BU BİR SUİKASTTIR!
Tahir Elçi suikastı… 10'uncu gününe girdi.. Soruşturma..
Tahkikat..
Deliller… İfadeler.. Bulgular..
Üzerinde yürütülen senaryolar..
Hepsi.. Belli bir mecrada şuan işlev görüyor..
Ama hala… Kesin bir sonuç, ya da kamuoyunu tatmin edici
bir beyan…
Ne ilgili kurumlardan.. Ne de, Diyarbakır barosundan…
Ki sorduğumuz birçok soru da cevap bulmuş-verilmiş değil…
Ancak, veriler şunu gösteriyor ki; "Elçi kazara
vurulmadı?"
***
Zaten, ilk gün ifade etmiştim.. Hem yazımda. Hem de
sosyal medyada..
Elçi bir "suikast" sonucu orada öldürüldü…
Aynı zamanda, Balıkçılarbaşı semtindeki iki polisin şehit
edilmesi vakası; spontane bir olay..
Yani Elçi'nin öldürülmesiyle alakalı değil..
Niye o an ki kanı derseniz?
Elçi.. 80'lerin, 90'ların, 2000'lerin "faili
meçhul" cinayetlerini..
Davalarını.. Devletin "derin ve kozmik"
yapısına ilişkin; "işlenen" karanlık suçları; soran-soruşturan,
araştıran isim!
Kulp'taki vahşetten. Lice'deki, Bahtiyar Aydın suikastına..
16 sivil insanın katledilmesi.. Cizre davası.. Cemal
Temizöz dâhil olmak üzere; JİTEM'e ait davalar…
Hepsinde, adaletin tecellisine noktasında Elçi'nin
"mücadelesi" var..
Bu noktada Elçi karanlık dönemin tüm aktörlerinin
"hedef" adamı!
Yine, katıldığı bir programdaki beyanı.. Gözaltı..
Hakkında açılan dava…
Aldığı tehditler.. Medya üzerinden linç girişimleri..
Ve son olarak! PKK'yı da.. YDG-H'ı da…
Rahatsız eden; Sur'daki tarihi yapılara yönelik
"suikastlara" karşı çıkışı…
Hendek politikasına; "dur" deyişi…
Bölgeyi "terk edin", beyanı…
***
Tüm bunlar!
Çok eksenli olarak; Elçi'yi "hedef tahtası"
yaptığı gibi..
Düşmanlar da "ihdas" etti…
Ki kendi meslektaşlarına beyanı var; "kalem
kırıldı" minvalinde…
Derseniz!
Elçi tüm bu yaptıklarından pişman mı; sanmıyorum..
Değildir.
Zaten! Hukuk adamına yakışan da.. Aydın.. Demokrat..
Özgürlükçü.. Eşit…İnsan merkeze alan; düşüncenin savunucusu er kişi!..
Davasından; inancından hiç bir zaman pişman olmaz..
İşte böylesi bir insan; "ensesinden tek kurşunla"
kazara vurulmuş olamaz!
***
Gelirsek vurulma anına. Ve eldeki bulguların getirdiği
sonuç…
Ki Diyarbakır Söz'ün vakaya ilişkin manşetinde şu vardı.
"Sır ateşin istikametinde?"
Bakın.. Bu konuda yapılan analizleri harmanlayalım..
Sonuç nereye varır görürüz…
Balıkçılarbaşı semtindeki olaydan başlayalım…
Spontane olay… 2 polisi öldüren ve Yenikapı Sokağı'na
giren 2 YDG-H'linin, sokağa girmelerinin ardından…
Dikkat edilirse… En az 7–8 saniye boyunca arkasından
sokağa giren polis yok…
Görüntülere yansımıyor..
Nitekim bu süre içerisinde, YDG-H'liler zaten Dört Ayaklı
Minare'nin olduğu sokağın sonuna vardıklarını görüyoruz…
***
Yani… İki polisi şehit eden YDG-H'lilerin arkasından
sokağa girerek ateş eden Polislerin Elçi'yi vurma ihtimalleri sıfır…
Yok… O zaman! Elçi'yi vuran kurşun "sokak
içinden" yapılmış…
Ki basına yansıyan olayla ilgili yeni görüntüler var…
Bu görüntülere göre… Elçi sokağa giren YDG-H'li birinci
saldırganın yanından geçmesinden sonra vurulmuş..
Cumhuriyetten, Kemal Göktaş'ın haberine göre...
Bu bulgu, Elçi'nin Doblo marka araç önünden kaçan
saldırganlara ateş eden iki polisten birinin tabancasından çıkan kurşunla
vurulması ihtimalini oldukça zayıflatıyor..
Çünkü birinci saldırgan Elçi'nin yanından geçerken bu iki
polisin yönü yukarı dönük..
Ancak ikinci saldırgana ateş ederken Elçi'nin olduğu
tarafa doğru ateş etmeye başlıyorlar..
Bir diğer değerlendirme ise polislerin bulundukları
açıdan yaptıkları atışların Elçi'ye isabet etmesinin mümkün olmadığı…
***
Sonuç!
Elçi'yi, görüntülere girmeyen!
Fırsat kollayan. Önceden plan ve kurgusunu yapan el
tetiğe basarak; "öldürdü?"
Bunu da, Mardin Kebap evi.. Ve Dört Ayaklı minarenin
gerisindeki kameraların açılarına yansıyan görüntüler ortaya koyacak…
Bunla alakalı da, önemli bulgulara ulaşıldığını
sanıyorum…
Velhasıl! Aslında, büyük resme bakılmalı..
Elçi "kim ve kimler" için, tehdit ve tehlike
oluşturuyordu?
Yaşamı da.. Ölümü de "kimlerin" işine
yarıyordu, yaradı?
Sadece bu pencereden bile bakılırsa; "Elçi'nin ölümü
sıradan, kaza bir hadise" değil…
Suikasttır…
ELÇİ ADI YAŞATILSIN?
Sırrı Sakık… Ağrı Belediye Başkanı…
Belediye Meclisine teklif sunmuş…
Merhum Tahir Elçi için… Adının yaşatılması, niyetine…
Eski Van Caddesi… Artık… Tahir Elçi Caddesi olsun…
Cuma günü Meclis'te oylama yapılmış…
Bazı encümenler "ret" oyu vermişse de…
"Evetler" çoğunluk…
***
Evet.. Tahir Elçi'nin artık "adı" Ağrı'da
yaşayacak…
Bravo Sakık..
Ama gönül isterdi ki… Elçi'nin katledildiği, Sur
ilçesindeki Belediye..
Ya da, Büyükşehir Belediyesi…
Yitirdiği değerlere… Vefa borcu noktasında; "ilk
hamleyi" kendileri yapmış olsaydı…
Şuan ses yok…
Bakalım, bu yazımızdan sonra bir fikri
"değişiklik" olacak mı?
Elçi, isminin yaşatılması noktasında; hamle yapılacak mı?
Göreceğiz..
Ama yapmalılar…
Ki zorundadırlar..
Elçi, Diyarbakır'ın tarihine, kültürüne, siyasal ve
sosyal duruşuna sahip çıkmak için ordaydı…
***
Kendi için.. Siyasi gelecek bekleme adına..
Ya da farklı bir beklenti oluşturma niyetiyle orta
değildi…
Bu kentin bir yaşayanı olarak; "kentine sahip"
çıkmak için ordaydı..
Ne demişti.. Silahlar sussun.. Hendekler kapatılsın..
Operasyonlar dursun..
Barış sağlansın… Elinde silah olan; burayı terk etsin…
***
Evet… Diyarbakır işte böylesi vefalı bir; yaşayanını
unutmamalı..
Hele ki, yerel yönetimler.. Onun için, Elçi'nin adı
Diyarbakır'da "hep yaşatılmalı"
Önerim şu;
katledildiği sokağa adı verilsin.. O sokak "Tahir Elçi" sokağı
olmalı…
Ki tarih; "haince sıkılan o tek kurşunu" hep
bilsin…
***
PUTİNCİ SOYSUZLAR!
Bu nasıl bir ruh hali… Bu nasıl bir şuursuzluk, anlamış
değilim!
Saplantılar… Önyargılar; "akıl ve şuur"
kilitlenmesinde…
Şu zavallılara acıyorum.. Zavallı diyorum..
Çünkü kendi vatanına, kendi ülkesine, kendi idaresine,
hükümetine "bu kadar mı" hainlik ve kin beslenir?
Bu nasıl bir düşmanlık?
Yuh olsun!!!
***
Suriye'de Rus uçağını düşürdük.. Haklı olmamıza rağmen..
Uluslararası angajmana rağmen.. O gün bugündür…
Putin psikopatından daha beter halde; "bu
zavallılar" saldırıyor..
Hepsi Putinci olmuş..
Ekonomik.. Ve siyasal yönde, Putin'e akıl verircesine
"Türkiye’ye az yaptın" diyorlar…
Bu zavallılara akıl sır erdirmek mümkün değil..
***
Korkarım ki.. Yarın İsrail'le bir dalaşımız olursa..
Ya da, Ermenilerle.. Veyahut bir başka, "haçlı"
ülkeyle çatışırsak..
Bunlar… Çakal soysuzları gibi; "Türkiye'ye"
karşı, cephe oluştururlar..
Ne yazık ki… Bu ülke düşmanları mangalda kül bırakmayan
"Milliyetçi" geçinenlerden olması da ayrı bir garabet…
Erdoğan.. AK Parti düşmanlığı üzerinden; "ülke
peşkeş" edilir hale gelindi.
***
Şimdi… AK Parti'nin "dış politikasını" yanlış
bulursunuz…
Eleştirirsiniz.. AK Parti iktidarını da
"sevmeyebilirsiniz?"
En keskin, hâsıl olabilirsiniz!
Bu, siyasi ve ideolojik noktada bir tercih meselesi…
Ama unutma ki, bu ülkenin vatandaşısın, cebinde bu
ülkenin kimliğini taşıyorsun…
***
Ülke.. Ve Millet aidiyeti yok mu, insanın?
O'nu da geçin..
Bir kere.. Rusya'nın Ortadoğu üzerindeki
"yayılmacı" politikasını, görmüyor musunuz?
Suriye'de üsler kuruyor.. Egemenlik hâkimiyetini elinde
tutma gayretinde.
Kendisine has bir coğrafik çizim içerisinde…
Ve tüm bunları; Egemen bir ülke olarak Türkiye'nin en
büyük sınırında yapıyor…
***
Yaparken de.. Seni hiçe saydığı gibi.. Sınırlarını da
ihlal ediyor…
Seni içten içe de; "neşterleyip" ameliyat
yaptırmaya çalışıyor..
Ve sen… Bu bunları görmezlikten gelip; "Ben
Putinciyim" diyeceksin…
Söylenecek tek söz var.. Gidin be gidin; Suriye’ye,
Rusya'ya gidin…
Yeriniz orası…