KASTAMONU HAYATI (15)

Saniyen: O vaiz ve alim zata, benim tarafımdan selâm söyleyiniz… Benim şahsıma olan tenkidini, itirazını başım üstüne kabul ediyorum. Sizler de, o zatı ve onun gibileri münakaşaya ve münazaraya sevketmeyiniz; hatta tecavüz edilse de, beddua ile de mukabele etmeyiniz. Kim olursa olsun; madem imanı var, o noktada kardeşimizdir. Bize düşmanlık da etse, mesleğimizce mukabele edemeyiz. Çünki daha şiddetli düşmanlar ve yılanlar var. Elimizde nur var, topuz yok! Nur incitmez, ışığiyle okşar. Ve bilhassa ehl-i ilim olsa, ilimden gelen enaniyeti de varsa, enaniyetlerini tahrik etmeyiniz. Hem o zat, madem evvelce Risale-i Nura girmiş ve yaziyle de iştirak etmiş; o daire içindedir. Onun fikren bir yanlışı varsa da affediniz. Değil onlar gibi ehl-i diyanet ve tarikata mensub Müslümanlar, şimdi bu acib zamanda imanı bulunan ve fırka-i dalleden bile olsa, onlarla uğraşmamak ve Allahı tanıyan ve ahireti tasdik eden Hıristiyan bile olsa, onlarla medar-ı niza noktaları medar-ı münakaşa etmemeyi; hem bu acib zaman, hem mesleğimiz, hem kudsî hizmetimiz iktiza ediyor.
Said Nursî
Risale-i Nurun mesleği ise; vazifesini yapar, Cenab-ı Hakkın vazifesine karışmaz. Vazifesi tebliğdir. Kabul ettirmek, Cenab-ı Hakkın vazifesidir. Hem kemiyete ehemmiyet verilmez. Sen o havalide bir tek Atıfı bulsan, yüzü bulmuş gibidir, merak etme. Hem mümkün oldu kadar, haricden gelen böyle ilişmelere ehemmiyet verme, fakat ihtiyat eyle. Bu atâlet mevsimi ve gaflet zamanı ve derd-i maişet ibtilâsı zamanında cüz’i bir iştigal de ehemmiyetlidir. Tevafuk değil; muvaffakıyetsizlik, mağlûbiyet yok; Risale-i Nurun her tarafda galibane fütuhatı var.
Said Nursi

* * *

Aziz Sıdık Kardeşlerim,
Risale-i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez. Çünki, ehemmiyetli bir ibadet-i tefekküriye olduğu cihetle, dünyevi maksadlar kasden ondan istenilmez. İstenilse, ihlâs kırılır. O ehemmiyetli ibadet şekli değişir. Bazı çocuklar gibi, döğüştükleri vakit Kur’anı siper eder. Başına gelen darbe, Kur’ana geldiği gibi, Risale-i Nur, böyle muannid hasımlara karşı siper istimal edilmemeli. Evet, Risale-i Nura ilişenler, tokat yerler. Yüzer vukuat şahittir. Fakat Risale-i Nur, tokatlarda istimal edilmez ve niyet ve kasd ile tokatlar gelmez. Çünki, sırr-ı ihlâs ve sırr-ı ubûdiyete münafidir. Bizler; bizlere zulm edenleri bizi himaye eden ve Risale-i Nurda istihdam eden Rabbimize havale ediyoruz… Evet dünyaya ait harika neticeler, bazı evrad-ı mühime gibi, Risale-i Nurda çokça terettüb ediyor. Fakat onlar istenilmez, belki verilir. İllet olamaz, bir faide olabilir. Eğer istemekle olsa, illet olur, ihlâsı kırar; o ibadeti kısmen ibtal eder. Evet, Risale-i Nurun o kadar dehşetli muannidlere karşı galibane mukavemeti, sırr-ı ihlâsdan; hiçbir şeye âlet edilmemesinden ve doğrudan doğruya saadet-i ebediyeye bakmasından ve hizmet-i imaniyeden başka bir maksad takib etmemesinden ve bazı ehl-i tarikatın ehemmiyet verdikleri keşf ve keramet-i şahsiyeye ehemmiyet vermemesindendir. Ve velâyet-i Kübra ashabları olan Sahabiler gibi, veraset-i Nübüvvet sırriyle, yalnız iman nurlarını neşretmek ve ehl-i imanın imanlarını kurtarmaktır. Evet, Risale-i Nurun bu dehşetli zamanda kazandırdığı iki netice-i muhakkakası, her şeyin fevkindedir; başka şeylere ve makamlara ihtiyaç bırakmıyor…
Birinci Neticesi: Sadakat ve kanatla Risale-i Nur dairesine girenler, imanla kabre gireceğine gayet kuvvetli emareler var.
İkincisi: Risale-i Nur dairesinde, ihtiyarımız olmadan takarrur ve tahakkuk eden şirket-i mâneviye-i uhreviye cihetiyle, her bir hakiki sâdık şâkird; binler dillerle, kalblerle dua etmek, istiğfar etmek, ibadet etmek ve bazı melâike gibi kırk bin lisan ile tesbih etmektir. Ve Ramazan-ı Şerifdeki hakikat-ı Leyle-i Kadir gibi netice içindir ki; Risale-i Nur şâkirdleri, hizmet-i Nuriyeyi velâyet makamına tercih eder; keşf ve keramatı aramaz, ve Ahiret meyvelerini dünyada koparmaya çalışmaz. Vazife-i İlâhiyye olan muvaffakıyet ve halka kabul ettirmek ve revac vermek ve galebe ettirmek ve müstehak oldukları şan ü şeref ve ezvak ve inayetlere mazhar etmek gibi kendi vazifelerinin haricinde bulunan şeylere karışmaz ve harekâtını, onlara bina etmezler.               
Devam edecek