HELE BİR RELAKS YA!…
Ve meclis açıldı.. Yine tartışmalı mevzular gündem.. Ama yoğunluk; "seçime" odaklı.. Diyorum ki, azıcık sakin olunsa… Telaşa, aceleye, heyecana girmeye gerek yok.. 2023'e zaman var.. Bir o kadar da; "aşılması" gereken merhaleler var.. Denir ya, "daha karpuz kesecektik?"…
***
Mesela; "seçim" kanunu ne olacak?.. "Demokrasiyi, temsiliyeti" prangalayan, baraj düşecek mi?. Düşecekse, kaça düşecek?. Yüzde 7'mi, yüzde 5 mi olacak?.. Yoksa, sıfırlanacak mı?. Malum; sıfırlayın diyen çok?… Dar bölge mi, geniş bantlı mı?.. Beri yanda, "ittifaklara" dair, düzenleme.. Yani bir dizi; "kanun" değişikliği serüveni var orta yerde?…
***
Şimdiden, "keramet" okumak, dereyi görmeden paçayı sıvama olmaz mı?… Siyasi gidişatı, yelpazeyi, parti kurmaylarının "iç dünyaları" çok değişime ve dönüşüme, gebe olmayacak mı?!.. Çünkü; her şey "sil baştan" olmaya, meyil verici bir kotta gidiyor!…
***
Onun için, ne anketlerin bir önemi, ne de "icra edilecek" politikanın, etkisi, değer bulmaz!!.. Gün açısından; kıymet içermez.. Azıcık sakin olunmalı ki; "gelişmeler" yol seyrinde, acemilik yaratmasın!… Ani öne çıkan engeller olabilir?
***
En hassası da; "Partiler Kanunu!.." En küçük bir değişiklik, kalem oynatma çok şeyleri değiştirebileceği gibi; "safları da" çarşı karıştı sözüyle, farklılaştırır.. Pozisyonlar, istikamette makasa girer…
***
Aday… Ki hal-i hazırda, Millet İttifakı'nın "zihni" hala, ortak aday noktasında "net" değil.. Gri de değil; tam teşekküllü "flu ve görünmez", aksiyonlar ihtiva ediyor.. Bay Kemal "kararsız" peşinden gidenler ise "şüpheci?"..
***
Dahası, "İttifakın" içerisinde oyun kurucu olan Akşener'in "kimi öne süreceği de", ikilem içeriyor.. İmamoğlu mu, Yavaş mı?.. Yoksa; yeni bir "yıldız mı" oluşturulacak?.. HDP "seçilecek isime" rıza gösterici olur mu?...
***
Malum, evdeki bulgurdan da olma var.. Çünkü, "kimi beğenecek, kimi beğenmeyecek!.." İşin artısı eksisi ne kadar olacak?.. Kaş yapılırken, göz mü, göz yapılırken kaş mı, gidecek, bilinmiyor.. Yani meçhul!… hangisi tercih edilirse; etkisi kendisine göre olacak?
***
Demem o ki; muhalefetin cephesindeki "yedi yirmidört" hareketliliği, "soluklanmayı" istiyor.. Yani, birazcık relaks… Aksine, ahali için de aynı durum geçerli.. Lakin; her "aksiyon" sokağa sosyal, siyasal, ekonomik yönde; "tahribat" getirtiyor.. Etki-tepki misali..
***
Muhalefetin bir de HDP gibi bir "handikapı" var.. Her nedense; kimse bu kulvara pek girmiyor?.. Akıbet ne olacak bilinmiyor?. 11 Maddelik bir manifesto yayınladı.. Ama hala; birlikte yol yürüdükleri "safta" durmada, imtina edicilik söz konusu…
**
Açılan bir dava da var… "Kapatma" davası.. Sonuç ne olur.. Kapanma mı gelir, siyasi yasaklar mı oluşur?. Burdan çıkacak Yargısal sonuç, siyasi gidişat açısından bir çok "kararların" alabora olmasına, meyilli olduğunu unutmamak lazım!!..
***
Özellikle, "millet ittifakını" etkileme noktasında, sarsıntı ölçüsü ne olur… Şiddet oranı kadar, halk deyimiyle "çarşı karışır mı?".. Belki de; "sulhun" temininde, ilk kıvılcım da olabilir..
***
Tüm bunların "aksiyonel" dozajı muhalefeti çok ama çok yakından ilgilendirdiği gibi; siyasal iktidarı da "teğet" geçmiyor, "kapsıyor?"… Malum; o cephedeki her hareketin artısı da eksisi de, "Cumhur’un" mevcudiyetini, ilgilendiriyor…
***
Netice itibariyle!… Relaks dedik ya.. Azıcık sakin ve sulh sağlayıcı, demokrasi ruhunu sağlıklı bir şekilde, yeni ufuklara açma imkanını da, göz ardı etmememiz gerekir.. Bilinmesi gereken; 2023 en şiddetli şekilde yıkacağı tabu ve duvarlar hiçbir şey "eskisi" gibi olmayacağının rotasındadır…
***
Çünkü, "eski tas, eski hamam" artık yok!.. Ki böyle gelmiş böyle geçecek, söylemi de; anlamsızlaştı!… Özetle; "demokrasiyi şaha kaldırmanın" temel ilkesi olan; ufukların, zihinlerin, siyasetin ve politikaların "ruhunun" özgürleşmesidir…
***
2023 bir milattır.. Asrın devrimidir.. İşte bu yol, kısır, dar, köhne, sığ, bağnaz, şuursuz "barikatlara" takılmadan, seyir almalıdır.. Bunu da; sulhla, selametle, aklı selim, relaks modunda sağlamak mümkün!… Ama görülen tablo; hiç de sağlıklı seyretmiyor!…
***
KEMAL BEY KAÇIYOR MU?.
Parti başkanlığından değil, "Cumhurbaşkanlığı adaylığından…" Yoksa, kamuoyuna Kemal Kılıçdaroğlu böyle bir açıklama yapar mıydı?.. Bakınız, Cumhurbaşkanı adayının "tanımını" nasıl yapıyor?.. Diyor ki;
***
"Öyle bir Cumhurbaşkanı olmalı ki, 83 milyonu kucaklamalı… Ne olmalı?.. Cumhur'un başkanı olmalı.. Yani tarafsız olmalı.. Yani bir partinin genel başkanı değil, bütün vatandaşları kucaklamalı?"…
***
Aha da sormak istiyorum!.. Bu tanımlama, Bay Kemal'i kapsıyor mu?.. Yok… Peki, Kılıçdaroğlu bu tanıma uyuyor mu?.. Ne gezer?.. Ki kendisi de, parti tabanı da, ahali de, biliyordur "Kemal Bey" bu tanımın dışında!…
***
Demek ki, bu bir "kaçış" var?.. Akşener de, İmamoğlu da, Yavaş da, Abdullah Gül dahil; bu tanıma sahip değiller.. Kapsamdışı.. HDP'li Selahattin Demirtaş deseniz; ne mümkün?..
***
Davutoğlu ve Babacan'a "gel Cumhur'un Başkanı" ol diyen olmayacağına göre, demek ki "kafalarda" başka bir isim var.. Kim olabilir sorusuna net yanıt yok?.. Ancak Prof. Dr. Zühtü Arslan.. Anayasa Başkanı… İster mi, olur mu, uyar mı?.. Galiba bir süre de, Arslan ekseninde, "kulis" olacak?…
***
ASİLTÜRK'E RAHMET!….
Oğuzhan Asiltürk vefat etti.. "Dava adamı" olarak, bir ömrü siyasetle bütünleştiren isimlerin arasına girdi.. Hatalarıyla sevaplarıyla önceki gün ebediyete uğurlandı.. Geride bıraktığına dair çok şeyler söylenebilir, ama "saygı" herşeyin üstündedir.. Nitekim, cenaze törenindeki tablo da; "bu saygının" deşifresiydi..
***
Evet, Asiltürk'ü saygıyla anacağız.. SP camiasına.. Milli Görüşün dava adamlarına.. Türkiye'nin siyasetine, Aile ve dostlarına, "yol arkadaşlarına" başsağlığı dilerim.. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun…
***
GÜNÜN SÖZÜ
Sahiplenmeye çalıştığın herkes ve her şeyin tutsağı olursun…