RAMAZAN’A DAHİL OLURKEN!..

..Ve mübarek üç ayların sonuncusu olan Ramazan’la müşerref olduk.. Allah’ın ayı olan Recep’i idrak ettik, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V) Şaban ayını da, bugün itibariyle, sene-i devriyede buluşmak üzere uğurladık.. Gelen, Ümmetin ayı olan- Ramazan-ı Şerif oldu..  Ona da, hoş geldin ya Şehr-i Ramazan.. Kapıdasın, fazla bekleme gir içeri gayri

***

İçeri gir ki O mübarek feyzinle evimize, soframıza, ruhumuza, beden ve karakterimize, hayatımıza tesir et.. Bizi bir kez daha nurunla aydınlat. Sen ki, bolluğun, bereketin, dayanışmanın, ümmet olma şiarının, çimentosusun..  Biz kulların da, nefis münasebetiyle fani dünya amelleriyle, ebediyeti cennetle buluşturma gayretine, rehbersin.. Tövbeyi de, estağfurullahı da, kötülüklerden, şerden arınmanın, fırsatını veren, helal kazancı önceleyensin?.

***

İlk teravih namazını bugün kılacağız!. Gece de niyet edip, sahura kalkacağız.. Ve böylece, 30 gün sürecek olan Ramazan Orucunun, o mübarek feyzinin atmosferine Ya Allah, Bismillah diyerek, girmiş ve iftarımızı yapmış olacağız.? Ne mutlu o kişi ve bize ki, bu atmosferde soluduğumuz oksijenin en küçük zerresini varlık ile yokluk değeriyle kamil kılabilsin?. İnsani, rahmani ve vicdani üstünlükle müminin kardeşliği bayrağını ümmet olma adına, dalgalandırır..

***

Malum Oruç İslam’ın dördüncü emrini ihtiva eder..  Bu emrin hükmü fermanında tek gerekçe vardır.. O da insanoğlunun manevi yönde kendini çek edip, gelişmesini sağlamak… Oruç, tutan kişiyi hem maddi, hem de manevi yönde kötü davranışlardan muhafaza eder, iffetsizliklerden de, alıkoyar.. Nefis muhasebesiyle onu cehenneme değil, cennetin gözde mekanına yönlendirir. Bundandır ki; oruç iman eden her kişi için farz kılınmıştır!…

***

Nitekim, Kur’an-ı Kerim, Allah’ın Oruç’la alakalı kelamını bize hükmü ferman olarak aktarırken, şöyle haykırıyor.. Ve diyor ki; “Ey iman edenler.. Oruç sizden önce gelmiş-geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.. Umulur ki korunursunuz (nefsinizin gayri meşru ve aşırı arzulara karşı) Allah’ın koruması altına girip takvaya ulaşırsınız - Bakara; 2/183..”

***

Demek ki, iman eden, ettiğinin iddiasında bulunan, kalbiyle, kavliyle İslam dinine izhar etmiş olan!.. Akıl baliği olmuş.. Tüm Müslümanlar için kesin bir emir olarak, Oruç size farz kılınmıştır.. İşte geldiğimiz zaman dilimi noktasında, bu farzı hayat-i içtimainin, tüm bileşenlerinde, uzuvlarında, ispatla mükellef olduğumuz sınavı kusursuz, takdirle geçirmek…

***

Takdire nail olup yaşan ile hükmü yerine getirmek, hiç kuşkusuz ki  biz aile büyüklerine, öncelik kılıcıdır… Kendimiz kadar, Ramazan Orucu atmosferini de, çocuklarımıza, çevremize, eşimize, dostumuza, ulaşabildiğimiz her beşere, hissettirmek gerekir.. Bunu da, insafla, inanç dünyasını sarsacak hal ve hareketlerden uzak kalarak, ihlas ve samimiyetle İslam değerlerine sahip çıkma adına, gayret  gösterip, mücadele etmeliyiz!..

***

Her ne kadar ibadet, kul ile rabbi arasında bir ilişki olsa da, unutulmaması gereken, temel gerçek o ibadetlerin en büyüğünden, en küçüğüne olanı, illa ki sosyal hayata dönük, yönü vardır.. Bireyden aileye, cemaatten topluma, milletten ümmete uzanıp giden bir insan kalitesinin ortaya çıkmasını, sağlar ibadet denilen, ulviyet!..

***

Ayet-i kerime der ki.. “Umulur ki, oruç sayesinde takvaya ulaşırsınız!..” İşte bundan anlıyoruz ki, ibadet bireysellikte domino taşı gibi, bireyden toplumsal alana, sirayet edici hikmete sahiptir..  O da; sorumluluk bilincinin kazanımıdır? Kişi kendisine karşı sorumlu olmanın ötesinde, hem rabbine, hem kainata, hem de tüm insanlığın varlığına karşı ulvi bir mukaddesatla sorumludur.. Ki bu sorumluluk, iman meşalesini yakmaktır!..

***

Zihnimize nakşetmemiz gereken şudur ki, Kur’an-ı Kerim “kıyamete dek insanlığın kurtuluş rehberidir..” Kainattaki en örnek şahsiyet, ahlak, yaşam biçimi, sünnetiyle kamil ümmetine şerefgah olduğumuz Hz. Muhammed (S.A.V)..  İhlaslı kul olup, Allah rızasına nail olmak. Yeri, göğü ve kainatı yaratan Yüce Allah’ı görüyor gibi, ihsan bilinciyle yaşayabilmek…

***

Ve infak.. O ki, bencilliğe, cimriliğe, kendinden başkasını düşünmeyen, yardım ve yardımseverliği bilmeyenlerin hem ruhunu hem de karakterini azat ederek, maddi ve manevi imkanlarıyla, ihtiyaç sahibine koşmak.. Garip, gurabaya, yetime öksüze, çaresize kucak açıp, sofrasına davet edip, birlikte, infak bilincini ümmete aşılamak!..

***

Ya Ramazan-ı Şerif’in manevi oksijenin eksilmezi olan imsak ve iftar.. Ki kul, aile, cemaat ve millet ile ümmet için yüksek dahiyane bir bilinç ve kültür içerir.. Huzuru ikmalinde, haddini bilmek, durulması gereken yerde durma varlığının, en büyük nişanesidir.. Zamanı iman meşalesiyle aydınlatan, yaşatandır.. İnsan ruhunu varlık ile yokluk imtihanıyla sınar, muhasebeye çeker!..

***

Kul için, kudsi kimliğe sahip izan kanalları vardır.. Ki bu kanallar hiçbir zaman kapanmaması gerekir.. Har daim açık olmalı, gönül gözüyle, kalbin vicdani merhametiyle, zihnin de yüce yaradana kul olma sorumluluğuyla, kendini inşa eder? Ve o çılgınlık, ne yazık ki günümüzde daha bir agresif ve müşkülü yüksek dozda yaşanan ve yaşatılan israf..

***

Müşerref olduğumuz bu zaman dilimi için, sakınılacak hayat idamesindeki en büyük sevap israftan kaçınmak!..  Kaçınılan israfın getirdiği birikimi, hayır hasenat yolunda, bahşetmek!..  Fitremizi de, zekatımızı da, imkanlar ölçüsünde vermekten hiçbir şekilde imtina etmeden, hakkıyla teslim etmeliyiz.. Ki Oruç ayının sevabına nail olabilelim..

***

Ve de, ümmet şiarıyla.. Yaşadığımız coğrafyanın hal-i hazırdaki acılarını hissetmeliyiz.. En kalbi derinliklerimize kadar.. Gazze’de, Filistin’de Yemen’de, Suriye’de, Irak ve Arakan ile Myanmar’da zulme uğrayan, müslüman kardeşlerimizin yangın yerine dönen hayatlarına karınca misali sıhhat olmak, olabilmenin gayretiyle hareket etmeliyiz!..

   

***

Velhasılı kelam!.. Özetle, Ramazan Ayı’nın mübarek 30 günle sınırlı tutulan orucu, bizi insanlıkta, insanlık değerlerinde tutmayı vesile kılsın.. Cenab-ı Hakkın, oruç ayına özel kulları için açtığı sınır rahmet kapısından faydalandırsın.. Müslüman bir kul Nefs-i emaresine uyarak, Allah katında geçersiz bahanelere sığınarak bu rahmet kapısını daha ilk günden yüzüne kapatanlardan etmesin.. Rabbim kalbimizi, aklımızı, hayatımızı sırat-ı müstakim çizgisine çekmeyi, herkes gibi bize de nasip eylesin…


***

GÜNÜN SÖZÜ..

 Oruç tutan kimsenin ağız kokusu, Allah yanında misk kokusundan daha değerlidir.