SAHADA FUTBOL VARMIYDI?
Diyarbakır'da 1984'te oynanan ve 1-1 biten Ç.Rizespor maçından beri aralıksız olarak tam 24 yıldır Diyarbakırspor'un maçlarını takip ediyorum. Bu süre zarfında çok ağır yenilgiler (7-1'lik İskenderunspor ve Adanaspor),son derece kötü futbol sergilenen maçları izledim. 1995'te Ankara'da Zeytinburnuspor'a ve 2000'de Antalya'da Ç.Rizespor'a elenerek Süper Lig'i kılpayı kaçırmasına,1997'de Eskişehir'de Denizlispor'a,2007'de Ankara'da Kasımpaşa'ya ve 2008'de İstanbul'da Eskişehirspor'a yarı finalde elenmesine de şahitlik edenlerdenim. İnanın bunların hiç biri Sakaryaspor yenilgisi kadar beni sarsmadı. Böyle bir maçın yazısını yazmaktan utandığım ve sıkıldığım için maç değerlendirmesini yapmadım,bundan dolayı sizlerden özür diliyorum. Maç içerisinde not tutmaya çalıştım,fakat elde kayda değer bir pozisyon,bir varyasyon,bir şut denemesi göremediğim için bunu yapamadım. Gazeteme önemli dakikalarla ilgili bilgileri geçerken de dikkat ettiyseniz ilk yarıya ait hiç bir pozisyon yok. İkinci yarıdaki önemli dakikalarla ilgili bir itirafta da bulunayım;maçla ilgili bu bölümü doldurmak zorunda olduğumuz için yarım pozisyon olmayanları bile pozisyon gibi yorumlayıp yazmak zorunda kaldık. Hani Diyarbakırspor'u yazmak zorunda olan bir basın mensubu ve onu seven bir insan olmasam ilk yarı bitmeden stadı terk ederek,Pazar günümü böylesine utanç dolu bir futbol komedisini izlemek yerine sinemaya veya tiyatroya giderek gerçek komedi izlemeyi tercih ederdim.
Ligin sonunda hiç bir iddiası kalmayan veya şike yapan bir takım olsa bile bu kadar silik bir görüntüyle sahada yer almaz diye düşünüyorum. Maç günü Gaziantep'te etkili bir sağanak yağış vardı,maç saatinde hafif ciseleyerek yağıyordu. Şundan emin olun ki bu yağıştan olmasaydı maç sonunda Diyarbakırspor'dan 1-2,Sakaryaspor'dan da 3-4 kişinin dışında kimsenin forması ne kirlenir ne de ıslanırdı. Hadi Sakaryaspor'u anladık,adamlar kendilerine "küme düştük" gözüyle bakıyordu,peki Diyarbakırspor'un ne derdi vardı?. Şimdi bunun için üretilebilecek çok bahane var. Kamp sorunlu geçti,yeni gelen transferler var,maçı kendi sahamız yerine 400 km. uzakta tarafsız sahada ve boş tribünler önünde oynadık vs. Bunların hiç biri sahadaki rezalet tablosu için mazeret olamaz. Bu ligde sadece Diyarbakırspor'un değil,bir çok takımın kampı sorunlu geçti. Ama bakın bu takımlar sahada yüreklerini ortaya koyuyor,yenilirken bile alkış topluyor. Yeni gelen transferlerden dolayı uyum sorunu var deniliyorsa bu da inandırıcı değil. Çünkü bu oyuncular Ordu'da da oynadı ve orada ayrı bir hırs,istek,arzu vardı takımda. Maçın tarafsız sahada oynanması bir etken ama tam değil. Çünkü bu takım bu sezon deplasmanda 16 puan topladı,yani kendi sahasına göre daha başarılı oldu.
Demirbakan,maçtan sonra "bireysel hatadan yediğimiz golle mağlup olduk" dedi. Senin gibi ligin üst sıralarında yer alan bir takıma yenilsen böyle bir gerekçeyi öne sürmen mantıklı ama yenildiğin takım 11 hafta galibiyet alamamış,ligin son sırasına demir atmış,büyük bir ihtimalle sezon sonunda küme düşecek ve geçen hafta da evinde Gaziantep B.B gibi bir takımdan 4 yemiş. 33 puanlı bir takım,9 puanlı bir takım karşısında bırakın 1-0'ı 2-0 bile yenik duruma düşse,hakem kötü bir yönetim de gösterse,maç Gaziantep'te değil fizanda da olsa kazanmasını bilmelidir. Bunu yapamıyorsan kusura bakma senin Sakaryaspor'dan bir farkın yok ve zirve yarışından söz edemezsin. Yine Coşkun hoca,"rakip kalemize gelemedi,pozisyonları yok ama yenildik" dedi. Evet doğru ama senin kaç pozisyonun var?.Maç boyunca Engin'in ikinci yarıdaki vuruşu,Emrah'ın kendi çabasıyla yarattığı pozisyon,Evren'in kafa vuruşu haricinde kaç kez rakip kalede tehlike yaratmışsın?. Bir takım için bunlar da pozisyon sayılmaz ama böyle bir maçta ancak bunlar akıllarda kalabildi.
Sakaryaspor'a 1-0 yenilmek ile 2-0 veya 3-0 yenilmek arasında bir fark var mı?. Sonuçta,benim kanaatime göre ligdeki son maçlarını oynayan bir takıma yeniliyorsun. Böyle bir takım karşısında ilk 45 dakikada hiç bir varlık gösteremedin,ikinci yarının başında erken gol yemen aslında senin için erken uyarıydı,bu durumda tüm riskleri göze alıp hücüm gücünü artırman gerekmez miydi?. Peki Diyarbakırspor ne yaptı?.Yedek kulübesinde onca hücüm özellikli oyuncu varken sağbek çıkarılıp (Volkan),oyuna alınan stoper Zafer Şahin sağbek yapıldı. Futbolda iki şey var;ya rakibi analiz edip ona göre bir taktikle mücadele edersin,ya da "beni kimsenin oyun anlayışı ilgilendirmez.Ben kendi oyunumu rakibe kabul ettirmeye çalışırım" dersin. Diyarbakırspor teknik heyeti bu ikisini de yapma konusunda sınıfta kalıyor.
Önemli gördüğüm bir olayın altını çizmek istiyorum. Mevcüt kulüp yapısıyla,bu kadar borçla,hiç bir düzenli gelir kaynağı ve tesisi olmayan Diyarbakırspor'un Süper Lig'e çıkmasını,ben ve benim gibi düşünenler beklemiyor.Peki çıkma ihtimali yok mu?.Elbetteki var ve bunun en somut örneği Kocaelispor'dur. Kocaelispor borç batağı içerisinde,kimsenin beklemediği bir anda Süper Lig'e çıktı,şimdi ise kıvranıyor. Dolayısıyla bu yazıdan dolayı kimse şunu düşünmesin;takım Süper Lig yarışında önemli bir yara aldığı için bu kadar ağır ifadeler kullandı. Bir takımın hiç bir iddiası olmasa da ligden kopmuş olsa ve küme düşmesi kesinleşse bile bu kadar silik bir görüntü sergileme hakkına sahip olamaz. Diyarbakırspor formasının bir gururu,bir şerefi ve ağırlığı vardır,bu formayı giyenler,bu takımın teknik anlamda idaresini yapanlar bunun gereğini yerine getirmek zorundadır. İnsanın hizmet ettiği kulübün armasını,formasını layıkıyla taşımak için sahada varını yoğunu ortaya koyması,bunu yaparken yenilmesi şampiyonluklardan kupalardan daha değerli ve anlamlıdır !.Futbolcuların ve teknik heyetin bu kulübün ne kadar zor şartlarda yönetildiğini bilmesi lazım. Bir yandan kulüp için kendini hacizler altına koymasına rağmen yılmadan ve bıkmadan,gecesini gündüzüne katarak para bulmaya çalışan,kulübün imajını düzeltmek için etkinlikler yapan bir başkan,diğer yandan bu mücadelede kendisiyle beraber maddi ve manevi fedakarlıklarda bulunan bir kaç yönetici. Türkiye'yi ve dünyayı sarsan küresel ekonomik krizden dolayı bir çok takım futbolcularına ödeme yapamazken,kıyıdan,köşeden ve kendi imkanlarından buldukları paralarla çarkı döndürmeye çalışan bu insanların mücadelesi karşılığında takımın aldığı sonucu bir tarafa bırakın sergilediği oyun ve mücadele tarzı Sakaryaspor karşısındaki tablo olmamalıydı. Her ne kadar Gaziantep'teki tablo içimizi yaralasa da bu maç geride kalmıştır. Bu maç kazanılsaydı takım Bolu'ya rahat gidecekti. Şimdi Bolu'da çok zorlu bir 90 dakika olacak. Sakaryaspor'a 3 puanı altın tepside hediye edenler gidip Bolu'da bunu telafi etmelidir. Bu konuda başkan ve yönetimin artık insiyatif alması lazım.
Bir kaç söz de Manisa maçında provakatörlük yaparak sahanın kapanmasına neden olanlarla ilgili. İlk günden beri ısrarla vurguladığım bir şey var,o maçtaki olaylar normal olaylar değildi. Tribünlerde her zaman gördüğümüz hakemin kötü kararlarından dolayı verilen tepkiler olarak değerlendirirsek kendimizi kandırırız. O gün birileri (ki emniyet kameralarında tespitlidir) yine Diyarbakırspor üzerinde kirli emelleri olan birileri tarafından örgütlendirilerek maça gönderildi. Amaç sahanın kapanmasını sağlamak ve ikinci yarının başında kritik maçlar oynayacak olan Diyarbakırspor'a darbe vurulmasını sağlamaktı. Hani derler ya Diyarbakır yılanlı akperli şehirdir. Buranın yılanları,akrepleri ve çıyanları her zaman vardır. Bu zararlı yarattıklar uzun yıllardır Diyarbakırspor'a da musallat olmuşlardır. Bunların temizlenmesi için artık tribünlerin insiyatif alması lazım. Unutmayın tribünde otururken yanınızda yılan,çıyan ve akrep olabilir. Bunlar sinsice fırsat bekler. Ya kendileri kötü günü fırsat bilip tribünün fitilini yakar ya da tribünün hakeme veya başka bir şeye olan tepkisinden yararlanarak ortalığı ateşe verir. Bunlar Ergenekon'dan bile daha tehlikelidir. Dolayısıyla Zekeriya Öz'ü bile getirseniz bunları temizleyemez. Bunların temizlenmesi için toplumsal duyarlılık şart. Ahmed Arif'in "tükür celladın,tükür hainin yüzüne" misali,bunlar tribünde provakatörlük yaptığı andan itibaren hep beraber kollarından tutup ya dışarı atacaksınız,ya da emniyete teslim edeceksiniz. Bakın ondan sonra tribünde bunlardan eser kalmayacaktır. Belki bu sayede onların arkasında duran ve onları puslu havalarda sahneye sürenler de deşifre edilir.