NEDEN FAİLİ MEÇHULLEŞİYOR?!
Diyarbakır’ın hayattan koparılan üç kardeleni, neden faili meçhule terk-i diyar ediliyor?. Nerde hukuk devleti olma gereği ve nerde hiç bir cinayet, failsiz, hiç bir suç cezasız kalmaz söylemi?!.. İşte, Gülistan Doku.. İşte RojinKabaiş.. İşte, Hafize Sena Düzgün..
***
Her biri yaşamın kulvarında süt çiçeği ruhlu kardelenler olarak, yola çıkmışlardı!.. Önce eğitim, mezuniyet ve ardından gerçek hayata atılmak gibi, niyetleri vardı.. Bugün onların hayat hikayeleriyle, bir kez daha sorgulamak istiyoruz, hak, hukuk ve adalet adına?!…
***

Gülistan Doku..
21 yaşında idi.. Diyarbakır’ın Ergani ilçesinden bir umutla üniversite tahsilini Tunceli’nin, Munzur Üniversitesinde görüyordu.. Çocuk Gelişim Bölümü.. 2. Sınıf öğrencisiydi.. Hem okuyor, hem de çalışıyordu..
***
Tarih, 5 Ocak 2020.. Doku ailesine, haber geldi.. “Kızınız kayıp!..” O günden, bugüne 6 yıl geçti!.. İzler, görüntüler, ilişkiler ağı içerisinde, sorgulandı, soruşturuldu.. Rus doğumlu Zeinal A adında, erkek arkadaşı denildi.. Polis çocuğu çıktı..
***
Doku’nun kaybolmadan önce son görüştüğü kişi bu!.. Ama, bilinmesine ve kamuoyuna yansımasına rağmen, iki yıl sonra gözaltına alındı.. İfade, sorgu derken, bırakıldı.. Dosyaya gizlilik kararı alındı… Ve tozlu raflar-a terk edildi..
***
Vicdan mı, adli işlemler mi, hukuk mu? Her ne ise, karardı ama Doku’nun acısı, ailenin yüreğinde, hep kanayarak, hissedildi.. Yıllar devrildi derken, Tunceli’ye bayan Başsavcı atandı.. Adı Ebru Cansu.. Doku’nun dosyası raftan indirildi, özel ekip oluşturuldu!..
***
Sil baştan soruşturma! O gün için intihar etti denilmişti.. Ama kayıtlar, süreç ve soruşturma hiç de öyle demiyordu, bu bir cinayettir diye haykırıyordu?. Aile avukatı, kendilerine gelen ihbarla dosyanın örtbas edilmesine yönelik, üst düzey kamu görevlisinden söz etti!..
***
Ve o isim, savcılığa iletildi.. Şimdi dosyanın neden örtbas edilmek istenildiği gün ışığına çıkarılmak isteniliyor.. Avukatın dediği gibi; bu gizem ortadan kalkarsa, o zaman Doku’nun akıbetini öğrenmiş oluruz, intihar mı, cinayet mi ve beri yanda cesedinin nerde olduğu?.. Bekleyip göreceğiz, kardelen Gülistan’ımızın, nihayi akıbetini!!..
***

Rojin Kabaiş..
O da tıpkı, Gülistan gibi 21 yaşında ve Çocuk Gelişimi Bölümü 1. Sınıf öğrencisiydi.. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ni kazanmıştı.. Daha üniversiteye başlayalı, 3 gün olmamıştı..Yurtta kalıyordu.. Takvim yaprağı 27 Eylül 2024’ü gösteriyordu.. Rojin kayıp.. Ancak bir gün sonra ne hikmetse ailesine haber veriliyor; “gelin kızınız, kayıp, yurda gelmemiş..”
***
Rojin, akşam yemeği yedikten sonra, yurttan ayrıldı. Son görüntülerinde, Van gölü sahilinde!. Ama sonra, bir daha haber alınamadı.. Günlerce arandı, soruşturuldu.. 18 gün sonra acı haber geldi.. Cansız bedeni, sazlık alanda bulundu.. Yanıt arayan onlarca soru içeren genç kızın ölümüne de, Gülistan gibi intihar denildi..
***
Ancak kim inanır?.. Ki baba Nizamettin de, aile fertleri de, daha kendileriyle tanışalı üç gün olmamış öğrenci arkadaşları da, bu bir intihar değil, bu bir cinayet dedi.. Yıllar devrildi, nice etkinlikler, yürüyüşler, eylemler yapıldı, adalet istiyoruz diye.. Lakin Rektörlük ve Yurt idaresi arasındaki olayı örtbas etme gayreti, aşılamadı!..
***
Otopsi raporu, görüşme trafiği, ilişkiler ağı!.. Nihayet cep telefonu İspanya’ya gönderildi.. Uzmanlara göre, Rojin’in kayıp ve ölümündeki sır perdesini” telefonun içeriği aralayacak.. Kararan, hayattan koparılan ikinci kardelenimiz, Rojin.. Bekleyip göreceğiz, adaletin tecellisini!..
***

Hafize Sena Düzgün..
O da, 21 yaşında kıpır kıpır, genç bir kız.. Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi.. Eğitimin yanısıra, “sosyal faaliyeti” olan ve aynı zamanda, sosyal içerik üretici, aktif bir kızdı.. Takvim yaprağı, 27 Mayıs 2025’i gösteriyordu.. Günün ilk ışıkları, yer Üniversite kampüsü içerisindeki Onkoloji Hastanesi bahçesi!..
***
Çevredekiler, hasta yakınları ağaca asılı genç bir kızla irkildiler.. Ve Sena’nın ailesine, o acı haber verildi.. Kızınız, kendisini asarak intihar etti.. Peki, hayat dolu bir genç kız, ki umutları ve hayalleri geleceğe dair var iken, ne oldu da onu hayattan koparacak noktaya gelip, kendi canına kıydı.. Ki inancı, aldığı eğitimle birlikte bir insan kendi canına kıyıyorsa, bu onun için bir cinayettir?..
***
Tabi cinayet işleyen Sena.. Ama azmettirici var ki, o da ardından bıraktığı notta yazılı olan, Fakülte’nin Araştırma Görevlisi olan hocası Ahmet P.. “Asıl mesele Ahmet, asla mezarıma gelmesin” notu, çok şeyi ifşa ediyor.. Daha önce de yazdım, bu azmettiriciye ne oldu? İdari bir soruşturma, akabinde aynı tas aynı hamam.. Adli bakımda, ifade sonrası hiç!..
***
Hayattan koparılan üç kardelen çiçeğinin acı dolu hikayeleri, özetle böyle.. Kim bilir, Diyarbakır’da ya da ülkenin dört bir yanında nice aynı akıbeti yaşayan, kardelenler var.. Aynı kaderi yaşayan bütün kardelenler adına diyorum ki; “adalet istiyoruz, adil ve güvenli bir hayat istiyoruz?”… Süt çiçeklerimizi, yaşam iksiri olarak, yaşatalım?!…
***
GÜNÜN SÖZÜ
Kardelenlerin neden yalnız ve yüksek yerlerde açtığını anladık mı?