SÜRPRİZ VAR MI?.

Seçime ve sandık sonuçlarına dair "sürpriz" olur mu olmaz mı, onu; "son günün gecesi" söyleyecek!.. Ama, hal-i hazırda birileri muhalefeti "fena" şekilde, fren tutmaz haldeler… Yani, "anlık rantın" kurbanı yapılıyor..

Ne hazin ki, muhalefet bu noktada; "kendini" kaptırmış "önünü" göremez halde gidiyor.. Öyle bir "inanmışlık" içerisinde ki; "seçimi" kazanmış, "iktidar olmuş?" artık, hükümet gibi!… Meclis de, Cumhurbaşkanlığı da; "kendilerinde!.."

***

Sanırsınız ki, Anayasa değişikliği bile yapılmış!.. Kürtler firesiz, muhalefete oy vermiş… Milli ve yerli sorunların hepsi "çözüme" kavuşmuş.. Sosyal, siyasal, ekonomik "kutuplaşmayı" gidermiş.. Ve "Cumhurbaşkanlığı" sisteminden dönülerek, Parlamenter sisteme geçiş yapılmış!!..

Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı.. Ama, akademisyenlerine göre "vasıfsız" bir reislikle o makama oturmuş!… Külliye'de değil, İstanbul Vahdettin Köşkünde, oturacak… Akşener "Başbakan" koltuğunda… O da, Çankaya'da oturacak..

***

Külliye, "dışarıdan" gelecek birine mi bırakılıyor bilmiyorum.. Ama, HDP ve Saadet'te, kontenjan gereği; "kabineye" üyelikler tahsis edilmiş… Kulislerde; kabinedeki yatırımcı bakanlıkların paylaşımı da ikinci döneme girilmiş… Yürütme ve Yargı'da "değişim" operasyonuna odaklı; tehditler ise bir bir yerini buluyor..

Hasılı; AK Parti "seçim barajı" altında kalmış.. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "al aşağı" edilmiş.. Hatta, Kılıçdaroğlu "vasıfsızlıktan" tek vasıflı bir maddeyle, Yüce Divan hazırlığı için, "emir" vermiş!… Tabi bir de muhalefeti iktidara getiren "Dostlar, Arkadaşlar da" taahhütlerini istemek için de, sıraya girmişler!…

***

İşte tüm bu "inanmışlık" CHP'ye, İyi Parti'ye, HDP ve Saadet'e gönderilen "ısmarlama" anket sonuçları "dikte" ediyor… "Ver gazı, ver coşkuyu" misali bir hal-i zihin sarhoşluğu söz konusu!… Önceki gün, Diyarbakır merkezli Sosyal Araştırmaların anketi de; "benzer duruma" körük…

1995'lerden itibaren Doğu ve Güneydoğu bölgesinde "tabela" partisi halinde olan.. Tek bir Milletvekili dahi, Meclis'e gönderemeyen… Bir çok ilde, "Parti İl Yöneticisi" bile bulmakta güçlük çeken, CHP!… Ki, seçimlerde bölgede "açık alanda miting" yapma cesareti gösteremeyip, salon toplantısıyla, yetinilirken…

***

Bugün; Ankete göre AK Parti ile CHP'nin "oy yüzdeliği" eşit hale gelmiş… Yani bölgede, birinci parti olan AK Parti en gerilere düşmüş… CHP'nin dışında HDP ve İyi Parti de bölgede "oylarını" artırmış!… Nasıl bir "kozmopolit" bir seçmene dönmüş Güneydoğu insanı dedirtiyor!!!..

Tarihi bir vecize sözdür… "Görelim mevlam neyler, neylerse güzel eyler?.. Evet, muhalefet "gaza" gelişin frensiz direksiyonda son sürat gaza basmış.. Bu gazı da, "arka bahçe" anket şirketleri veriyor!.. Gidişat; duvara toslama olacak!…

***

Lakin, gerek yurtdışı ve gerekse de yurtiçindeki bazı bağımsız araştırma şirketleri!. İktidar ve Muhalefetin mevcut durumuyla alakalı ortaya koydukları sonuçlar; gidişatı hayal kırıklığına sokacağa benziyor…

Hepsinde; AK Parti tüm "kan kaybına, yıpranmaya" metal ve mantalite yorgunluğuna rağmen; "birinci" parti.. Ki oy yüzdeliği, Optimar dahil, ORC ve Avrasya bile; "itiraf edici" şekilde; yüzde 30 ila 37 bandında gösteriyor..

***

Liderler yönünde!.. Ki Cumhurbaşkanlığı adaylığında isimleri geçenlerin tümü!… Açık ara, Erdoğan'ın fersah fersah gerisinde. Öyle puanlar bir iki, üç beş değil.. 10-15'lerde… Yani, halk hala "Erdoğan'ı" benimsiyor, seviyor, lider olarak görmek istiyor; "çözüm üreten" kişi olma noktasında yüzde 60'ların üzerinde "güven" var!…

Sonuca gelirsek!.. Dünkü yazımda uzun uzadıya, "muhalefetin" muhalefetsizliğiyle; "seçmen nezdinde" oluşan kaçışın, "etkenlerini" dile getirdim.. Tabi ki, AK Parti'nin iktidar olması hesabıyla, "giydiği ateşten gömleğin" etkisi ve yorgunluğu, Parti'de AK Partililerden çok AKP'lilerin "söz sahibi" olma halinin oluşturduğu kayıplar..

***

İki taraftan da; "özeleştiri" noktasında kendilerini sorgulayıp; giderek büyüyen ve nerdeyse ana muhalefet parti konumuna gelen "Kararsız Seçmenlere" odaklanıp, geri dönüşleri sağlamaları lazım!.. Çünkü; hiç bir iktidar yoktur ki, "sosyal ve ekonomik" dengesizliğin en büyük silahı olan tencere karşısında, "bertaraf" olmayışı!…

***

Aksi noktada!.. Hiçbir muhalefet yoktur ki, "seçim malzemesi" yaptığı "tencereyle" iktidar olmasın!.. Hayat pahalılığı, vatandaşın cebindeki "yangın" ahaliyi yakarken, yönetimler, iktidarlar "keyfiyet" içerisinde, olamaz!… Onun için de; "ahaliye, sokağa" kulak verilmeli!.. Çilingir sofralarındaki sarhoş sözlerin oluşturduğu anket ve raporların ısmarlaması; "sabahın" hayal kırıklığına delalettir!… Yani günün sabahı sürprizli?..

 

***

İLK DÖRT MADDE…

Parti liderlerinin değil de?.. Ahalinin kafasındaki soru; Anayasa Değişikliği yapılacaksa; "ilk dört maddeye" dokunulacak mı..? Değişim, dönüşüm, rötuş, dokunuş "olacak mı?…

Soruya yanıt; "sessizlik" hakim!… Ki, tüm partilerin "Anayasa Değişikliğiyle" ilgili aksiyonel faaliyetlerinde; "ilk dört madde" dile getirilmiyor.? Bir fikir birliği varmış gibiler…

***

Taslaklar "orta yere" gelince; "kep düşer kel görünür?"… Ama gelinen aşama itibariyle; "kim nasıl bir anayasa değişikliği" ortaya koyarsa koysun "hep bir yanı" ağırlıklı olarak eksik kalır…

İlk dört maddenin "değişmesini isteyen" ya da tartışan da, dokunulmaz, değiştirilemez diyen de; "kendini ayrılıkçı" kulvardan kurtaramaz!… Değişen ne olursa olsun; "ter-u taze" olamaz!… Hep bir yanı bayat olur!...

***

GÜNÜN SÖZÜ

Milli iradenin devlet yönetimine yansımasından rahatsız olan sistemin adı "vesayet" olmaz mı?…