Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

ÖLÜMLER ÜZERİNDE YARIŞ?..

Hiç bir acı, bir başka acıyla kıyaslanamaz!.. Ne Roboski, ne de Kulp'ta, önceki gün yaşanan "can" kayıpları!.. Ve ne de; başka vakıaların "yürek yakan" sonuçları.. Roboski de, Kulp'un Güleç'teki katliamı da..  İkisi de, "vahşi ve insanlık dışı" ikisinin de, "yüreklere" düşen kor ateşinin acısı aynı..

***

Çünkü, kaybedilen ana-baba kuzuları var.. Evlat var, baba var, abi var, kardeş var, amca var!… Ve geride kalan, "yetim öksüz" insanların, dul kadınların gözyaşları var.. Ağıt var.. Roboski'deki "ağıtta" Kürtçe idi, Kulp'taki ağıtta, Kürtçe idi!… Dilde aynı..

***

Roboski'deki "vahşet" ki ortaya çıktı devletin içerisinde nüfuz eden "illegal" oluşumların, ülkede yaratmak istediği "kaosun", sivil yönetimin, alaşağı edilmesine dair, planın halkası olduğu.. Yani, devlet içerisinde çöreklenmişler… Kulp'taki katliamın faili ise; PKK terör örgütü.. Ki bugün; iki yapının "üst aklı" aynı.. İpler Emperyalin elinde..

***

Dedim ya; "acılar, ölümler, canlar" birbiriyle kıyaslanamaz, yarıştırılamaz da!.. Ama, birileri ısrarla, "kötülükleri" yarıştırıyor coğrafyamızda!.. İyilik yok, hep kötülük!.. Kötülük olunca da, hakikat, doğruluk, gerçekler "görülmez" gören kör göz sadece, "zihnindeki" ideolojiyle bakıp yorumlar kendince!!..

***

Yaşadığımız zaman dilimi.. Ve bizleri "ev hapsine" mahkum eden, Covid-19.. Salgın bir hastalık, öldürücü!.. Ne diyoruz, "kurtuluş reçetesi" olarak, temiz, pak, salih, birlik ve dirlik, dayanışma içerisinde olalım!!… Yani; "bir olalım, omuz omuza verelim ki" üstesinden gelebilelim!…

***

Ne hazindir ki, 40 yıl değil, 1.5 asırdır bölgemiz üzerinden, coğrafyamız üzerinden, insanlarımız üzerinden; " bir olalım, kardeş olalım, bin yıllık geçmişimizi unutmayalım" varlığını, ırkçılık üzerine, kavmiyetçilik üzerine tar-u mar etmek için, birileri ha bire "ötekileştirme" ateşini körüklemektedir..

***

Ve bu "ötekileştirme" ateşinin üzerindeki kazan da, ne acı vericidir ki, yine ülkemin, milletimin, bölgemin insanları "sürekli" kurban seçilerek, içine atılıp, birilerinin sofrasına "gürme" olarak, sunulmaktadır!.. Kimi elinde silah dağda, kimi de devletin içerisine çöreklenmiş emperyal yapının nam-ı hesabına faaliyet gösteren, çeteler!...

***

Peki, geldiğimiz aşama ise; "akan kan, dökülen göz yaşı" birilerine acı, birilerine de, "siyasi ve kapital" alanda rant olarak dönüyor… Baba ocaklarına kor ateşi düştükçe; onlar daha bir palazlanıyorlar.. Kahredici olan da; "tarafları ve yaşananları" giderek, kanıksamamız oluşumuzdur!…

***

Ne olayın failine, hakikatine odaklanıyoruz, ne de odaklanabiliyoruz?!!.. Ne de, insani, vicdani noktada bir sorgulamaya gidip; "gerçeği" görme gayreti içerisinde; "bizi bizden yeter ettiğiniz" deyip, karşı durmuyoruz, durmada imtina ediyoruz…

***

Yani, herkes; "kendi ideolojisi, siyasi fikri, kapital rantı, feodal üstünlüğüyle; akan kana, dökülen gözyaşına, geride kalana bakıp duruyor!.. Ha bir de, "üst akıl" oyuncağı gerçeğiyle, ipini tutana odaklı; pinokyo misali, hareket edenlerin işbirliği de ayrı bir körük!!…

***

Aslında, her şey açık ve nettir!.. Sıkıntı, "kötülüklerin" yarıştırılmasında; üzerinde debelenip durulmasında.. Eğer ki, kötülükleri "terk edip", iyiliklerin kulvarında bir yarış, sergilemiş olsaydık, hem hakikatlerimizin farkına varırdık, hem de "acılarımızın" son bulmasında, mesafe kat ederdik.. Yani; "insani, vicdani ve merhametli" olurduk..

***

Ama.. İşte o amayı, demememiz gerekir.. Çünkü; yapmıyoruz… Bölgemizi, ülkemizi, milletimizi "acılara" boğan hadiseler karşısında, klişeleşmiş ifadelerimiz de her vakıa sonrası dile getiriyoruz… Ancak sonra, unutuyoruz, taki bir vakıa oluşana kadar!!!.. Sonra aynı, trent!

***

Dün bu minvalde, Ahmet Hakan'ın "bu bir beklenti sorusudur" diyerek, ifade ettiği cümle!.. Çözüme, kardeşliğe, samimiyete odaklı; "sorunun yanıtı.." Ancak kim verir?

***

Helin Bölek'in ölümüyle, Kulp'taki 5 sivil vatandaşın katledilmesi vakıasına gösterilmesi gereken ortak "tepkiyi" acaba diyerek, sorgulamış!… Aslında kıyaslanamaz, ancak "niyetin halisliğini" ortaya çıkarma açısından, hamle basamağı!...

***

Malum, Helin Bölek DHKP-C sempatizanı!.. Yani, kanun karşısında "Terör Örgütü militanı.." Grup Yorum'un elemanlarından.. Ölüm orucunda öldü.. Ki, ölüm orucu kişi acısından "bir cinayettir, kabulü de mümkün değil.."

***

Çünkü, "insan hayatına" kasıt, ister kendi, ister başkası hiçbir gerekçeye rıza gösterilemez.. Göz yumulamaz!.. Hele ki, "ölüm orucu" teşvik edilemez, kahramanlık diye de, sunulamaz!… Ama bizde, birisi kahramanlıktan dem vuruyor, diğeri "ölsün" diyor.. Kimse; "yaşasın ya da neden bu böyle" demiyor?..

***

Dönersek, Hakan'ın "beklenti" sorusuna!.. Şöyle diyor…

***

Helin Bölek için.. "Helin'in katili devlettir.. Helin'i devlet öldürdü…" falan diye sosyal medyada mesaj üstüne mesaj sarkıtanlar…

***

Utangaçça da olsa.. "Beş köylünün katili PKK'dır.. Katil PKK…" diye cümleyi kurabilecekler mi acaba?…

***

Biliyorum!.. Bu beklenti sorusuna; birileri farklı soruları ikmale getirerek, sorgulayacaktır!… Kendilerine "pay" çıkarmak adına, kendilerince "haklılık" oluşturan sonucu işletme adına efor sarf edecekler… Olsun da…

***

Azıcık.. Ama azıcık da olsa, utangaçlık da olsa.. Hayıflanma da olsa!.. Ülke ve millet gerçeğine; "evet ya hakikaten öyleymiş" denilebilse!.. İşte o zaman; "kötülükler" kötülüklerin yarışma, alanından çekilip, yok olurlar..

***

Yoksa!.. Kötülük, kötülükle yarıştırılmaya devam ederse; ülkemiz de, milletimiz de, devletimiz de, "her daim" acıların, gözyaşların, kaosların, cenderesinde bulunur ki!.. Felaketler de yakamızdan elini çekmez!…

***

Bir sorum olacak..! 40 yıldır, şiddet, terör, ölüm, kan ve gözyaşıyla; yoğruluyoruz!…. Öyle bir hale geldik ki, "vicdanlar" taşlaştı!.. Özümüze, benliğimize, kardeşliğimize, dirliğimize, birliğimize dönebilmemiz için, daha "kaç insanın" ölmesi, öldürülmesi, öldürmemiz gerekiyor!.. Ki "taşlaşan" vicdanımız, insani karakterine dönebilsin!… İnsanlarımız ölmesin.. Terör denilen illetten kurtulabilinsin… Cevap basit!.. İşte o basit cevap ne yazık ki; "işimize" gelmediği için, dolambaçlı yolu seçiyoruz..?..

***

Ne diyor, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu.. "Bölek'i öldürdüler, etrafında dans ettiler?"…..

***

 

HDP'NİN MYK'SI…

Halkların Demokratik Partisi'nin Merkez Yürütme Kurulu, Güleç saldırısına dair mesaj yayınladı.. Mesajında başsağlığı dileyip, olayı kınadı.. Ve bir soru ikmale getirdi… "Olay bir an önce aydınlatılmalıdır?"… Bir kuşku mu var; failin örgüt olmadığına ilişkin?… Bir emare mi var, yoksa kafa karışıklığı yaratmak mı?…

***

BENDEKİ MERAK SORUSU..

Kulp'un Güleç köyü.. Yani; 5 sivil vatandaşın "terör saldırısı" sonucu öldürüldükleri köy!.. Ki köylüler arasında Tanrıkulu soy isminde olanlar da var?… Aldığım bilgilere göre Köy, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun köyü.. Ki, Tanrıkulu soyismini taşıyanlar, muhtemelen de yakınları.. Birinci, ikinci, üçüncü derece olmazsa da, köylüsü ve aynı soyismi taşıyor..

***

Sorum şu!.. Sezgin Tanrıkulu.. Ki yazıyı kaleme aldığım ana kadar; "saldırı ve ölenlerle" alakalı bir paylaşımı, söylemi, beyanı, açıklamasını görmedim, duymadım.. CHP'li Tanrıkulu, Helin Bölek için, gösterdiği hassasiyeti, yaptığı paylaşımı "Acaba kendi köylülerine de gösterecek mi, başsağlığı dileyecek mi, katil teröristler" diyecek mi?…

***

 

 

 

MORAL VEREN LAFLAR..

Diyorum ki bu lafları artık doktor reçetesindeki ilaçlar gibi; alalım.. Sabah, öğlen ve akşam!.. Günde; üç kez!…

***

Zihnimizdeki tüm kötülükleri öncelikle boşaltalım.. Ve kendi kendimize "müsterih ol ey fani… Korkuya, paniğe, endişeye kapılmana gerek yok!.. Moralini üstün tut.. Gelin bir olalım, kaynaşalım, evde kalalım…

***

Maske ve eldivenlerimizi kontrol edelim.. Rahat olalım.. Ben biliyorum ki, hiçbir virüs, hiç bir salgın, hiçbir şekilde Koronavirüs familyası; benden güçlü değil…

***

Çünkü ben; "insanı yaşat ki, devlet yaşasın" anlayışına sahip bir medeniyetin mirasçısıyım!… Önceliğim can, sonra canan.. Hepimizin sağlığı, ülkemizin vatanımızın sağlıdır…"

***

İşte bu duygu ve düşünceyle; sabah, öğlen, akşam kendimizi motive edelim!… Ha bu arada; mümkün olduğunca "reçetenize" ek olarak, sakın ola bunları yaparken, icra ederken televizyonun karşısına geçip "Covid-19'u" konuşan, şunu ye, bunu yeme diyenlere odaklanmayın… Çünkü, yan etkisi var!…

***

COVİD ŞARLATANLARI!..

Şu covid virüsü var ya; ne şarlatanlar üretti be kardeşim!.. Enva-isi var.. Halk deyimiyle; "Seç beğen al, hepsi bir lira.."

***

Öyle ya, siyasetçisi mi, hukukçusu mu, sivil örgütçüsü mü, akademisyeni mi, bilim adamı mı, ilim adamı mı?. Ha bir de, şu "karı-koca mı, koca karı mı" ne; bitkiciler de var?…

***

Birer "mucit" kesilmişlerse de aslında şarlatanlar!.. Fetva ve reçete sunuyorlar.. Baksanıza adama; Fikret mi, Zikret mi, Tipit mi, Tilki mi her ne ise!… "Korona Muskası" yazıp satıyor; hem de 200 liraya!…

***

Gel de; söylenme.. Gel de buna inananlara laf etme!… Allah'a, Kur'an'a, Peygamber'e inanmak varken.. Bilime güvenmek varken.. Böylesi; "üçkağıtçı" şarlatanlara güvenip; onun "parayla sattığına" inanmak, gaflet, delalet ve ihanetten öte bir şey değil, deyip nokta koyuyorum!…

***

HAH ŞÖYLE; BABACAN!…

Ali Babacan.. Bizi hayli merakta bırakmıştı; "nerde bu adam" diye de, buradan gaybını yapmıştık.. Neyse; dün baktım, "muhaliflerin" odak merkezi ekranında, konuşuyor.. Yine ekonomi.. Diyor ki, ""geliri olmayan 55 milyon vatandaş için acilen tedbir alınması gerekir.." Hah şöyle.. Repliğimiz bu; "işte bize böyle gel Ali Babacan…"  Ne o; "sobe oyunu" hali; cik deyip kayıplara karışman!..

***

***

GÜNÜN SÖZÜ…

Bilginlerin aydınlatamadığı toplumları şarlatanlar aldatır...

***

Hayırlı Cumalar..