Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

NEFRET SÖYLEMİ, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜYMÜŞ?..

Önce, "haddini bildirmekten" söz edelim!…

Ne diyor büyüklerimiz!…

"Haddini bilmeyen hadsize haddi bildirilir" diye!..

Öyle, şu hata, bu yanlış, şunu söyledi, bunu ifade etti değil; "tepesine, tepesine vura vura" haddi bildirilecek!…

Çünkü, pervasıza, hadsize, kibirli ve saldırgan, terbiye ve ahlak yoksunu, bencil ve kindar züppe karakterle "konuşulmaz"..

Ki, karşılıklı "konuşmaya", da gidilmez!…

***

Haddini bildirme noktasında, yapılması gereken şu!..

"Hadi oradan, zibidi..

Kuduz köpek gibi, ağzından salya akıyor..

Zehirli bir mahluksun..

Kes sesini..

Konuşma..

Ağzını açarsan, tepene vururum..

Yeter artık, millet bıktı senin bu saçmalamalarını dinlemeye!.. "

İşte tam da böyle bir noktada, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam düşmanlığı yapan Macron'a "haddini" bildirdi…

Ne diyor..

"Siz faşistsiniz.. Siz Nazinin zincir halkalarındansınız..."

***

Ve altı çizili bir diplomatik, noktaya dikkat çekti!..

O da uluslararası, ilişkiler, dengeler ve siyasi akımların olası gelişmesine, böylesi hadiselerin "tartışma" adabının, yeni zeminler ve kulvar açabilecek olmasına değindi!?.

Ne diyor Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı'nın İslam düşmanı siyasetçilerini diplomatik çizgide muhatap almak ve eylemlerini tartışmaya açmak; "ciddi ve vahim sonuçlara" neden olur?..

***

Doğru ve yerinde bir tespit..

Şöyle ki; Avrupa'da, milyonlarca Müslüman var..

Macron gibi, Hollandalı pislik gibi; "İslam Düşmanlığını" körükleme, çirkeflikleri "oy avcılığına dayalıdır..

Özellikle, "ifade özgürlüğü" adı altında, "geliştirilmek istenilen linç dalgasının" şiddete evirilebileceğini, onlar görmek, ama bizim görmemiz lazım..

Hele ki, böylesi ortamları, yani puslu havayı seven "radikal, taşeron" örgütlerin kurtçuklarının iştahını, fena şekilde kabarttığını düşünürsek!…

İşte Erdoğan'ın, Batı siyasetçilerinin "küstahça operasyonlarının" sadece iktidarlarını sürdürme adına, bunu yapmaktan çekinmeyeceklerini görüyor…

***

Peygamber efendimizle ilgili "karikatüre" pervasızca ne diyorlar?. İfade özgürlüğüymüş!!..

Hadi oradan sizi ifritler..

Milyonlarca insanın ortak değerine, kutsalına, aidiyetine aşağılık bir şekilde saldırmayı, salya akıtmayı "nefret söylemi" değil de, "özgür düşünce" diye görüyorlar?..

Kendi kılıfları..

Siz, bırakın Peygamberleri…

En sıradan bir Hristiyan’ın ya da Yahudi’nin..

İşte Papa denilen zat'ın, "resmini, karikatürünü" çizin, üzerine "terörist" diye damga vurup, afişleyin, kurum binalarına asın "bakın ne yaparlar?"!..

Sahi yapabilir misiniz?..

Belki inanç  noktasında, "o saygısızlık" Müslümandan gelmez..

Ama, diğer kulvarda, denir ya sıkar!…

***

Ne ifade özgürlüğü..

Ne özgür düşünce!..

Zerre-i miskal dikkate alınmadan; "nefret söylemiyle", yaptırımlar serisi başlar bu batıl felsefeden!…

Sorsanız..

Derler ki;

Bizde inanç özgürlüğü var..

Bizde din özgürlüğü var..

Bizde, "ibadet" özgürlüğü ve devlet teminatı var..

Somut noktasında var mı?..

Zerresi- yaşanılmıyor..

***

 

Özü itibariyle!.. Macron'un da.. Hollanda Pisliğinin de..

Avrupa'nın tüm siyasi liderleri ve iktidar temsilcileri..

Ki, ABD dahil..

Hepsinin Türkiye'ye dair "topyekûn" hasım kesilmesindeki en büyük etken, Erdoğan'ın onların "küresel faşizan ittifakının" önünde, set olmasıdır..

Ortadoğu'da "geçilmez" duvar görmeleridir..

Çünkü, Türkiye ve Erdoğan, sadece kendi coğrafyası içerisinde, "bir sembol, bir güç, bir ittifak, çatı merkezi" olarak görmüyorlar…

Biliyorlar ki!…

Her nerede, Müslüman varsa, Türkiye oradadır!…

Erdoğan'ın dediği gibi, "Onlar Müslümanları sevmezler.. Onlar Türkleri sevmezler.. "

***

Peki ya içimizdeki, onların müritlerinin varlığı!.. 

Ne yazık ki; az değiller!…

Çağdaşlık, ilericilik, demokrasi, insan hakları, özgürlük, fikir serbestiyeti!..

Ve tabi seküler kültür.. Kendi dinine küfreden, kendi medeniyetine düşman kesilen, atasını, ecdadını, babasını, annesini inkar eden; bir neslin içimizde hızla gelişip-büyüdüğünü görünce..

Söylenecek söz  kalıyor mu?…

"Laiklik, laiklik, laiklik" demekten başka!!!..

 Eee; "nefret söylemi, ifade özgürlüğü" oldu ya!?..

***

 

BOYKOT HER ALANDA OLSUN?..

Fransız "mallarını boykot" edelim deniliyor..

Edelim..

Ki, her ülkeyle olan "polemiğimizde, tartışmamızda, kızdığımızda" ilk hamle ve akla gelen bu..

O ülkenin, "mallarını boykot" edelim…

Bence bu "yavan ve yalnız hareket", hazin gibi!…

Bugün, İslam'a baş kaldıran sadece Fransa değil ki!..

Avrupa'nın "tepe siyasilerinin" hepsi, hasım!…

Onun için, toplumlar nezdinde, "iktidarları" sorgulamak lazım…

Yaratılmak istenilen "İslam Düşmanlığını" onlara geriletmek için..

Sorumluluk sahibi noktasında, daha radikal, keskin ve akılcıl sonuç üreten "boykotlar" geliştirmemiz lazım!…

***

Mesela; "yerli ve milli" kendi ürünlerimize odaklanabiliriz!..

Yani, yabancı ve batı damgalı; "teknoloji" dışında, giyiminden, yiyeceğine, içeceğinden, ayakkabısına kadar ne varsa; "almıyorum, satmıyorum" deyip, kendi ürettiğine odaklanacaksın?.

Özellikle de; moda denilen "o sömürü" zafiyeti terk edeceksin..

Avrupa'yı gezme!…

Ortadoğu'yu gez..

Afrika’yı gez…

Çık Kafkaslara..

Çık, uzak Doğu ülkelerine..

Şart mı, tek dişi kalmış canavar "Avrupa'nın" batıl küfrünün batağına, takılıp kalmak?…

Ne çağdaşlık var, ne medeniyet var..

Ne de insani değerler var.. Hep sömürü, hep kapital!….

Maneviyatı olmayan bir coğrafyanın, neyine hayranız anlayamadım gitti…

Tuvaletlerinde bile; su musluğu yok!?..

Ki, hal-i hazırda "kovid-19'un" üreme merkezine dönmüş.. Kapat kapıları; icra et yaptırımlarını!… Gör bakalım; el mi yaman, bey mi yaman?..

Ama nerdeeee; "Paris varken?"...

***

ÖN SEÇİMLE BELİRLENSE!..

Millet Bahçesi.. Pardon ya; "Millet ittifakı" diyecektim..

Nerden çıktı, şu "millet bahçesi" kelimesi..

Galiba, her şehirde, ilçede "karşılaştığımızdan dolayı, der demez insan "haşır-neşir" olup durumun aşinası oluyor..

Ondandır; dedik!..

Neyse!… Biz "Millet ittifakına" gelelim..

Ve tabi ki, bir türlü "millet" olabilme adına "kelli-felli" bir çatı adayı bulamama, kısırlığı!.. 

Diyorum ki, hazır bir çok isim zikrediliyor…

Ki, sorsanız kimler yok ki diye cevap alırsınız!..

***

Mesela deniliyor ki..

Abdullah Gül..

Ali Babacan..

Muharrem İnce..

İlhan Kesici..

Ekrem İmamoğlu..

Mansur Yavaş..

Yılmaz Büyükerşen..

Ve son bir haftadır dillendirilen; Necdet Sezer!.

Daha bir çok isim var?..

Ki, Haşim Kılıç'ı dillendirenler bile başladı?…

Kaftancıoğlu'nun ismini de zikredenler..

İlk Kadın Cumhurbaşkanı "adayı olsa" nasıl olur diye?.

***

Tablo; Sağcısı, Solcusu, Liberali, Faşisti, Radikali, Kemalist’i, Laikçisi, Ülkücüsü, Milliyetçisi!..

Doğrusu; her eğilimin "adamı" mevcut, "aday adayları" kefesinde var..

Ama; bir kişi aday olacağına göre; diyorum ki bir "ön seçim" icadıyla, millet ittifakı kendine "çatı adamı" bulsa!..

Yani, bu isimlere kim ne kadar oy veriyor..

Sonra; en yüksek oyu alan; Erdoğan'a karşı aday gösterilir..

Son dakika finalisti, Meral Akşener’de "çıka" gelebilir…

Bu yönde bir yarış maratonu, millet ittifakının "sonuca" ulaşmada, elzem ve kaçınılmaz diyorum!.. 

Ki, böylesi bir "ön seçim" aynı zamanda sahada olan, kaçak güreşen, kapalı kapılar ardında lobi yapan, kendini ağırdan satan, garantili işten başka risk almayanların da; bir ölçüde "kaç kalibre" oldukları da ortaya çıkmış olmaz mı!?..

Sizce…

***

NASIL BECERDİLER?.

PTT'nin 180'inci yaş gününde..

Peş peşe 9 PTT aracı..

Görsel bir konvoy gayesiyle "şov" yapmak üzere yola çıkmışlar..

Ne yazık ki, "dönüşleri" telef misali…

Diyarbakır'ın göbeğinde, hız limiti ve radarın kontrolündeki bölgede; "sosyal mesafeye" dikkat etmeden, "temasta" bulunmuşlar..

Yani, zincirleme "temas" ve yakınlaşma..

Sonuç, 9 araç hasarlı..

Neyse ki, sürücüler "geçici süreliğine" karantinada!…

Evde yani..

Hastanede değil..

Sakın "nasıl becerdiler" gibisinden bir soru, aklınıza getirmeyin!..

Filyasyon ekipleri, takipte!…

Ben kaçar...

***

HAYIRLI OLMUŞ BENCE?..

Malum, geçtiğimiz hafta İstanbul'da "Kovid-19 Zirvesi" vardı..

Sağlık Bakanı Koca ve İl'in diğer üst düzey sorumlu yetkilileri katılmıştı?.

İşte bu toplantıya, Ekrem İmamoğlu "çağrıldı/çağrılmadı/katılmadı" üç denklemli, bir tartışma, çıkmıştı!…

İki mahalle de; karışmıştı!..

Şimdi, İmamoğlu'nun "korona olduğu" ortaya çıktı..

Peki şimdi, ne konuşuluyor!…

Toplantıya çağrılmayışı, katılmayışı "hayırlı olmuş?"…

Yoksa katılsaydı; herkes korona olacaktı..

Hatta, İmamoğlu'na "kovid-19 suikastı" diye, manşet bile atılırdı?..

***

GÜNÜN SÖZÜ….

Türkiye'de doğup büyüyen, ama kendini Fransız sanan kaç kişimiz var?..