İFSAT EDİCİ DEĞİL, ISLAH EDİCİ OLUN

Çukurcada 24 Askerimiz şehit edilmiş, bunun üzerine Ordu Kazan vadisini bombaya boğmuş, ardından Van depremi meydana gelmişti.

Acı acı üstüne yaşandı.

İnsanlarımız sel olup, yardımları ile Van’a aktılar. Hani tabir caiz ise neleri var, neleri yok, kardeşlerine ulaştırdılar.

Dünya alem böylesine büyük bir paylaşıma imza atan Türkiye insanını yeniden tebrik etti.

Şairin dediği gibi,

“Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,
Adam aldırmada geç git diyemem aldırırım,
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım”

Harekete geçen kadirşinas insanların davranışları, ülkede körüklenmek istenen kardeş kavgasının kompetanlarını büyük hayal kırıklığına uğrattı.

Bayram ziyaretleri çerçevesinde konu komşu ile bir araya geldik.

Kardeşler arasındaki nizayı bu kez Van Depremi penceresinden seyretmeye başladık. Herkesin müttefik olduğu nokta, kim ne yaparsa yapsın bu birlikteliğin bozulmasının artık mümkün olmadığı yolunda oldu.

Hiç kuşkusuz şer cepheleri Van Depreminin sağladığı kardeşlik ikliminden rahatsız oldular. Şimdi belki de bu da nereden çıktı dediler. Çünkü o acılı günlerde bile eylem yapmaktan geri durmadılar.

Meseleye iki açıdan bakmakta büyük yarar var.

Bunlardan birincisi en acılı anlarında çoluk çocuklarını bayram günü terk ederek kardeşlerinin yanına koşan Anadolu insanı oldu.

Bu insanlar ellerinden gelen maddi yardımlarının haricinde, özellikle Kurban Bayramını da vesile ederek, Kurbanlarını Van’da kesmeye karar verdiler. Ve bu kurban etlerini kardeşlerine kendi elleri ile dağıttılar.

Birileri Analarının ocağından İsmailleri götürüp kurban ederken, birileri de İsmaillere bedel kestikleri kurbanlarını bu ailelere dağıttılar. Böylece evlatlarını kaybetmenin acısını değil, bizi biz yapan İslamın emrini yerine getirmenin nasıl da mutluluk verdiğini bir kez daha görme imkanı buldular.

Bediüzzaman Hazretlerinin “İman insanı insan eder, belki de Sultan eder” vecizesini bir ziyaret sırasında dile getirdiğimde, bir hanım efendi, Anadolu insanının Van’daki kardeşlerinin yanına koşmasının sebebi gerçekten İslam mı, İman mı? diye sorması üzerine, cevap olarak söyleyin Allah aşkına başka ne olabilir? O bölgelerden çocuklarının cansız bedenini her gün toprağa veren bu insanlar, başka hangi gerekçe ile yardıma koşarlar? Dedim.

Anadolu insanı, doğu ve güneydoğu da yaşayan kardeşlerinin iyi niyetine inanıyor, onlara güveniyor. Onların etnik anlamda haklarını elde etmek için, adam öldürmek gibi şeni bir harekete imza atmaktan yana olmadıklarını biliyor. Kahir ekseriyetinin bir hakkın elde edilmesinin, binlerce yıl beraber yaşadıkları kardeşlerini öldürmekten geçmediğine inandığının farkında.

İkinci açının insanları, karşılıklı bu etkileşimden çok rahatsız oldular.

Bu insanların biri birlerini doğru anlama yolunda aldıkları mesafenin sebebinin iman ve inanç birlikteliği olduğunun ortaya çıkması tabir caiz ise onları üzdü.

Şimdi Van Depremi sebebiyle oluşan havayı en kısa sürede dağıtmaya çalışacaklar ve güya Anadolu insanına “bakın biz neler yaptık, neyimiz var neyimiz yok onlara paylaştık, onlar ise yeniden silaha sarıldılar, evlatlarımızı öldürmeye başladılar” dedirtmenin yollarını bulma peşine düşecekler.

Ortamı darman duman edecekler, kendilerine niye bunu yapıyorsunuz diye sorulduğunda da, “biz kötü bir şey yapmıyoruz, sadece ıslah etmeye çalışıyoruz” diyecekler.

Şuraya gelmek istiyorum. Birileri yine Fethullah Gülen hocayı dillerine dolamaya başladılar. Onun anlattıklarına gönül veren hizmet fedailerinin gayretlerini düşman safına koymayı önemli bir vazife olarak görüyorlar.

Sebebini sorsan söyleyecekleri tek bir şey yoktur.

Eğitim yuvalarına mı karşısınız?

Kürt çocuklarının iyi bir ahlak sahibi olmaları mı işinize gelmiyor?

Bu kurumlarda eğitim alan kişilerin ellerine silah almamaları, asker, polis, sade vatandaş, hatta İmam öldürmemeleri mi sizi sıkıyor?

Bunlarla birlikte olan yavruların, sizin yaptığınız gibi küçük yaştaki çocuklara bali çektirildikten sonra, Molotof kokteylini ellerine verip, önlerine ne gelirse yakmamalarından rahatsızlık mı duyuyorsunuz?

Bakın gerçekten bunları yapacağınıza,

O insanların Erbil’de, Süleymaniye’de Dohuk’ta açtıkları gibi Kürtçe eğitim veren, ama bu arada Arapça, Farsça,İngilizce, Fransızca, Türkçe’yi de öğreten okullardan bir tane de siz açın.

Erbilde faaliyete geçen Işık Üniversitesi gibi bir eğitim kurumu da siz tesis edin.

Ülke/TÜRKİYE/ çapında ve tabiî ki dünya çapında 24 saat Kürtçe yayın yapan DÜNYA TV gibi bir televizyon da siz kurun.

İş ifsat etmeye gelince laf çok, ama yapmaya gelince milim adım yok. Yapıcı olun yapıcı. Bırakın yıkmayı, kırmayı, dökmeyi. Bu millet zaten yeteri kadar kırıldı, döküldü.

Semavi ve arızi musibetlerin seylap seylap milletimizin üzerine geldiği bu hengamda, inanın daha fazlasını insanımızın kaldıracak gücü kalmadı.

Yok Anayasa komisyonundan çekileceğiz, yok Meclisten ayrılmayı düşünüyoruz, yok KCK nın emri uyarınca dağlara çıkacağız… Siz en akil adamlar olarak böyle söylediğinizde; arkasından operasyonların ardı arkası kesilmiyor. Bir kör döğüşü, bir ….. yarışıdır almış başını gidiyor.

Siz de gayet iyi biliyorsunuz ki, bu milletin aklını başından alan silahtır. Sayın Başbakan, Mesut Barzaniyi kabulünden sonra “örgüt silahı susturur ise/bırakır ise/ ne tür gelişmelerin olacağını herkes görecek” dedi.

Amaç üzüm yemek ise, ülkenin Başbakanı bundan daha açık, bundan daha net ne söylesin.