SEN DE DİKTATÖR MÜSÜN?!..

Evet ya!.. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da “diktatör mü?” Yani.. Yahu arkadaş senin bu hali durumun, “nasıl bir diktatörlüktür” böyle.. Akıl-sır erdirmek zor ya!… Hala anlamış değiliz senin bu çağın “diktatörlük”  halini.. Fikri beyanların muhtevasını nasıl irdeleyeceğimizi ve kabul edeceğimizi kestiremiyoruz!!.. Çünkü rahmet okutuyorsun(!), seleflerine bu tavrının yansımasıyla bilesin arkadaş!!!..

***

Ne bu ya!.. Öylesine bir sistem ve anlayış hasıl oldu ki “bir oy” bile, “pirenin” kendini ejderha görmesini sağlar bir racon ortamı oluştu.. Daha seçime girme hakkına bile sahip olmamış, YSK’nin kapısının nerede olduğunu bilmeyen partilerin başkanları, sokak sokak, meydan meydan gezinip, sana karşı, nara atıyor, sağına, soluna çelme atıyorlar… “Senin iktidarına, kimsin” diye çıkışıyorlar!!!…

***

Baksanıza, altılı masadaki “ince hesapların nasıl da bu minvalde, kendine vücut bulup, “hesap sorucu” kesilenler var.. Dile kolay, adamın partisinin, oy oranı yüzde bir dahi değil.. Ama gel gör ki, sanırsınız ki, dünyanın “diktatörü” pardon hükümdarı o.. Tozu-dumana katarak ortalığı alevlendirerek, geziniyor..

***

Ortamdan cesaret alanlar bile, ön protokolle, Cumhurbaşkanı “yardımcılığını” isteyecek kadar güçlü bir oy potansiyelinin olduğunu, söylüyor ve de dayatıyor.. Peki vaki mi, başka bir iktidar ve diktatör döneminde; “rüyasında” bile bu halin yaşanılır olduğu gerçeği!.. Ne mümkün?!.. Ama Erdoğan’ın “diktatörlük” anlayışında, bu mevcut haliyle vücut bulmuş..

***

De hele, niye böyle bir “sistem ve ortam” geliştirip, yaratma gereğini duydun… Neden izin verdin; “pire kendini dev aynasında” görebilsin!… İşte sicili kabarık, sabıkalı olan militan kadın bile, “çobansız sürüye” dalmış şekliyle sana posta koyuyor.. “Senin iktidarına” son vereceğini söyleyecek kadar, hükümran kesiliyor!…

***

Ne diyor biliyormusun?.. Diyor ki;  “O diktatörü demokrasi yoluyla, al aşağı ederiz..” Dua edelim ki, “ihtilal yoluyla göndereceğiz” demedi.. Ya deseydi, atalarından miras kalan akılla.. Şükür etmek gerekir…  Ama bir şey diyeyim mi bu sabıkalı kadın var ya; “hayli mahir..” ..Mevcut diktatörlük düzenden bin kat üstün bir “diktatörlük”  icra edebilecek, karaktere sahip!… Maşallahı var!..

***

Çünkü, atalarının haşmetli yönetim anlayışıyla ve miraslarına sahip çıkarak; 70 yılın özlemini bitirebilir!… Demedi deme!.. Öyle “istikbali göklerde değil, yerin dibindedir” onun dünya hamiliği… En kısa zamanda, Parti Genel Başkanı olarak ülke ahalisinin karşına çıkarsa kimse şaşırmasın.. İyi bir örgütçü.. Gezi olayları bunun sertifikasıdır.. Yani “Kızıl Sultan?”…

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan hiç kusura bakma senin “diktatörlük raconun” hiç de, “diktatör” kelimesinin tanımına, uymuyor.. Ki, zerre-i miskal icra edilmişliğin yok.. Niye mi?.. Enva-i hakarete uğruyorsun.. Suçlanıyorsun, küfürler yiyorsun… Ama tek bir gün; “yapanı, huzura alıp, o diktatörün harfine uygun, hesap sormuyorsun?” Gidiyorsun; “hakkını, hukukunu, mahkemelerde arıyorsun” niye?..

***

Neymiş; yargı atılan “iftiraların” hesabını sorsun!.. Şaibeleri, “gün ışığına”, yargıçlar çıkarsın.. Tazminata ve cezaya, onlar hüküm koysun.. İyi de, dünyanın hangi ülkesinde “böyle bir diktatör düzeni” var?.. Olmuyor beyim olmuyor..! Ya dünyadaki gibi “diktatörlük yapacaksın” ya da sen en iyisi mi çek git… Millet; “diktatör” görsün…

***

ABD’ye “kafa tutmakla”, AB’ye söz etmekle, “Dünya beşten büyüktür” çıkışını yapmakla!.. İslam dünyasındaki mazlumlara sahip, çıkıp Osmanlının ruhunu yaşatıp, yeşermekle.. Rusya ile Ukrayna arasında “barış sağlayıcı” olmakla, “diktatörlük” olmuyor?!… Dünyanın süper gücü olmak da yetmiyor.. Sen git git…

***

Düşünüyorum ya,  Erdoğan’ın yerine İsmet Paşa gelse!… Sahi ya, ne güzel olurdu değil mi?!… Hem şeflik dönemi, hem de, “açık oy, gizli tasnif” hasıl olmaz mıydı?!.. Kim takar milli iradeyi.. Seçimle iktidar olunmasını.. İstiklal mahkemeleri de kurulur.. Hakimler, savcılar “bizi buraya gönderen irade, öyle istiyor” diye, fermanlar çıkarıp, hükümler verir…

***

Ne pire kendini dev aynasında görür, ne de “diktatörlük” bu ülkede hasıl olur. Ve ne de, “din, inanç, ırk, düşünce hürriyeti olur?”.. En önemlisi de, yüzde bir oy değil, yüzde 20-30 oy almış biri dahi, söz sahibi olamaz.. Hatta yüzde 50 artı 1’i alan bile; “bizim diktatörlüğümüze” uymuyor diyerek, “çok demokratik, çağdaş, laiklik” ilkelerinin libasıyla, “kapı önüne” konulur!.

***

Neyse gelsinler, gelsinler!?. 72 yıldır bekleniyor zaten!… Ki, “gelmekte olan zat, beklenen zat” onun halefi değil mi?.. Atasının mirasıyla Erdoğan’ın “diktatörlüğüne” son verir, biz de “diktatörlük düzeninden” kurtulmuş oluruz!… Öyle, muhaliflikmiş, fikir özgürlüğü imiş, düşünce serbestiyetiymiş, çok seslilikmiş, gazetecilikmiş, yazarlık mı,  şairlik mi, aydın mı; gerek yok!…

***

Neymiş; demokratik sosyal bir hukuk devleti?!.. O eskidendi?!..   Ya bizdensin; ya da yoksun!.. Oh be; ne bu “her kafadan bir ses çıkıyor?”..  Ne zaman kurtuluyoruz!.. 2023’te mi, yoksa evellinden mi?!..  Ha gayret!..

***

BANA MÜSADE!…

Bir iki haftalığına yazı molası, kararı aldık. Tabi müsaadenizle.. İzin verirseniz, olur. Yoksa, kalırız.. Ama her halükarda buralarda olacağız zaten!.. Merakım, yokluğumuz “şu diktatörlük” düzeninin seyrinde fark edilir mi?!.. Göreceğiz..

***

“Gidip gelmemek, gelip de görmemek” vecizesiyle hakkınızı helal edin.. Ha bu arada, son günlerde kaleme aldığım “mevzularla” alakalı biriken çok bilgiler var.. Özellikle, taze taze olanları “çok şeyleri” deşifre edecek.. Onu da yazı molasından sonra, paylaşacağız…

***

 GÜNÜN SÖZÜ

“Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az…”