İSTİFA İSE İSTİFA -TAKİYYE KABUL ETMEYİZ
Bakıyorum da herkes Baykal’ı nasıl kurtarırız hesabında.
Niye ki?
Biz iyi oldu, oh oldu, beter olsun dilyenlerden değiliz. İnsanın başına bir bela, bir musibet geldiğinde,o kişi eğer size akla hayale gelmedik kötülük yapan birisi değilse, muhalifiniz olması sebebiyle sevinmeniz gerekmez. Bu kişilerin haline kötüniyetli kişiler el çırpar.
Şahsım ile ilgili kısmını söyleyeyim. Hiç hakketmediğim, layıkı olmadığım halde bana kötülük yapan kişinin başına gelen musibet , ancak beni acı acı tebessüm ettirir.
O anlarda bütün gücülme RABBİME YÖNELİR, İlahi,züntikam olan sensin, kimsenin hakkını kimsede bırakmazsın derim. O anda sesimi duymamaya gayret ederim.
Eğer kötülük yapanların dünyada veya ukbada adli ilahi tarafından eylemlerinin bir karşılığı olmasa, zülum,yapanın yanına kar kalsa, hayat zindan olur.
Şimdi düşünün 10 gün önce İzmir’de bir vahşi, sırf güzel koktukları için üç kadını gözünü kırpmadan öldürdü. Bu yaratık yakalandı, hapse konuldu, Türkiye burası 15-20 sene yatar çıkar.(Çok şükür bu tür konular için idamların kaldırılmasına oy vermedim) Peki o üç hayatın karşılığı bu mu? Ölenler gitti. Ya geride kalan yakınlarının acısı ne olacak. Izdıraplarını kim, ne ile dindirecek.
Bir çok insan kendisine reva görülen kötülükler için, ya gücü yetmediğinden veya vereceği cevabın orantısız olma ihtimalinden ötürü, eyleme aynı ile mukabele etmez ve işi Allah’a havale eder, onun Adaletine bırakır.
Yeter ki siz işi hulusi kalple işi ona havale edin.Adli ilahi hiçbir şeyi karşılıksız bırakmız.
Hani "Zerre kadar iyilik yapsanız karşılığını, zerre kadar kötülük yapsanız yine karşılığını görürsünüz" demiyor mu Yüce Allah ayeti kerimede.
Baykal’ın başına gelen olayda işin özü kaçırılırak değerlendirmeler yapılıyor.
Zina bütün toplumlarda hoş karşılanmayan önemli ahlak bozucu suçlardan kabul ediliyor.
Tevrat’ta zina edenlerin recmedilmesi hükmü hala olduğu gibi duruyor. Tevrat yorumcuları/müfessirler/ bu konuda Allah’ın kendilerinden istediği bir başka cezalandırma olabilecegi yorumunu şimdiye kadar yapmadılar.
Kur’an Muhsan(evli) olanların zinasına 100 sopa vurulmasını istiyor. Hatta sağlam kimi rivayetlerde 4 şahidin eylemin gerçekleştiği yolundaki şehadetleri söz konusu olduğunda; İslamiyette de taşlanma hükmünün uygulandığı ifade ediliyor.
Türkiye’nin her tarafında, Baykal’ın hadisesinde olduğu gibi açık seçik olmasa, ortalık yerde kimi dedikoduların dolaşması halinde bile,namus cinayetlerinden ötürü her sene yüzlerce insan hayatını kaybediyor.
Ülkemizde evli kadın ve evli erkeklerin biri birleri ile olan bu tür münasebetleri hiç hoş karşılanmıyor ve çok çirkin bir davranış olarak kabul ediliyor.
İman ve inancın, özellikle aile hayatının temeline atılan en büyük dinamittir erkeğin, hele kadının bu eylemi.
Dediğim sırada Baykal’ın basın toplantısı başladı.
Baykal çok açık ve net bir şekilde İKTİDARI SUÇLADI VE BU EYLEMİN DORUDUDAN DOĞRUYA ONLAR TARAFINDAN TEZGAHLANDIĞINI SÖYLEDİ.
Oysa başta Sayın Başbakan olmak üzere, Bakanlar,Genel Başkan yardımcıları samimi üzüntülerini belirtmiş ve bu işin bir an önce aydınlatılması için gerekinin her kademede yapılmasını istemişlerdi.
Ama Baykal bu işin bir iktidar oyunu olduğunu, 15-20 gün içerisinde tezgahlanarak piyasaya sürüldüğünü söyledi.
Söz konusu kasedin yıllar öncesine dayalı olmadığını, ABD nin ve Pensilvanya’nın(YANİ FETHULLAH GÜLEN HOCA’DAN KENDİSİNE GELEN TELEFON İLE CEMAATİN BU İŞTE BİR DAHLİNİN BULUNMADIĞINI ANLAYIŞLA KARŞILADIĞINI İFADE ETTİ BAYKAL) bu iş ile bir ilgisinin bulunmadığını anlattı.
Baykal kendi muhaliflerinin böyle bir tezgahın içerisinde olabileceğini aklının ucundan bile geçirmediğini , o yöne hiç dokunmayarak ortaya koydu.
Geriye iktidara yüklenmek kaldı.
O da fazlası ile bunu yaptı ve İktidarın kendisine komplo düzenlemiş olduğunu,iktidar erki kullanılmadan böyle bir tezgahın kurulamayacağını, piyasaya sürülemeyeceğini söyledi.
Baykal Hükümete ve doğrudan doğruya Sayın Başbakana yüklendikten sonra mücadeleden vazgeçmeyeceğini ve bir bedel ödemek söz konusu ise, bunu CHP sine ödetmeyeceğini, ceremeyi bizzat kendisinin çekeceğini ifade ile istifa ettiğini açıkladı.
Baykal’ın konuşmasının satır aralarını çok iyi okumak gerekiyor.
Baykal bu bir komplo/TUZAK/ dur ve çok eskiye dayalı bir kasedin ortaya sürülmesi değildir, olay çok tazedir derken, konu ile ilgili olarak bize bir çok konuda ip uçları verdi.
1-Bu eylem öyle çok eskilere dayalı değildir, 15-20 günlük bir olaydır. Yani çok tazedir.
2-Kimse Nesrin Baytok’un benim sekreterim olması sebebiyle bu eylemi/müasebeti/ uzun zamana yaymasın. Böyle bir şey yok.
3-İktidarın oyunu ile(içerisinde Nesrin Baytok yakınlarının da olduğu bir gurup) bu tezgahı kurdu ve beni içerisine düşürdüler, dedi.
Gördüğümüz şey şu ki, Baykal eylemi inkar cihetine gitmedi. Ama insani zaafları sebebiyle bir tezgahın içerisine düşmüş olduğunu anlattı.
Ama bundan sonra Baykal yenilmesi, yutulması imkansız öylesine "ahlak dışı", öylesine "insaf dışı" beyanlarda bulundu ki, ORTAMI Nesrin Baytok’a YAPTIĞINDAN BETER HALE GETİRDİ.
Ona göre bu komployu kuranlar, bu tezgahı düzenleyenlerin esas hedefi Laik Cumhuriyet ve onun ilkeleri imiş. Bu açıdan pes etmeyeycekmiş ve konu laik cumhuriyet olduğundan sonuna kadar mücadele edecekmiş.
Bu eylemden böyle bir sonuç çıkarmak doğrusu Baykal’a çok yakıştı.
Hasbunallah ve ni’mel vekil… Buyurun buradan yakın.
Şimdi insanlar sana dönüp sormazlar mı?
Ya arkadaş yaptığın eylem ile laik cumhuriyet zarar görüyor ise, yapmasaydın. Yaptığından laik cumhuriyetin zarar göreceğini senden başka kim daha iyi bilebilir ki? Veya kimin daha iyi bilmesi gerekir ki?
Ha bir de Mücadele lafı var ki. Buna çok iyi bir mim koyun.
Baykal bize şunu söyledi.
Şimdi istifa ediyorum, ancak yakında kongremiz var, orada arkadaşlar beni yeniden aday gösterirlerse, yapacağım bir şey yok. Oradan daha güçlenmiş olarak çıkar ve yine huzurunuza gelirim.
Baykal bizi yine çok saf yerine koydu. Genel başkanlıktan istifa etti, ammma, Milletvekilliğinden ayrılmadı.
MİLLETVEKİLLİĞİNDEN AYRILSA, HEPSİ MİLLETVEKİLİ OLAN VE BİR ÇOĞU DEVE DİKENİ KOMUNUNDA OLAN İNSANLARIN BAŞINA TEKRAR NASIL GEÇECEKTİ Kİ?
Neyse son bir söz.
Eğer kurultayda ısrar oldu, yapacağım bir şey kalmadı diyerek, yeniden CHP nin başına geçerseniz,
Bunun adı BAL GİBİ TAKİYYE OLUR ve SARIGÜLE ATTIĞINIZ ÇAMURU YUTMADIĞIMIZ GİBİ, BUNU DA YUTMAYIZ.
Nesrin hanım nasıl iyi mi? O istifa etmeyecek mi?