ELÇİ CİNAYETİNDEKİ- SORU?
Günlerdir… Vakayla alakalı; kafamı kurcalayan birçok soru var…
Cevap bulmuşta değilim… Ki yetkili kurumlarca yapılan açıklamalar.
Edilen yorumlar… Siyasilerin beyanları dâhil olmak üzere…
Hatta Baro Yönetimi…
Merhum Tahir Elçi'nin meslektaşları, aile fertleri de; konuşmuş değil!
***
Yani sorular hep askıda. Ancak bir soru var ki cevap istiyor.
O da şu... Elçi… Dört Ayaklı minarenin ayakları altında katledilirken…
Neden; cenazesi! Olay yeri; "incelemesi" yapılmadan… Savcı, olay yerine intikal etmeden…
Olay yeri krokisi çizilmeden; "apar-topar" ambulansa bindirilerek, kaldırıldı!
***
Bilinen bir gerçek ki!… Böylesi; suikast/cinayet gibi vakalar…
Savcının.. Olay yeri inceleme ekibinin intikali beklenir.
Delillerin.. Tanıkların… Bilgilerin toplatılmasından sonra; maktulun cenazesi "olay yerinden" kaldırılır!
Ki deliler "tam teşekküllü" elde edilebilsin...
***
Çünkü ortada fail yok!..
Meçhul… Ama ne hikmetse! Merhum Tahir Elçi'nin olayında "yapılması" gerekenler yapılmamış…
Ceset, hiçbir işleme ve incelemeye tabi tutulmadan; kaldırılmış?
Neden? Soruya kim yanıt verir bilmem. Ama hayli kafa karışıklığına delalettir.
***
Bir de… Akıl sır erdirilemeyen bir nokta da şu…
Elçi'yle birlikte; basın toplantısına katılan çok sayıda avukat var.
Ve aktivistler… Gazeteciler var. Semt sakinleri var… Polisler var…
Alınan ifadelerinde; "Kimse Tahir Elçi'nin vurulma anını" görmemiş!
Bilmiyoruz diyorlar.
***
Aslında bu eksende soru çok.
Ki bu soruların düzineleri, hal-i hazırda soruluyor, tartışılıyor ama cevap bulunmuş değil.
Ama! Benim takıldığım iki soru var.
Bir. Tahir Elçi'nin "olay yerinde" vefat ettiğini biliyoruz. Yani yaralı değil.
Bu gerçekle ceset "hiçbir işlem" yapılmadan; "neden" hastane morguna kaldırılıyor?
Olay yeri; "kontrol altına" neden alınmadı?
***
İkincisi… O kadar insan olay yerinde bulunuyor…
Kimse; "Elçi'nin" vurulduğunu görmüyor mu?
Hepsi "görmedim" diyor… Kuşkular üreten "acabalar silsilesi" beynimi kemiriyor?
Boş kovanların, el arabalarıyla çocuklar tarafından toplanılması.
Delile dair, olay yerine ait rakamların bırakılıp gidilmesi…
Zafiyet!
***
İKİ KAMERA DAHA VAR?
Bu arada, vakayı "aydınlatmada" iki görüntü daha çıktı.
Yani, basına yansıyan görüntüler dışında.
Emniyet istihbarat ve güvenlik şube elemanlarının çektiği görüntüler dışında suikastı/cinayeti çözecek iki görüntü daha var…
Mardin Kebap Evi… PTT şubesinin kamera kayıtları
Şu an için, iki kamera kaydı da, uzmanlar tarafından inceleniyor.
Bu iki görüntü…
Eğer ki "başlarına" bir şey gelmemişse; "olup-biteni" açıkça ortaya koyacak…
***
PKK kurşunu mu? Derin yapılardan gelen kurşun mu?
Polisin kaza kurşunu mu? Her ne ise… Vakanın "aydınlatılması" gerekiyor.
Aksi takdirde; faili meçhul kalırsa!
Devlet de. Hükümet de. İlgili kurumlar da… Herkes…
Suikastın/cinayetin faili olarak, zan altında kalacağı gibi!
Hiç bir aydın. Hiç bir düşünür; anti-demokratik gelişmelere karşı koyamayacağı gibi!
Kendini de; güvende hissedemez!
***
O'nun için… Kuşku götürmez bir şeffaflık ve hakkaniyetle, soruşturma yürütülmeli.
Ve benim de kafamdaki sorunların cevap bulması gerekir.
Yoksa! Korku şalı "herkesin" yüreğinin üzerinde olur ki.
Tabi ki; vicdanlar da, kalplerde, gözler de; hep "yanık yanık, ağıtlarıyla yürekler kanamaya devam eder"
***
MUHALEFETTİN KAZANI?
Muhalefet… Kaynayan kazan misali…
Fokur… Fokur…
CHP.. MHP… Ve HDP…
Kiminde… Kongre "istemine" dair sesler yükseliyor..
Kiminde.. Görev koltuğuna taliplik… Parti "idaresinde" söz sahipliği…
Yani; muhalefetteki kriz büyük!…
***
Kılıçdaroğlu… Üç rakibi var…
Artık CHP "iktidar" olmalı, deyip "lider" değişimi isteniyor.
Umut Oran… Muharrem İnce… Kısmi olarak, Mustafa Balbay…
Tabi CHP'de "vefasızlık da" var.. Besle kargayı oysun gözünü…
***
Doğrusu! CHP her "Kurultay" öncesi, bu sancıları yaşıyor…
Ki siyasetin doğasında var. Lider olmak.
Lidere muhalefet olmak… Parti için; "düşünce" üretmek.
***
Tabi aynı minvalde; "yıllarca" koltukta oturan lider için de durum geçerli..
O da! Kılıcıyla, kalkanıyla, eldeki argümanlarıyla "koltuğunu" korumanın mücadelesini verir.
Bu koltuk benim diye!
Şunu net ifade edeyim! Ki bir önceki yazımda da; noktalamıştım bu durumu!
Seçimin konuşulmayacağı… Parlamenter sistemin, değişmeyeceği.
Vekillerin "koltuk" krizini yaşamayacağı… Önümüzdeki 4 yıl için; "Muhalefetteki Lider" değişimi, çok zor!
***
O'nun için! CHP'deki; "liderlik" hevesliliği…
Koltuğu koruma refleksi… Pek sonuç değiştirmeyecek..
Kılıçdaroğlu… Kurultay'da; geçirdiği 6 seçimi "kaybeden" lider olarak değil…
Kurultay'da aldığı sonuçla; "Kahraman ve Zafer" edasıyla, arz-ı endam edecek..
Ki bunu, MHP için de söylüyorum…
Sinan Oğan… Koray Aydın… Ve Meral Akşener'in "Genel Başkanlık" hevesliliği…
Parti'de lider değişimini "istemelerine" rağmen…
Ki, Bahçeli, 18 yıldır MHP'nin başında.
Ve bu süre zarfında.. Türkiye'nin "derbeder" hali.
28 Şubat'ı, Koalisyonlu "sıtma vari" iktidarların…
Hepsinde.. Demokrasi adına, Hukuk, Adalet ve Eşitlik adına…
Türkiye'nin ilerici yarınlarına dair; zerre-i miskal" katkısı olmamış!..
***
Hele ki! Son yıllarda sergilediği "siyasi" tutum…
Parti liderliğini; "tartışmanın" ötesine taşımasına rağmen…
Artık kan değişikliğinin "gerekliliğine" rağmen…
Bahçeli 1 Kasım'daki "başarısızlığını"
Ne yazık ki, Kurultay'daki sonuçla gölgeleyecek…
***
Ve 18 yıllık liderlik döneminde "hiç bir şey" olmamış gibi!
Ne hesap soran. Ne de sorulmasına izin verilen bir ortamdan uzak.
Yeniden; MHP lideri olarak. Kurultay'dan "zafer" edasıyla, arz-ı endam edecek!
***
CHP ve MHP için… Muhalefetteki partiler ve hal-i hazırdaki liderleri açısından…
Bilinmeli ki… Değişen bir şey olmayacak.
Değişen, "başarısız" liderlerin, Kurultay zaferiyle "her şeyin" üstü örtülecek…
Eee… Boşuna söylenilmiyor ki… Siyasi Partiler Kanunu.
Türkiye'deki liderlik sultası bu haliyle var olduğu müddetçe!
Demokrasimizin her daim bir ayağı; "arızalı" olur…
Hep tökezlenerek yürünür…
***
HDP… Bir taraftan Kurultay hazırlığı..
Ki henüz tarih belli değil.
Diğer taraftan da Pervin Buldan'dan boşalan koltuk krizi var…
Bir uyuşmazlık! Hiç kuşkusuz ki! HDP 7 Haziran'da seçimin; "truva" atıydı…
Ama.. 1 Kasım'da… Yürüttüğü politikaların "cezasıyla"…
Ağır fatura, kesildi.. Kurultay.. Bu noktada "özeleştiri" ve arayış açısından de sorgulamayı, sağlayacak.
***
Ama ne kadar hakikatler ölçeğinde olur?
Ya da parti içi demokrasi ne kadar "özgürce" gerçekleşir? Bu meçhul!
Demirtaş… Kalır mı, gider mi derseniz; "değişmez" derim!
Çünkü "alternatif" yok!
***
Sonuç itibariyle! Kurultay seyrinde… HDP.. MHP.. Ve CHP uzun bir süre; "konuşulacaklar?"
Liderlik hayali kuran.. Koltuğunu koruyan Lider…
Ve eksenindeki; "polemiklerin" yarattığı tartışmalar, bir süre bizi meşgul edecek…
Neticede değişen bir şey olmayacak… Kılıçdaroğlu, 7'inci seçim için kolları sıvayacak…
Bahçeli, 19'uncu yılını, hatta 20'inci yılını garantileyecek…
Demirtaş ise 4 yıllık zamanın; sorgusuyla "git-gelleri" görecek…
Yani muhalefet… Hali hazırdaki gibi; “eski tas-eski” hamam misali!
Değişmeyecek!
***
Eee… AK Parti için de; "evlere şenlik"…
Bu muhalefet olunca.. Liderler bu kadar "koltuk" hırsına sahipse..
Avanesi de… "Oysun gözün" aklına sahipse!
Kim ne derse desin… AK Parti hangi seçim olursa olsun; her daim iktidar olacak.
Çünkü muhalefet "iktidarı" altın tepside sunuyor...
Hayırlı Cumalar…