Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

CHP’NİN KURULUŞ KAYNAĞI SİYONİZM’E DAYANMAKTADIR!?

Sevgili okurlar...

Yazı başlığımız “hakikatin ifadesidir”, abartısı yoktur..

Şöyle tarihin sayfalarını çevirdiğimizde, CHP’nin kuruluşu ve bugüne kadar ortaya koyduğu siyaset ile faaliyetlerinde, kimin nam-ı hesabına varlık gösterdiği ortaya çıkar..

Ama ne hazindir ki, hep müesses nizamın gölgesinde, “kendini kamufle” edip, farklı libaslar giymiştir...

Dedik ya;

“CHP’NİN KURULUŞ KAYNAĞI SİYONİZM’E DAYANMAKTADIR...”

İşte ülkenin hal-i durumu!..

Seçim sath-ı mailine girilirken, kışkırtıcı bazı kesimler tarafından, özellikle sosyal medyanın kalemşorlarının abuk sabuk konuşmaları, “Siyonizm’in” adeta sivri dili..

Ülke insanı, sol cenahın ortaya koyduğu bu dilden rahatsız!

Cumhurbaşkanının şahsiyet-i maneviyesine, makamına karşı fütursuzca, edepsizce, saldırılarda bulunuluyor, hakaretler ediliyor...

Bakınız, bundan bir hafta önce bir televizyon kanalında Sedef Kabaş adında bir kadın gazetecinin, Cumhurbaşkanına atfen kullandığı ifadeler, akla ziyan!...

Bırakın bir medya mensubuna ait olma halini, rastgele megalomanyak bir sokak sarhoşu, uyuşturucu müptelası bir kişi dahi, böylesi ifadeleri, cümleleri kullanmaz!?..

Her ne kadar Cumhurbaşkanı, onun ideolojisi paralelinde olmayan bir insan olabilir ki öyledir.

Zira onların ideolojileri tarihi hıyanet ideolojisidir.

Cumhurbaşkanının ideolojisi ise millidir.

Milli iradedir.

İnsan temel hak ve özgürlüğüdür.

Ama CHP’nin bazı medya organları ve kalemşorlar, hiç rahat durmuyorlar.

Ağızlarına geleni söylüyorlar.

“Belki CHP’yi iktidara getiririz” ümidiyle yola çıkmışlar.

Fütursuzca, pervasızca konuşuyorlar.

Hele hele Sezen Aksu isimli bir kadın, nerdeyse hayatı boyunca sahnelerde vücudunu teşhir ediyor, namahrem insanlara kendi reklamını yapıyor.

Utanmadan Hz. Adem (A.S.)’e karşı, Hz. Havva’ya karşı fütursuzca bir şarkı söylüyor ve alkış topluyor.

Buna da Türkiye’nin kaderi mi diyelim?

Vicdanı kara, içi kara bir sürü megalomanyakların rastgele konuşmalarına karşı bu memleket hep suskun mu kalacak?

Bu edepsizlere karşı bu memleket susacak mı?..

Kendini “dilsiz şeytan” haline mi sokacak?

Hayır, kesinlikle öyle değil.

Memleket 7’sinden 70’ine kadar onların kara yüzlerine tükürür, lanetler ve edepsizliklerini her gün biraz daha deşifre ederek yüzlerine şamarları indirecektir!.

Ne var ki günümüzde bunlar yapılıyorsa bunun sebeb-i mucibesi, ana kaynağı hiç unutmayalım ki CHP’nin tek parti şeflik ve dipçik döneminden kalmadır..

Bu parti her ne kadar Atatürkçülüğün gölgesine ikide bir bürünüyor, oraya sığınıyor, etrafına laikçilik surunu çekiyorsa da bu halk her şeyin farkındadır...

Onlara kanmaz!...

Gerçeği görüyor..

Her şeyin ulu orta yerde cereyan ettiğine vakıftır..

Kimin kimlerin nam-ı hesabına, varlık gösterdiğinden haberdardır..

Ve ne neyi getirir diye hesap içerisindedir.

Bu millet, yüz yıldan beri reva görülen uydurmalar, yaftalar, iftiralar, din düşmanlığı, tarih düşmanlığının, kimlerin eseri olduğunu biliyor..

Bunların hepsi ama hepsi diyebiliriz ki İttihat Terakki Partisinin birer uzantılarıdır.

O parti koskocaman bir Devlet-i Âliye-yi Osmaniye’yi yok etti..

Haçlı ve Siyonist emperyalistlerin uyduruk yaftalarıyla bir devlet yok olup gitti..

Senaryo Siyonistlerin ise figüranlar bahsettiğimiz devşirmelerdir!...

CHP de kesinlikle oranın uzantısıdır, ürünüdür, kaynağı orasıdır.

Ne Atatürk’ün, ne Kemalizm’in, ne laikliğin, ne demokrasinin, ne cumhuriyetin laf ebeliğine kanmasınlar.

Millet de artık onlara “yeter” demelidir.

İkide bir Atatürk’ün, Atatürkçülüğün, laikçiliğin dokunulmazlık zırhına sarılarak bu milletin dinine, imanına, inancına, kitabına, milli iradesine saldırmakla bir yere varamayacaklarını çok iyi biliyorlar.

Ama “inançları nereye kadar götürdüysek kardır” anlayışıyla yola çıkmış durumdalar.

Bu yol sonuna kadar onlara açık değildir.

Bunu da bilsinler.

* * *

Bakınız, sevgili dostlar.

Sedef Kabaş, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Devlet Başkanının şahsiyet-i maneviyesine hakaret ediyor, makamına laf söylüyor...

Onun bu hakareti kesinlikle aynı zamanda millete hakarettir.

Çünkü milletin oyuyla o makama gelmiş bir Cumhurbaşkanının kişiliğine hakaret etmek, elbette ki bir milleti hiçe saymak demektir.

Ve millete en büyük hakarettir bu.

Bir de tüm bu edepsizliklere rağmen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti lideri Meral Hanım birlikte çıkıp Sedef Kabaş’ı kurtarmak için “Cumhurbaşkanına hakaret” içeren suçlara yönelik o kanunun kaldırılması teklifini hazırlıyorlar.

Peki, sormazlar mı?

Ey Kılıçdaroğlu!

Mademki sen Cumhurbaşkanının şahsiyetine, makamına karşı işlenen suçlar cezasız kalsın, o yasayı değiştirelim” diyorsun.

Cumhurbaşkanlığı makamı Atatürk’ün makamının bir devamıdır.

O zaman “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun”un değiştirilmesi için de teklif vermelisin.

Yüreğin varsa onu da yap.

* * *

Evet, sevgili okurlar.

Fazla başınızı ağrıtmamak kaydıyla şunu söylüyoruz.

Her gün biraz daha seçim sath-ı mailine giren Türkiye’nin CHP’ye karşı yekvücut olarak takındığı tavır şu olmalıdır; oy vermemek!

Zira CHP, İsmet İnönü’nün Başbakanlığı döneminde 1937’de kurulmuş ve bu kuruluş şekli Moiz Kohen’lerin, Sami Kohen’lerin, Yunus Nadi’lerin direktif ve koruması altında vücut bulmuştur...

Sami Kohen, Moiz Kohen’in en yakınıdır ve Milliyet Gazetesinin kurucularındandır.

Yunus Nadi Cumhuriyet Gazetesinin kurucularındandır..

Din düşmanlığıyla meşhurdur.

Moiz Kohen zaten nam-ı diğer Munis Tekinalp.

İsim değiştirerek Osmanlıyı I. Dünya Savaşına sokan ve aynı zamanda İttihat Terakki Partinin temel kurucularından birisidir..

Cumhuriyetten sonra da 1968’lere kadar CHP ideolojisinin fikir babasıdır.

Kuruluşu, temeli, kaynağı Siyonizm’e bağlı olan bir partiye meşruiyet veren, devlet bütçesinden imkân tanıyan her kim olursa olsun, hangi hükümet olursa olsun, milletin ağır vebalinden kendilerini kurtaramazlar.

Kurtaramadıkları gibi Allah nezdinde de çok büyük bir sorumluluk taşımaktadırlar. 

En derin saygı ve sevgilerimle.