ÜSTADIN ZİYARETÇİLERE DAİR BİR MEKTUBU
Şiddetli hasta üstadımızın hizmetkârı
Evet, hizmetkârımın yazdığı doğrudur.
Said Nursî
* * *
Muhterem Üstadımız,
Mücahede-i mâneviyenize ve sabr-ı cemilinize mükâfaten Cenab-ı Hak tarafından ihsan buyurulan kudsî iman dâvaânızın tahakkukunu Risale-i Nur’un serbest intişarı ile idrak etmiş bulunuyoruz. Senelerdenberi devam edegelen bu kudsî dâvâ, bu ideal ve bu çetin mücadele, zaferle neticelenmiş, Hakkın istediği olmuş, gönlümüzün emel ve arzusu yerine gelmiş, iman küfre galebe ederek zulmet perdeleri çatır çatır yırtılarak âfâk-ı cihan Nur’un parlak ziyası ile aydınlanmıştır. Bu neticeye ve bu zafere ulaşmak, iman nimetinin sonsuz saadetine kavuşmek ve dolayısiyle de Hakka yaklaşmak bahtiyarlığını bizlere, Türk milletine ve belki bütün insanlığa bahşeden Risale-i Nur bu muazzam ve korkunç imansızlık savaşının kurtarıcı atomu olmuş, ruhlarımızı tamir, kalblerimizi takviye, gönüllerimizi fetheylemiştir. Bu bakımdan nimet ve şükranlarımızı sevgili ve muazzez Üstadımıza arzederken, asırlık ömr-ü mübareklerinizin geçirdiği hayat safhalarının her ânı mücadele, mücahede, işkence, eziyet, zulüm, menfa dolu korkunç bir devrin çile ve ıztırablariyle geçmesine rağmen, azminizin, sadakatinizin, feragat ve cesaretinizin ve nihayet o çelikten daha kuvvetli iman ve şuurunuzun, hülâsa: İslâmiyeti anlayışta, insaniyeti kavrayışta, içte ve dışta örnek insan oluşunuzun ve bilhassa Risale-i Nur Külliyatınızın insanlık âlemi üzerine bıraktığı tesir, aksettirdiği mâna ila daima izinizden, yolunuzdan gidecek olan, giden, gitmeye azmeden milyonlarca Nur talebeleri size meclûb, size müteşekkirdirler.
Muhterem Üstadımız, artık bütün yorgunluğunuza ve ihtiyarlığınıza rağmen çetin imtihanınızın muvaffakiyetle neticelenmesi sayesinde müsterih olunuz. Artık bu kudsî dâvâyı, bu iman ve Kur’ân dâvâsını devam ettirecek istikbalin genç Said’leri yetişmiştir. İman nuru ve şuuru ile onlar bu kudsî ve ulvî dâvâyı yürütecekler ve inşâallah kıyamete kadar devam ettirecekler ve nesilden nesile intikal ettirecekler.
Muhterem Efendimiz, yarın tarihin altın sahifelerinde iftihar ve ihtişamla yâdedilecek olan yeni ve mufassal ‘’Tarihçe-i Hayat’’ ınızın Ankara’da tabedilip hitama ermesinin sevinci içinde bayram etmekteyiz. Zira bu ‘’Tarihçe-i Hayat’’ ömrünüz boyunca ille-i gaye edindiğiniz imanı kurtarmak dâvânız uğrundaki mücadele ve mücahede safhalarınızı, bin türlü mahrumiyetler içersinde yorulmak bilmeyen bir azimle maksada vâsıl oluşunuzu ve âleme rahmet olan Risale-i Nurların te’lif, tanzim ve neşri hakkında tatminkâr malûmat vermesi bakımından büyük ehemmiyeti haizdir. Bugün milyonlarca insanı coşturup, selâmete götüren bu Nur deryası daima kükreyecek, küfrü boğacak, zulmeti yırtacak, insanlığa hâmi ve halâskâr olacaktır.
Size medyun-u şükranız. En derin sevgi ve muhabbetlerimizle selâm ve hürmetlerimizi arzeder, dua-i mübareklerinize intizaren ellerinizden öperiz aziz, sevgili Üstadımız.
İstanbul Nur Talebeleri
RİSALE-İ NUR ve
HARİÇ MEMLEKETLER
RİSALE-İ NURUN HARİÇ MEMLEKETLERDEKİ FÜTUHATINA KISA BİR BAKIŞ
Risale-i Nur, Yirminci Asrın ilim ve fen seviyesine uygun müsbet bir metodla akla ve kalbe hitab ederek ikna ve isbat yoluyla gittiği için, yalnız Türkiye’de değil, hariç memleketlerde de hüsn-ü kabule mazhar olmuştur. Eserler, memleketimizde yeni yazı ile matbaalarda basılmadan evvel, başta Pakistan ve Irak olmak üzere diğer İslâm memleketlerinde Arapça, Orduca, İngilizce ve Hindçe tabedilerek bütün lem-i İslâma tanıtılmış ve fevkalâde teveccühe mazhar olarak geniş bir okuyucu kitlesi bulmuştur.
Bediüzzaman, kırk - elli senedenberi, yalnız lem-i İslâmda değil, bütün dünyaca tanınmış mümtaz bir şahsiyettir. Kendisi, küçük yaşındanberi ilim sahasında ilzam edilmemiş olduğundan; gerek dahilde ve gerekse hariçte nazarlar üzerine çevrilmiştir. lem-i İslâmın ilim merkezi olan Cami-ül Ezher, onun mertebe-i ilmini ve yüksek zekâsını Üniversite Rektörü Şeyh Bahît gibi müdakkik âlimler vasıtasiyle idrak ederken, müsbet ilimlerdeki derin vukufu da bütün dünyaya yayılıyordu. Mısır matbuatında ‘’Fatîn-ül-Asr’’ diye tavsif edilerek hakkında makaleler neşrediliyordu. Kendisi, bundan kırkbeş - elli sene önce, Şam’da, içinde yüz ehl-i ilim bulunan onbin kişilik muazzam bir cemaata Cami-ül-Emevî’de irad ettiği mühim bir hutbede, lem-i İslâmın geri kalış sebeplerini ve nasıl ilerleyebileceğini izah ederek, lem-i İslâmın ittifakının ne kadar zarurî olduğunu beyan etmişti.
Bu hutbesi bütün lem-i İslâm’da hayranlıkla karşılanmış ve ilim meclislerinde ismi çok anılmaya başlanmıştır. Onun mücahede ve mücadelelerini işiten ve eserlerini okuyan binlerce kişi ona karşı büyük bir alâka duymaya başlamışlardır. Cami-ül-Ezher’in hamiyetli talebeleri bir Hadîs-i Şerifin medar-ı evham olmuş mânasını Üstad Bediüzzaman’dan sormuşlar ve Üstad hasta olması dolayısiyle talebeleri, Risale-i Nur’dan o meseleye müteallik mevzuları ve Üstad tarafından daha evvel o Hadîs dolayısiyle gelebilecek bir suale verilmiş kat’î bir cevabı bir araya getirerek göndermişler ve bu cevab gayet takdirle karşılanmıştır. Devam Edecek