HAFİF RAYLI SİSTEM..!

Artık “tozlu” raflarda.. Doğrusu “işin akıbetinin” bu noktada, sonlanacağını biliyordum.. Ki bir çok kez de buradan, dillendirdim.. Gerek Baydemir ve Kışanak dönemi olsun, gerekse de son “üç kayyım” dönemi olsun.. Sürekli “gündem” olup, seçim vaadi olarak, “ifade edilip” duruldu.. Ve ben de; her seferinde bunda bir “samimiyet” arzı olmadığını, tamamen “suni gündem” oluşturmaya dair, siyasi kandırmacanın sarılan, rant kurgulu bir ip olduğunu yazıp durdum!…

***

Ki çok da tepki aldım, bu tavrıma karşı!!!.. Neyse, “ben demiştim” demeyi pek sevmem.. Ki okurlar da bilirler.. Ama bu mevzuda, haklı bir şekilde “ben demiştim” diyerek, sorgulama yapmak istiyorum.. Çünkü dediğim noktaya gelindi.. Ki, “Hafif Raylı Sistem” Diyarbakır ahalisinin, nerdeyse 20 yıldan beridir; “beklenti içerisinde” olduğu, bir proje.. Hem ulaşım açısından, hem de şehir içi trafiğin rahatlaması noktasında, hayati öneme sahip bir projeydi.. Kent için, özellikle Sur ilçesinin tarihi dokusuyla, bütünleşen bir katma değer olacaktı?.. Eğer ki samimi ve ihlaslı bir şekilde, yaklaşım gösterip, sonuca odaklanılsaydı!..

***

Hatırlarsak, 2004’teki yerel seçimlerde bile, “tramvay” diye başlayan “hafif raylı sistem” vaadi vardı.. Hatta iktidar ve muhalefet adayları arasında “polemik” mevzusu bile olmuştu, tanımlama noktasında!… Kışanak döneminde, projenin “dış kredisi” bile temin edilmiş, dönemin Ekonomi Bakanı Cevdet Yılmaz’la temas kurularak, onay verilmesi istenilmişti.. Benim de bu konuda görüşmelerim oldu; Diyarbakır’a bu proje kazandırılsın diye.. Ama her seferinde o dönemde gibi, sonraki dönemlerde de her şey tersiyle son buldu… Ve dosya her seferinde bir başka bahara misali, tozlu raflara kaldırıldı..

***

Son olarak, 2018 yılında 14 kilometre uzunluğunda, 18 duraktan oluşan “hafif raylı sistem” projesi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından da, muammalı bir gerekçeyle onaylanmadı… Yani red verildi, proje atıla bırakıldı.. Bir kez daha tozlu raflara kaldırıldı.. Ama kısa süre sonra gerek Cumali Atilla olsun, gerek sonrasındaki iki kayyım olsun raftaki projeyi indirip, gündemleştirdi… Israrcı bir şekilde belediye bütçesinden “proje, etüt, zemin” çalışmaları adı altında ihaleler yaparak para akıttı..  Animasyonlar hazırlandı..

***

Ki en son, merkeze çekilen Vali ve Kayyım Münir Karaloğlu, “proje ihale aşamasına” geldi, diyerek bilboardlarda afişler astı… Günlerce propagandası yapıldı.. Diyarbakır ahalisi, bu kez olacak diye projeyi konuştu.. Geçiş güzergahları, duraklar, hatta raylı sistemin sağında, solunda islah çalışması bile yapıldı. İşe başlama ile bitiş tarihi bile; belirlendi.. Ama herşey meğer, göstermelik!.. Ve önceki gün ortaya çıktı ki; “Hafif Raylı Sistem” bir kez daha rafa kaldırılmış.. Gerekçesi ise, “küresel ekonomik kriz…

***

Benim merak ettiğim; “bu kadar yüklü harcamalardan” sonra, projenin askıya alınmasıyla oluşan “zararı” kim nasıl telafi edecek?… Ve bu harcamanın “akıbetinin” önceden belli olmasına rağmen, ısrar edicilikte “vebali ve sorumluluğu” olan kişilerden, hesap sorulmayacak mı?!… Pek tabi ki, Diyarbakır ahalisinde yaratılan “güven kaybı” noktasındaki tahribatın da, siyasi ve bürokratik hesap verilişi olmayacak mı?.. Olması gerekmez mi?…

***

Bu arada, “raybüslerden” söz ediliyor.. Batman-Diyarbakır arası.. Sonrası Ergani.. Şehir içerisinde de, aktifleştirilmesi hayal ediliyor.. Neyse yeni meşguliyetimiz bu olacak.. Ama işin ikmaline “hafif raylı sistemin” akıbeti noktasında, buna da pek “samimiyet” arzında, arıza-ı bir yaklaşımım var.. Vaziyeti 20 yıl daha beklemek lazım.. Sizce…

***

ŞEHİR HASTANESİ!…

Akıbeti ne olacak diye sormuyorum artık!.. Çünkü, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “erken seçim” takvimine döndü, Temmuz’da olacak denildi olmadı, Ağustos denildi olmadı.. Şimdi Eylül deniliyor.. Ha gayret, Eylül’den üç gün yedik bile..

***

HÜKÜMET’TEN BEKLENEN!…

Ayrı kaldığımız süre içerisinde, her kiminle sohbet ettimse ağzından çıkan sözcükler; “hükümetten beklenenler” oldu. Eğer ki, “başarılı olmak istiyorsa, bir dönem daha iktidarda kalmak istiyorsa” önceliği şu olmalı…

***

Toplumu kucaklayan, bütünleştiren, birleştiren, sağduyu eksenli bir iletişim sürecini ikmale getirmeli.. Kutuplaştıran, ayrıştıran, ötekileştiren “siyaset” dili terk edilmeli.. Tüm kesimleri, buluşturan bir dile evrilen siyasi atmosfer, oluşturulmalı.

***

Sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel alanda “tarihsel kazanımlara” odaklı, iyileştirmelere odaklanılmalı.. Vatandaşın “hayatına, cebine, mutfağına” dokunan, gelir-gideri arasındaki “uçurumları” ortadan kaldıran, sefalete çare bulmalı.

***

Özgürlükleri “prangalayan” yasakçı anlayıştan ıraklaşılmalı.. İnsani ve vicdani, rahmani duyguları yükselten, yaşanan ve yaşatılan tüm olumsuzluklarda empatiyi olmazsa olmaz olarak görmeli, en azılı suçlunun da insani hakkı bilinmelidir?!

***

At izini it izine karıştıran son yıllardaki karmaşık hukuki ve adli işlemlere şeffaflık kazandırılmalı, yargı üzerinde var olduğu iddia edilen “vesayetin” gerçekçi bir yönünün bulunmadığını, ikna edici bir serbestiyet kazandırmalıdır..

***

Ve AK Parti 2002 ruhuna odaklı, daha kapsayıcı, daha aktif ve enerjik bir şekilde, Ömerler’e meyil veren, “sorun yaratıcıdan sorun çözme” ikileminden kendini arındıran, bir atak geliştirmeli.. Salt sosyal medyada değil, sahanın her alanında olmalı…

***

En önemlisi de, “sosyal hayatın” çıkmaz sokağına dönen, toplumu da geren “mülteci sorununa” çözüm üretmeli.. Özellikle Suriyelilerin geri dönüşlerine, sağlıklı bir ivme kazandırması lazım…

***

FANATİZME DİKKAT!…

Ne hazindir ki, vahşi bir yaratık gibi toplumu “kemiriyor..” Ve bu kemirgen “fanatizm” cehaletten, keyfiyetten, hasımlık ve kin odaklı, karakterden, nemalanıp, besleniyor.. Öylesine gelişen, öylesine değişken, öylesine “bukalemun ki” bumerang.. Yer ve zemin bulması halinde; kendine döner ve vurur…

***

İster kişi olsun, ister topluluk olsun!.. Varlık derecesinde “inat ve asimilasyonla” kendini, inkar eder.. Dönüşeceği karakter vahşileşir.. Ne insani, ne vicdani, ne rahmani, ne sevgi, saygı, birlik ve dirlik, söz konusu olamaz.. Aksi yönde, nefretleri ve hasetleri körükler.. Bugün gelinen aşamaya baktığımızda; ne hazindirki her alanda varlık gösteriyor…

***

Özellikle sosyal medya ve kullanılan dil; “şirretliği” körüklüyor.. Hızlı ve yaygın bir şekilde; “fanatizm” zehri akıtılıyor… Öylesine bir şuursuzluk hakim ki, bir şeyler söylemek veya birilerine cevap vermek için; yazılan, çizilen, konuşulan, söylenen, paylaşılanın içeriğine bakılmaksızın; “hüküm” veriliyor.. Saydıran saydırana, sahiplenen sahiplenene!

***

Ama kimse, doğru mu, yanlış mı, gerçek mi, yalan mı başlıyor.. Ne kimin söylediği önemli, ne de kimin neyi söylediği önemli!.. Önem arz edici olan; “bizim mahalleden mi, değil mi?”.. Mahalleden de, her yol mübah, değilse “ağzıyla kuş tutsa, tu kaka..”  Enva-i yönüyle tehdit edici büyük bir tehlike bu!.. Aman ha tez elden “fanatizm zehrinden” kurtulmamız lazım..

***

Son seçim anketi

MetroPOLL Araştırma Türkiye’nin Nabzı Ağustos 2022 anketinin sonuçlarını yayımladı. 28 ilde 1717 kişiyle yapılan ankette partilerin oy oranları ölçüldü.

"Bu pazar milletvekili seçimi olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz?" sorusuna yüzde 13,7 oranında olan "Kararsızlar, protesto ve cevap yok" oylarının oransal olarak dağıtılması sonrası ise partilerin oy oranı şöyle oldu:

AK Parti: Yüzde 33,3

CHP: Yüzde 23,2

İYİ Parti: Yüzde 13,7

HDP: Yüzde 13,4

MHP: Yüzde 7,1

DEVA Partisi: Yüzde 3,1

Zafer Partisi: Yüzde 2,6

Saadet Partisi: Yüzde 1,3

Yeniden Refah Partisi: Yüzde 1

Diğer: Yüzde 1,3

***

ASAL ANKETİ

Bir ankette Asal Araştırma’dan..  Diyarbakır, Şanlıurfa, Van ve Mardin’i kapsayan anketin sonuçları dün kamuoyuyla paylaşıldı. Ankete göre; Diyarbakır seçmenin nabzı şöyle…

Diyarbakır'da 'Bu pazar milletvekili seçimleri olsa hangi partiye oy verirsiniz?' sorununa 'kararsızlar' dağıtıldıktan sonra seçmenin verdiği yanıtın partilere göre dağılımı:

HDP:%59.7

AK Parti :%18.6

CHP:%4.8

DEVA:%3.6

Gelecek:%3.1

İYİ Parti:%3.0

GÜNÜN SÖZÜ

Aynı nehirde değil, aynı nehrin suyunda iki kere yıkanılmaz…