ONA RAĞMEN CEMAAT TEZGAHA GELMESİN.
Taraf Gazetesinin bugünkü manşeti elbette ibretlik.
Yıl 2004. Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına Ve Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’un da katıldığı Milli Güvenlik Kurulu toplantısında bir takım tavsiye kararları alınmış.
Hani o haberi okumayanlar için alınan kararları burada belirtelim.
25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısında, Gülen grubuna karşı bir eylem planı hazırlanması kararı alındığı ortaya çıktı.Kararın altında asker üyeler kadar, tabii ki hükümet kanadının da imzası var. Hükümet tarafı, askeri vesayetin olabildiğince devam ettiği, adamların gece gündüz ihtilal planları yaptığı bir dönemde tavsiye kararı niteliğinde olan bu belgeye imza atmasınlar da ne yapsınlar.
PEK TABİİ BURADA MÜHİM OLAN UYGULAMADIR.
Milli Güvenlik Kurulu’nun, 2004 yılı Ağustos ayında yaptığı toplantıda, “Fethullah Gülen grubunun faaliyetlerine karşı alınması gereken tedbirler” başlığıyla, “Cemaate karşı bir eylem planı hazırlanması”, tavsiye kararı olarak hükümete bildirilmiş.
Asker tarafı o toplantıda Nur Cemaatine ve özellikle Gülen Gurubuna karşı 15 ayrı madde halinde yapılması gerekenleri iki sayfalık metin haline getirmişler ve alınan kararların uygulanması için hükümete adete dayatmada bulunmuşlar.
MGK kararında, “Nurculuk Faaliyetleri ve Fethullah Gülen grubuna” ait kurumların faaliyetlerinin engellenmesi için, “Ağır yaptırımlar getiren yasal düzenlemeler yapılmalıdır, eylem planı hazırlanmalıdır” denmiş.
Toplantıda, Gülen Grubu’nun faaliyetlerinin tasfiye edilmesine ilişkin 15 ayrı karar alınmış ve alınan kararlar dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e sunulmuş.
BAŞBAKANLIK TAKİP EDECEK
481 Sayılı MGK Kararı olarak kayda geçen kararda, “Bir eylem planı oluşturulmasının” kararlaştırıldığının altı çizilirken, resmî kurumların atacağı adımlar da tek tek sıralanmış.
Konunun “Psikolojik harekât boyutuna” dikkat edilmesi gerektiği de vurgulanmış
.
Gülen cemaatine karşı uygulanacak tedbirler için ise; Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu (BUTKK) koordinesinde, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığı görevlendirilmiş.
CEMAAT OKULLARI TAKİP EDİLMELİ
2004 tarihinde tavsiye kararı olarak alınan MGK kararlarındaki bazı maddeler şöyle:
“F.GÜLEN grubunun yurtiçi ve yurtdışı faaliyetleri, Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Fethullah Gülen Koordinasyon Kurulu (BUTKK) koordinesinde İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, MİT Müsteşarlığı ve ilgili diğer kurumlar aracılığı ile yakından takip edilmelidir.
Devletin yurt dışında görevli memurları aracılığı ile F.GÜLEN grubu yakından takip edilmeli gerekiyorsa Abdullah Gül Dışişleri Bakanlığı tarafından ilave tedbirler geliştirilmelidir.
F.GÜLEN grubuna ait özel okulların faaliyetleri, İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından incelenmeli ve takibe alınmalıdır. Bu gruba ait okullardaki şüpheli ve yasa dışı faaliyetler periyodik olarak BUTKK’na rapor edilmelidir.”
ÖĞRENCİ EVLERİNE ENGEL OLUNMALI
MGK kararında Gülen cemaatine ait kurumlar için “Ağır yaptırımlar getiren yasal düzenlemeler yapılmalıdır” denmiş.
Kararda, “öğrenci evlerine de vurgu yapılmış. MGK kararında yasaların etkin hâle getirilmesi vurgulanarak şöyle denmiş: “F.GÜLEN grubunun ‘öğrenci evleri’ kapsamında sempatizan ve yandaş edinme gayretleri İçişleri Bakanlığı nezdinde dikkatle takip edilmelidir. Yasal olmayan yollar kullanılarak din eğitimi veren ve bir nevi dini alet ederek yandaş toplama sistemi olan ‘öğrenci evleri’ uygulamalarına engel olunmalıdır.”
BAĞIŞ YAPANLAR İZLENMELİ
25 Ağustos 2004 tarihli belgede, MASAK’ın cemaate bağış yapan iş adamlarını takibe alması da şu satırlarla talep ediliyor: “Yapılan bağışlar ile usulsüz para hareketleri ve kara para uygulamalarının Maliye Bakanlığı-MASAK (Mali Suçlar Araştırma Kurulu) aracılığı ile takip edilmesi sağlanmalıdır.”
GENELGELER ÇEKİLSİN.
Belgede dikkat çeken önemli detaylardan biri de, Milli Görüş’e yardım edilmesi ile ilgili genelgenin geri çekilmesinin istenmesi. Abdullah Gül’ün, Dışişleri Bakanı sıfatıyla gönderdiği 3846 ve 3847 sayılı iki genelgenin de geri çekilmesi kararlaştırılmış.
TARAFTA YER ALMIŞTI
CEMAATE karşı MGK’da alınan bu eylem planının var olduğuna ilk olarak gazeteci Alper Görmüş dikkat çekmiş. Görmüş, 24 Şubat 2012′de, Taraf’taki Medyaironik köşesinde konuyu anlatırken, “MGK 2004′te ‘Cemaat’i takip’ kararı alıyor” başlığı altında şu ifadeleri kullanmıştı: “Soru şöyle: Devletteki ‘Cemaat’le ilgili olduğu düşünülen kadroları tasfiye kararı MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasından epeyce önce alındığı iddiası doğruysa, bu karar ne kadar eskiye gitmektedir? Ya da hükümet ile cemaat arasındaki gerilim ne zamandan beri vardır?” Görmüş, MİT’in, cemaat aleyhine çalıştığını açıkça ifade etmiş ve Darbe Günlükleri’ndeki MGK ayrıntısını şöyle yazmıştı:
“Ben, aşağı yukarı 2006′dan beri ‘Hükümet, cemaatin devlet içindeki ağırlığından rahatsız, harekete geçecekmiş’ cümlesini ya da onun türevlerini duymaktayım. Fakat 2004′te Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) Gülen Cemaati’nin takip edilmesine dair bir
tavsiye kararı alındığını herkes gibi ben de bilmiyordum. Fakat alınmış. Özden Örnek’in günlüklerinin Haziran 2004 ve Ağustos 2004 MGK’larının anlatıldığı bölümlerinde bu durum şöyle ifade ediliyor:
24 Haziran 2004: Fethullah Gülen konusunda Genelkurmay Başkanı oldukça ağır bir konuşma yaptı ve hükümeti suçladı. Eğer siyasi irade konulup bu konunun üstüne gidilmezse bir felaket olacağını belirtti,
25 Ağustos 2004: Fethullah Gülen ve teşkilatı ile ilgili olarak geçen toplantıda yapılan görüşmeden sonra bu adamın faaliyetlerinin yakından takip edilmesine karar verilmişti, onunla ilgili tavsiye kararı bugün imzalandı. Bilmem ne işe yarayacak.
Özden Örnek ‘Bilmem ne işe yarayacak’ diyor ama, MİT’in MGK kararına dayanarak o günden beri bir çalışma yapmadığını bugün kim güvenle öne sürebilir?”
Hükümet, Dış işleri ve İç İşleri Bakanlığı nezdinde alınan bu kararların bana göre bir teki bile uygulanmadı. Özden Örnek’in dediği gibi kararların hiçbir kıymeti harbiyesi olmadı.
Hükümet ne Cemaat evlerine, ne cemaat okullarına, ne kurslarına zerre kadar dokunmadı.
O dönemin Dış İşleri Bakanı Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül bey, yukarıda sözünü ettiğimiz genelgeleri çekti mi çekmedi mi bilmiyoruz. Ama ister çekmiş olsun, ister çekmemiş olsun ne ehemmiyeti var, Millet ve Memleketine faydalı hizmetler yapan insanlar Ak Parti hükümetleri dönemlerinde en küçük bir zarara uğramadılar.
Ortaya dökülen kimi belgelerde Hilmi Özkök’ün bizim gibi bazı vekillerin partiden uzaklaştırılması yönündeki talebi ister karşılanmış olsun, ister olmasın, hiçbir önemi yoktur.
Aslolan bu milletin umumumun menfaatidir ve hepsi biri birinden beter gerçek anlamda millet ve vatan sevgisinden yoksun gulyabinilerin şimdi bulundukları yerdir.
Aytaç Yalman dışındakilerin şimdi hepsi hapiste. Hilmi Özkök yalap şalap hareketleri ile paçayı sıyırmış, oynadıkları tiraji komik komediyi seyrediyor. Ve ne hikmet ise, işlenen suçlar sebebiyle diğerlerinden zerre kadar farkı olmayan Şener Eruygur hala dışarıda. Aklım başımda değil, başım dönüyor, hareketlerimi kontrol edemiyorum, motor bozukluğu var gibi gerekçelerle rapor üstüne rapor alarak gününü kurtarmaya bakıyor.
Hükümet bu 25 Ağustos 2004 tarihinde alınan kararlara uymadı, adım atmadı da, MİT için aynı şeyin söylenmesinin mümkün olmadığı belirtiliyor. Yani MİT o gün bugün cemaat ile uğraşıp duruyor, raporlar hazırlıyor, güya MGK nun kendisine vermiş olduğu görevi yerine getiriyor.
MİT ipi gerdikçe boğazı sıkılan cemaat, kendisine karşı yürütülen yıpratma faaliyetlerini yürütenlerin yanlış içerisinde olduğunu söyledi. ve işin başındaki kişinin hatalarına işaret etti. Fakat Bizans geleneğinin en iyi temsilcisi olan kurum, meseleyi götürüp Sayın Başbakana yamamaya çalıştı ve maalesef bu konuda yine başarılı oldu. Dershanelerin kapatılması meselesi ondan sonra gündeme oturdu.
İşte hizmet ile partinin arasının dershaneler sebebiyle açık olduğu bu günlerde söz konusu MGK toplantısının tutanaklarının bir anlamda fahşolması, husumetleri derinleştirmemelidir.
Bu işe en çok Cemaati de, Partiyi de zerre kadar sevmeyenler seviniyor. Yesinler biri birlerini diyorlar.
Herkesin bir hesabı varsa elbette Allah(c.c) nun da bir hesabı var. İnşallah hesapları başlarına çevrilir.