KASTAMONU HAYATI (23)

Sonra yağmura bakıyor, görür ki: O lâtif ve berrak ve tatlı ve hiçten ve gaybî bir hazine-i rahmetten gönderilen katrelerde o kadar rahmânî hediyeler ve vazifeler var ki, gûya rahmet, tecessüm ederek katreler suretinde hazine-i Rabbânîden akıyor, mânasında olduğundan, yağmura ‘’Rahmet’’ nâmı verilmiştir.
Sonra şimşeğe bakar ve ra’dı (gök gürültüsü) dinler, görür ki: Pek acîb ve garib hizmetlerde çalıştırılıyorlar.
Sonra gözünü çeker, aklına bakar, kendi kendine der ki: Atılmış pamuk gibi bu câmid, şuursuz bulut; elbette bizleri bilmez ve bize acıyıp imdadımıza kendi kendine koşmaz ve emirsiz meydana çıkmaz ve gizlenmez; belki gayet Kadîr ve Rahîm bir kumandanın emriyle hareket eder ki, bir iz bırakmadan gizlenir ve def’aten meydana çıkar, iş başına geçer ve gayet faal ve müteâl ve gayet cilveli ve haşmetli bir sultanın fermaniyle ve kuvvetiyle vakit-bevakit cevv âlemini doldurup boşaltır ve mütemadiyen hikmetle yazar ve paydos ile bozar tahtasına ve mahv ve isbat levhasına ve haşir ve kıyamet suretine çevirir ve gayet lûtufkâr ve ihsanperver ve gayet keremkâr ve Rububiyetperve bir Hâkim-i Müdebbirin tedbiriyle rüzgâra biner ve dağlar gibi yağmur hazinelerini bindirir, muhtaç olan yerlere yetişir. Gûya onlara acıyıp ağlayarak, gözyaşlariyle, onları çiçeklerle güldürür. Güneşin şiddet-i ateşini serinlendirir ve sünger gibi bahçelerine su serper ve zemin yüzünü yıkar, temizler.
Hem o meraklı yolcu kendi aklına der: ‘’Bu câmid, hayatsız, şuursuz, mütemadiyen çalkanan, kararsız, fırtınalı, dağdağalı, sebatsız, hedefsiz şu havanın perdesiyle ve zâhiri suretiyle vücuda gelen yüzbinler hakîmâne ve rahîmâne ve san’atkârane işler ve ihsanlar ve imdatlar bilbedâhe isbat eder ki: Bu çalışkan rüzgârın ve bu ceval hizmetkârın kendi başına hiçbir hareketi yok, belki gayet Kadir ve Alîm ve gayet Hakîm ve Kerîm bir âmirin emriyle hareket eder. Gûya herbir zerresi, her bir işi bilir ve o âmirin her bir emrini anlar ve dinler bir nefer gibi, hava içinde cereyan eden her bir emr-i Rabbanîyi dinler, itaat eder ki; bütün hayvanatın teneffüsüne ve yaşamasına ve nebatatın telkîhine ve büyümesine ve hayatına lüzumlu maddelerin yetiştirilmesine ve bulutların sevk ve idaresine ve ateşsiz sefinelerin seyr-ü seyahatına ve bilhassa seslerin ve bilhassa telsiz telefon ve telgraf ve radyo ile konuşmaların îsaline ve bu hizmetler gibi umumî ve küllî hizmetlerden başka, azot ve müvellidülhumuza (oksijen) gibi iki basit maddeden ibaret olan havanın zerreleri birbirinin misli iken zemin yüzünde yüzbinler tarzda bulunan Rabbanî san’atlarda kemal-i intizam ile bir dest-i hikmet tarafından çalıştırılıyor görüyorum.’’
Demek, Âyetinin tasrihiyle; rüzgârın tasrifiyle, hadsiz Rabbanî hizmetlerde istimal ve bulutların teshîriyle, hadsiz Rahmanî işlerde istihdam ve havayı o surette icad eden, ancak Vâcibül-Vücud ve Kâdir-i Külli Şey ve Âlim-i Külli Şey ve bir Rabb-i Zülcelâli Vel-İkramdır der, hükmeder.
Sonra yağmura bakar, görür ki: Yağmurun taneleri sayısınca menfaatler ve katreleri adedince rahmanî cilveler ve reşhaları miktarınca hikmetler, içinde bulunuyor. Hem o şirin ve lâtif ve mübarek katreler o kadar muntazam ve güzel halkediliyor ki, hususan yaz mevsiminde gelen dolu o kadar mizan ve intizam ile gönderiliyor ve iniyor ki, fırtınalar ile çalkanan ve büyük şeyleri çarpıştıran şiddetli rüzgârlar onların muvazene ve intizamlarını bozmuyor; katreleri birbirine çarpıp, birleştirip, zararlı kütleler yapmıyor. Ve bunlar gibi çok hakîmâne işlerde ve bilhassa ziyahatta çalıştırılan basit ve câmid ve şuursuz müvellidülma ve müvellidülhumuza (hidrojen- oksijen) gibi iki basit maddeden terekküp eden bu su yüzbinlerle hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve san’atlarda istihdam ediliyor. Demek bu tecessüm etmiş ayn-ı rahmet olan yağmur, ancak bir Rahman-ı Rahîmin hazine-i gaybiye-i rahmetinde yapılıyor ve nüzuliyle Âyetini maddeten tefsir ediyor.
Sonra ra’dı dinler ve berk’e (şimşeğe) bakar, görür ki: Bu iki hadise-i acibe-i cevviye tamtamına ve Âyetlerini maddeten tefsir etmekle beraber, yağmurun gelmesini haber verip, muhtaçlara müjde ediyorlar.
Devam Edecek