HERKESİN DİNİ KENDİSİNE, VARMISINIZ?(1)
Sayın Başbakanın dindar nesiller yetiştirmek istiyoruz beyanı yine fincancı katarlarını/kimileri bunu fincan taşıyan katırlar olarak da algılıyor/ ürküttü.
“Vay sen misin benim çocuğuma dindarlık aşılamak isteyen,
Senin ne haddine kardeşim, ben belki çocuğumu dindar yetiştirmek istemiyorum,
Çocukların din ve dindarlık ile ilgili tercihlerde bulunmaya ailelerinden başka kimsenin yetkisi yoktur,
Belki ben çocuğumu ateist yetiştirmek istiyorum, bundan sana ne,
Ne yani ben çocuğumun dindar birisi olmasını istemiyor isem okuldan mı kovacaksın,
Yurt dışına mı süreceksin,
Vuracak mısın, kıracak mısın, öldürecek misin,
Siz şimdiye kadar laik eğitim sisteminin insanları nasıl da kategorize ettiğini söyleyip duruyordunuz, şimdi de çocuklarımızı dini kalıplar içerisine mi yerleştireceksiniz,
Daha önce Kur’an kursları ile ilgili sınırlamalardan nasıl da rahatsız olmuştunuz, şimdi gece yarısı iki laik hücreye yapılan baskında çok sayıda içki şişesi, sigara izmaritleri ele geçirildi haberleri ile mi karşı karşıya kalacağız, böyle bir şey olabilir mi, kartondan tavşan çıkabilir mi” demeyle başladılar.
İnsanoğlu bu, tabii ki dilin kemiği yok, istediğini söylemeye hakkı vardır.
Şuradan biraz bakalım isterseniz.
Siyasi Partiler parti programında belirtmiş oldukları hususları hayata geçirmek için kurulurlar, seçimlere katılır, halktan bu isteklerini gerçekleştirmek için oy isterler, seçimler olur, millet sandığa gider ve plan ve programını beğenmiş olduğu siyasi partiye oyunu verir, beğenmediğine vermez.
3 Kasım 2002 seçimlerinden bu yana yerel seçimler dahil 5 seçim yapıldı. Her defasında millet Ak Partiye kahir ekseriyetle oyunu verdi. Millet bu kararı ile ben senin plan ve programını beğeniyorum, beni idare et dedi.
Ak Parti de kendi bildiği yolda, elinden geldiğince, parti programında halka vaat ettiklerini yerine getirmeye çalışıyor.
Aslında 2002 öncesinin o karanlık günlerinde/28 Şubat sürecinde/ milletin elinden alınan haklarının şu ana kadar yasalar ölçüsünde iadesi söz konusu olmadı.
Bendeniz de seçim propagandaları günlerinde, millete “ ey ahali/aslında sevgili arkadaşlar diyordum/ bu millet manevi alanda kaybettiklerini geri almalıdır, biz bunun sözünü veriyoruz, elimizden geldiğince uğramış olduğunuz hak kayıplarını telafi etmenin mücadelesini vereceğiz, mesela İmam Hatip Okullarının orta kısımlarının kapatılması, Kur’an Kurslarına İlköğretim okulunu bitirmeyenlerin gidememesi, ilk öğretim okulunu bitirenlerin de ancak anne babalarının müsaadesi ile gitme imkanının getirilmesi, Üniversiteye girişte İmam Hatip Lisesi mezunlarının önünün kesilmesi ve Üniversite sınavını kazanan baş örtülü kızların Üniversitelere alınmaması gibi hak kayıplarını telafi etmeyi düşünüyoruz, bu kayıplarımızı elde etmemiz bile büyük başarı olacak diyordum. Dert büyük yarına devam edelim