BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE (KİTAP İNCELEMESİ)

Beyaz zambaklar ülkesinde GRİGORY PETROV’un 1923 de yazdığı kurgusal olmayan romanıdır.

Bu kitap tüm yoksulluğa, imkânsızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar,

her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini,

tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.

Finlandiyalı aydınlar işe başladıklarında halk da ülkede bedbaht durumdaymış. Öyle görünüyor ki azimle ve eğitime verdikleri önemle ilmek ilmek ülkenin içyapısını örmüşler ve de korumuşlar.

Finlandiyalılar 1811 yılına kadar İsveç hâkimiyeti altındaydılar. Bütün iktidar, ticaret ve sanat, okullar ve hatta kilise bile İsveçlilerin elindeydi. 

Bu insanlar Finlandiyalılara üstten bakıyorlardı. Bu durum Finlandiya halkının kültürel gelişimini de etkilemekteydi.

Fakat Rusya 1808 yılında Finlandiya’nın yarısını ele geçirdi ve Rus Çarı eskiden sahip olunan tüm hakların aynı kalacağı sözünü verdi. Bu olay ile beraber kendi kültürlerini özgürce geliştirme olanağı elde ettiler.

Fin kültürünü geliştirmek için önderlik etme görevini Johan Wilhelm Snelman üstlendi.

Bugün tüm dünyanın özenerek baktığı Finlandiya eğitim sisteminin temelleri o yıllarda atılmıştır.

“Ekonomik ve kültürel atılımın gerçekleştirilmesi için her şeyden önce, bir ülkenin çevresine alınması ve iyi düşünülmüş devlet politikalarının uygulanması konması gerekmektedir.

 Aksi takdirde, gayretli insanlar tarafından kişisel çabalar ve emek sonucunda elde edilen başarı, düşmanların suyunda kaybolması gibi, yok olup gidecektir.”

Bu satırlarda yazar kalkınmayı devlet politikalarının uygulanmaya konulmasına bağlamış, doğru olmakla beraber eksiktir en azından bizim ülkemiz için.

Politikaların uygulanabilmesi halkın kitlelerin de elindedir. Dinamitleri halk elinde tutar, başarı, eğitim, kalkınmayı faaliyete ancak halk isterse koyabilirsiniz.

İlerleyen sayfalarda; Rusya yönetimine girdikten sonra iç işlerinde serbestlik olan Finlandiyalıların, kendi siyasi sistemini inşa etme görevi verildi.

 Bu kısımda Snelman'ın memurlarına yönelik yaptığı konuşmalar ve yüklediği sorumluluklar çok dikkat çekidir. Yasa bekçisi olan memurların, kurallara uymamasının halk için de kötü model oluşturduğunu ve adalet bilincine sahip kişilerin yetişmesine engel olduğu,

bu sonuçlarındaki memurlardan bu konuda hassas göstermeleri konusunda ricada bulunulur.

Yaşlı insanlar (Finlandiya halkı) bir ayağım çukurda ben öğrensem ne öğrenmesem ne demeden her gün sayısızca kitap gazete okumuşlar,

 okuma yazma bilmeyenler de torunlarına veya komşu çocuklarına okutmuşlar. Böylelikle çift taraflı bir gelişim sağlanmış hem yaşlılar, hem çocuklar açısından.

Mesele aslında lise, üniversite, ilkokul meselesi değil. Bireysel olarak insanın öğreneceği, eğitilmesi gereken alan bitmez. İnsan ömrü boyunca öğrenir, eğitilir ve eğitir.

Eğitimin sürekli ve zamansız olduğunun en güzel örneği aradan yıllar geçmesine rağmen bu kitaptan bir şeyler öğrenebiliyor olmamız.

Kitapta ekonomi, siyaset, spor, din, eğitim gibi toplumsal alanların düzenlenmesi konusunda hepsine ayrı ayrı değinilir. Ve hiçbiri birbiriyle karışmaz çelişmez.

Lider konumundaki Snelman eğitim bloklarını inşa ederken asla siyaseti bulaştırmaz. Din olgusu mevcuttur ama asla siyasete malzeme olmamıştır.

 Askeriyede İsveç döneminde komutan görevinde bulunan İsveçler gider ve onların aşıladıkları küfür, disiplinsizlik kaybolur. Askeriyede ahlaklı bir eğitim başlar.

Öğretmenlerin de desteğini alır, akademisyenler de onun idealini; daha doğrusu kendi kültürünü oluşturacak bir Finlandiya’nın hayalini gerçekleştirmek için çabalar.

Halk üniversiteleri kurulur ve konferanslara devam edilir. Kitapta halk kitlesine verilen değer ve aynı zamanda halk kitlesinde de alışılagelmiş düşünce sistemi eleştirilir.

Başka bir ülkenin boyunduruğu altında kalıp haklarınız ve diliniz önemsenmeyince hırslanıyorsunuz,

Finlandiyalıların bu hırsı şiddete değil de eğitime kanalize etmeleri onların talihlerinin dönüm noktası olmuş.

2 haftalık moladan sonra görüşmek ümidiyle…