NAKİL VE AKIL MEZCOLMAZ İSE İNSANLIĞIN İŞİ ZORDUR(2)

Batı demokrasisinin ne anlama geldiğini kavramak için Mısır’da gerçekleştirilenlerden daha iyi bir örnek olamaz. Ya Mısır halkının büyük çoğunluğu Müslüman ve bu insanlar verdikleri oylarla Mursi’nin partisini iktidara, kendisini de Cumhurbaşkanlığına getirdi. İş başına gelenler elbette halkın isteklerine cevap verecek ve onların arzuları doğrultusunda gerekli değişiklikleri yapacaktır, yapmalıdır.

Hayır dediler, siz halkın oyları ile de iktidara gelmiş olsanız, halkın isteklerine kulak vermiş de olsanız, istediklerinizi yapamazsınız. Buna fırsat vermeyiz, müsaade etmeyiz.

Bakar mısınız ABD hala kendi kanunları uyarınca Mısır’da gerçekleştirilen ve şimdiye kadar 400 e yaklaşan ölü, 4500 civarında da yaralanmaya sebebiyet veren darbeyi, darbe olarak nitelendiremeyeceklerini beyan etmişler.

Peki sebep ne?

Sizin kanunlarınız durdukları yerde oturan, ellerinde sapan taşı bile olmayan insanların üzerine kurşun yağdırılmasına ne isim veriyor?

ABD, 11 Eylül saldırılarının müsebbibi olarak gördüğü insanlara destek verdiği gerekçesi ile Afganistan ve Irak’ı işgal etti, milyonlara baliğ olan ölümlere sebebiyet verdi. Bu zihniyet ile hareket ettiğiniz takdirde darbeci Sisi’nin tez elden ipini çekmeniz gerekmez mi idi?

Peki Sisi Firavunu daha ne kadar silahsız insanın canına kıyarsa, yaptığının ismi darbe olacak?

Sahi darbelerde eli silahlı canavarların insanların üzerine kurşun yağdırılmasından öte daha neler olur ki?

Ha tabii unuttuğumu zannetmeyin, halk önderleri tutuklanır, zindanlara atılır. Halk tarafından seçilmiş olan Cumhurbaşkanı içeride, partisinin mensuplarının tamamı içeride, bakanlar içeride. İhvana yönelik tutuklamalar devam ediyor. Ve Firavun Sisinin İç İşleri Bakanı tehdit ediyor, El Adeviyye meydanını muhalifler, kendi iradeleri ile boşaltmaz ise, yasal tedbirler uygulanarak meydanın etrafındaki esnafın yazılı dilekçeleri uyarınca her türlü tedbir alınacakmış. El Adeviyye meydanın etrafındaki esnaf güya yazılı talepte bulunmuş, toplantılardan rahatsız olduklarını söylemişler ve İç İşleri Bakanı da gereğini yapacakmış. Hani Tahrir meydanın etrafındaki esnafın aynı yönde bir talebi olduğunu da ifade etseydiniz de, bari inanılır olsaydınız.

El Adeviyyedeki halk şu güneşin altında 60 derecelere ulaşan havada ve oruçlu olarak orayı bırakmadılar, tabir yerinde ise mevzilerini terk etmediler. Ya Ramazan sonrası ne olacak hiç düşündünüz mü?

Darbeler hep öyledir. Yapanlar da işin nereye varacağını kestiremez. Ancak bilgisayarda savaş oyunu oynayıp, bunu hayata geçirmeyi adet haline getiren ABD lilerden başka.

Ey ABD liler şu Türk halkına bir sorun, Mısır’da olan bitenlerin ve sonraki uygulamaların neyi işaret ettiğini bir öğrenin. Sizin bu işte müdahalenizin ne oranda olduğunu lütfen ortaya çıkarın. Ondan sonra dönüp de neden bu Müslümanlar bizden şikayet ediyorlar sorusuna cevap arayın.

Aslında bu onların bilinçli tercihi. Halkın idaresi de olsa, halkın tercihlerinin sonucu insanlar iş başına gelseler, eğer gerçekleşenlerin alın yazısında İslam var ise, başta ABD olmak üzere batı buna düşmandır, bunu görmemiz, bunu bilmemiz lazım.

Zira biz biliyoruz ki, ABD nin desteği olmasa idi veya ABD nin kesin karşı çıkacağı varsayılsa idi, Sisi asla darbe yapmaz, yapmaya kalkışamazdı bile.

Darbe sonrası şimdilik 12 Milyar dolar, sonrası için bir 4 milyar dolar daha hibe paraların Mısır’a akması ve ABD nin biz kendi kanunlarımız uyarınca buna darbe diyemeyiz yönlü resmi açıklamaları, Çağdaş Nemrutları, Firavunlar ele veriyor.

Burada gözümüzün içine sokulmak istenen İslam Demokrasiye izin vermez, Müslümanlardan Demokrat olmaz.

İş gerçekten böyle midir?

Türkiye’de 10,5 yıldır iktidarda bulunan Ak Partili yöneticilerin hayat tarzları İslami kimliklerini ele veriyor ve kimse onların Müslümanlığından şüphe etmiyor. Bu insanların iktidarına kadar Türkiye, bir kısmı seküler, bir kısmi liberal laikçi insanlar tarafından idare edildi. İçlerinde Cuma namazı kılanlar olsa da, bu kişilerin bile her akşam en azından bir bardak viskili hayat anlayışları toplumun belleğinden hiç silinmedi. Ama bu kişilerin hiçbirisi Ak Parti kadar demokrasiyi geliştirmedi, insan hak ve hürriyetlerinde gelinen noktaya ulaşamadı.

Rumlar Ermeniler gasbedilen mallarına Ak Parti iktidarında ulaştılar. 2,5 Milyar dolarlık malları kendilerine iade edildi. Bu onların ülkeye bağlılıklarını arttırdı. Kürtçe, Arapça, Farsça, Ermenice, Zazaca, Rumca radyo televizyon yayınları bu iktidar zamanında hayat buldu. İmar Kanunun uygulamasında Cami yeri tabiri yerine ibadet yeri kavramı getirildi ve böylece gayrı Müslimlerin yeni ibadet yerleri yapmaları bu dönemde mümkün oldu. Kürtçe öğretimden sonra, şimdi de Kürtçe eğitimin yolları aranıyor ve yakın zamanda mutlaka bu gerçekleştirilecek. Çıkarılan kanunlarla Türkiye işkenceye sıfır tolerans sağlandı ve işkence suçlarında zaman aşımı kuramı kaldırıldı. Bu alanda yapılanları yazmak sayfalara sığmaz. Peki bunları kim yaptı. CHP mi, MHP mi, ANAP, DOĞRUYOL mu, hangisi yaptı. Hal böyle iken gezi parkındaki olayların çığırından çıkarılarak Ak Parti iktidarını devirmeye yönelik eylemleri global sermaye ile işbirliği içerisinde hareket ederek destekleyen batının yaptıklarına ne diyeceğiz?

Bizim hatamız, İslamın her bakımdan, her rejimden kat kat üstün olduğunu ortaya koyacak ittihaddan uzak olmamız. Müslümanların ittihadı gerçekleşse ve başlarındaki şura meclisinin alacağı kararlar uygulanabilseydi, eminim her şey çok farklı olurdu.

Batı aklı şimdiye kadar insanlığın başına çok büyük felaketler açtı. Birinci ve ikinci dünya savaşları ortada. Milyonlarca insan ölmüş.

Ama batı hala bu tavrından vazgeçmiş değil. İrfansız aklının ürettikleri silahlar dünyanın her yerinde ölüm kusuyor. O ancak misli ile mukabele gördüğü zaman uslanacak, ama iş işten geçmiş olacak… yazık çok yazık.