RAHMETLE ANIYORUZ!

Mehmet Emin Altındağ.

Münir Mennan.

Bugün, birlikte ebediyete intikallerinizin, 18. yıl dönümü..

Acınız ter-ü taze..

Ki hiç eksilmez...

Sizleri..

Türkiye'nin puslu, sisli ve karanlık döneminde kaybettik..

Şehit oldunuz..

O dönemin egemen güçlerinin "kan emiciler"i tarafından, "pusuya" düşürüldünüz..

Suikast düzenlediler..

"Trafik kazası" süsü verilen bir planla; "şehit" edildiniz…

***

Lice yolunda..

Abbalı karakolunun burnunun dibinde…

Termal kameraların gözü önünde…

Evet, failleri biliyoruz..

Kamuoyu da biliyor..

Ama ne acıdır ki; gelen giden iktidarlar; "kör" misali görmüyor..

Siyasi egemenler ve adalet kurumu da…

Dün olduğu gibi bugün de; "üç maymunu" oynuyor..

Görmedim..

Duymadım..

Bilmiyorum..

Evet, "adaletin tecellisi" için bir kez daha çağrıda bulunuyoruz..

 

***

 

Şehitlerimizi; rahmetle anıyoruz..

Ve diyoruz ki..

Sizleri unutmadık, unutmayacağız…

Sizden aldığımız bayrak; payidar olacak..

Hep dalgalanacak..

Ve biliyoruz ki; "sizleri aramızdan" alanlar her daim vicdanların mahkûmu olacaklardır?

Diyoruz ki.

Türkiye'nin aydınlık yarınları için; "dönemin karanlık dehlizleri" aydınlanmalı!

Yoksa.

Türkiye her daim; "sisli ve puslu" dönemleri yaşar.

Yaşamaya da mahkum bırakılır..

***

FERAGAT Mİ, MENFAAT Mİ?

Yok ya…

Neymiş?

15 Vekil "satışı", feragat imiş?

Güneş Motel "tekerrürü" değil imiş?

Orada; "menfaat" var imiş?

Burada, "demokrasiye" sahip çıkmak var imiş?

Yani; ikisi birbirine benzemiyor imiş?

Daha da ileri…

Vaziyetin ikmali; 28 Şubat'a bile benzemiyor imiş?

Vay ki vay!

***

Sormak lazım!

Milletin verdiği temsiliyet yetkisini; "devretmek" kimin elinde?

Seçilenin mi, seçenin mi?

Yoksa tepedeki zevat'ın mı?

Ayrıca; irade kimin iradesi?

"Satışa" çıkarılan vekiller ne diyor?

Liderin “talimatıyla!”

Resmi beyanlarında; "haberimiz yok" idi…

Şimdi öğrendik diyorlar…

***

Söyleyin bakalım!

Bu nasıl bir demokrasi anlayışı?

Bu nasıl bir irade temsiliyeti?

Bu nasıl bir parti bütünlüğü?

Bu nasıl bir "siyasi ahlak"?

Diyeceksiniz ki kime dersin?

Aynen de öyle.

***

Ha bir de…

İşi "ödünç" vekile indirgemek de…

Ayrı bir garabet…

Şu nettir…

Ki o gözyaşları…

Yüzlerin asık hali…

Ve özel gündemle; meclisteki oturma şekli!

***

Satışı yapılan vekiller…

Kesinlikle; "seve seve" gitmediler…

Lider sultasıyla…

Kemal Bey'in "diktasıyla!"

Ve "angarya" vekiller olarak, gönderildiler…

Kura vekiller…

***

Neyse!

24 Haziran'daki listelerde göreceğiz…

Haklar yenildi mi?

Haklar verildi mi?

Demokrasi için mi feragat ettiler?

Yoksa "birilerine" menfaat temini için mi, satıldılar?

Göreceğiz…

***

ENSARİOĞLU İYİ PARTİDE?

M. Salim Ensarioğlu…

İyi Parti'nin rozetini dün itibariye taktı?

Akşener'le pozunu verdi…

Geçiş, uzun bir süredir "konuşulmuyor" değildi?

Neyse!

İş bitti…

Salim Ensarioğlu, Akşener'le siyasi mesaisi olan biri…

Kendisine tanıdık!

Ne diyelim hayırlı olsun?

Yeğen Ak Parti’de.

Amca İyi Parti’de…

Üstad ne diyor?

Partiler bir araçtır…

Önemli olan; "amacın" gerçekleşmesidir…

***

BAYBUR İSTİFASI…

Hep ifade ediyorum..

Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi..

Bir girdap..

Çukur misali...

Özellikle de; "idareci" öğütme noktasında…

Enva-i şirretlik var…

Enva-i algı üretici kirlilik söz konusu...

Bir önceki yazımda, kısmi olarak istifalardan söz etmiştim..

Müdür Yardımcısı..

Ve Hastanesi Başhekimi de; görevi bıraktı diye!

"Üst yönetimin" keyfiyetine; "yeter" dediler diye.

***

Mehmet Baybur..

Tanıdığım bir isim..

Hastane yöneticiliğinden istifa edenlerden biri…

Bir paylaşımda bulunmuş..

Tabi ki, kendisiyle alakalı "spekülasyonlara" dair…

Çünkü "İstifa değil… Görevden alındı" deniliyordu…

Baybur…

"İstifa ettim…

Ki istifamı da zorla kabul ettirdim…"

***

Paylaşıma güzel bir ifadeyi de not etmiş…

Diyor ki…

"Allah bizleri, oturduğu koltuktan şeref alanlardan değil…

Oturduğu koltuğa şeref verenlerden eylesin!"

Bu beyan…

Sağlıktaki idarenin ne kadar "iğrençleştiğini" anlatmaya yeter de artar..

Ne diyoruz?

Sağlık Diyarbakır'da "sağlıksız" işliyor..