Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

HDP KAPATILSIN MI, KAPATILMASIN MI?..

Yazan çok, konuşan bir hayli!.. Ki bu kulvarda, "anketler" bile yapılmaya başlandı!… HDP "kapanırsa" siyaset, nasıl şekillenir?. HDP kapatılmazsa, "siyasetin" şekli şemali ne olur?.. Ha bir de, 6 milyon '"oy kime" gider, sorusu da var?..

*

Tabi, meraklı okuyucularımız da var.. Sıkça soruyorlar, siz Yargıtay'ın "inceleme" başlatmasına.. Vekillerin "dokunulmazlıklarının" tartışılmasına, ne diyorsunuz?.. Bu minvalde, fikri beyanınız nedir..

*

Doğrusu, müdavim okurlar bilirler.. Ki, bir kaç yazı kaleme alıp, aktarmıştım.. HDP'nin "siyasi duruşu, sergilediği politika" tartışılır, karşı reflekslerin de, doğru seyretmediğini.. HDP'yi vahim şekilde "kriminalize" ediyor, diye de dikkat çekmiştim…

*

Ki hal-i hazırda kim ne diyordan daha çok?.. Mevzuya odaklanan kaç görüş var, ona bi bakalım?.. Farklı bakışlar, tezler ortaya koyan çok.. Ama hepsini elekten geçirdikten sonra, HDP'nin "kapatılıp, kapatılmaması" sorusuna, üç fikri sonuç çıkmaktadır..

*

En radikali.. HDP tavizsiz, koşulsuz, şartsız, amasız, mamasız "hemen" kapatılmalıdır.. Ve bir daha, açılmasın.. Silahlı veya silahsız hiçbir şekilde; "terör" örgütüyle, bağlantısı olan parti, olamaz, siyaset yapamaz.. HDP, "PKK" ile bağlantılıdır..

*

Hukukta, yargıda, kamuoyunda bu ilişki ve bağlantı, tespiti ne demokrasiye, ne siyasal partilerin mevzuatına uymadığı gibi, tahammülü de, söz konusu olamaz… Kapısına kilit vurulması, kaçınılmaz ve elzemdir…

*

Geçmişin tecrübesiyle, kişiler yargılansın!… Bu saftakiler… HDP'nin geldiği gelenek, çok parti kapattırdı… Bir değil, bir düzine parti oldu, "Silahlı Terör Örgütüyle" ilişkisi olduğundan dolayı kapatıldı.. Biri kapanıyor, diğeri açılıyor.. Vaziyet, "ağaç budama" misali, daha bir gürleşiyor..

*

Kişi.. Parti içerisindeki konumu her ne ise.. Milletvekili dahi.. "Terörle, terör örgütüyle" ilişkisi, bağı tespiti halinde; "o cezalandırılmalı?"… Kişiye odaklı ceza çözümü sağlanmalıdır.. "Siyasi yasak" getirilmeli…

*

Siyaset değil, hukuk ve yargı hükmünü versin!.. Her yaşanan ve yaşatılan durum neyse; karar verici Yargı mercii olsun…Yani, siyaset, siyasetçiler, partiler, liderler hüküm verici olmasın…

*

Eğer ki, HDP kapatılacaksa, eğer ki HDP kapatılmayacaksa, eğer ki milletvekili veya partili yargılanacaksa, yargılanmayacaksa, ceza alacaksa almayacaksa, devlet hazinesinden pay alımıyla ilgili, kesinti olacaksa, olmayacaksa…

*

Kısacası; hukukun üstünlüğü noktasında, yasalar ve kanunlar nasıl bir hükmü, uygulamaya ve karar noktasında veriyorsa.. Denir ya, Adaletin kestiği parmak acımaz, ilkesiyle.. Yargı, ne derse o!.. Ama o yargı da "ne siyasi ve politize" olmuşluk kulvarında olsun, ne de her şeyi kriminalize eden siyaset mahiri olanlar, verilen kararı kriminalize etmesin!?.

*

Gelelim; benin fikri duruş yerime!… İlk gün ifade ettim.. Mevzu hiçbir şekilde "siyasetin" kriminalize diline, ruhuna, anlayışına ve vicdanına "teslim" edilmemeli… Tek merci, hukuktur, yargıdır, adalettir!… Ne diyoruz, "Adalet mülkün temelidir?"… Bırakalım, yargı ne diyorsa o!…Bilmem, safımı net anlatabildim mi?..

*

MASUMİYET KARİNESİ

İnsan Hakları Eylem Planı'nda "masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı, ceza sorumluluğunun şahsiliği gibi ilkelere" yapılan vurgular  hiç kuşkusuz ki yerli yerinderir…

Önemli ve hassasiyet gerektiren bir ilkeler manzumesi!. Yeter ki, ilkeler, soruşturma ya da kovuşturmaya konu olan kişilerin hakları açısından "titizlik" gösterilsin… Kişi için, "insan onuru" açısından gözetilmesi gereken bir alan…

*

Burada siyasiler de dahil olmak üzere herkesin, haklarında bir mahkûmiyet kararı çıkmamış olan zanlılarla ilgili her türlü suçlayıcı beyandan uzak duran özenli bir tutum sergilemesi gerekir… Ve bu; "yasal" mevzuatla sağlanmalı..

Eylem planındaki bu ilkelerin hayata geçirilmesi bakımından kritik bir önem söz konusu..

*

Tabii burada, yargının bağımsızlığı ilkesi daha bir öne çıkmaktadır…

Keza, tutuklamanın istisnai olması gerekir… Bu ilkenin eylem planı çerçevesinde tahkim edilmeli…

Doğrusu, tutukluluğun cezaya dönüştüğü uygulamalar hatırlandığında, bu alanda gerçekten bir iyileşme kaçınılmazdır…

Bakalım, yeni uygulamada "hassasiyet" gösterilecek mi?.

GÜNÜN SÖZÜ...

Gerek yok her sözü laf ile beyana. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana.