AHMET AKGÜNDÜZ’DEN HABERLER
İlimizen yetiştirdiği önemli bilim insanlarından Prof Dr Ahmet Akgündüz, şu anda Hollanda Rotterdam İslam Üniversitesinin Rektörlügünü yapıyor.
Bir haftalığına bazı görüşmelerde bulunmak üzere Ankara’ya gelen Sayın Akgündüz ile iki kez ev toplantılarında bir araya gelme imkanı bulduk.
Ahmet Akgündüz, Çüngüş İlçemizin Malkaya köyünde dünyaya gelmiş. İlk Okulu köyünde okuduktan sonra Diyarbakır İmam Hatip Okulunda başlayan öğrenimini Gaziantep İmam Hatip Okulunda tamamlamış. Daha sonra aynı ilimizin bir lisesinden fark dersleri vererek lise mezunu olmuş.
Ardından Erzurum İslami Bilimler Fakültesini ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş.
Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra –bilmiyorum hatırlar mı,ki ben hatırlatmadım- bir ara bana uğramış ve Avukatlık stajını yanımda yapmak istediğini belirtmişti. Ama ilimizin iki meşhur Ahmed’i (Prof Dr Ahmet Akgündüz ve Prof Dr Ahmet Bilgin) ikisi birden Prof Dr Halil Cin’in zamanında Diyarbakır Dicle Üniversitesine Asistan olarak girnice, Avukatlık stajı yapma ihtiyacı kalmadı.
Ahmet Akgündüz bey bilim basamaklarını hızla tırmandı , adaşı ve okul arkadaşı Ahmet Bilgin bey gibi kısa sürede Profesörlük makamına ulaştı.
Ahmet Akgündüz bey şu anda Rotterdan İslam Üniversitesinin rektörlüğünü yapıyor.
Bu Üniversite şimdiye kadar Hollanda Hükümeti ve YÖK’ü tarafından tanınmamıştı.
Ahmet bey olayı şöyle anlattı.
Herhangi bir insan Hollanda Hükümetine gider, gerekli birkaç evrakı hazırladıktan sonra müracaatını yapar ve bu ülkede bir Üniversite kurabilir. Yasalara aykırı olmamak koşulu ile gerekli eğitimi serbestçe verebilir. Fakat esas iş ondan sonra başlar. Kurmuş olduğunuz Üniversitenin tanınması için yüzlerce kuralı yerine getirmeniz gerekir. İşte bu kurallar devenin iğne deliğinden geçirilmesi kadar zordur ve size büyük güçlükler çıkarır.
Hele Üniversiteniz , bir de Müslümanlar tarafından kurulmuş ise , doğrusu çok çekeceğiniz var.
Ben , Ahmet Bey kurduğunuz Üniversitenin isminin İslam Üniversitesi olmasından doyayı mı, güçlüklerle karşılaşıyorsunuz, deyince, hayır böyle bir şey yok. Hollanda’daki Üniversitelerin hemen hepsi Hırıstiyanlığın çeşitli mezheplerine göre kurulmuş durumda. Çünkü Hollanda’da büyük mezhep savaşları yaşanmış. Protestanlarla, Katolikler biri birlerini acımasızca kıymışlar. Ama sonunda biri birlerini bitirmelerinin mümkün olmadığını görünce, oturup bir barış anlaşması yapmışlar. HERKES KENDİ İNANCINI YAŞAMAKTA VE İNANCININ GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMEKTE HİÇBİR GÜÇLÜKLE KARŞILAŞMAYACAK VE BİRİ BİRLERİNE HOŞGÖRÜ İLE DAVRANACAKLAR DİYE KARAR ALMIŞLAR.
O nedenle Hollanda’da kurulan okullar, Üniversitelerin hemen hepsi bu mezhep temelleri üzerine oturmuş. İşte bu karar uyarınca siz eğer Hollanda’da bir Üniversite kurmak isterseniz, bu kurallardan yararlanıyorsunuz ve ilk kuruluş esnasında hiçbir güçlükle karşılaşmıyorsunuz. Ama bu ülkede tanınmak ve uluslar arası areneda söz sahibi olmanız için yüzlerce kuralı yerine getirmek mecburiyetindesiniz. Biz işte yıllardan beri bu mücadeleyi verdik. Birçok defa hakkettiğimiz halde , Devlet bizi tanıma konusunda büyük güçlükler çıkardı. Artık biz bu işin üstesinden gelemiyoruz, Üniversite binasını satılığa çıkarılım, çekip memleketimize dönelim dediğimiz sırada, Hollanda Başbakanı bizi çağırdı ve size haksızlık yapıyoruz, bu doğru değil, Hükümet olarak sizi tanıyacağız ve YÖK de(Hollanda YÜKSEK ÖĞRENİM KURUMU) sizi tanıyacak dedi. Allah’a şükürler olsun şu anda hiçbir problemimiz kalmadı, Üniversitemiz tanındı ve Türkiye ile de görüşmelerimiz bitti. YÖK’e gerekli bütün belgelerimizi verdik. Yakında oradan da denklikle ilgili kararlar çıkacak. Çünkü Hollanda bir AB liği üyesi ve bu ülkelerin bütün Üniversitelerinin , Türkiye Üniversiteleri bakımından bir denklik sorunu bulunmuyor, dedi. Ardından Hollanda’da kurmuş olduğunuz Üniversite Devlet tarafından tanınınca, özellikle ekonomik açıdan bütün problemlerinizi çözme imkanına kavuşuyorsunuz. Devlet öğrenci başına 1500 Euro’nun üzerinde size yardımda bulunuyor. Yurt dışından öğrenci aldığınızda ise kendi ücretinizi belirleme imkanınız var diye ilave etti.
Hollanda(ROTTERDAM) Üniversitesi şimdi Türkiye’den ve dünyanın her tarafından öğrencilere bundan böyle daha kaliteli eğitim vermeye hazırlanıyor.
Ahmet bey Hollanda hakkında bazı bilgiler verdi. Kimine üzüldük, kimine sevindik.
Ahmet bey sohbeti sırasında,Hollanda Avrupa ülkeleri içerisinde Gay’lara ve Lezbiyen’lere evlenme izni veren tek ülke. Hatta öyleki Avrupanın çeşitli ülkelerinden, Amerika’dan insanlar buraya gelerek gay ve lezbiyen evliliği gerçekleştiriyor ve sonra ülkelerine dönüyorlar. Aile hayatı bitmiş vaziyette. Diyelim ki, bir eve misafirliğe gidiyorsunuz, eğer aile yemek yiyor ise, sizi kaypıda bekletiyor ve yemeklerini yedikten sonra ancak siz o eve girebiliyorsunuz. Kapitalizm ve maddi menfaatler aile ilişkilerini, anne-baba, evlat münasebetlerini, yardımlaşma ,ihsan duygularını tamamen yemiş bitirmiş. Her an için biri birlerine kazık atmaya hazır vaziyetteler, dedi.
Lut Kavminin tamamen yok olmasına sebep olan bu ahlaksız ve hayasızca davranışların binlerce yıl sonra tekrar "medeni"!!! geçinen bir ülkede resmi tanıma içerisine alınmasına gerçketen çok üzüldük.
Ama Ahmet bey başka bir şeyden bahsetti. Avrupa’da kiliselerin başında bulunan papazlar, her sene bir ülkede toplantı yapıyor ve çetişli sorunları görüşerek kararlar alıyorlarmış. Aldıkları bu kararları kitap haline getirip bastırarak dağıtıyorlarmış. 95 yaşlarında bir papaz Ahmet Beyi ziyaret etmiş ve ona son birkaç yıldan beri bizim yaptığımız bu toplantılardaki kararlar yayınlanmıyor, hiç merak ediyormusunuz diye sormuş. O da ben nerede bileyim diye cevaplamış. Bunun üzerine Papaz , biz daha önce Müslümanları dinden irtidat etmiş, kafirler olarak görüyorduk. Ama son yıllardaki çalışmalarımız bizim bu görüşümüzün yanlış olduğunu gösterdi.İncil’de insan sözü var, ama Kur’an da böyle bir şeyi tespit edemedik. Mesela Kur’an da her şeyin çift yaratılması ile ilgili ayeti ele alınca aynı ayet içerisinde (Zevceyn, İsneyn) tabirlerinin yan yana gelmesine takıldık.ZEVCEYN zaten ikiyi ifade ediyor, bir de İsneyn’e ne gerek var, o halde bu bir sapma ve Allah kelamı değil diye düşündük. Fakat ilmin geldiği son nokta olan eşeyli ve eşeysiz üremeleri öğrenince düşüncemizin yanlış olduğunu farkettik. Zevceyn eşeyli üremeyi,yani dişilik ve erkekliğin aynı bitkide bulunma hali, İsneyn eşeysiz üremeyi, binlerce dişi fıstık ağacının bulunduğu yere bir erkek fıstık ağacının ekilmesi gerektiğini, aksi takdirde üretim almanın imkansızlığını tespit ettik.İslam ve Hırıstiyanlık üzerine yaptığımız çalışmalar sonrasında İslam’ın son din, Hz.Muhammed’in de son peygamber olduğuna kanaat getirdik. Korkumuzdan bunu yayınlamama kararı aldık. Bu görüşlerimizi toplantıya katılan 180 civarında papaz için kitap haline getirdik. Fakat ben iyice yaşlandım. Bu görüşlerin gizli saklı kalmasını istemediğimden, oirjinal metni size teslim ve emanet ediyorum demiş. Ahmet Bey de yakında bu kitabı Türkçeye çevirerek yayınlama kararı aldığını söyledi. Para ve teknoloji batılıları çok şımartmış. Müslümanları asla insan yerine koymuyorlar. Fakat pilleri bitmek üzere, yakında fevc fevc insanların İslama dehalet edeceğine inanıyorum dedi ve ekledi, Hollanda’da son yıllarda en çok konulan İsim Muhammed. Niye diye sorunca, Hollandalılar çocuklarına elbette Muhammed ismi vermiyor, bu ülkede yaşayan insanlar içerisinde en büyük doğum oranı Müslümanlar arasında olması sebebiyle bu isim veriliyor ve nüfus böylece giderek Müslümanlaşıyor.
Ahmet Bey sohbeti sırasında çok güzel beşaretlerde/müjdeli haber/ bulundu.
Zaman onu çok yormuş, saçlarına aklar, yüreğine şeker hastalığı düşmüş.
Şu önümüzdeki 10 yıl çok önemli.
Avrupa Hırıstiyanlığı Bediüzzamanın dediği gibi önümüzdeki yıllarda tasaffi ederek, hamlini vaz ederek ,gerçek İslamiyet ile tanışacak diye de ilave etti.
Bir haftalığına bazı görüşmelerde bulunmak üzere Ankara’ya gelen Sayın Akgündüz ile iki kez ev toplantılarında bir araya gelme imkanı bulduk.
Ahmet Akgündüz, Çüngüş İlçemizin Malkaya köyünde dünyaya gelmiş. İlk Okulu köyünde okuduktan sonra Diyarbakır İmam Hatip Okulunda başlayan öğrenimini Gaziantep İmam Hatip Okulunda tamamlamış. Daha sonra aynı ilimizin bir lisesinden fark dersleri vererek lise mezunu olmuş.
Ardından Erzurum İslami Bilimler Fakültesini ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş.
Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra –bilmiyorum hatırlar mı,ki ben hatırlatmadım- bir ara bana uğramış ve Avukatlık stajını yanımda yapmak istediğini belirtmişti. Ama ilimizin iki meşhur Ahmed’i (Prof Dr Ahmet Akgündüz ve Prof Dr Ahmet Bilgin) ikisi birden Prof Dr Halil Cin’in zamanında Diyarbakır Dicle Üniversitesine Asistan olarak girnice, Avukatlık stajı yapma ihtiyacı kalmadı.
Ahmet Akgündüz bey bilim basamaklarını hızla tırmandı , adaşı ve okul arkadaşı Ahmet Bilgin bey gibi kısa sürede Profesörlük makamına ulaştı.
Ahmet Akgündüz bey şu anda Rotterdan İslam Üniversitesinin rektörlüğünü yapıyor.
Bu Üniversite şimdiye kadar Hollanda Hükümeti ve YÖK’ü tarafından tanınmamıştı.
Ahmet bey olayı şöyle anlattı.
Herhangi bir insan Hollanda Hükümetine gider, gerekli birkaç evrakı hazırladıktan sonra müracaatını yapar ve bu ülkede bir Üniversite kurabilir. Yasalara aykırı olmamak koşulu ile gerekli eğitimi serbestçe verebilir. Fakat esas iş ondan sonra başlar. Kurmuş olduğunuz Üniversitenin tanınması için yüzlerce kuralı yerine getirmeniz gerekir. İşte bu kurallar devenin iğne deliğinden geçirilmesi kadar zordur ve size büyük güçlükler çıkarır.
Hele Üniversiteniz , bir de Müslümanlar tarafından kurulmuş ise , doğrusu çok çekeceğiniz var.
Ben , Ahmet Bey kurduğunuz Üniversitenin isminin İslam Üniversitesi olmasından doyayı mı, güçlüklerle karşılaşıyorsunuz, deyince, hayır böyle bir şey yok. Hollanda’daki Üniversitelerin hemen hepsi Hırıstiyanlığın çeşitli mezheplerine göre kurulmuş durumda. Çünkü Hollanda’da büyük mezhep savaşları yaşanmış. Protestanlarla, Katolikler biri birlerini acımasızca kıymışlar. Ama sonunda biri birlerini bitirmelerinin mümkün olmadığını görünce, oturup bir barış anlaşması yapmışlar. HERKES KENDİ İNANCINI YAŞAMAKTA VE İNANCININ GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMEKTE HİÇBİR GÜÇLÜKLE KARŞILAŞMAYACAK VE BİRİ BİRLERİNE HOŞGÖRÜ İLE DAVRANACAKLAR DİYE KARAR ALMIŞLAR.
O nedenle Hollanda’da kurulan okullar, Üniversitelerin hemen hepsi bu mezhep temelleri üzerine oturmuş. İşte bu karar uyarınca siz eğer Hollanda’da bir Üniversite kurmak isterseniz, bu kurallardan yararlanıyorsunuz ve ilk kuruluş esnasında hiçbir güçlükle karşılaşmıyorsunuz. Ama bu ülkede tanınmak ve uluslar arası areneda söz sahibi olmanız için yüzlerce kuralı yerine getirmek mecburiyetindesiniz. Biz işte yıllardan beri bu mücadeleyi verdik. Birçok defa hakkettiğimiz halde , Devlet bizi tanıma konusunda büyük güçlükler çıkardı. Artık biz bu işin üstesinden gelemiyoruz, Üniversite binasını satılığa çıkarılım, çekip memleketimize dönelim dediğimiz sırada, Hollanda Başbakanı bizi çağırdı ve size haksızlık yapıyoruz, bu doğru değil, Hükümet olarak sizi tanıyacağız ve YÖK de(Hollanda YÜKSEK ÖĞRENİM KURUMU) sizi tanıyacak dedi. Allah’a şükürler olsun şu anda hiçbir problemimiz kalmadı, Üniversitemiz tanındı ve Türkiye ile de görüşmelerimiz bitti. YÖK’e gerekli bütün belgelerimizi verdik. Yakında oradan da denklikle ilgili kararlar çıkacak. Çünkü Hollanda bir AB liği üyesi ve bu ülkelerin bütün Üniversitelerinin , Türkiye Üniversiteleri bakımından bir denklik sorunu bulunmuyor, dedi. Ardından Hollanda’da kurmuş olduğunuz Üniversite Devlet tarafından tanınınca, özellikle ekonomik açıdan bütün problemlerinizi çözme imkanına kavuşuyorsunuz. Devlet öğrenci başına 1500 Euro’nun üzerinde size yardımda bulunuyor. Yurt dışından öğrenci aldığınızda ise kendi ücretinizi belirleme imkanınız var diye ilave etti.
Hollanda(ROTTERDAM) Üniversitesi şimdi Türkiye’den ve dünyanın her tarafından öğrencilere bundan böyle daha kaliteli eğitim vermeye hazırlanıyor.
Ahmet bey Hollanda hakkında bazı bilgiler verdi. Kimine üzüldük, kimine sevindik.
Ahmet bey sohbeti sırasında,Hollanda Avrupa ülkeleri içerisinde Gay’lara ve Lezbiyen’lere evlenme izni veren tek ülke. Hatta öyleki Avrupanın çeşitli ülkelerinden, Amerika’dan insanlar buraya gelerek gay ve lezbiyen evliliği gerçekleştiriyor ve sonra ülkelerine dönüyorlar. Aile hayatı bitmiş vaziyette. Diyelim ki, bir eve misafirliğe gidiyorsunuz, eğer aile yemek yiyor ise, sizi kaypıda bekletiyor ve yemeklerini yedikten sonra ancak siz o eve girebiliyorsunuz. Kapitalizm ve maddi menfaatler aile ilişkilerini, anne-baba, evlat münasebetlerini, yardımlaşma ,ihsan duygularını tamamen yemiş bitirmiş. Her an için biri birlerine kazık atmaya hazır vaziyetteler, dedi.
Lut Kavminin tamamen yok olmasına sebep olan bu ahlaksız ve hayasızca davranışların binlerce yıl sonra tekrar "medeni"!!! geçinen bir ülkede resmi tanıma içerisine alınmasına gerçketen çok üzüldük.
Ama Ahmet bey başka bir şeyden bahsetti. Avrupa’da kiliselerin başında bulunan papazlar, her sene bir ülkede toplantı yapıyor ve çetişli sorunları görüşerek kararlar alıyorlarmış. Aldıkları bu kararları kitap haline getirip bastırarak dağıtıyorlarmış. 95 yaşlarında bir papaz Ahmet Beyi ziyaret etmiş ve ona son birkaç yıldan beri bizim yaptığımız bu toplantılardaki kararlar yayınlanmıyor, hiç merak ediyormusunuz diye sormuş. O da ben nerede bileyim diye cevaplamış. Bunun üzerine Papaz , biz daha önce Müslümanları dinden irtidat etmiş, kafirler olarak görüyorduk. Ama son yıllardaki çalışmalarımız bizim bu görüşümüzün yanlış olduğunu gösterdi.İncil’de insan sözü var, ama Kur’an da böyle bir şeyi tespit edemedik. Mesela Kur’an da her şeyin çift yaratılması ile ilgili ayeti ele alınca aynı ayet içerisinde (Zevceyn, İsneyn) tabirlerinin yan yana gelmesine takıldık.ZEVCEYN zaten ikiyi ifade ediyor, bir de İsneyn’e ne gerek var, o halde bu bir sapma ve Allah kelamı değil diye düşündük. Fakat ilmin geldiği son nokta olan eşeyli ve eşeysiz üremeleri öğrenince düşüncemizin yanlış olduğunu farkettik. Zevceyn eşeyli üremeyi,yani dişilik ve erkekliğin aynı bitkide bulunma hali, İsneyn eşeysiz üremeyi, binlerce dişi fıstık ağacının bulunduğu yere bir erkek fıstık ağacının ekilmesi gerektiğini, aksi takdirde üretim almanın imkansızlığını tespit ettik.İslam ve Hırıstiyanlık üzerine yaptığımız çalışmalar sonrasında İslam’ın son din, Hz.Muhammed’in de son peygamber olduğuna kanaat getirdik. Korkumuzdan bunu yayınlamama kararı aldık. Bu görüşlerimizi toplantıya katılan 180 civarında papaz için kitap haline getirdik. Fakat ben iyice yaşlandım. Bu görüşlerin gizli saklı kalmasını istemediğimden, oirjinal metni size teslim ve emanet ediyorum demiş. Ahmet Bey de yakında bu kitabı Türkçeye çevirerek yayınlama kararı aldığını söyledi. Para ve teknoloji batılıları çok şımartmış. Müslümanları asla insan yerine koymuyorlar. Fakat pilleri bitmek üzere, yakında fevc fevc insanların İslama dehalet edeceğine inanıyorum dedi ve ekledi, Hollanda’da son yıllarda en çok konulan İsim Muhammed. Niye diye sorunca, Hollandalılar çocuklarına elbette Muhammed ismi vermiyor, bu ülkede yaşayan insanlar içerisinde en büyük doğum oranı Müslümanlar arasında olması sebebiyle bu isim veriliyor ve nüfus böylece giderek Müslümanlaşıyor.
Ahmet Bey sohbeti sırasında çok güzel beşaretlerde/müjdeli haber/ bulundu.
Zaman onu çok yormuş, saçlarına aklar, yüreğine şeker hastalığı düşmüş.
Şu önümüzdeki 10 yıl çok önemli.
Avrupa Hırıstiyanlığı Bediüzzamanın dediği gibi önümüzdeki yıllarda tasaffi ederek, hamlini vaz ederek ,gerçek İslamiyet ile tanışacak diye de ilave etti.
Yazarın Önceki Yazıları