PEŞKEŞİN SESSİZ TANIKLARI!..

Salt Diyarbakır’ın değil.. Bölgenin ve tabi ki Ankara’nın.. Ki, Dicle Üniversitesi’nin kendi iç dünyası dahil.. Hal-i hazırda kopan bir fırtına var?  Bu da,8.2 milyar liralık, 600 yataklı hastanenin inşaasına dair karanlıklar ve gölgeler ikmale getirilen ihale süreci!.. Fırtına her yönüyle fecaat hale dönüşürken, çevreye yaydığı kötü koku ise tiksindirici!…

***

Günler, haftalardır, hatta mazisi bir yıl öncesine dayanan rant eksenli iddiaya sahip bu mevzuya, sessiz takılan çok var. Onlar da, yetkili, etkili ve sorumluluk makamında oturan zatlardır ne yazık ki?.. Rektörlük koltuğuna oturan Prof. Dr. Kamuran Eronat, ihale sürecinin organizatörü olan Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı GelavujAkkoç..Ki  Gelavuj, Eronat’ın, baldızı!.. Tam teşekküllü halde, sağıra yatmış, dilsizlikle ketumlaşmışlar!?..

***

Zat’lar, hiç bir şekilde ön yeterlik denetimi ve sorgulaması yapmış değiller ihaleyle alakalı davet edilenleri?.. Yangından mal kaçırırcasına, ihaleyi 21/b maddesine göre özel davetiye usulüyle tertiplemişler… Ve Baldız Gelavuj enişteden gelen talimat doğrultusunda, ne hikmetse hazırlayıp cebine koyduğu liste ser verir sır vermez kabilinde kamuoyundan saklı tutuluyor..

***

Bu hal-i durum  eşitlik ilkesini hiçe sayan bir yöntem değil mi?.. Belirli şirket ve kişilere adrese teslim, peşkeş organizasyonu denilmez mi?!.. Beri yanda, yerel basından Meclis kürsüsüne kadar sıçrayan, başlatılan hukuki süreçle, gündeme gelen iddialara dair cevap aranan yüzlerce soru, askıda bulunurken.? Üniversite yönetiminin adeta üç maymun oyununu oynaması, bir tesadüf olarak görülebilir mi?

***

Patlak veren lağım gibi gelişen skandal hadiselerin, kökü bir yıl öncesine dayanıyor!.. Söz’ün manşet haberleri ve benim de köşeme konu ettiğim hadiseler başta olmak üzere yerel ve ulusal basına yansıyan olay serisinin hikayesi, arşivde mevcuttur.. Hele ki iddiaların sahibi Mimar Fidansoy’un delil ve belgelere dayalı, beyanları orta yerde taze!.. O gün de, tıpkı bugün gibi, Üniversite yönetiminin ağzından beyan almak kerpetenle cümle koparmak gibi!.

***

O dönemi, hafızalarda tazelesek!.. 600 yataklı hastanenin çizim ve ihale dokümanlarının hazırlanma ihalesi, özel davetiye ile yapıldı.. İhaleyi, üç katı fiyatına, o gün Projen Şirketine verildi.. İddia o ki, çizim ve ihale dosyası düzenleme süresi dahi gecikti.. Vaziyet bu iken, gözler şimdi bu firmanın üst çatıdaki şirketi olan Rönesans Holding’e çevrilmiş durumda!.. Fidansoy’un iddia ettiği gibi; “adrese teslim zinciri işte bu?”..

***

Yanı başımıza Fırat Üniversitesinin ön yeterlik sorgulamasıyla, açık ihale şeffaflığıyla 800 yataklı hastane inşaat ihalesini pürüzsüz şekilde yapılırken, Dicle Üniversitesinin şaibeler merkezine, kendini konumlandırmasının izahı ne olabilir ki?.. Rönesans’ın kamuoyuna geçmişte yansıyan tartışmalı ihaleleri hatırlanınca, pazarlık usulüyle aldığı ve sonra iptal edilen şehir hastanesi projeleri ve ihaleleri çok şeyleri akıla getirmiyor değil?

***

Rektör Eronat ve Baldız Akkoç’un idari siciline geçen skandal serisine Diyarbakır piyasasından yükselen sesler nettir..Katıksız şekilde ihale bitmiş, paylar dağıtılmış?.. Tablo bunu söyletiyor, onun için de soruluyor, sorgulanıyor?.. Peki, bu dev bütçeli hastane inşaatı ihalesi neden açık, şeffaf ve pazarlığı, rekabeti oluşturacak şekilde içeren bir ihale sistemini değil de, hiç bir ön yeterlilik sorgulaması yapmadan özel davetiye ile yapılması, kimin ve neyin nam-ı hesabınadır?

***

Diyarbakır’ın, bölgenin yerel firmalarına bu ihale, neden kapalı tutuldu?.. Şehrin o kadar güçlü, bir değil bir elin sayısının üzerinde benzer hastane inşaatlarına imza atan, firmalar var iken!.. Her türlü şekilde ön yeterlilik sorgulamasını aşan, rekabet ortamıyla, Üniversiteye büyük kazanımlar sağlayacak ihalenin davet listeli şekilde yapılması ne kadar hukuki ve hakikati barındırır?..

***

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya’nın yaşananlara karşı iş dünyası adına, isyan edici tavrı boşuna değil..Ne diyor?.. “Diyarbakır'ın güçlü, bilinen, ön yeterlilikleri tartışılmaz firmaların davet dışı bırakılması, kabul edilemez. Şeffaflık ve eşit rekabet şart..” Kaya, hukuki yolları sonuna dek kullanacaklarını da beyan etti..

***

Ki, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, duruma sessiz kalmadı.. Halk deyimiyle, Meclis’i, Sağlık, Milli Eğitim ile Hazine ve Maliye Bakanlığını soru bombardımanına tuttu?. “Proje firmaları kim, çıkar çatışması önlemi alındı mı, davet kriterleri ne?”  Hal-i hazırda, ne Kaya’nın ne de Tanrıkulu’nun sorularına cevap verilmiş değil.. Muhataplar ketum, halk deyimiyle ben bilmez, merkez bilir kabilinde, bir anlayış!..

***

Tüm bu aksiyon sonuçlar hiç kuşkusuz ki akıllara şu soruyu getirmiyor değil?  Rektör Eronat’ı o makama oturtan eski Milletvekili ablası Oya Eronat ve bağlantıları mı, yoksa daha derin bağlantı ve de adresler mi var, bu işin arka planında?!İhaleye sayılı gün kala, son bir fikri beyanla biz demiştik sözünü de burada tescilleme adına, yarın denilmesin söylemediniz, yazmadınız, suskun kaldınız maveralarına karşı, notumu düşürmek istiyorum?!.Biz yazdık, söyledik, konuştuk ve bunu, 1 yıldır söyleyip duruyoruz..

***

Eğer ki, oluşan bu sis bulutları şeffaflık noktasında dağılmazsa, Rektör Eronat’ın trajikomik “biz bina yapmıyoruz, hastane yapıyoruz” savıyla muhataplıktan kaçınma manevrasını bırakmazsa, Diyarbakır’ın geleceği için büyük önem taşıyan, hastane inşaatı başlama ve bitim tarihine kadar, utanç abidesi olarak konuşulacak, tartışılacaktır!.. Devlet-i aliyenin bir hizmeti daha, ihtişamından çok rant devşirmelerin gölgesine mahkum edilecek?

***

Kamu parası, birilerine peşkeş edilemez, şaibeli davetiyelerle eritilemez?… Velhasıl, demem o ki!.. Birinci derecede muhatap olan Rektör Eronat ve Baldız dahil, ilgili ve yetkililer suskunluğunu bozmalı, kamuoyunu tatmin edici, şeffaflığı öne çıkaran, hukuki, nizami beyanla arz-ı endam etmelidir..Aksi halde, onlar peşkeşin sessiz tanıkları diye yazılacaklar?.. Nokta!

***

GÜNÜN SÖZÜ..

Adaletin kefesinde şaibe yoktur, hak, hukuk ve eşitlikten başka!

***

HAYIRLI CUMALAR…

 


Yorumlar

Yorum Yap