HALKIN İKTİDARINA, YANİ DEMOKRASİYE, DARBE HAZIRLIĞI
Serbest seçimlerle halkın çıkarmış olduğu iktidarı çekemeyenler, bu erkin görevini layıki vechi ile yerine getirmesinden hoşnut olmayanlar, gemi azıya almış vaziyette.
İcat ettikleri "süreçlerden" muhakkak sonuç almak için canla başla çalışmalarına devam ediyorlar.
Önceleri Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök’ü buldular karşılarında.
Bir anda afalladılar.Bu hiç beklemedikleri bir şeydi.
1000 yıl sürmesi kararlaştırılan 28 Şubat süreci bitecekmiydi yoksa.
Buna rıza gösteremezlerdi, ama yapacakları bir şey olmadığını, emir komuta zinciri içerisinde bir halt işleyemeyeceklerini anladılar.
Hilmi beyin süresi dolunca, yerine gelen Yaşar Büyükanıt’tan çok şey beklediler.
Ancak ondan da çıkara çıkara 27 Nisan 2007 light muhtırasını çıkardılar.
Hükümet bu muhtıraya sert biçimde cevap verdi, geldiği gibi iade etti.
Fakat bu iş Ak Parti açısından kolay olmadı. 200 Milletvekili silindi.
Partiyi bu yolla parçalama girişimi, gidenlerin basireti sebebiyle duvara tosladı.
Çünkü onlar bu kadroyu tanımıyorlar, haklarında verilen karar sebebiyle heveslerinin kurbanı olacaklarını zannediyorlardı.
22 Temmuz 2007 seçimleri iyice morallerini bozdu.
İki koldan harekete geçtiler.
Bir taraftan ordu içerisine kümelenmiş cuntalar darbe hazırlığı yapacaklar ve diğer taraftan da Yargı yolunu deneyerek işin içinden çıkmaya çalışacaklardı.
Ak Partiye kapatma davası bu esnada geldi.
Ama gerek yurt içinden ve gerekse yurt dışından gelen büyük baskı sebebiyle parti sırat köprüsünden döndürüldü.
O hesap tutmadı.
Parti kurulan tezgahı gördü ve Cuntacıların üzerine gitmeye başladı.
Bir çok istihbarat biriminin desteği sayesinde,suç delilleri fahşolunca, suçlular kaçacak delik aramaya başladılar.
Tam da bu noktada hiç güvenlerini kaybetmedikleri yargının kucağına kendilerini attılar.
Son örneği ele alalım.
Genelkurmay Özel Harp Dairesinde görevli Kıdemli Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’in Ak Partiyi ve Fetuhllah Gülen cemaatini bitirme eylem planı, Ergenekoncuların elinde,ele geçti mi geçmedi mi?
Bu eylem planının Ergenekon sanıklarının elinde ele geçmesinden sonra, bu belge bir fotokopidir, ıslak imza yok, fotokopi üzerinden imza tahkiki yapılamaz denilmesine rağmen, yapılan incelemede imzanın Dursun Çiçek’e ait olduğu ortaya çıktı mı çıkmadı mı?
Fotokopisi elde olan eylem planı üzerinde fırtınalar kopunca, belgenin ıslak imzalı aslı ortaya çıkmadı mı? İmza konusunda yaşanan spekülasyonlar üzerine,
En son Adli Tıp İhtisas Daireleri Başkanlarının toplantısı ile belge üzerindeki imzanın Dursun Çiçek’e ait olduğu belirlenmedi mi?
Bu plan kapsamında Erzincan’da cemaatler üzerine gidilmesi, onların bulundukları mekanlara silahlar , mühimmatlar konulması, böylece halkta "yeni bir irtica paranoyası yaratılarak" iktidarın bunlara göz yumduğu gerekçesi ile eyleme geçilmesinin planlandığı belirlenmedi mi?
Erzincan MİT daire başkanı ve yardımcıları, subaylar, astsubaylar eylemleri sebebiyle tutuklanmadı mı?
Erzincan Başsavcısının kimi kişiler ile görüşerek, cemaatlerin evlerine, yurtlarına silah bırakın, aksi takdirde durumunuz kötü olur tehdidinin yapıldığı, gizli tanıkların beyanı ile ortaya çıkmadı mı?
Eldeki belge ve verilere göre 3.Ordu Komutanının işin içerisinde olduğuna kanaat getirilerek, ifade vermeye çağrıldığı, ancak onun çeşitli bahanelerle adli işlemi savsakladığı gün gibi ortada değil mi?
Ceza Muhakemesi Kanunun 250.maddesinin l.fıkrasının c bendinde sayılan suçları işleyenlerin hazırlık tahkikatı dahil yargılamalarına bakmaya yetkili mahkeme, Türkiye’nin belirli illerinde kurulmuş olan özel yetkili ağır ceza mahkemeleridir.
Erzincan Başsavcısının işlediği suçlar sebebiyle hazırlık tahkikatını yürüten Erzurum Başsavcısının yaptığı bütün işlemler bu kanuna uygundur. Erzurum Savcısı elindeki delillerle özel yetkili Mahkemeya başvurmuş, arama yapmış, şahsın tutuklanmasını istemiştir. Mahkeme tutuklamış, yapılan itirazı bir üst Mahkeme reddetmiştir.
Elinde Ergenekon’un Erzincan ayağını ilgilendiren dosya bulunmayan, delillerden haberi olmayan HSYK üyelerinin,soruşturmayı yapan Erzurum Savcılarının yetkisini kaldırması,
Biz Erzincan Savcısından yanayız,
Onun suç işlediğine inanmıyoruz,
Erzurum Savcıları ve Hakimleri görevlerini aşarak suç işlemişlerdir,
Haklarında işlem yapılması için Adalet Bakanlığına suç duyurusunda bulunuyoruz,
İfade vermeye çağrılan Erzincan 3.Ordu Komutanının gidişini engelledik, böylece biz Ergenekon davasından yanayız demiş olmuyorlar mı?
Ceza Muhakemesi Kanunun 250.maddesinin 3 fıkrasının son cümlesinde "Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile savaş ve Sıkıyönetim hali dahil askeri mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır" maddesine dayanılarak , HSYK Erzincan Savcısını Yargıtay yargılar hükmü uyarınca Erzurum Savcılarının tümünün yetkisini kaldırdı.
Ancak burada fahiş bir hukuki hata işleniyor ve HSYK bunu bilerek yapıyor.
Erzurum Özel Yetkili Savcısı, yargılama değil, soruşturma faaliyetini yürütüyor. Eğer o soruşturması sonrasında davayı İddianame ile Yargıtay’a değil de, Erzurum Ağır Ceza Mahkemesine açmış olsa idi bile, sadece merci tayininde hataya düşmüş olmaktan belki bir ihtara muhattap olurdu.
HSYK’nın işin nereye varacağını bilmeden, müfettiş gönderilmesini sağlayarak inceleme yapmadan, Erzincan Savcısının işlediği suçlara ilişkin belgelere ulaşmadan, Erzurum Savcısının alel acele görevden alması,suçtur.
HSYK nın kararı üzerine , soruşturma konusuna ilişkin elinde hiçbir bilgi ve belge bulunmayan Yargıtay 1.Başkanlar Kurulunun destek açıklaması, Yargıtay Başsavcılığının işbirliği içerisinde Erzincan Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcıları incelemeye aldığını beyan etmesi ve ardından Danıştay’ın hiçbir şekilde konusuna girmeyen bir meselede HSYK nın yanında bulunduğunu deklara etmesi,Yargı erkine, Demokrasiye, temel insan haklarına ağır bir saldırıdır.
Yargıtay, HSYK, Danıştay ve Yargıtay Başsavcılığı halkın ve demokrasinin karşısına geçmişlerdir.
Halkın iktidarına bu yolla darbe vurmaya hazırlanmaktadırlar.
Özel Not: Sayın Bakana buradan hatırlatıyorum. HSYK ile ilgili kanunun 10.maddesi pek ala açık. Maddede "Kurul; Başkanın , onun yokluğunda Başkanvekilinin daveti üzerine, üye tam sayısı ile toplanır".
Sayın Bakan bu kurulun hem üyesi, hem de başkanı.
Buna göre Sayın Bakanın katılmadığı HSYK toplantılarının hiçbirisinin geçerliği yoktur. Keenlemyekün/yok yükmündedir. Lütfen Cumhurbaşkanı seçiminde TBMM sinin toplantısı ile ilgili,367 oy gerekir çıkışını hatırlayın.
Dün ulaşmaya çalıştım. Bu konuyu hatırlatmak istedim.
Ayrıca,