Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

"SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN?"

Bilmiyorum.. Neyse; erken saatler.. Şehri turluyorum.. Sur'dayım.. Dağkapı.. Balıkçılar başı… Melikahmet.. Sonra, Ofis'e Yenişehir'e geçiyorum.. Vilayet çevresi.. Uzanıyorum, Bağlar'ın Dörtyoluna.. Sento caddesi.. İniyorum, Sağlık Ocağı.. Tesisler.. Sonrası, Gazete ve TV’nin bulunduğu Altındağ'a yöneliyorum!

***

Gördüğüm manzara!.. Vahim bir sorgulama yapıyor, zihnimin en dip derinliklerinde.. Bu keyfiyet, bu zafiyet, bu sorumsuzluk; "nasıl bir hal ki", 7'den 70'e bağımlı olunmuş.. Akla ziyan bir tablo!.. Virüs diyoruz.. Kovid-19 diyoruz.. Ölümcüldür.. "Yakaladı mı, zayiatsız bırakmaz".. Aman ha aman; "maske, sosyal mesafe ve hijyen?".. Kim takar?

***

Bakıyorum; insanlarımızın yüzüne!... Maske takan var.. Ama nasıl takıyor?.. Ki ekseriyetiyle.. Takmayan çok.. Lakin maskesi olup, yüzüne, burnuna takan yok.. Çenesinin altında.. Diğeri "tespih" misali parmakları arasında sallıyor.. Öbürü, bileklik yapmış, diğeri dirseklere 40 yıllık "Mutemet misali" çekmiş maskeyi!..

***

PTT.. Banka.. Ne dışardaki ATM'nin, ne de içerdeki veznenin.. "Sosyal mesafe" hak getire.. Maşallahları var.. Herkesin; arasından "su" sızmıyor.. Hele ki koyu sohbet.. Kadınların kendilerine has muhabbeti!

Koronayı "umursamayanlar" sülalesinden..

Hele bir de ahkam kesişleri var ki; "bilim kurulu üyeleri" halt etmiş….

***

Sosyal Medya.. Fısıltı.. Mahalle sohbeti… Beri yanda, ekran ekran gezen "şunu ye, virüsü yenersin, şunu yeme, virüse yakalanırsın" ahkamını kesen, diyetisyenlerin fikriyatıyla!… "Bilim Kurulu, Akademisyenleri" sollayan bir arz-ı endamla "bilgiçlik" taslayanlar… Virüs bize bulaşmaz iddiasında bulunanlar... İşi; "siyasi, ideolojik, uluslararası, dış güçlerin operasyonu" gibi; merhalelere taşıyanlar…  Kolonya.. Makarna.. Biraz da, sarımsak!

***

 

Şu semt pazarları!.. Görüntü "işte virüsün" arenası.. Maşallah; "o biçim cirit" atıyor.. Maske yok, sosyal mesafe yok, hijyenik ortam ne gezer?.. Sebze, meyveler tezgâhtan çok, yerlerde… Millet hücumda, seçmece abla seçmece abi?

***

Şu toplu taşıma durakları… Minibüsün "balık istifi" misali, insanları, doldurması.. Otobüslerde; "burun buruna" yolcuların yoğunluğunu.. Ne uyaran, ne kontrol eden, ne de kurallara uyma hali.. Kısacası vahim, korkunç ve tüyler ürperten manzaraların yarattığı şokla, bilgisayarın başına geçiyorum…

***

Gördüklerimi yazarken!.. Önüme bir video bıraktılar..

Görüntü; 1 Temmuz itibariyle "kurallar" ölçeğinde izin verilen nişan ve düğünlere dair..

Diyarbakır'ın tarihi bir turistik otelinin havlusu!

Çoluk, çocuk, kadın, erkek genç; "halay çekiyor?".. Sanki virüs yok, sanki maske, sosyal mesafe diye bir tedbir zorunluğu yok.. Beri yanda, işletmenin "krallara uymuşluğu yok!!

***

 

Manzara; her gün onlarca kişinin öldüğü, binlerce kişinin virüsü kaptığına dair Sağlık bakanlığının verileri ve karşımdaki tablo; "vay ki vay halimize" dedirtiyor… İşte tüm bu; akla ziyan hallerden dolayıdır ki, son haftalarda Türkiye'de "vaka artışında" rekor kıran illerin başında, Diyarbakır geliyor… Şehrin ruhuna özgü, "korona kabadayılığı?"… "Kafana göre takıl be kardeşim; virüs de nedir" lügati..

***

Nitekim İl Pandemi Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Çelen ne diyor?

Diyor ki Yüzde 15 oranındaki "vaka" artışındaki en büyük neden; "kişisel dikkatsizlik.."

Yani, kafana göre takıl..

Çelen, "yanlış maskeye de" dikkat çekiyor..

"Lütfen siyah bez maskeleri ya da renkten bağımsız bez maskeleri kullanmayalım"…

 

***

Hasılı kelam gelinen aşama itibariyle, bizim Diyarbakırlı ile "virüsün" birbirlerine karşı  ortaya koyduğu "mahalle kabadayılığı" jargonu şöyle..  Kovid bizim Kekolarımıza diyor ki; "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"… Bizimkiler geri kalır mı, resti çekiyorlar.. "Ma sen bizim kim olduğumuzu biliyor musun?

Gel de çık işin içerisinden, ya da gel de girme ikisinin arasına?

***

YARGITAY'IN MAŞALLAHI VAR?..

Olmaz mı?

Bakar mısınız hadiseye!

Resmi bir kurumda adamın teki Müdür..

Çalışan kadın personelinin kalçasına elle dokunuyor..

Ve sonra; "Maşallah Fıstık Gibisin" diyor…

***

Kadın şikayet ediyor.. Konu, polis, adliye derken davaya konu oluyor… "Cinsel tacizden yerel mahkeme karar veriyor..

Müdürü "Basit cinsel suçtan" mahkûm ediyor…

***

Dosya, Yargıtay'a "temyize" gidiyor.. "Ceza" onaması bekleniyorken… Yargıtay'ın maşallahı(!) var hükmünde bir durum çıkıyor!

"Mahkumiyeti" bozuyor..

Ve Müdürün o şehvetli hareketi ve ağzından dökülen sözcükleri "babacan hareketler" olarak değerlendiriyor…

***

Yani, kadının kalçasına "dokunulması" cinsel amaç taşımıyor.. Yani; "Maşallah Fıstık Gibisin" sözü, cinsellik içermiyor…

Sonuç; "suç unsuru" olmadığı için, beraat… Adaletin bu mu dünyaaa!

***

Neyse ki vicdanlı, izanlı hakimler de yok değil.. Var.. Nitekim davaya bakan Yargıtay hâkimlerinden biri; "bir saniye" deyip, bu karara şerh koyuyor… Dava delilleri, tanık ifadeleri, dosya muhtevasının genel kapsamıyla; "Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçu işlendiği sabittir" diyor..

***

Ama; kime diyor!?… Elbette ki kendi vicdanına.. Birileri gibi; cüzdanına değil…

***

SİVAS KATLİAMI, BAŞBAĞLAR KATLİAMI!

İkisi de; bir vahşettir.. Ve ikisine karşı da tavır ortak olmalıdır.. Çünkü; kaybedilen onlarca insan, bu ülkenin evladı!.. Sağcısı, solcusu, alevisi, sünnisi?. Şu ideoloji, şu inanç,  şu siyasi akım deyip "Ne ayrıştırılabilir?".. Ne de "birbiriyle" vuruşturulabilir.. Ve pek tabi ki; "birbirine karşılık "haklılık" çıkarma argümanı olarak kullanılabilir?

***

Acının, gözyaşının "farklılığı" yoktur.. Çünkü ölümün, öldürmenin, acının, acıların dili de, dini de, rengi de, mezhebi de, ırkı da; "yoktur".. Sınıfsal bir kimliğe bağlı da değildir… Sivas katliamı da, Başbağlar katliamı da; "insanlığın" ayaklar altına alındığı olaylardır…

***

Ne hafızalardan silinebilir.. Ne de acıları unutulabilir?.. Ve her iki akayı yapanlar da; tarihin "lanetlileri" olarak, hep anılacak ve bilinecektir?

***

GÜNÜN SÖZÜ…

Kovid'in Diyarbakır'a resti, "siz benim kim olduğumu bilmiyor musunuz?"

***

BÜYÜKTİMUR'LA GÜNDEM..

Bu akşam, Uzay Haber'de..

Saat 22.00…

Konular;

Çoklu Baro yasa tasarısı..

Sosyal Medya..

Erken Seçim söylentileri…

Konuklar

4 hukukçu; Baki Aksoy, Ercan Ezgi, Recep Kandemir ve İbrahim Güçlü..

Şimdiden hayırlı seyirler..