Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

BUGÜNLER GEÇECEK?..

Elbette geçecek.. Her darlığın sonu ferahlıktır.. Yaşanan ve yaşatılan bela, musibet, salgın, hastalık geride kalacak... Belki acılarımız, kayıplarımız, ölülerimiz olacak?… Üzüleceğiz, ağlayacağız, sıkıntılar yaşayacağız!.. Denir ya "hayatın olağan akışı" bu.. Aynen… Ama normal, doğal günlük yaşantımız "geri" gelecek..

***

Ve şunu diyeceğiz; "hayat nerde kalmıştı?…" Birbirimize takılacağız.. Sevdiklerimize, dostlarımıza, uzakta, yakında olan akrabalarımıza, büyüklerimize, küçüklerimize, sarılacağız.. Kucaklaşacağız, tokalaşacağız, öpeceğiz, hasretle, özlemle koklayıp ve şöyle diyeceğiz.. "Ne zalim bir zaman geçirdik" diye!…

***

İşimize döneceğiz.. Çarşı-pazara çıkacağız.. Markete gideceğiz.. Yürüyeceğiz, koşacağız, piknik yapacağız!.. İş, aş, gelir gider yönüne odaklanıp, "neleri maddi yönden" yedirdik deyip, telafisine odaklanacağız.. Belki, önceki çalışma performansından daha yüksek bir çabanın içerisine gireceğiz..

***

Yeniden, sınav maratonuna girilecek.. Uzaktan eğitimin yarattığı aksamayı giderme noktasında, "sabahlayan" gecelerimiz olacak.. Öğrenci, veli, öğretmen, okul arasındaki "mekik" daha bir hareketlenecek.. Okunan kitapların, nasıl bir bilgi hazinesiyle, hayat ve eğitim kulvarında "ne kadar" yol gösterici içerdiğinin farkına varılacak…

***

Ve tabi ki, ben, sen, o, siz, biz onlar ve hayatı "izole" eden, dört duvar arasına sıkıştıran, salgın, ölümler, hasta sayıları ve yer küresinde oluşan korku atmosferinin bize haykırdığı "Ey fani yaptıklarından ders-i ibret" aldın mı seslenişi… Özellikle, "hayatın sorgulanması" gerektiğini hatırlatan, zamanı da, öncesini ve sonrasının da "kıymetini" bilebiliyor musun diye gelen sesi düşünebilmek!…

***

İşte tüm bunlar için.. Yeniden, "doğal yaşamın" kulvarına, rotasına girebilmek için!.. Bizlerin de, sizlerin de yapması gereken, hal-i hazırdaki "bela ve musibet" döngüsünde, önce devletimize, hükümetimize, ilgili ve yetkili zevata!.. Şu veya bu parti demeden; "inanmamız, güvenmemiz" istikrarlı, bir tavırla "dayanışma" göstermemiz gerekir!…

***

En önemlisi de!.. Ki bu milletin bir bütünlüğü için, "ümmet" olabilmenin ahlaki değerleri noktasında, uyarılara, kurallara, tedbirlere, konulan yasaklara, harfiyen uymamız gerekir.. Sabırla, metanetle, sağduyulu, vicdani ve izani bir akılla, moralimizi bozmadan, "Biz biriz" dememiz lazım… İnançla, duayla, ibadetle, "sabrın sonu selamettir" demeliyiz!…

***

KAMPANYAYA "ZEKAT" CAİZDİR!…

Malum, bir kaç gündür hayli tartışılıyordu?.. Özellikle, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Biz bize yeteriz Türkiyem" sloganıyla başlattığı "Milli Dayanışma" kampanyasına, vatandaşların "zekatlarını" ödeyebilirler yönündeki suale, dün Diyanet cevap verdi…

***

"Zekatların bu günlerde ulusal düzeyde başlatılan dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp hak sahiplerine ulaştırılması caizdir?"..

***

Fetva bu!.. Tabi bir şartla diyor Diyanet.. O da; "kampanyalara zekatını yatıran mükellefin yatırdığı meblağın "zekat" olduğunu belirtmesi, yetkililerin de zekat fonunda toplanan bu paraları ihtiyaç sahiplerine ulaştırması..?"

***

Ne demek bu!… Vatandaşın "zekat" olarak hesaplara yatırdığı paralar "sadece ihtiyaç" sahibi kişilere harcanacak.. Başka herhangi bir iş, işlem veya hükümet başka bir fona aktarıp, onu harcayamaz!?…

***

VİCDANSIZLIĞA BAKAR MISINIZ?…

Yurt dışından geldikleri için "tedbir" amaçlı 14 gün süreyle İstanbul'da "karantinaya" alınanlar, dün itibariyle serbest bırakıldı.. Ne yazık ki, Sancaktepe Otogarında, memleketlerine dönmek isteyenlere uygulanan "fahiş fiyat" uygulaması, bir kez daha "vicdanların" fırsatçılar tarafından nasıl da ayaklar altına alındığını gözler önüne seriyor…

***

Ne diyor Gaziantepli Mehmet Akkuş… "Gaziantep'e 350 TL'ye bilet satıyorlar.. Verdikleri bileti kağıda kalemle yazıp veriyorlar. Vergi mergi hiçbir şey yazmıyor. Üç katına bilet fiyatı satılıyor.. Nerde insanlık?.."

***

ŞU YERLİ DİZİLER?..

Ne diyeyim?!… Bilaistisna, hepsi birbirinin kopyası olduğu gibi; "ahlaksızlıkları da" o biçim, birbiriyle yarışıyor?… Kanal ismi, dizi ismi, yayın saati, gün, şu bu demiyorum!.. Adına "pembe diziler" denilen tüm diziler.. Yani bir teki dahi, ülkemizin, bölgemizin, kültürümüzün, değerlerimizin, örf ve adetlerimizin, gelenek ve göreneklerimizin, zerre-i miskal bir yönünü, içermiyor…

***

Dini değerlerimizi.. İnancımızı… Milli ve yerli diye ifade ettiğimiz, ahlaki, insani, vicdani, bin yıllık, binlerce yıllık "medeniyetimizle" örtüşmeyen, her anı, her sahnesi bilaistisna "tam zıttı", zehir ve toplumsal erozyon yaratıcı, huzur bozucu!… Pek tabi ki farkında olmadan, "sinsice, ahlaksızca" bizlere "şuuraltı" enjeksiyon yapıyorlar…

***

Tavuk keser gibi insanlar, öldürülüyor.. Ava çıkmış avcı gibi; insanlar kuş misali silahla, kaleşnikoflarla "avlanıp" öldürülüyor.. Yani ekranlar, kan, barut, şiddet, terör, kaos üretiyor. Enva-i şeytani plan ve kurgular, soygun, hırsızlık, üçkağıt, mafya, cirit atıyor…

***

Beri yandan, namus, haysiyet, şeref, ahlak "hak" getire.? Hepsini yok eden, mahremiyet tanımayan bir "yaşam" kültürünün dayatılması.. Sınırsızca "ilişkilerin" benimsetilmesi… Düşünün, adam karısını kızının arkadaşıyla, kızı babası onu terk etti diye arkadaşının babasına metres oluyor.. Ve bunların hiçbiri "toplumsal ahlaki" çöküntü içermiyor gibisinden; "aşk" deniliyor, normal hayat deniliyor, noktasında "bizlere" satılıyor…

***

Ne aile, ne aile birlikteliği!… Sevgi, saygı, merhamet yok!.. Evlilik müessesesi mi?.. Anne, baba, çocuk..  "Bu ne ya" deyip, "ahlaki çürümüşlüğün" çöplüğüne atılıyor… Hele ki, dizilerdeki "karakterler…" Bırakın dizideki yaşamı, normal hayatında bile, din, iman, inanç bilmeyen, tipler!…. Gazete sütunlarında, TV’lerin haberlerinde ne yazık ki "bu hayatları da" bize "şeytanca" servis ediliyor…

***

Anlayacağınız!… Ciddi ve vahim bir şekilde; "bizi bizden eden" şuuraltımızı "kontrolüne alan bu diziler ve dizilerin "tipsiz" karakterleri, bir süre sonra "bizler de" birer o şahsiyetler olarak, o hayatı taklit etmeye başlıyoruz!.. Eee, bu kadar suçluların oluşması.. Toplumsal, değer ölçülerinin bu kadar derin çukurlarda bulunması… Hayatın her alanının "gayri ahlaki" nizamla, örüldüğü nedendir?

***

Ve ne hazindir ki, tüm bu çürümeyi "millet" olarak biz reytinglerle satın alıyoruz… Ve ne hazindir ki, yetkili ve etkili kurumlar da, "olup biteni" görmezlikten gelip, tabiri caizse "ver gazı" deyip, kılını kıpırdatmıyor.. Yani bir halk deyimi var sıkıştığımızda çığlığı basarız.. "Nerde bu devlet, nerde bu millet" diye..

***

Ben de diyorum ki!.. Nerde bu ülkenin başkanı, hükümeti, diyanet işleri başkanı, kültür bakanı ve tabi ki RTÜK’ü?…. Vallahi ne dersek, herkes üç maymunu oynadığından dolayı, durum sonuçsuz!… Ama şu bir gerçektir ki, "ahlakımızı ve inancımızı" yerle yeksan edenler kadar onlara göz yuman, sessiz kalanlar da "bir o kadar" günahkar!…. Eee; "koronavirüs" neye dünyaya ve bizlere musallat oldu.. Bi tefekkür etsek!?..

 

GÜNÜN SÖZÜ…

Kovid-19 sen ne inatçı bir keçiye döndün öyle, aşağı insene!…