OYUN ÇOK BÜYÜK OYNANDI OYNANIYOR
Suriye’de Arap Baharının eseceği haberleri gelince; çok ciddi manada korku ve kaygıya kapılmıştım.
Ben bu korkumu,kaygımı bir çok yazımda ifade ettim.
Bu ülkede estirilecek bir bahar havası, aslında buna boran veya fırtına dememiz daha uygun olur, diğer hiçbir ülkede olmadığı kadar Türkiye’yi ilzam eder ve en büyük zararı biz görürüz demiştim.
910 kilometre uzunluğunda bir sınıra sahip olduğunuz ülkede yaşananlar bizi her halu karda etkiler. Hele bu yaşananlar bir iç savaşı ifade ediyor ise, bizim dolaylı değil, doğrudan etkilenmemiz söz konusudur diyordum.
Öyle de oldu.
Suriye’deki iç savaş sanki evlerimizin içinde cereyan ediyor.
Orada Arap, Türk/Türkmen/Kürt kardeşlerimiz hayatını kaybediyor, ocaklar sönüyor, evler viran oluyor, daha doğru bir deyim ile binlerce yıllık tarih ve kültür gözlerimizin önünde param parça hale geliyor.
Aslında biz Suriye’deki hareketlenmenin Libya örneğinde olduğu gibi değil de, Mısır’dakine benzer bir tarzda gerçekleşeceğini,
Tahrir meydanı benzeri Mitinglerin Şam’da vuku bulacağını,
Özellikle Cuma günleri Şam Emeviye Camiinden çıkan insanların yönetimi protesto mitinglerinin sonuç getireceğini,
Ardı arkasına büyük illerde bunun gibi protesto hareketlerinin biri biri ile ilintili biçimde yapılacağını,
Arada ufak tefek ölümler olsa da, işin mecrasından sapmayarak devam edeceğini ve sonunda yönetimin ya demokratik adımlar atacağını, ya da iş başından uzaklaşmak zorunda kalacağını düşünmüştük.
Çünkü Suriye bir Libya değildi, Beşşar Esed Avrupada tahsil görmüş, demokrasiyi tanımış bir diş hekimi idi, ülkesinin Libya benzeri bir maceraya sürüklenmesine fırsat vermeyeceğini tahmin ettik.
İşin doğrusu en çok yanıldığımız nokta da bu oldu.
Beşşarın Kaddafiden daha sert ve yönetimi elinde tutan Nusayri ittifakının büyük siyasi ve askeri güce sahip olduğu ortaya çıktı.
Onun bu tavrına Rusya, Çin ve İran gibi nükleer güce sahip ülkelerin destek vermesi, Suriye’de düşünülenlerin tam aksinin gerçekleşmesine sebep oldu.
Suriye’de bu sebeple hem çok fazla insan kanı akıyor ve hem de işin sonunun nereye varacağını yönetime muhalif olanlar bir türlü kestiremiyorlar.
Suriye’de tam anlamı ile orantısız bir güç savaşı hüküm sürüyor.
Rusya Savaş ve Asker Çıkarma gemilerini Lazkiye limanı açıklarında tutuyor.
İran’ın, Çin’in ve Rusya’nın bu ülkeye büyük çaplı silahlar sattığında/bedava verdiğinde/ artık zerre kadar şüphe yoktur.
Özgür Suriye Ordusu ve muhalefetinin CHP Hatay Milletvekilinin dediği gibi Ambulanslar içerisinde Suriye muhalefetine mühimmat gönderiliyor biçiminde ifade ettiği absürt ve aymaz düşüncelerle, Esed rejimine karşı dayanması nerede ise imkansızdır.
Suriye muhalefetine destek verdiği söylenen Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin, Esed rejimine maddi ve manevi destek veren Rusya, Çin ve İran’dan daha fazla desteklerinin ne olduğu kesinlikle bilinmiyor.
O CHP li vekilin dediği gibi Ambülanslar içerisinde mühimmat gönderildiği şeklinde ise, Suriye muhalefetinin yandığının resmidir.
Suriye ile işler çok iyi giderken, bugünkünden farklı bir rejim iş başında değildi.
O rejimin Demokrasiye evrilmesinde Sayın Başbakandan daha fazla kimse destek ve yardımcı olamazdı.
Ama ABD başta olmak üzere batılı ülkeler bir taraftan ateşe körükle giderken, diğer taraftan tutuşan ateşi Türkiye maşası ile tutmaya çalıştılar. Hala o oyun açık ve net bir şekilde oynanmaya devam ediyor.
Suriye’nin kolu kanadı kırıldıkça, Türkiye’nin ayaklarının altından toprak kayıyor.
Suriye’den kaçan muhalif kişiler ve ailelerinin sayısı Türkiye’de 50 binleri geçti. Türkiye’nin en azından Suriye vatandaşlarının kendi topraklarında daha rahat etmeleri için Tampon bölge oluşturma konusundaki isteği, neden ABD tarafından geri çevrildi?
Saf olmaya gerek yok. Suriye’nin bu ortama sürüklenmesinde Türkiye’yi yedeğine alıp, aslanı görünce terkisindekini önüne atan ABD olmuştur.
ABD ortaya çıkan durumu BM ler Güvenlik Konseyinde, Suriye’ye yaptırımlar uygulanması yönünde karar alma girişimleri ile telafi edemez.
Güvenlik Konseyine kararlar getiriliyor, Rusya ve Çin’in vetosu hazır.
Peki Rusya ve Çin sadece BM ler Güvenlik Konseyinde alınan kararları veto etmekle mi kaldılar.
HAYIR.
Rusya aynı zamanda Akdeniz’de Suriye açıklarına hem savaş gemileri ve hem de karaya asker ve savaş malzemesi çıkarma gemileri göndermek suretiyle, Suriye’ye dışarıdan bir müdahaleye asla fırsat vermeyeceğini göstermiş oldu.
Yani ABD ye ve müttefiklerine savaşa hazırım mesajı verildi.
Türkiye’nin tampon bölge oluşturma istemini bile kabul etmeyen ve bu konuda gerekli desteği sağlamayan ABD, Suriye muhalefetine askeri desteği nasıl verecek?
Bu manzara karşısında Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin, Rusya-Çin ve İran üçlüsüne karşı Suriye içlerinde askeri bir harekat başlatması mümkün mü?
Geçenlerde Halep’in bazı bölümlerinin özgür Suriye Ordusunun denetimine girdiği yolundaki haberlerin öne çıkması üzerine, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye rejiminin yıkılmaya yüz tuttuğunu ve oradaki gelişmeleri vizyon sahibi olmayanların yorumlamada güçlük çektiklerini ifade etti.
Aradan çok geçmedi Esed rejimi askerlerinin Halep’i kuşattıkları ve muhalefetin elinde olan bazı mahalleleri ele geçirdikleri ortaya çıktı. Üstelik Halepteki Özgür Suriye Ordusu askerlerinin büyük bir kuşatma ile karşı karşıya kaldıkları ve büyük kıyıma uğramalarından endişe edildiği haberleri gelmeye başladı.
Halep Türkiye sınırlarına 35 kilometrede olan bir il. Ayakta kalması veya düşmesi bu skalada önemli neticeleri beraberinde getirecek. Halep düşerse Türkiye’nin tezleri de büyük hüsran yaşayacak.
Esed rejiminin er veya geç bir şekilde iş başından gitmesini gerçekten canı gönülden arzu ediyorum. Ama ya kalırsa düşüncesi aklıma geldikçe içim içimi yiyor.
Şimdi bir de başımıza İran sardırılmak isteniyor. Baş ağrımızı ifade eden leçeklerin üzerine bir yenisini saracak durumda değiliz.
Türkiye’nin PKK meselesinde önünü kesen ülkeler arasında oldukları ifade edilen Almanya, Fransa ve ABD nin, Suriye konusunda öncü rol üstlendiği beyan edilen Türkiye’ye güç katacak bir sonucun alınmasına evet demelerini doğrusu beklemiyorum.
Sayın Başbakan Suriye’nin Petrolu yok diye mi batılı ülkeler Libya örneğinde olduğu gibi hareket etmiyor, Suriye muhalefetine gerekli desteği vermiyor serzenişinde bulunmuştu.
Hilary Clinton 11 Ağustosta Türkiye’ye geliyor. Türk yetkililer ona bu soruları açıktan sormalılar ve Rusya’nın BM ler Güvenlik Konseyinde Suriye karar tasarılarını veto etmenin haricinde Suriye açıklarına Savaş ve çıkarma gemileri yığmasını nasıl yorumladıklarını bir de onlardan dinlemeliler.
Ve şu soruyu açık ve net sormalılar.
Suriye açıklarına iki savaş gemisi gönderen Rusya’dan korkuyor musunuz, Suriye muhalefetini bu hali ile kendi başlarına mı bırakacaksınız?
El hasılı oyun çok büyük oynandı, oynanıyor. Hele bir de Türkiye ile İran’ın arası onarılmaz bir şekilde açılır ise İsrail’in bütün talepleri yerine gelmiş olacak.