GAZZE’YE BÜYÜKELÇİ DÜZEYİNDE BİR KONSOLOS ATAYALIM
"Olayların bu noktaya gelmesinin bir sorumlusu da Avigdor LİEBERMAN gibi, İsrail yanlısı yazarlarca bile NEONAZİ olarak nitelenen bir kişiyi Dışişleri Bakanlığı görevine getiren İsrail halkıdır.
Bu İsrail Halkının geçmişte yaptığı pek çok hatanın tekrarıdır.
Gazze halkı İsrail halkından daha az insan değil.Onların da kentdi KARASULARINI ve HAVA SAHASİNI içine alan, kendi meşru sınırları içinde eğemen olma hakkı bulunuyor.
Gazzelilerin yaptıkları ve inandıkları hiçbir şeyin veya seçimle iş başına getirdikleri hiçbir yönetimin, İsrail’e Gazze’yi kontrol etme ve Gazzelileri kovma hakkı vermiyor.
İHH,Hamas ve İslami Cihat gibi örgütlere ne kadar yakın olsa da, tüm dürüst demokratik dünyanın bildiği gibi Gazze için özgürlük, Filistinlilre özgürlük, işgali ve ablukayı sona erdirme gibi haklı bir davaları var.
Ben öncelikle İsrail komandolarını, Mavi Marmara gemisine gönderen İsrail Hükümetini suçluyorum.Ve ben ölümler, yaralanmalar, her iki taraftan dökülen kanlar nedeniyle ülkemi suçluyorum.Bu kanlar, sonuçta, benim ülkemin başka bir ülkenin özgürlüğünü kabul etmemesi nedeniyle döküldü"
Bu satırların yazarı İsrail’li Larry Derfner.
Larry Derfner’in makalasinden bölümler aktardığım yazı dün İsrail’de yayınlandı.
"İki gün bekledim, bakalım olaya kimler İsrail’in dışnıda bir gözle bakacaklar. Maalesef itiraf etmeliyim ki, dünyada kimse meydana gelen elim hadiseyi, görülmesi gereken esas açıdan değerlendirmeye almadı.
Hiç kimse çıkıp da, ya kardeşim bu gemiler İsrail’e değil, Gazze’ye gidiyor, gemilerin hareketi önlenmese idi, bunlar Gazze’nin karasularına girecekti, İSRAİL BİR GAZZE TOPRAĞI DEĞİLDİR. Gazze Uluslar arası hak ve hukuk kurallarından yararlanmaya hakkı bulunan, seçmiş oldukları yöneticileri eli ile idare edilen bir Filistin toprağıdır. Bu topraklar üzerinde Yahudiler değil, Filistinli Müslümanlar yaşamaktadır. Ve bu topraklar üzerinde bir tek YAHUDİ yoktur demedi, yani hemen herkes olaya İsrail’in kör gözü ile baktı" demişim 4 gün önceki makalemde.
Ben makale yazarlarının/öyle enti püften değil/ciddi manada Hukuk eğitimi almalarının elzem olduğuna dair inancımı bu olay ile bir daha pekiştirmiş oldum.
Çünkü insanlar, Mavi Marmara Gemisinin Uluslar arası sularda seyahat halinde iken operasyona maruz kaldığını, yani o aşamada İsrail Devletinin karasularına bir tecavüzün bulunmadığını söylerken, İsrail Devletinin tezlerine haklılık kazandırdıklarını, zira bu geminin biraz sonra İsrail’in karasularına gireceğini zımnen kabul ettiklerini ortaya koyduklarının farkında olmadı.
Oysa biz Mavi Marmara gemisinin önderliğinde 32 ülkenin oluşturduğu yardım Filosunun, İsrail’in eğemenlik hakkının ihlale uğramasına sebep olacak bir eyleminin hiçbir zaman olmayacağını, zira bu gemilerin uluslar arası sulardan çıktıktan sonra GAZZENİN KARASULARINA GİRECEĞİNİ BELİRTTİK.
BU HUKUKİ AYIRIMIN YAPILMAMASI HALİNDE, YANİ YARDIM GEMİLERİNİN ULUSLAR ARASI SULARDAN ÇIKTIKTAN SONRA SANKİ, İSRAİLİN KARASULARINA GİRECEKMİŞ ANLAMINA GELEN açıklamalarını, İsrail’in tezlerinin peşinde koşmak olarak değerlendirdik. Bu yanlışa bizden sonra İsrail’li bir yazarın işaret etmesinin nekadar manidar olduğunu belirtmemiz gerekiyor.
Filistin/Gazze/ olayına "Bağımsız" bir gözle baktığımız zaman, manzarayı bütünü ile anlama imkanı buluyoruz.
Gazzelilerin Uluslar arası Hukuktan yararlanma hakları vardır.
Denize kıyısı bulunan her ülke gibi Gazze’nin de en az 6 mil uzunluğunda KARASULARININ OLDUĞU ve bu alandan istifade ederek dünya ile irtibat kurmaya kimsenin engel olamayacağını Uluslar arası hukukun ana ilkelerindendir.
ŞİMDİ BİZ HERKESİ OLAYA BU AÇIDAN BAKMAYA BİR KEZ DAHA DAVET EDİYORUZ.
Peki bu ayırımın Hukuki açıdan bir anlam ifade edebilmesi, İsrail’in doğrudan denetimine tabi olmadan Gazze Hükümeti ile ilişki kurulmasını sağlamak için yapılması gereken nedir?
Evet soru budur ve cevabı da hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıktır.
TÜRKİYE GAZZE’YE BÜYÜKELÇİLİK DÜZEYİNDE KONSOLOS ATASIN.
Biz her bir kelimeyi imbikten geçirerek yazıyoruz. Büyükelçilik düzeyinde Konsolos atansın derken, Büyükelçinin ileride Kudus’e atanacağının bilincindeyiz. Ama Gazze’ye Büyükelçi düzeyinde KONSOLOS atarken, hem Filistin Devletini ilk tanıyan ülkelerden birisi oluruz, hem de Gazze ile bundan böyle her türlü siyasi,ticari ilişkiyi kurup geliştirmede elimizde yasal zemin bulunur.