırıl" su aksın, bölge hevsele seyirgah olsun diye!…

Tabi ki, Dicle Nehri de kentle buluşacak..

Vallahi ne diyeyim; haydi hayırlısı!?..

İnşallah, bu kez "ihlaslı" bir çaba gelişir, iş somuta erer…

Öyle ya, "ne bitmez, tükenmez" bir şelale ki Fiskaya Şelalesi, her dönem para akıtılan bir yatak haline geldi?!..

Her gelen Belediye Başkanı..

Ki seçilen de atanan da; "proje" diye, hamle yapıyor buraya..

Bütçe ayırıyor..

Paralar harcıyor..

Bir kaç gün şelale, şırıl şırıl akıyor…

Ama sonrasında her şey yekûn vaziyette; "tııısssss" demeye başlıyor…?!"

***

Vali Karaloğlu bilir mi, bilmem?..

Ama şehrin yaşayanı yakından bilir…

Ki Belediye envanterinde de mevcuttur..

Bütçe sayfaları, çevrilirse görülür..
Şu Fiskaya Şelalesi ne harcadı, kime neler peşkeş edildi?

Şunu iyi biliyoruz ki…

Fiskaya Şelalesi "yerel yönetimlere" rant odaklı mekan görülmeyene kadar, şırıl şırıl suyu akıyordu..

Bakımsız da, harabe görüntü de, çevre düzenlemesi olmazsa da, su akıyordu..

Manzara, muhteşemdi?.

Ama ne zaman ki, Belediyeler "proje" deyip, işi ranta yönlendirince, iş "yap-boz" tahtasına döndü..

Kentin 6 ayda bir kazılan ve yapılan kaldırımları gibi…

Melikahmet'in iki senede bir yolunun yapılması gibi!…

***

İlk hamle sanırım 2007'lerde yapıldı..

Ki, Ticaret Sanayi Odası'nın "bütçe" işbirliğiyle; su akıtıldı..

Ama, hemen şelalenin dibine "ticaret odaklı" bir camlı mekan, inşa edildi..

Önce, sergi salonu, görsellik, etkinliklerin mekanı diye algı geliştirildi…

Eee; bu ne ucube yapı diye, tepki görmesi üzerine..

Sonra, "sular" durulunca, "restoran, kafe oldu.."

Tabi yandaşa peşkeş..

Evdeki hesap çarşıya uymadı, beklenen üst rakamlı rant oluşmadı..

"İş hasarlı" devrine döndü..

***

Baydemir gitti, Kışanak'la farklı bir mecranın kapısı açıldı..

Yeniden, bir inşaat yapı, şelalenin altındaki alan daha bir genişletildi, park alanı, yeni beton yapı oldu..

Bir de proje hazırlandı, buraya Anzele'den su taşınması…

Yani kanal bir dönem su aktı..

Sonra yine "tıııssslaştı" her şey..

***

İlk kayyım Cumali Atilla da tıpkı Kırklar Dağı'ndaki ilk aylarda mahir kaldığı performansı burada da sergiledi..
Tıpkı, dinlenme ve lavabo salonu gibi!

Öncekilerden daha bonkör…

Ama yine de şelale, "kerbela" hayatından kurtulamadı..

Su 90'lardaki "İstanbul'un yaşadığı su kesintisi gibi, bir gün su akıyor, bir ay akmıyor…

Mızraklı geldi, hamle yapacaktı gitti..

Kayyım geldi, o da bir fikir içerisindeydi, gitti!?.

***

Şimdi de Vali Karaloğlu "Fiskaya Şelalesini" canlandırmak istiyor..

İnşallah aynı akıbet yaşanmaz…

Kadim şehrin milyonlarca lirası, bir kez daha heba olmaz.. 

Fiskaya, 80-90'lardaki o ihtişamlı, o cezbedici muhteşemliğine kavuşur..

Kent ahalisi de, huzurlu bir şekilde şelalenin "şırıl şırıl" sesiyle, Hevsel'e doyumsuz şekilde bakıp seyreder…

***

ÖĞRETMENLERİMİZİ ANARKEN!..

Bugün; 24 Kasım Öğretmenler günü.. 

Güne dair, etkinlikler, konuşmalar, mesajlar, "yaldızlı, yıldızlı" baloncuklu beyanatlarla alakalı, çok yazdık, çizdik, öfkelendik..

 Yeter de yeter deyip; "yalanlarınızdan" bıktık diye..

Çünkü, verilen hiçbir söz yerine getirilmediği gibi, hala da "öğretmenler" bizde, ek iş peşinde koşandır…

"İnsan" yetiştiren, eğiten, geleceğe hazırlayan "kutsal meslek sahibi, sanatkar öğretmene" insani bir hayatı, çok görüyoruz..

Ve yaşatmıyoruz!?.

***

2011 dersem neyi hatırlarsınız!..

Van depremini.. Peki, kaybedilen 65 öğretmeni hatırlıyor muyuz?..

Yok.. Peki ya, teröre kurban verdiklerimiz..

Aybüke öğretmen!.. Katledilen, öldürülen geçmişteki öğretmenlerimize hala; "şehit" statüsü verebilmişmiyiz?.

Ya da ardında, bırakılan eşi, yetimlerine!…

Biz hala, öğretmene "sıradan" bir çalışan olarak, bakıyoruz!..

Yazılacak, söylenecek çok söz var..

Tabi, hal böyle olunca, "öğretmenlerimizin de" erozyona uğradığını görmeliyiz..

Siyasi ve ideolojik..

***

Hasılı kelam!…

 Eli öpülesi, fedakar, "kutsal" mesleğini ifa eden..

 Görev verildiğinde, "koşarak" giden..

Kuş konmaz, kervan geçmez, suyu, elektriği, yolu olmayan bölgelerde "hem anne, hem baba, hem öğretmen, hem de ebe, birlik ve dirlik için mücadele eden" öğretmenlerimiz.

Tek düşüncesi, "neslin" eğitimi ve öğretimi olan tüm öğretmenlerimize karşı, iktidara "sosyal yönde" hassasiyet çağrısında bulunuyor.. Ve diyor ki;

"-Haklarımızı koruyacak, geliştirecek.. Çalışma şartlarımızı iyileştirecek.. Mesleğimizin itibarını hak ettiği yere taşıyacak; bir Öğretmenlik Meslek Kanununun çıkarılmasını istiyoruz…"

Dile kolay..

Her mesleğin "Mesleki kanunu" var..

Ama insan yetiştirenin "mesleki kanunu" yok!…

Ne tezat bir durum değil mi?..

Her şeye ama her şeye rağmen…

Öğretmenlerimizi saygıyla, hürmetle, muhabbetle selam eder, günlerini kutlarım..

Onlar bir günle değil, bir ömürle anılan insanlardır!?..

***

ARINÇ KİMİN ADINA KONUŞUYORDU?…

Hani!… Evet hani, Bülent Arınç.. 

Erdoğan'ın nam-ı hesabına konuşuyordu…

Açıklamaları, değindikleri konular Erdoğan "patentli" nabız yoklayıcıydı..

Özellikle hukuk ve demokrasi noktasındaki reformların kapsamının "sinyal" görevi, Arınç'a verildi?..

Daha bir çok ifadeler sıralanıp durdu, tepinildi!..

Ki, muhalefet Arınç'ın sözleri üzerine yüklendikçe yüklendi…

"Cumhur" ittifakı çatlıyor…

Ak Parti, Cumhurbaşkanı Erdoğan eksen değiştiriyor…

"U" dönüşü yapıldı…

Bu minvalde, yorumlar yapıldı…

Kısacası herkes bir şeyler yükledi Arınç'ın beyanlarına dair..

Ama kimse; yahu bu adamın "şahsi" görüşü olamaz mı?..

Kendisi bir özeleştiride mi bulunuyor?..

Yani Arınç'ın kendi kerameti demedi?…

***

Ne var ki, hepsinin odak hedefi Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu…

İster pozitif, ister negatif yönde olsun..

Ancak, Erdoğan gidişatın "farklı bir rota" geliştirebileceğini görerek, devreye girdi…

Çok yönlü bir beyanda bulundu..

Ki son dakika gelişmesi olarak da, dünkü yazımın son bölümünde aktarmıştım..

Şimdi, Arınç ne yapacak diye?..

Erdoğan, isim vermedi!..

Ama Arınç'a "adrese" teslim, sözleri üzerinden "fitne" üretenleri de, "bu oyuna gelmeyiz" deyip, nokta koyarak mesajını verdi!…

"Kürt kardeşlerimizi öldürenleri savunamayız..

Kavala'larla bir arada olmayız biz.."

***

Velhasıl!.. Erdoğan çok yönlü bir şekilde, muhaliflerini "şapa" oturttu diyebiliriz bu çıkışıyla..

Peki, "Hukuk ve Demokrasi Reformuna" bir halel gelir mi?..

Umarım gelmez..

Ve umarım, "reforma" dair süreç vuku bulan Arınç'ın işgüzarlığına da; "kurban" edilmez!..

Çünkü, Ekonomi de, hukuk da, demokrasi de "gelinen" aşama nedeniyle yeni bir sayfa, yeni bir süreç, çok yönlü bir "reformu" elzem ve zorunlu kılmaktadır..

Bu hayati önem içeren, mevzulardan, geri adım atılmamalı?..

***

AVRUPA AÇILIMI!…

Ekonomi.. Hukuk.. Demokrasi.. Üç kulvarda "seferberlik" başlatılıyor diye Erdoğan'dan bir çıkış geldi.. Önceki gün de, "Avrupa" açılımı geldi… Dedi ki; "AB'ye girelim veya girmeyelim.. Ama yerimiz Avrupa'dır.."

***

GÜNÜN SÖZÜ..

 Adaletsizlik eden, adaletsizliğe uğrayandan daha mutsuzdur.