HERKES SENİN SIKINTINI ANLIYOR, AMA NE ÇARE

Onun çelişkilerini yazmak doğrusu çok hoş oluyor. Bize her konuşmasında inanılması güç malzeme veriyor. Biz de yazıp çizerek , ülkenin başına Başbakan olarak gelme ihtimali olan birisinin konumunu size böylece fahş etmiş oluyoruz. Çünkü Ana muhalefet partileri Demokrasi ile idare edilen dünya ülkelerinin tamamında, iktidar alternatifidir. Fakat bizde maalesef öyle olmuyor. Bu halkın demokratik bilincinin yeterli olmamasından değil, demokratik kültürü bir türlü hazmdemeyen bir Ana muhalefet partisine sahip oluşumuzdan kaynaklanıyor. Mesela günümüz  Dünyasının Demokrasi ile idare edilen her yerinde,sosyal demokrat partiler, insan haklarına, temel kişi hak ve özgürlüklerine saygı duyarlar, bunların geliştirilmesi yolunda çaba harcarlar, varoşların isteklerine olabildiğince duyarlı davranırlar, diktalara , cuntalara karşı kesin tavır koyarlar. Bu tür hareketlerin anında hukuk yolu ile engellenmesine çalışırlar.
Bizim iktidar namzedi olan Ana Muhalefet Partimiz ,
Demokratik hak ve taleplere karşı duyarsız,
Başka hiçbir tedbir alınmasına destek vermeksizin, silahlı mücadeleden yana,
Halk yığınlarının isteklerinin karşılanması konusunda vurdumduymaz…
Bir kısım Askeri bürokrasi ile Jürokrasinin aldığı/alacağı kararlardan medet umar durumda.
Şimdi.
Sayın Baykal ta işin başından beri Askerlerin bulaşmış olduğu darbelere, darbe girişimlerine karşı çıksaydı, onların Avukatlığına soyunmasaydı,
İkide birde ortaya çıkıp, hani ne oldu, soruyorum ne oldu,
Bunların altından bir şey çıktı mı, o ıslak imza neyin nesi idi, adamı aldılar apar topar tutukladılar, sonra itiraz üzerine Mahkeme serbest bıraktı, tatmin olmadılar, tekrar tutukladılar, 48 saat dolmadan adam yine serbest kaldı,
Deniz Yarbay Ali Tatar’ı alıp Kafes operasyonunun içerisinde gösterdiler, tutukladılar, itiraz üzerine serbest kaldı, yetmedi, tekrar tutuklama kararı çıkartılınca, adam, tamam hazırlanıp geliyorum dedi, ama banyoya girdi, orada kafasına dayadı silahını, tetiği çekti hayatına son verdi. Bu bir gurur intiharı idi,
Olaylar hep böyle. Şimdiye kadar hiçbir soruşturmadan bir şey çıktı mı? Çıkmadı, çıkması da mümkün değil. Oraya buraya silahlar gömülü imiş de, bunlar ele geçirilmiş de, ihtilal yapılacakmış ve bu silahlar orada kullanılacakmış…
İnsanı güldürmeyin Allah aşkına, içi boş lav silahları ile mi ihtilal yapılacak, yüzüme bak öyle konuş demeseydi,
Olayları ciddiye alsaydı,
Kendisinden olmadığını düşündüğü Hakim ve Savcıların da Evrensel Hukukun kuralları içerisinde hareket ettiğine kani olsaydı,
Sarıkız, Ay ışığı, Eldiven, Kafes, Balyoz v.s v.s ihtilal planları ile birlikte ele geçirilen suç delillerinin önemli olduğunu düşünseydi, alelacele ahkâm kesmeseydi,
Suç delilleri arasında ihtilalcilerin isimlerinin, cisimlerinin zikredilmesinin bir anlam ifade ettiğini düşünseydi,
Bütün bunların batılı demokrasilerde sözünün bile edilmesine imkân bulunmadığını ifade eden bir tavır sergileseydi,
İŞTE O CÜMLEYE GELİYORUM,
Bir süreden beri Baykal, Sayın Genelkurmay Başkanının görevden alınmasını istiyor.
Ben olsam bu olup bitenler karşısında bir saniye durmaz, tereddüt etmez ve derhal Genelkurmay Başkanını görevden alırdım diyor.
Şimdi şu yaman çelişkiye bakın.
Bir taraftan Hakim ve Savcıların tüm cuntaları ortaya çıkarmak için verdiği mücadelede, onlara taanda bulunacaksın, görevlerini yapmaktan men’e varacak kadar aleyhlerinde konuşacaksın,
Tutuklananların sürekli biçimde Avukatlığına soyunacaksın,
İhtilal senaryolarını hazırlayıp, suçsuz, günahsız yüzbinlerce insanın kanını akıtmak isteyenlere sahip çıkacaksın,
Ardından kalkıp, bu kişilerin en tepesindeki insanın bir an önce görevden alınmasını isteyeceksin!!! Bu nasıl bir düşüncedir, nasıl bir mantıktır, gerçekten anlamak mümkün değil.
Düz mantık şunu gerektirir. Eğer siz tüm yasa dışı eylemleri soruşturan Hakim ve Savcıların yanında olsaydınız, bu yapılanları asla kabul etmediğinizi ortaya koysaydınız, doğrusu bu(Ergenekonvari) işlere fırsat verdiğini düşündüğünüz Genelkurmay Başkanının görevden alınmasını talep etmekte haklı olurdunuz.
Ama öyle değil işte.
Sanıklara sahip çık, bu işlerde "kendi kurumunu bilmecburiye sahiplenmenin ötesinde bir kusuru olmayan" Genelkurmay Başkanının görevden alınmasını iste.
Peki Baykal’ın rahatsızlığı ne?
Ben anladığımı size de anlatayım,
Baykal , Sayın Genelkurmay Başkanının "HAKLARINDA ÇOK CİDDİ SUÇ İSNADI BULUNAN ASKER KİŞİLERE" sahip çıkmadığını düşünüyor,
Şimdi , Senin Avukatlığını yaptığın kişiler suçsuz  , henrahgi bir cürme katılmamışlar ise, bu durumda Genelkurmay Başkanının da "ihtilal v.s" önlememek gibi bir suçu yoktur ve görevden alınması gerekmez.
Yok eğer içeridekilerin bir takım suçlara bulaştıkları konusunda ciddi şüpheler var ise, bu alanda sorumluluğunun gereğini yerine getiren, onları yargıya teslim eden, Genelkurmay Başkanının görevinden alınması yerine, taltif edilmesi gerekmez mi?
Eğer Genelkurmay Başkanı , bunca delilden sonra bu soruşturmalara izin vermese,Başbakan Yardımcısına Suikast girişiminin delillerinin saklanıldığı yer olarak düşünülen,  kozmik odalarda aramaya müsaade etmese idi, işte o zaman görevinden alınması gerekirdi ve Baykal’ın böyle bir talepte bulunmaya hakkı olurdu.
Ama görüldüğü kadarı ile Sayın Baykal ,Genelkurmay Başkanının şu andaki DEMOKRAT TAVRINDAN rahatsızdır.
VE,
Sayın Başbakanı gaza getirip,
Genelkurmay Başkanını görevden aldırmaya çalışmaktadır.
Aklınca bir atışla, bir değil, binlerce kuşu bir anda vurmayı hedeflemektedir.
Aslında o, tüm bu soruşturmalara izin veren, Askerin bulaştığı pis işleri kabul etmeyen Genelkurmay Başkanının tavrından rahatsızdır, o sebeple görevinden aldırılmasını istemektedir.
Konu budur, efendim.
Bunu ben bile anlıyorum,
Sayın Başbakan mı anlamayacak…