"GÖREVİNİ YAPMAYANLARIN YAKASINA YAPIŞALIM"...
Maç öncesinde kentte hem büyük bir beklenti hem korku vardı. 3 hafta önce Diyarbakırspor'un 9-10 puan önünde olan Manisaspor ve Kasımpaşa'nın,hem de küme düşmeme mücadelesi veren takımlara karşı inanılmaz puan kayıpları yaşayarak ligin üst sıralarını heyecanlı hale getirmesi,Diyarbakırspor için bulunmaz bir fırsat yarattığı gibi "acaba rakiplerimize yapılan sürpriz bize de yapılabilir mi?" endişesine yol açtı. Bir de Erciyesspor'un Türkiye kamuoyuna inandıramadığı zehirlenme vakası vardı. Herkes gibi biz de bu işte tipik bir Kayseri turnazlığı aradık. Üst üste zor maçlar oynayan Diyarbakırspor'un aksine rakip takım geçen hafta dinlenme ve sorunlarını çözme imkanı bulmuştu. Tüm bunların yanı sıra aslında kaliteli bir kadrosu olan konuk takımın ligde küme düşme potasında olması ve bu maça çıkış gözüyle bakması da maçın zorluk derecesini artırdı.
İşin sevindirici tarafı ise takımın yanı sıra taraftarların da işin ciddiyetinde olması oldu. Sakaryaspor maçı öncesinde kentte ve takımda hakim olan "fark atarız" havası yoktu. Aksine herkes maçı kazanmak için çok mücadele edilmesi gerektiği konusunda hemfikirdi..
Diyarbakırspor'un maçı zor kazanmasında Ömer ve Coşkun gibi rakip savunmayı yıpratan iki oyuncunun olmamasının elbette etkisi vardı ama asıl önemli etken uzun boylu oyunculardan oluşan Erciyesspor savunmasına karşı havadan oynanmasıydı. Oysaki Coşkun'un çıkmasından sonra Emrah'la birlikte zaman zaman forveti ikileyen Erhan Şentürk ve Şenol gibi oyuncuların varlığı karşısında derinlemesine paslar,ara pasları düşünülseydi iş daha kolay olurdu. Nitekim Diyarbakırspor, bunu oyunun belirli bölümlerinde yaptığı zaman, Erciyesspor savunmasının açık verdiğini gördük. İşin ilginç tarafı bu tür pozisyonların ilki oyunun başında Coşkun'la yakalandı ama yılların golcüsü iyi vuruş yapamadığı için değerlendirilemedi,ikincisinde de Emrah'ın kafa vuruşunu kaleci iyi bir zamanlamayla çıkardı.
İkinci yarıda oyun sıkışmaya doğru giderken,Erciyesspor "nasıl olsa Diyarbakırspor bir şey yapamıyor. Bu zorlu deplasmandan 3 puanla dönsem fena olmaz" dercesine hücümü daha fazla düşünmeye başladı. Giderek ilginç bir hal alan maçı, yan toplar ve uzaktan vuruşlarla gol bulan taraf kazanacak gibi bir görüntü oluştu. Nihayetinde gol böyle geldi. Böyle ağır zeminlerde yerden seken toplar kalecilerin kabusu olur. Erhan Şentürk,25 metreden bu tarzda bir vuruş yaptı,zeminin azizliğiyle yerden seken top biraz da kaleci Kaya'nın zamanlama hatasıyla gol oldu. Buna biraz Allah'ın lütfü demek de doğru olur. Golden sonra,sıkışan oyun bir anda açıldı. Maçın kader anları yaşandı. Önce Mehmet Türkmehmet,karşı karşıya kaldığı pozisyonda Diyarbakırspor adına ikinci golü atamadı,sonra eski Diyarbakırsporlu Evren'in şutu direkten döndü -ki bu Yeşil-Kırmızılı takım adına şans anıydı-,oyunun son dakikasında ise Kemal Oktay'ın vuruşunda top bir kez daha Diyarbakırspor'u sevdi ve dışarı çıktı. Yazılarımı takip edenler bilir,tek tek futbolcu değerlendirmesini sevmem,çünkü futbol takım oyunudur. Ama dün akşamki galibiyette Volkan Özcan,Ersin Güreler,Zafer Şahin ve Erhan Şentürk'ün payının daha fazla olduğunu düşünüyorum.
Oynanan futbol iyi değildi. Diyarbakırspor yine kazandı ama taraftarlarına kan kusturdu. Fakat zirve yarışında bu 3 puan takımı çok önemli bir noktaya getirdi. Ligin bitimine 11 hafta var,bundan sonra her şey tersine de Diyarbakırspor lehine de değişebilir. Önemli olan bir nokta var ki, Diyarbakırspor yıllar sonra ilk kez Süper Lig yolunda bu kadar önemli bir avantajı yakaladı. Peki şampiyonluk havası var mı?.Buna evet demek mümkün değil. Önce yönetimin,takımın,taraftarın,sonra kentin bu işe inanması lazım. Başkan bir şeyler yapmak için çırpınıyor,iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışan yöneticiler var ama yönetim içerisinde aheng malesef yok. Taraftarın desteği giderek artıyor fakat halen hayal ettiğimiz noktada değil. Diyarbakırspor,bu kadar önemli bir maç oynuyorsa tribünde bırakın bir bölüm bir koltuk dahi boş kalmamalıdır. Diyarbakır'ın 1 bakanı,bir parti Genel Başkan Yardımcısı,10 milletvekili,5 belediye başkanı,onca sivil toplum örgütü ve zengin iş adamları var ama şampiyonluk için gerekli olan 4 milyon TL bulunamıyor. Neden?.Çünkü Diyarbakırspor'a karşı samimiyet yok. Sayın bakan şunu yap,bunu yap diyoruz iyi de bir tek insan veya bir kaç insandan talepte bulunurken haksızlık etmiyor muyuz?. Bu takım şampiyon olduğunda bunun kaymağını Abdurrahman Yakut,Mehdi Eker veya bir kaç kişi mi yiyecek?. Taraftarlara bu konuda düşen önemli bir görev var. Siyasi ayrım,"o benim adamım,bu benim partim" demeden herkesi bu konuda eleştirelim,Diyarbakırspor'a destek konusunda teşvik edelim. Açık ve net konuşayım :Diyarbakırspor'a karşı bu kentte maddi ve manevi gücün olan herkesin sorumluluğu vardır. 29 Mart'ta kadar bir şey yapılmazsa ondan sonra kimse bu kulübe selam vermez. Kimse bize hikaye anlatmasın,bu memleketin çocuğuyuz ve kimin ne olduğunu,yıllardır bu memleketin siyasi-kişisel-çıkar hesapları yüzünden ne hale geldiğini görüyoruz. Benim oyumla iş başına gelenler,benim oyumu talep edenler ve benim memleketimin nimetlerinden yararlananlar,Diyarbakırspor'a karşı vurdumduymaz davranıyorsa,vatandaş olarak hesabını sormalı ve gerekirse yakalarına yapışmalıyım. Bilmem anlatabildim mi?.