Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

NE YAMAN BİR ÇELİŞKİ?..

Diyarbakır'a özgü olarak, ne diyeyim?!…

Şaşıp kalıyorum, yaşanan, yaşatılan hadiseler karşısında…

Bir kent bu kadar mı "zafiyetlere" boğdurulur…

Bir sahipsizlik, bir keyfiyet ve bir oligarşi yapı, "esip gürlüyor" her kulvarda…

Bir iyi, bir kötü, sıtma misali!…

Ağırlıkta yaşanan ise, vahim bir "uyuşmazlığın" söz konusu olması!..

Seçilmişi de, atanmışı da, "kendine" buyruk bir alemin serüveninde!!…

Birer maceracı…

Sokağı, vatandaşı, ahaliyi "dinleyen" olmadığı gibi; kentte "çarpıklıklara" karşı, bir kabullenmişlik de var!…

***

İşte en sıcak, taze, bariz örnek!..

Diyarbakır Havaalanının, bir ay süreyle "uçuşlara" kapatılacak olması?..

Peki gerekçe nedir…

Ana Pist Merkez hattında 15 metre genişliğinde, 100 metre ile bin 600 metre arasında kalan bölümlerdeki "bozulmaların" acilen onarılması gerekiyor…

Eee..

Bundan dolayı da 20 Mayıs ila 20 Haziran 2021 tarihleri arasında "havalimanı uçuş trafiğine kapalı" olacak….

Yani bir ay süreyle, uçuşlar yapılmayacak..

Karşılıklı seferler askıya alınacak..

İyi hoş da!..

Onarıma, bakıma diyecek bir sözüm yok..

Ki olamaz da..

Acilen onarıma, bakıma alınması gerekir..

Buna dair, kent ahalisinin de itirazı ne mümkün olsun!…

Ama velakin "zamanlama" manidar…

Sorgulanıyor…

***

Der demez deniliyor ki?.. Hazır "tam kapanma" evresine girilmişken..

Uçak seferleri, tarihin "en düşük" sefer sayısına, düşmüşken..

Yolcu kapasitesinin nerdeyse "sıfır" dereceye indiği vaki iken!…

Böylesi bir zaman dilimi içerisinde, havalimanı neden onarıma alınıp, bakıma geçilmiyor?..

Tam da, pandemi "yasakların" sona ereceği zamandan hemen sonra yapılmasına karar verilmesinin izahı nedir?..

Özellikle de, "yaz mevsimiyle" gelişen dönüşler, gidişler, tayinler, görevlendirmeler, üniversite, eğitim ve öğretim, ticari faaliyetlerin "yoğunlaşacağı" bir zaman diliminde, "havalimanının bakıma alınıp, uçuşların yasaklanması" neye delalettir?…

Günlerdir yoğun bir şekilde, aldığım tepki telefonu ve mesajlar var.. 

Büyük bir tepki ve serzeniş var?.. Kim ne yanıt verir bilmem!..

Ama verilecek yanıt, denir ya görünen köy kılavuz istemez gerçeğiyle; "ipe un sermekten" öte anlam teşkil etmez!…

***

Zihnen zorlandığım bir nokta da, kentin "dinamikleri" diye övdüğümüz, lafa gelince mangalda kül bırakmayanların da, "olaya" Fransız takılmaları!…

Görmedim, duymadım, bilmiyorum!..

Bu hal kadim şehir Diyarbakır'ın, ne yaman çelişkiler ağı içerisinde mahkumiyet yaşadığını ortaya koyuyor sanırım…?

***

KORKU MU, UTANMAK MI?..

İster kişi olsun..

İster toplum olsun..

İster devlet olsun..

Tarihiyle, geçmişiyle "barışık" ve samimi olmalı…

Doğruysa doğru..

Yanlışsa yanlış, diyebilmelidir…

Özellikle; "yüzleşmekten" kaçınmamalı..

Eğer ki, imtina ediyorsa..

Demek ki, geçmişiyle fena ve vahim bir arıza-i durumu vardır..

Bu da ya korkudandır?..

Veya da utanacağındandır…

Ben CHP'yi de kurumsal kimliğiyle "Dersim" mevzuunda "iki kategoride" değerlendiriyorum..

Hem "korkusundandır?"..

Hem de "utanacak" endişesindedir?…

Nitekim, "yüzleşme" tavrında kaçak hali fena sorgulatıyor…

Yoksa, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal…

Yüksek perdeden, "mahallesinden" zılgıt yemezdi?..

Denir ya, "feleği" şaştı…

Sarıbal ne dedi?..

"Dersim'i unutmadık…

Asla unutmayız..

Unutturmayız…

Dersim'de yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum.

Geçmişimizle yüzleşmeliyiz.."

İşte bunu dediği için, "yemediği" laf kalmadı…

Ama öyle böyle değil..

Parti "Disiplin Kuruluna" bile söz getirildi..



***

Hatırlarsak!..

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu minvalde "tarihi" bir çıkış yapmıştı..

Tarih sanırım 2011 idi..

O dönemde, Başbakandı…

Dersim "katliamıyla" ilgili o günkü kayıpları içeren bir belge yayınladı..

8 Ağustos 1939 tarihli bir belge…

1936,

1937,

1938 ve 1939'da, toplam 13 bin 806 kişi katledilmiş…

Belge, Dahiliye vekili Faik Öztrak'a ait…

Belgeleri açıklarken, şöyle demişti..

Dersim, yakın tarihimizdeki en acı, en trajik olaylardan biridir.

Dersim, aydınlatmayı, cesaretle sorgulanmayı bekleyen bir faciadır…

Eğer devlet adına "özür dilemek" gerekiyorsa ve böyle bir "literatür varsa ben özür dilerim ve diliyorum?..

Erdoğan CHP'ye de şöyle seslenmişti..

Dersim faciası karşısında özür dileyecek olan,

Bu faciayla yüzleşecek olan,

AK Parti değil,

AK Parti hükümeti değil,

Bizzat bu facianın,

Bu kanlı eserin sahibi olan CHP'dir…

CHP'nin Tunceli Milletvekilleridir..

CHP'nin Tunceli Kökenli Genel Başkanıdır…"

O gün, CHP yönetimi..

Ki Kılıçdaroğlu da, "suspus" kesilip yutkunmuşlardı?..


***

Ruhlarda bir korku..

Yüzlerde bir kızarıklık…

CHP'li Sarıbal…

Bireysel bir cesaretle "yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum" dediği için..

Tarihiyle "bireysel" yüzleşmeye varım, dediği için.

Eğer ki, "Partisinden" laf işitiyorsa…

Demek ki, "tarihsel sabıka tescillidir?"…

***

 

TEZATLAR ZİNCİRİ?..

Yasak var.. Tam kapanma sürüyor… Kriterler, günlük "genelgeler"… Doğrusu, bütünlük arz etmiyor.. Tezatlar zinciri var..

Mesela Marketler… Esnaf kapalı.. Ama marketler açık..

Peki, satış listesi!..

Elektronik eşya,

Oyuncak,

Kırtasiye,

Hırdavat,

Zücaciye ürünleri gibi eşyaların satışına "izin" yok..

Yani yasak!…

Peki, kontrol nasıl?..

Kasiyer mi?

Kasa fişi mi…

Ha bir de esnaf bu durumdan hayli memnun imiş?…

O nasıl bir memnuniyet?..

Ne yani "ben kapalıyım, satamıyorum…"

Marketler de, "satmasın mı?"…

Bu durumdan "memnuniyet" çıkarmak, garip!..

Ne yani, yasaklar kalkar kalkmaz "esnafa mı" gidilecek?..

İyi de.. Ya, pandemi dönemiyle "revaç" alan, online satışa yönelirse..

Malum, "ciro rekoru" kırılıyor şu an…

Oradan alınırsa!…

Yani, "zıtlar" alemi..

Bir de, markete gitmedeki "yasak" kriteri…

İşte medyada yazılıp-çizilenler..

Yasak "ihlaline" takılan yüzlerce insan…

Market kapısında, "kesilen" cezalar..

Çoluk, çocuk "market" yasak..

Ama, "semt pazarları" o biçim..

Ne maske..

Ne sosyal mesafe..

Ne de hijyenik kural…

Şu şehirler arası seyahat izni..

Uçak seferleri…

Bir de kamudaki mesai!…

Her şey yasak, "ama kurumlar" dönüşümlü mesaide..

O mesaide ne yapılıyorsa?..

Acilliyet gerekli meslekler…

Ağzını açan, "sokağa çıkamıyorum, ben niye muaf değilim" diyor…

Bir de "bina yönetimi.."

Siteye iniş yasak..

Şöyle bir balkon yasağı da gelseydi, diyenlerin varlığı!…

Balkonda mangal serbest…

Hasılı, kelam "tezatlar" zinciri…

***

GÜNÜN SÖZÜ

-Manzaraya talipsen, yokuşunda yorulmayı göze alacaksın.

***

Hayırlı cumalar…