Görüş Bildir

PSİKOLOG GÖZÜYLE

Naime Sultan Turğay

YÜZYILIN HASTALIĞI: STRES

Kişinin kendisini tehlikede hissettiği veya mücadele gerektiren bir duruma maruz kaldığını düşündüğü anlarda göstermiş olduğu tepkiye stres denir. Yüzyılın hastalığı olarak bilinen stres, yaşam kalitesini etkileyen bir faktördür. Kişinin biyolojik ve psikolojik iyi oluşu üzerinde etkiye sahip olmaktadır.

Üç tür stresten bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi akut strestir. Çoğu zaman anlık olarak ortaya çıkar ve iyi oluşu engelleyen faktörün ortadan kaybolmasıyla geçer. Rastlantısal ve başa çıkılabilir olan durumlarda meydana gelir. Örneğin ödev teslimine son yarım saat kalmıştır ve son kontrolü yapmak için çantaya bakıldığında ödevin yerinde olmadığı fark edilmiştir. Bunu yaşayan kişinin o an nabzı artar, kişi yüksek düzeyde adrenalin hormonu salgılar, panik yapar. Ödevinin oturduğu sıraya bağlı masanın altında yer aldığını fark etmesiyle yaşadığı stres son bulur, geçicidir.

Bahsedilen stres türlerinden ikincisi kronik strestir. Akut stresin devamlı olmasıyla meydana gelir. Uzun süreli yaşanan bir strestir. Kişinin yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Bu strese örnek olarak dönemin en büyük sorunu olan işsizlik kaynaklı mutsuzluk, süregiden aile problemleri verilebilir. 

Bahsedeceğimiz son tür ise travmatik strestir. Kişinin yaşadığı kaza, doğal afetler, tecavüz gibi travmalar sonrası meydana gelen bir strestir. Yaşanan olay kişide canlı kalır, bu yüzden kişi kendini sürekli olarak tehlikede hisseder. Travma sonrası stres bozukluğu tanısının konduğu kişiler bu strese maruz kalırlar.

Yaşanan stres sebebiyle kişinin bedeninde çeşitli etkilerin meydana geldiği görülmektedir. Özellikle kronik ve travmatik stresin var ettiği sonuçların olumsuz olduğunu söyleyebiliriz. Bu etkileri kısaca şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Stres anında kişi derin ve sık nefes aldığı için solunum sisteminin etkilenmesine sebep olabilmektedir.
  • Vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan, vücut tarafından salgılanan kortizol stres anında bastırılır. Bunun sonucunda vücudun hastalıklara karşı mücadelesi zayıflar.
  • Kişi stres anında kasıldığı için kas ağrıları çeker. Kan damarları zarar gördüğü için felç, kalp krizi risklerinin artmasına neden olabilir.
  • Yaşanan stres sebebiyle mide ağrısı, mide yanması, karın ağrısı, kabızlık, ishal gibi belirtilerle kişinin sindirim sisteminde bozulmalar meydana gelebilir.
  • Erkeklerde testosteron ve sperm üretimi, kadınlarda menstrüel döngüde yaşanan değişimlerle üreme sisteminde bozulmalar yaşanabilir. Yani kişinin hormonlarında değişimler görülür.
  • Stresin sürekli olması durumunda kişinin beyin fonksiyonlarındaki işlevlerde de değişimler olur. Buna bağlı olarak kişide unutkanlık, dikkat eksikliği, odaklanamama, bir bilgiyi aktarmada güçlük çekme davranışları görülür. Beyin, olması gerektiği gibi işlev görmediği için hacminde küçülmeler yaşar. Böylece bilişsel, duyuşsal ve davranışsal yeteneklerinde zayıflıklar meydana gelir.
  • Kişide stres sebebiyle cilt rahatsızlıkları meydana gelir. Ciltte kuruluk, dökülmeler yaşanır.
  • Kişi üstesinden gelemediği stres ile karşılaştığında kendini yetersiz, çaresiz, çıkmazda hisseder. Bu durumu var eden sebepler üzerine sürekli düşündüğü için iyi oluşunu engelleyen duygular onun üzerinde etki sahibi olur. Bunlar sonucunda kişide ruhsal rahatsızlıklar meydana gelir. Kişi depresif duygu durumunda olur, yüksek düzeyde kaygı yaşar.

Büyüklerin söylemiş olduğu “Her hastalığın temeli strestir.” sözü, tüm bu olumsuz etkiler göz önünde bulundurulduğunda doğru sayılabilmektedir.

Telli her çalgının kulağa hoş gelen bir tınıya sahip olabilmesi için uygun bir gerginlikte olması gerekir. Stresi de doğru bir seviyede tutarak onu hayatımızın olumlu yönlerinde kullanmamız mümkündür. Kaliforniya üniversitesinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki kısa süreli ve az yoğunlukta olan stres kişinin performansını arttırır. İyi stres olarak tanımlanan dozunda stres, hafızayı güçlendirir, hızlı ve çok yönlü düşünmeyi sağlar, dikkati güçlendirir. Peki stresi nasıl yönetiriz, onu nasıl iyi oluşumuzda kullanabiliriz? Buna cevap olarak şu maddeleri sıralamak mümkündür:

  • Öncelikli olarak yapmamız gereken, yaşadığımız stresi tanımaktır. Bu durum üstündeki etkimiz nedir, değiştirilebilir midir? Değiştirilebilen durumlara müdahale etmekle başlayabiliriz. Buna şöyle bir örnek verebiliriz: İşsiz oluşumuz sebebiyle sürekli eleştiren bir komşunun varlığını hayal edelim. Bu örnekte stresin asıl sebebinin bir işin olmayışı olduğunu biliyoruz ama bu örnekte komşunun varlığı üstünde duracağız. Çünkü işsizlik günümüzün en büyük ortak sorunu olduğu için müdahale kısmı biraz sınırlı kalabiliyor  Komşunun yaptığı eleştiriler sebebiyle öfke duyduğumuzu, kendimizi işe yaramaz hissettiğimizi göz önünde bulunduracak olursak o kişiyi görmek bizim için can sıkıcı bir hale gelebilmektedir. Sürekli aynı sözleri duymanın sonucunda yaşadığımız stresin kaynağı nedir, bunun önüne nasıl geçebiliriz? Bu örnek için kaynağın komşunun söylemleri, çözümün de onu görmemek için yaşamımızda düzenlemeler yapmak olduğunu söyleyebiliriz.
  • Stres anında verilen tepkinin değiştirilmesi bir diğer madde olarak verilebilir. Daha önce verdiğimiz tepkileri bulunduğumuz ortama uygun olan tepkiler ile değiştirebiliriz. Daha önceleri bağırıyorsak susabilir veya daha sakin bir ses tonuyla konuşabiliriz, öfke duyduğumuz anlarda gülümseyebiliriz, bulunduğumuz ortamdan ayrılabiliriz.
  • Nelerin yapılması gerektiği tanımlanır. Yapılması gerekenler aciliyetine ve ihtiyacına göre sıralanabilir, nasıl ve ne zaman yapılacağı üzerinde planlama yapılabilir, nelerden kesinti yapılabileceği üzerinde düşünülebilir şeklinde bir sistemsel çalışma sağlanabilir.
  • Mükemmeliyetçilik bırakılabilir. Bazen elimizde olan kadarı yeterlidir. Kendimiz için “Dur, bu yeterli” diyebilmeliyiz.
  • Bazen biraz yavaşlamak gerekir. Sakinleşmeli ve çok yönlü görebilmeliyiz. Stres anında kişi panik yapar. Bu durum içinden çıkılmaz bir halin yaşanacağı korkusunu var edebilmektedir. Yavaşlamak, kişinin gözünde büyütmeden, üstesinden gelinecek bir halde görmesini sağlayacaktır.
  • Ara vermek ve olanı kabul etmek iyidir.
  • Gevşeme ve nefes teknikleri öğrenilebilir. Bu tekniklerle stresin kişide var ettiği hem bedensel hem de ruhsal rahatsızlıklar bir nebze de olsa giderilebilir. (1’den 100’e kadar sayma, meditasyon yapma, yürüme, yazı yazma, yazdığını yırtma, müzik dinleme, ılık suyla duş alma, kontrollü nefes alma, uzanma, uyuma, yalın ayak toprağa basma gibi davranışlar stres anında yapılabilecek davranışlar arasında gösterilebilir)
  • Düzenli egzersizler yapılabilir. Araştırma sonuçları gösteriyor ki egzersizler sonucunda serotonin hormonu salgılanır. Kişide iyi duyguları var eden hormonun salgılanması olumsuz duygu ve düşüncelerin var oluşunu engelleyecektir.
  • Sağlıklı beslenme programları oluşturulabilir. Sağlıklı beslenme programları bedenin ihtiyaçlarını doğru ve sağlıklı şekilde karşılayacağı için kişi kendini daha zinde ve üretken bir halde hissedecektir.
  • Sevdikleriyle vakit geçiren, sosyalleşen ve sosyal destek alan kişilerin stresiyle baş etme durumunda daha başarılı oldukları görülmektedir.
  • Hobi ve ilgi alanlarına zaman ayrıma da stresle baş etme maddeleri arasında yer alabilecek eylemler olarak söylenebilir. Farklı ilgi alanları var edilebilir. (Örneğin bir yazarın tüm kitaplarını okumak ve onun kalemine ve bir yönetmenin tüm filmlerini izlemeyerek o yönetmene dair kapsamlı bilgiye sahip olmak, kanatlı/sürüngen/ayaklı hayvanları türlerine göre araştırmak ve gözlemlemek, bitki yetiştirmek ve yetiştirilen bitkiye ait tüm bilgilere sahip olmak.)
  • Zaman yönetimi ile stresi kontrol altına almak da mümkündür. Öğrenciler için ders, çalışanlar için de görevlerin yetiştirilmesi söz konusu olduğunda stresin meydana geldiğini görmekteyiz. Zamanın planlanması ile programlı bir yaşam sağlanır, böylece kişi kontrol elinde olacak şekilde sorumluluklarını yerine getirir. Kontrolünü sağlayan kişide panik olmaz, stres oluşumu engellenir.
  • Stresi iyi yönde kullanmak için kişi kendisine meydan okuyabilir. Örneğin kişi kırk beş dakika içinde yapabileceği bir görevi otuz dakikası varmış gibi sınırlandırarak kendi kendine meydan okuyabilir. Böylece kişi sınırlarını keşfeder ve sonraki zamanlarda ansızın karşılaştığı bir zaman kısıtlamasında bu duruma önceden maruz kaldığı için daha pratik çözümler üretir. Bunun yanı sıra kişi elindeki işi daha hızlı bir şekilde bitirmeye çalıştığı için zamanını en az alacak yöntemler arayışına girecektir. Bu durum da kişinin pratik ve çok yönlü olmasını destekleyecektir. İnsanın kendisiyle yarış içinde olması, kendi özüne bir meydan okuması yine özünün gelişimini sağlayan bir faktördür.

Günümüzün, yüzyılımızın hastalığı kabul edilen stresin ne olduğu, sonuçları ve onu nasıl yönetebileceğimizle ilgili kısaca bilgi verdik. Stres, hayatımızın her anında olan ve bizi hayatta tutan bir durumdur. Kontrol edebildiğimiz sürece iyi oluşumuzu destekleyebilecek olan bu durumun varlığını Dr. Hans Seyle bir sözünde “Stresten korunmanın tek yolu ölmektir.” olarak belirtmiştir.

Yaşamın tadına varan ve yaşamın sunduğu renkleri keşfetmek isteğiyle olanlarla olalım sevgili okur, var olun.


Bu Makale 3047 kere okunmuştur.