İKİDİR YÜZÜMÜZE SIÇRAYAN KAN İNŞALLAH ANLIMIZA YAPIŞMAZ
ABD leri Dış İlişkiler komisyonunda Suriyeli muhaliflere silah verilmesi konusunda karar almasından sonra, AB üyeleri Dış İşler Bakanları dün Brükselde Suriyeli Muhaliflere konulan silah ambargosunun uzatılmaması konusunda anlaşmaya varmış.
Elinize, dilinize sağlık!!!
Bundan sonra Suriye’nin, şimdiye kadar görmediğimiz veya gördüklerimize rahmet okutacak şekilde, kan gölüne döneceğini söylememiz kehanet olmaz.
Suriye’de Esed rejimi ile çatışan Özgür Suriye Ordusu, En Nusra ve SUC(Suriyeen Nationality Consey) ve daha bir çok gurup var. En Nusra’nın Müslüman Kardeşler Örgütüne yakın olduğu ve El Kaide’nin de bunların içerisinde Esed ordularına karşı savaştığı iddialar arasında.
Batı rejimlerine şimdiye karşı işbirliği içerisinde tehdit oluşturduğu söylenen El Kaide’nin Suriyeli muhaliflerin yanında, Hizbullah Militanlarının ise, Esed’in yanında savaştığı söyleniyor.
Suriye’deki çatışmalara bir de bu açıdan bakıldığında, koca bir ülkenin tam bir kardeş kavgasına sahne olduğunu görmüş oluruz. Artık Suriye’de kimin eli kimin cebinde belli değildir.
ABD leri Senatosunun Dış ilişkiler Komisyonunda Suriye muhalefetine silah ve para yardımında bulunulması konusunda 3 muhalife karşı, 15 oyla karar alındı. Muhalefetin silahlandırılması fikrinin en büyük destekçilerinden ABD li Senatör John McCain dün Türkiye üzerinden geçiş yaparak ÖSO liderleriyle bir görüşme yaptığı basına yansıdı.
Gerek ABD nin ve gerekse AB nin Suriyeli muhaliflere silah ve para yardımı yapılması konusunda ardı arkasına aldıkları kararlarda, Esed rejiminin kimyasal silah kullandığı yolunda spekülatif bir takım haberlerin yapılmasının büyük etkisi oldu.
Ancak BM ler Suriye Yetkilisi Carla Del Ponte, Esed rejiminin değil, Suriyeli muhaliflerin SARİN GAZI kullandığına dair ellerinde çok ciddi delillerin olduğunu, Esed rejiminin ise kimyasal silah kullandığına dair bir bilginin olmadığını söyledi.
Dün Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının Brüksel'deki 13 saatlik toplantısı sonucunda 27 üyeli Birlik, Suriyeli muhaliflere uyguladığı silah ambargosunu kaldırdı. İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği gurup diğerlerinin aksine, Suriye muhalefetine uygulanmakta olan silah ambargosunun hafifletilerek devam ettirilmesi isteğine kaşı çıkmışlar ve muhalefete uygulanan ambargonun tümden kaldırılmasına karar alınmasında etkin olmuşlar. Bu arada 1 Ağustos tarihine kadar Suriye muhalefetine silah gönderilmemesi kararı da almışlar.
Ben bu kararla, yakın zamanda Cenevre’de toplanacak olan Suriye Barış Konferansının sonuçlarının beklenmesine intizar edildiğini anlıyorum. Yani Cenevrede Rusya Federasyonu, Çin, İran, ABD, Arap Liğinin ilgili ülkeleri, Türkiye, Suriye Esed rejiminin yetkilileri ile muhalefetin katılacağı konferanstan çıkacak sonucun gelişmeleri tayin edeceği var sayılıyor.
Bu toplantıda Suriye muhalefeti, Esed ve adamlarının iş başında olduğu bir geçici yönetimle işbirliği yapma niyetinde olmadıklarını ortaya koyacaklar, Esed ve adamları ise bunu asla kabul etmeyeceklerdir.
TÜRKİYEYE DÜŞEN KARDEŞLER ARASINDA MEYDANA GELEN BU FACİAYI SONA ERDİRMEK İÇİN BÜTÜN GÜCÜNÜ KULLANMAK VE ATEŞKES SAĞLAMAKTIR.
TÜRKİYE BUNU YAPMAK İSTİYOR MU VEYA BU AŞAMADAN SONRA HER İKİ TARAF BİZİM SÖZÜMÜZÜ DİNLER Mİ?
Sayın Başbakanın ABD gezisinde Obama ile yaptığı görüşmelerde, Suriye Rejiminin de Cenevredeki toplantıda masada olması yönündeki isteklere karşı çıkılmamasına karar verildiğini öğrendik.
Brüksel’de toplanan AB ülkeleri Dış İşleri bakanları toplantısında Suriye muhalefetine uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasında Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlunun yaptığı konuşma ve ikili ilişkilerdeki söylemi etkili oldu şeklindeki
haberler ise, Türkiye’nin Esed rejimi ile iş tutulmasına sıcak bakmadığını ortaya koyuyor.
Davutoğlunun Brükselde yapmış olduğu konuşmanın içerisinde vermiş olduğu bilgilerin hissi nitelik taşıdığı görülüyor. Esed rejiminin zalimliğinden, halkına karşı zulüm uygulamasından, halkın kendisini koruyacak gücü bulamaması sebebiyle tehlikenin daha da büyüyeceğinden, ileride batılı ülkelerin daha kapsamlı bir müdahalede bulunma mecburiyeti içerisine gireceğinden falan söz etmiş.
Cenevredeki toplantılara iştirak edeceği kesinleşen Suriye Dış İşleri Bakanı Velid Muallim gibi tecrübeli siyasetçiler, kimi ülkelere ,siz bu işe hangi gerekçe ile müdahil oldunuz derlerse, ne yapılacağı belli değildir.
Hele ki, muhaliflere silah verilmesi konusunda yaptığınız girişimlerden olumlu sonuç aldığınızı inkar etmiyorsanız, Suriyeliler dönüp, bu nasıl barış girişimi, bu nasıl arabuluculuk derlerse, sanıyorum orada yapılacak çok az iş kalacaktır.
Benim endişelerim hiç kuşkusuz Allah içindir.
Suriye muhalefetine silah verilmesini açıktan deklare eden batıya karşı, Rusya Federasyonu, Çin ve İran da kalkar Esed yönetimini sonsuz bir şekilde silahlandırır ise, Ağustos ayından itibaren Suriye’nin hali ne olur.
Ey Müslümanlar şöyle düşünün: savaşın cereyan ettiği yer İslam toprakları, mukaddes mekanlar. Her iki taraftan ölenler Müslüman. Her iki tarafa silah veren ve İslam coğrafyasının bundan sonra gelecek onlarca yılını çalanlar İslam dışı unsurlar.
Silahların sesi yükseldikçe, kulaklarımızdaki zangırdama daha bir ağır olacak.