TAŞIMALI ÖĞRENCİLER!…

Dün, Diyarbakır’ın özellikle kırsal ilçelerinin ekseriyetinde “Öğrencilerin Okula gidemediği” yönünde şikayetler aldık..  Minibüsçüler, “Öğrencileri okullarına taşımamışlar?”.. Protesto ve boykot misali bir takılma olmuş.. Veli ve köy muhtarlarından bu yönde, yoğun tepkiler ve telefonlar aldım.. Hadiseye müdahil olur musunuz diye serzenişte bulundular!?

***

Denilen şu.. Öğrenci Taşıma İhalesini alan firmalar ile bunlarla kiralık sistemle çalışan minibüsçüler “fiyat konusunda” mutabakat, sağlamış değiller… Firma, kendince belirlediği rayiç “sizler öğrencileri taşıyacaksınız” diyor?.. Minibüsçüler ise belirlenen fiyat “yakıt-bakım” maliyetini karşılamıyor, düşük kalıyor, biz bu parayla öğrencileri taşıyamayız” tepkisinde!.

***

İşte bu anlaşmazlık günlerdir çözüme kavuşmadığı için de, minibüsçüler öğretim yılının ilk gününde “kontak kapatmışlar..” Öğrencileri taşımada imtina etmişler… Kentin en büyük ilçesi Bismil dahil olmak üzere, dün yüzlerce hatta binlerle ifade edebileceğimiz öğrenci okuluna gidemedi..

***

Boykot karşısında şaşkınlar, tepkililer?!..  Öğrenciler ilk günün heyecanını yaşayamadı. Veliler ve öğrenciler dört gözle köy meydanında, kendilerini okula götürecek minibüsleri bekleyip durmuşlar..  Ama ne gelen var, ne de onları bilgilendiren?.. Büyük bir hayal kırıklığı içerisinde evlerine dönmüşler!.. Yarın okula giderler mi, o da meçhul!..

***

Veliler diyor ki;  “firma eksenli” soruna çözüm getirici bir diyalog sağlanmışlığı da söz konusu değil.. Vahim bir duyarsızlık, ilgisizlik var.. İlgili ve yetkililer ketum takılıyorlar?!.. Tabi bu hal, görünen o ki, domino taşı misali kentin genelini kapsayacak gibi gözüküyor..  Çünkü, diğer ilçelerden de aynı sesler geliyor..

***

Eee; “öğrenci taşıma” ihalelerinin, “tekelleşmiş” firmalar tarafından dokunulmaz ve değişmez bir teslimiyetle almalarının sonucu bu olsa gerek.? Ki idarecilerin de akçeli işbirliği, “minibüsçülerin de” kazan kaldırmasına vesile olduğunu söyleyebilirim?! Ne diyor, minibüsçüler “firmaların eline mahkum” edildik..?!

***

 

Soruna elbette ki, etkili ve yetkili zevat çözüm bulacaktır.? Ki bulmak zorundadır.. Yoksa, binlerce öğrenci eğitim ve öğretimden mahrum kalacaktır…Evet, kimse bu meseleyi hasır altı edemez.. Etmemeli?!.. Diyeceksiniz ki, yıllarca “hasır altı edilmedi mi?”.. Ne yazık ki öyle!..

***

Bismil İlçe Milli Eğitim Müdürü Aydın Ak, “Taşımada herhangi bir sıkıntı yok. Eğitim öğretimin ilk günü olduğu için, gerekli düzenlemeler yapılıyor. Milli eğitimde şu an sıkıntı yok” yönünde beyanat verse de, sıkıntı var…

***

Neyse, sorun çözümünün ardından Milli Eğitim idarecilerinden beklentim şudur.. “Topyekün” bir şekilde, öğrenci taşıma ihalelerini, firmaları ve kiralık minibüsleri, “salih bir mercekle”  ele alınıp, sorgulanmalı, soruşturulmalı?.. Ki sağlıklı bir ortam gelişsin, devletin milyonları birilerinin cebine akmasın, hak hukuk yenilmesin?!

***

Çünkü, iddia odur ki “taşıma ihalesini” alan firmalar feodal yapı, siyasi nüfuz ve bürokrasideki “rant” işleyişiyle, tekelleşmiş bir söz sahipliğiye, hükümran benim diyor?! Ve, kendilerini dokunulmaz görüyorlar.. Ne hesap vermişlik, ne de eğitim ve kalite onlar için, söz sahibi değil?..

***

Firma istediği şekilde, güzergah belirliyor.. İstediği şekilde, öğrenci taşımasını yapıyor. Bir gün var, iki gün yok.. Ayrıca, güzergahlardaki araç sayısını da, keyfiyet arzıyla maliyeti düşürme adına, sürekli “düşük” tutuyor… Üç araç olması gereken yerde, 1 araç servis yapıyor.. Kimse de, niye böyle yapıyorsun diyemiyor..

***

Bir araç var, ama kayıt üzerinde üç araç öğrenci taşıyor.. 14 ya da 16 öğrenci alması gereken minibüsler, “tıka-basa” dolduruluyor.. 20 hatta, 25 öğrenci bindiriliyor.. Ne hostes, ne kural, ne de trafik kontrolü var?! Tabi minibüslerin, yaşı ve bakım, standartlıkları hak getire..  Bakımsızlık, hijyenik ortam deseniz sıfırın altında eksilerde!

***

Kamera ve güvenlik, “o da nedir” dedirtiyor.. Yani, sorgulanmalı.. Geleceğimiz o araçlarla taşınıyor… “Yakıt ve bakım” maliyetinden haklı olarak, kendi yönlerinde yakınıyorlarsa da, araçlarının standartlara, öğrencilerin taşınmaları açısından uygunluklarını da gözardı etmemeleri lazım, zat-ı muhteremlerin!…

***

Vahim bir açmazın içerisinde olduklarını görmeliler minibüsçü dostlar!.. Mevcut halleri, hiç de sağlıklı değiller..   Ki dünkü yazımda, “Milli Eğitim’in” içerisinde bulunduğu açmazları, A’dan Z’ye kadar dile getirmiştim!..  Eğitim ve öğretimin “kalitesi, başarısı, gelişimi” ve yetişen neslin, “güven” tesisi, onun her yönüyle “sağlıklı” işlemesine bağlıdır.. Yani, sağlıksız bir işleyiş, enva-i arızaya gebe!..

***

Milli Eğitim Bakanlığı ülke sathında, “Okul servis şoförlerine” “eğitim vereceğini duydum.. Diyorum ki, hazır iş “iş sağlığı ve güvenliği” eğitimi verileceği ilan ediliyor, öyleyse ilk olarak Diyarbakır pilot bölge seçilsin.. Ve alınacak belgeler, tıpkı ehliyet gibi “olmazsa olmaz” olarak, şart koşulsun…

***

Şimdilik bu kadar diyelim, eğitimin ilk gününe ilişkin!?.. Ha bu arada, taşımalı eğitime tabi olan öğrencilerin “iaşeleriyle” alakalı, ilk gün olması nedeniyle kısmi bazda yükselen tepki sesleri de yok değildi?!.. Ama, ana tepki, öğrenci taşıma işi olduğu için gölgede kaldı.. Bakılım ilk günün; “acemiliği mi, yoksa başka hesaplar mı” vardı bilmem.? Ama, onu zaman gösterecek…

***

ATASINA HASIM KESİLEN ZİHNİYET!…

Yeni değil!… 1.5 asırdır bu “zihniyet” kendini var ediyor.. İşte, İzmir’in Yunan işgalinden “kurtuluşunun” sene-i devriyesinde, bir kez daha; bu anlayış kendini gösterdi!.. Belediye Başkanı Tunç Soyer.. Tarkan’ın “sahne” almasıyla, oluşan kalabalığa seslenişindeki bir çuval ifadesi gerçekten, “işte atasına düşman’ dedirtti!?..

Sanırsınız ki, İzmir’i işgal eden Yunanistan askerleri değil.. Sanırsınız ki, “Kurtuluş Savaşını” veren askerlemiz Yunanistan askerleriyle, çatışmamış?!.. İzmiri yakıp-yıkan, insanları katleden, ırz, namus, iffet tanımayan Yunan askerleri değilmiş?!.. Hepsini yapan, Osmanlı askerleri imiş?!… O günün padişahı imiş, İzmir’i virane eden?!…

****

Zerre-i miskal Yunanistan’ın ve işgali haçlı ülkeler değilmiş?!.. Soyer’in ezikliğin, cehaletin, pespaye fikriyatın savunucusu kesilmesi kadar!..Aynı zamanda, egemenliğin padişahtan alınıp tek parti politbürosuna verilmesini demokrasi sanan anlayışın havarisi kesilmesi…

Sözü “Cumhurbaşkanına” göndermelere kadar taşıması; “e be yuh” dedirti…  Ama diyeceksiniz bu ruh hali, son dönemlerde hayli yaygın…

***

 

İşgalcilere, Yunan'a sempati besleyip, asıl tehdit olarak Kurtuluş Savaşı sonrası seçimsiz işbaşına gelen iktidarlara muhalif iç unsurları, yıllarca düşman belleyen anlayış, bu vatana ve milletine dost olur mu?! Elbette ki olmaz.. Çünkü onların hedefinde, batı odaklı düşmanlık var.. Kürtler, dindar kesimler onlar için, en büyük düşman!… Laiklik adı altında; bunu yapmadılar mı.! Ne diyelim, Selanik devşirmeleri dün de içteki irlandalılardı bugün de!! Değişmezler!..

***

TARKAN NİYE PLAYBACK YAPAR?

Tarkan'ın Gündoğdu Meydanı'nda kaç kişi topladığına dair iddialar muhtelif rakamlar hala da telaffuz ediliyor… Yüzbinler mi, milyonlar mı?! Organizatör CHP olduğu için Genel Başkanlarının da katıldığı konser mitinge katılım konusunda, rakamlar abartılı… Benim rakamlardan daha çok, Tarkan’ın bu kadar toplanmış kalabalık karşısında neden playback yaptığı?.. Düşünürün ifadesiyle, Playback'le popstar olunuyor mu?!.. O gün için özel bir durum var mıydı, yokmuydu bilemiyorum, ama “canlı canlı” olunmadı?!

***

Ha bu arada, Tarkan giderek “siyasi bir figür’ oluyor.. Kendisi mi, yoksa taraftarları mı veyahut CHP’liler mi, yapıyor bilemiyorum!.. Ama görünen o ki, “Tarkan” fena bir şekilde, “sanatından” ıraklaştırılıp, kendisine siyasi bir libas giydirilmek isteniliyor.. Ki bakıyorum nerdeyse, “CHP’nin bayrağını eline alıp, siyasal iktidara karşı” meydanlara çıkacak” havasına sokuluyor..

***

Düşünüyorum, kendileri gibi yaşamayan, kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi tercihlerde bulunmayan, onların nam-ı hesabına faaliyet yürütmeyen, seslerine ses vermeyen, istediklerini yerine getirmeyen kim varsa; “hasım gören” zihniyetin cenderesine Tarkan kendini kaptırırsa, vay ki vay haline!.. Gündoğan’daki yüzbinleri değil, yüzleri “sanat icrasında” görmez!.. Çünkü sanatın icrasında “siyasi ve ideolojik, ayrıştırıcı” anlayış olmaz.. Evrensel olunur…

***

Ki bunlarda, “- Görüşler, düşünceler, inanışlar ne olursa olsun birbirimize sevgiyle saygıyla yaklaşmak” gerekir, samimiyeti hasıl değil.. Nokta..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi, başkasına yapmamalıyız.