Görüş Bildir

MANŞETTEN

SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI SAYIN MUSTAFA VARANK’A AÇIK MEKTUP!

Sayın;

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank.

Sayın Bakanım.

Öncelikle sizleri en içten dileklerimle selamlar, hürmetlerimi sunarım.

Zat-ı allerinizi yakından tanıyan ve takdir eden biriyim. Sizler de, bizleri inanıyorum ki, az sonra yapacağım bazı hatırlatmalarla hatırlayacaksınız.

Şöyle ki;

Bizler, Diyarbakır başta olmak üzere ülkemizin birçok ilinde yatırım ve ticareti olan firmalara sahibiz. Yoğunluklu faaliyet alanımız inşaat sektörüdür.

Turizm, Tarım, Akaryakıt gibi sektörel faaliyetlerimizin yanı sıra; yazılı ve görsel medya alanında da, iki kuruluşumuz bulunuyor. Görsel alanda TÜRKSAT üzerinden uydu yayını yapan UZAY HABER kanalı bulunuyor.

30 yıldan bu yana da, “yazılı” alanda yayın hayatını kesintisiz sürdüren Diyarbakır SÖZ Gazetesi.

İki yayın kuruluşumuz da  dün olduğu gibi bugün de “Devletinin” yanında, 18 yıldan beri halkın büyük teveccühüyle ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ve Ak Parti iktidarına da hep “müspet” yönde destek olmuştur.

Devletin ve milletin bekası için; yıllar yılıdır “tüm terör odaklarına” karşı mücadele veren bir iş çevresiyiz.

Şirketlerimiz de, yayın kuruluşlarımız da “taviz” vermedikleri için, terör saldırılarına onlarca kez maruz kalmıştır. 28 Şubat hegemonyasında iki oğlumun “hayatına” mal olan ağır bedeller ödeyerek, bugünlere geldik.

Sayın Bakanım..

Muhakkak ki, hatırlarsınız. 2015 yılında siz Cumhurbaşkanımızın “Özel kalem” müdürlüğü görevini yürütüyordunuz. İşte bu tarihte, Gazeteci-Yazar Kurtuluş Tayiz ile birlikte sizleri ziyaret etmiş, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la Beylerbeyi Sarayında da bir araya gelmiştik.

Bu görüşme ve ziyaret esnasında Cumhurbaşkanımızın talimatıyla 5 adet Kur’an-ı Kerim’i bize hediye olarak, siz bizatihi kendi elinizle, takdim ettiniz.

Hain 15 Temmuz darbe girişimine karşı göğsünü siper eden kahraman şehitlerimizden ağabeyiniz Prof. Dr. İlhan Varank’ın taziyesine bizzat katılarak, sizleri ve çok kıymetli babanızı ziyaret etmiş, taziyemizi sunmuştuk ve başsağlığı dilemiştik.

Sayın Bakanım..

Yakından tanıdığım bir devlet adamı olarak, size güvenerek yaşadığımız iki önemli mağduriyeti, bir açık mektuba dökerek, aktarmak istedim.

Maruzatımızdan biri şu Sayın Bakanım.

Kuruluş olarak, 1 Şubat 2018 yılında Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren “Bazalt ve Mermer Taş İmalatı” yapan fabrikayı RECESA isimli firmadan satın aldık.

O gün “alıcı firma” olarak gereken tüm işlemleri yerine getirdik.

OSB Yönetimiyle ilgili; bürokratik resmi işlemlerimizi tamamladıktan sonra fabrikayı devraldık.

Fabrikayı o günden bu yana, genişleterek çalıştırıyoruz.

İstihdam sayısını artırdık, yeni üretim alanı oluşturduk, makine takviyesi yaptık.

Yani, atıl bir fabrikayı “üreten ve istihdam” oluşturan bir yatırıma dönüştürdük.

OSB, fabrikayı satın aldığımız RECESA Firmasıyla yapmış olduğu sözleşmede; “1 Ocak 2020 tarihinde, fabrikanın bulunduğu arazi tüm mülkiyetiyle firmanın üzerine geçirilerek tapusu verilecektir” hükmü yer almaktadır.

Ne var ki bugüne kadar fabrikanın bize verilen tahsis belgesinden başka, tüm önerilen şartları yerine getirdiğimiz halde herhangi bir tapu, OSB tarafından verilmedi.

Oysaki mülkiyeti “tapusu” bize verilmiş olunsaydı, iş kapsamını bir kat daha genişletecektik.

İşçi potansiyelini artıracaktık, yeni yatırımlara, üretim alanlarına yönelip, “yatırım” kapasitesini yükseltecektik.

Ancak “elimizde” tapu olmadığı için, bir şey yapamıyoruz.

Aynı zamanda, “kredi kullanabilmek” için bankalar nezdinde de mağduriyet yaşıyoruz, çünkü “tahsis belgesi” bankalar nezdinde geçerli değil.

Sayın Bakanım.

Mevcut mağduriyeti yaşayan bir tek biz değiliz. Bizim gibi çok sayıda yatırımcı fabrika sahibi bulunmaktadır.

Ama ne var ki bizim gibi herkes cesaret gösterip de Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünün yönetimine karşı direnemiyorlar, şikâyetlerini gizli tutuyorlar.

Aslında içten içe de kan ağlıyorlar.

Bu mağduriyetin temelinde yatan gerçek ise “OSB Yönetimi ve OSB Müdürü Mehmet Özer’in” iş bilmezliği mi diyelim, başka bir çark işletmesi mi diyelim, ne dersek hepsinin mevcudiyetinin yaşanır olmasıdır.

OSB Yönetimi, Başkanı ayrı bir merhalede yürüyor.

OSB Müdürü Mehmet Özer ayrı bir merhalede yürüyor.

Kurumsal olarak, çok hantal çalışıyorlar...

Mehmet Özer “şüyuu vukuundan beterdir” misaliyle kendini bir türlü kişisel rant şaibesinden kurtaramamaktadır.

Ve orayı yönetirken, tüm inisiyatif onun elinde olup, OSB’nin tabiri caizse çarkını o döndürüyor.

Bazı yatırımcı firmaların birçok yönüyle tüm istek ve arzularına karşı “ipe un serme” misaliyle zorluklar göstermektedir.

Bürokratik teamül ve engelleri bahane ederek işi geciktirmeye ve savsaklamaya yönelik çalışmaktadır.

Bu itibarla Bakanlığınızı ilgilendiren bu kurum, böyle giderse daha birçok vatandaşı yatırımlardan alıkoymaya neden olacaktır.

İşsizlik potansiyeli daha da yükselir.

Onun için ivedilikle; sizler tarafından bir neşter atılması gerekiyor.

Sayın Bakanım..

Satın aldığımız fabrikanın “mülkiyetiyle” alakalı tapunun bize verilmeyişi nedeniyle yaşadığımız mağduriyetin bir an evvel son bulmasını bekliyoruz.

OSB Yönetiminin ve OSB Müdürü Mehmet Özer’in “görev ve sorumluluklarının” hatırlatılmasını, bizim yaşadığımız mağduriyetler neticesinde Diyarbakır Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü’nce tapumuzun verilmesini beklemekteyiz.

Emir ve talimatlarınız yaşanılan sorunu çözmeye yeterdir.

Sayın Bakanım..

Şunu da samimiyetle ifade etmek gerekirse, zat-ı âlinizin ve bakanlığınızın yüksek hatırı için bugüne kadar “yaşadığımız davayı, sorumluklarını yerine getirmeyen OSB Yönetimini ve iş yapmaktan kaçınan OSB Müdürü Özer’i dava etmedik.

Sonuç itibariyle, Sayın Bakanım Diyarbakır OSB’de bulunan “İNTİM MADENCİLİK” fabrikasının inşa edildiği mülkiyetin “tapusunun” bir an evvel verilmesi, tahsisinin yapılmasını arz ediyoruz.

Sayın Bakanım.

İkinci maruzatım ise inşası bitmek üzere olan Diyarbakır Tekstil OSB’nin, 30 yıldan bu yana ukdemde bulunan ve üzerinde bir çok yatırımım bulunan mülkiyeti hazineye ait arazime yönelik, adeta gasp ve işgal edilerek, hazırlanan “yanlış yol” projesiyle elimden alınmak isteniliyor.

Diyarbakır-Ergani Karayolunun 13. Kilometresinde bulunan Altındağ Dinlenme Tesisleri’nin bir bölümünde yer alan ve hali hazırda mevcut arazi üzerinde Kur’an Kursu, Gazete Matbaası, bağ-bahçe ve konut bulunmaktadır. Meyve bahçesinde 15-20 yaşında çok sayıda ağaç mevcuttur.

Büyük bir milli servettir.

Ki bu arazi, şahsıma ait arazinin sınırdaşıdır. Sınırlarımız bitişik. 30 yıldır, Hazineye ecri misil bilfiil ödemekteyim.

Kuruluşu 2015 yılında organize edilen Tekstil OSB’nin iki yıldır fabrikalarının inşasına başlanılmış olması dikkate alındığında, ukdemdeki araziye yönelik keyfiyet bariz olarak kendini ele veriyor.

Sayın Bakanım.

Ukdemdeki arazinin bir bölümünün “Tekstil OSB’ye giriş yolu olarak” kullanılacağı ifade edilmekte ise de ancak hazırlanan proje, iddia edilen yolun şekli, tamamen karayollarının mevzuatına aykırı olduğu gibi, 50 metre ilerdeki kavşağa da çapraz kalmaktadır.

Yerinde yapılacak bir incelemeyle çarpıklık tüm yönleriyle ortaya çıkacaktır.

Ayrıca, söz konusu arazi üzerindeki yapıların bedellerinin de ödenmesinden imtina edildiği gibi, kurumsal mobing uygulamalarıyla, bizleri sindirmek istediklerini de belirtmek isterim.

Sayın Bakanım.

Devlet adamlığınıza ve dostluğunuza inanarak bu mektubu kaleme alıp, sizleri haberdar etmek istedim. İnanıyorum ki, en kısa zamanda gerekli girişim ve talimatlarınız doğrultusunda iki mevzu da çözülmüş olacaktır.

Sizleri en kalbi duygularımla selamlar, görevinizde her daim başarılar temennisiyle, Allah yar ve yardımcınız olsun.

Mehmet Ali ALTINDAĞ

İNTİM ve ALTINDAĞ ŞİRKETLER GRUBU TEMSİLCİSİ