KONUT VE SOSYOLOJİK ETKİSİ!…

“Sosyal Konut Projesi” dün itibariyle “başvurular” noktasında, startını aldı.. Ki, temeller de “yıl başında” atılmaya başlanacak.. 81 İl’de ve ilçeleri dahil, ilk etapta 250 bin konut.? Beş yılda; 500 bini bulacak.. Arsa ve işyeri inşası da, ayrıca.. En önemlisi de; tüm bunlar “inci taneleri” gibi birden yapımına “Bismillah” denilecek!…

***

Şartlar.. Başvuru hakkına sahip olanlar.. Ödeme.. Taksit.. Peşinat.. İller arasında “fiyat” farkı.. Tüm bunlar biliniyor.. Tabi, alakadar olanlar için.. İşin bu ayrıntısına da girmek istemiyorum.. Kaldı ki üzerinde, yürütülen muhalif fikriyatlara da, takılmadan!.. Denir ya kim ne derse desin; önemli olan işin halka yönelik sosyolojik etkisidir…

***

Siyasal iktidarın “hükümet” olduğu dönem içerisinde “sosyal konut” noktasında, hatırı sayılır, işlere imza attığını kimse inkar edemez.. Özellikle “konut” alanında, bendeki verilere göre bugüne kadar 1.5 milyon  konutun inşaatı gerçekleştirilmiş.. Ve bu rakam klasik bir ifadeyle, 10 milyona yakın insanın, bu konutlarda oturduğu!…

***

Ülkenin nüfusu!.. Ki hal-i hazırda 84 milyon diyoruz.. Bu da, nüfusun yüzde 12-13’üne tekabül ediyor.. “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi” adı verilen yeni hamle, çok yönlü bir etki yaratacak.. İnşaat sektörü, gayri menkul ve tabi ki “kiralar” açısından!.. Belki, kısa süreli bir etkileşim görülmez!..

***

Ama zaman ilerledikçe, binalar yükseldikçe, yeni işyerleri açılmaya başlarken, “arsa alıp kendi konutunu yapanlar” işe yönelmeye kalktığında!.. Görülecektir, tarihsel öneme sahip bu projenin yaşamın her alanına nasıl bir “sosyolojik” etkisinin olacağını!.. Ve tabi ki “toplumsal adalet” duygunu da, kabartacaktır.. Ülkeye ve millete hayırlı uğurlu olsun!..

 

***

ELEKTRİK KESİNTİLERİ..

Ne yazık ki, “yazın da, kışın da” genelde Güneydoğu özelde Diyarbakır, bu noktada “kahredici” bir zaafiyetin “vesayeti” altında, inim inim inliyor.. Bir tarafta “sıkça” kesilen ve uzun zaman dilimi, gelmeyen elektrik.? Bir taraftan da, aniden gelen “voltaj” yüksekliğinin, yarattığı “buldozer misali” hasar ve yıkımlar!..

***

Denir ya, Dicle Edaş’ın bu hizmet(!) anlayışıyla alakalı yazıp çizme babında, “ne mürekkep ve ne de bilgisayarda güç kaynağı” bırakıldı. Yani dilimizde tüy bitti. Çünkü yüksek dozajlı bir keyfiyet ve liyakatsızlık var.. Beceriksizlik mi, iş bilmezlik mi, yoksa farklı bir “inlik mi var” bilinmez, ama kentin bir çok semti; “veryansında..”

***

Karanlık günler, saatler geçiriyoruz!.. Ne kesinti saati belli, ne de gelecek saati.. DEDAŞ santraline ulaşmak, Cumhurbaşkanına ulaşmaktan daha zor… Cevap veren de, bekle de çözüm getirsin.. Yaz mevsimi, buzdolabındaki gıdalar çözülüp bozuluyor.. Elektrik olmayınca, sitelerde susuzluk yaşıyoruz.

***

Ne tuvalette su var, ne de banyoda.. Çarşı pazar, esnaf perişan.. Sanayicisi ha keza.. Bankalar güç kaynağı tükendi deyip, işlem yapmıyor.. İnternet kesik.. DEDAŞ bir liralık borcu için, “kızıl-kıyamet” koparıp, hacizlerle abonelerin kapısına dayanıyor, ama “elektrik kesintisi ve voltaj dalgalanmasıyla” yarattığı tahribata “bana ne takıntısı” içinde..

***

Diyeceksiniz ki, tüm bu dertli çilekeş ifadeleri içeren serzenişlere hiç mi verdikleri yanıt yok!?.. Var olmaz mı?.. Ki onları dinlediğinizde, “kendinizi suçlar” hale geliyorsunuz.. Çünkü, tek gerekçe var “kaçak kullanım yaygın ve akıllı bir enerji tüketimi bilgisine sahip değiliz” deniliyor..

***

İki noktada da haklı yönleri yok değil.. Ama bu değildir ki; her yıl aynı mevsimlerde “elektrik kesintisi ve voltaj dalgalanmasıyla” vahim mağduriyetler yaşansın.. Özel şirket muamelesiyle “ben istediğimi yaparım, kimse karışamaz” mantığıyla yürüyen işlerin hali durumu, hep böyle olmuştur, ne yazık ki?!…

***

Bakınız, okurun serzenişine!.. Ömer bey.. İlimizde sürekli elektrik kesintisi olmakta ve de voltaj oynamasına bağlı bir çok ailenin elektrikli ev eşyaları yanmakta. Bu durumda, iki yol var hak aramak için.. Birincisi, tüketici hakem heyeti üzerinden, hak aradığınızda sizden, “servis raporu isteniliyor?” Yani arıza “neden” kaynaklı oluştu.. Kesintiden mi, voltaj düşüklüğünden mi, yoksa kullanımdan mı kaynaklı?!.. Bu raporun alımı da ücretli. Ve yüksek bir ücret isteniliyor…

***

İkinci yol ise; DEDAŞ’a gidip bizzat dilekçe vermeniz gerekiyor.. Dilekçeyi verseniz de burda, herşey DEDAŞ’ın keyfine kalıyor. Gelir mi, gelmez mi, işlem yapar mı, yapmaz mı, “kabahatini kabul eder mi etmez mi”?.. Eee; DEDAŞ der mi “benim yoğurdum ekşi, ya da suçlu benim..” Ne mümkün?!

***

Sayın Büyüktimur.. Ben mağdurum ve büyük sıkıntılar yaşadım.. Ve her iki yolu da denedim.. Belki hakkını aramada çok kişi bu bilgilere ve yollara vakıf değil.. Ben biliyorum, ama çözüm elde edemedim.. Giden paralar, milli servet… Vatandaşın cebinden çıkıyor.. DEDAŞ’ın hatasının bedelini vatandaş ödüyor..

***

Hasılı kelam; elektrik kesintileri ve voltaj dalgalanmaları “yetti gayri” noktasında.. DEDAŞ yetkilileri, ne der bilmem!.. Ki gelebilecek yanıtları olursa da, elbette ki buradan sizlere aktaracağım.? Ama, okurumun da serzenişine düştüğü nottaki ifade gibi.. Diyarbakır’da sürekli kesinti ve voltaj dalgalanmasında; “kasıtlı bir işlem mi” var…

***

Malum, son zamanlarda siyasal iktidarı “yıpratma” adına, toplumun tepki dozajını yükseltmek için; kumpasvari organizasyonlar, hayli tertipleniyor.. Bu kesinti ve voltaj dalgalanmaları bunun bir eseri ve arka plan senaryosu olmasın mı?!… Bir paronayaklık var diyeceğim ama genel resme baktığınızda, gelen tepkiler “acaba dedirtmiyor” değil.. Sizce

***

GÜNÜN SÖZÜ

Işık yüzünü aydınlatmıyor, gölgeni yansıtıyorsa bil ki karanlıktasın!…