MİYUKİ KONNAİ ATSUSHİ MİYAZAKİ ADINA İKİ OKUL YAPTIRALIM.
İki şirin mi şirin, iki güzel mi güzel, iki insan mı insan; Van depremini ülkelerinde duyunca yola koyuldular. Topraklarımıza adım atar atmaz kurtarma faaliyetinde bulundular.
Bir gurup halinde gelmişlerdi. Günlerce canla başla çalıştılar. Guruptan arkadaşları yapılacak fazla bir şey kalmadığı için ülkelerine döndüler. Ama Miyuki Konnai ile Atsushi Miyazaki biraz daha Van’da kalmayı, Müslümanların yakınlaşan Kurban Bayramını onlarla birlikte kutlamayı düşündüler.
İmkanları olmasına rağmen bir çok insanımızın es geçtiği bir şeyi daha yaptılar.
Kurban kestiler ve kendi elleri ile götürüp çadırlarda yaşayan analarımıza, bacılarımıza dağıttılar, ikramda bulundular.
Atsushi Miyazaki Kurban etlerini torbalar içerisinde ikram ederken Japonların o kendilerine has nezaketlerini de bütün detayları ile ortaya koydu. Tebessüm etti, dizlerini büktü. Yani böbürlenmedi, kibirlenmedi.
Atsushi Miyazaki Japonya’da bağlı olduğu yardım kuruluşu AAR a gönderdiği üyeliğe kabul mektubunda bakın neler yazmış.
İşte o mektup:
"Yalnızca gelişmiş ülkelerden değil, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerden büyük Japonya depremi kurbanlarına gönderilen pek çok yardım ülkelerarası karşılıklı yardımlaşmanın dünyayı ayakta tuttuğunu bir kez daha anlamamı sağladı. Dünyadaki acil yardıma ihtiyacı olan insanları düşündüğüm zaman, Tohoku bölgesi de dahil olmak üzere, farkına vardım ki organizasyon yönetimi, halkla ilişkiler ve savunma aktiviteleriyle ilgili daha önce görev aldığım sivil toplum kuruluşlarında kazandığım tüm tecrübelerimi bu insanlar için faydalı hale getirebilirim. ‘Barış inşası’ alanına hep ilgili oldum. Tohoku’daki depremi görmek dünyada zor durumda olan insanlara yardım etme arzumu güçlendirdi ve bu aynı zamanda, inanıyorum ki, barış inşasına da yönlendirdi. AAR Japonya bu tür aktivitelere adanmış bir organizasyondur ve bu benim sizle çalışmayı istememin nedenidir."
İşte bu iki güzel insan Bayram’da kurban dağıtma görevlerini de yerine getirdikten sonra kaldıkları Bayram otelinde biraz olsun dinlerinken, kendi ülkelerinde olsa sinek vızıltısı gibi hissedilen 5.6 lık bir depremde enkaz altında kaldılar.
Miyuki Konnai depremden 5 saat sonra kurtarıldı ve hayatta kaldı.
Ama Atsushi Miyazaki maalesef ikinci Van depreminde “Kurban” oldu.
Kıtalar ötesinden depremi duyup buralara geldi, elinden gelen yardımı yaptı, daha da ötesi iman ve inancımızın gereğini yerine getirip kurban kesti, kendi elleri ile depremzedelere dağıttı, ardından İlahi Kaderin kendisine biçtiği rolden kaçamayıp, hayatı yıkıntılar altında sonlandı.
Bize düşen samimi olarak Yüce Rabden duada, niyaz da bulunmak ve taksiratının affedilmesini istemektir. Çünkü Resulümüz Efendimiz; “Suda boğulan şehittir, zelzelede ölen şehittir” diyor.
Bize düşen başka bir görev daha olduğunu düşünüyorum. Miyuki Konnai ve Atsushi Miyazaki adlarına iki okul yaptıralım.
Birisi Van’da , diğeri Erciş’te olsun.
Böyle bir hareket, bu iki güzel insanın nezaketine güzel bir jest olur.
Atsushi Miyazakinin ruhunu şad etmiş oluruz.
Ama Miyuki Konnai adına yapılacak okul, onun kendi ülkesindeki hayır kurumuna kaydolurken söylediği “ülkeler ne kadar gelişmiş olursa olsun, büyük felaketlerin üstesinden bir başlarına kalkmaları mümkün değil, ülkemdeki deprem felaketinde ulusların yaptığı yardımın ne kadar önemli olduğunu gördüm” görüşünün yaşarken de karşılıksız kalmadığını göstermesi bakımından büyük ehemmiyeti var.
Haydi Türkiye nezaket/insanlık/ yarışında biz de varız deme zamanı.