KYK'DAKİ SENARYO…!

Kredi Yurtlar Kurumu…

KYK..

Hiç kuşkusuz ki, yakın zamana kadar "paspaldı."

Binaları çürük, odaları kirli.

İç dekorasyon, yatak hepsi, yırtık, sökük pis!

Öğrenci tercih etmezdi.

Ama tercih eden de, "zaruretten" dolayı kalır idi.

Yoksulu, garibanı, fakiri.

Lakin bugün öyle değil.

Hani derler ya; "yiğidi öldür, ama hakkını var?"

Bugün, "konfor" içerisinde…

Albenisi olan, tercih edilen bir konumdadır, Türkiye'deki öğrenci yurtları…

***

Binalarıyla…

Odalarıyla…

Tam bir "otel konforunda."

Kredi ve burs hizmetleri…

Kariyer, liderlik eğitimleri.

Kültürel faaliyetler.

Sosyal donatılarla, dopdolu Yurtlara sahibiz.

İnternet.

Yani, yaşanır, kalınır "olmanın da" ötesinde mekânlar oldu; öğrenci Yurtları.

***

Hiç kuşkusuz ki!

Bu değişim, dönüşüm ve yenilik!

Öğrenciyi de,

Ailelerini de; "güven ve memnuniyet" içerisinde, almaktadır.

Eğitimdeki kaliteyi de yükseltti.

Tabi,

Siyasal iktidarın.

Ve Bakanlığın, "aklı inayetiyle" bu gelişim oluştu.

Sağlandı.

***

Pek tabi ki, "övücü" hal, Türkiye’nin birçok ili için geçerli…

Ama iş, Diyarbakır'ımıza geldiğinde.

Ne yazık ki,

"Vaziyetin ikmalinde" çok çarpıklık, çok keyfiyet söz konusu…

Bir önceki yazımda.

Ki Söz'ün manşet haberinde de; vurgulamıştık Yurtların "tercih" semtleri hangi akla hizmet ediyor diye?

Ve kiralan bu yurtların, kimlere ait olduğu?

***

Bugün, teferruatına girerek, tekrar etmeyeceğim.

Özetle, hatırlatma babında, bir kaç ifadeyi aktarayım.

Belki, okumayan, hadiseden haberdan olmayan var.

YKY…

Sosyal donatı alanları olmamasına rağmen.

Konforu yüksek.

İç donamı, hayli ihtişamlı…

5 yıldız "otel" kapasiteli, iki öğrenci yurdunu kiraladı…

***

Birincisi;

2700 öğrenci kapasiteli Süleyman Bin Halit Yurdu.

"Kız" öğrenciler için…

İkincisi;

1520 öğrenci kapasiteli Halit Bin Velid Yurdu.

"Erkek" öğrenciler için…

***

Biliyorum, hadiseye vakıf olmayanlar demiştir.

Ne iyi.

Diyarbakır'a da bu yakışır.

Öğrencilerimiz, "huzurlu ve mutlu" olurlar.

Bunun neyi, "hangi akla hizmet" oluyor?

Doğru!

Milyonlarca lira harcanın yurtlar, güzel.

İhtişama sahip.

Ama velâkin, "sinek avlıyor, öğrenci yok?"

***

Geçmişteki gibi; zarurete rağmen!

"Tercih" etmek zorunda, kalan öğrenciler bile "buralara" gelmiyor?

Tercih eden de; "bir dokun bin ah işit" misali, dertli.

Niye mi?

Her iki yurtta, Dicle Üniversitesi'yle "zıt" bölgede bulunuyor...!

Biri şehrin diğer uçunda.

Diğeri şehrin diğer bir uçunda!

***

Tabi bunun "hikmetini" çözdük!

İki yurdun kiralanması.

Bu bölgenin tercih edilmesi.

Kiralanan yurtların sahipleri…

Yani "üst akıl", komplike FETÖ bağlantılı çalışmış, semnaryoyu ona göre hazırlamışlar...

Onların nam-ı hesabına, bu yurtlar kiralanmış.

Çünkü iki yurtta "FETÖ" soruşturması kapsamında kapatılan Selahaddin Eyyubi Üniversitesi'nin "yanı başında."

Burası için kiralanmış!

***

 FETÖ üniversitesi kapatılınca!

Ne oldu?

Otomatikman yurtlar "sinek avlar" hale geldi.

Yurtlar daha faaliyete girmeden öğrencisiz kaldı..

Nitekim 2700 öğrenci kapasiteli "kız yurdunda" 300–500 öğrenci.

Erkek öğrenci yurdunda da, "300–400" öğrenci.

Gerisi boş…

 

***

Bakınız, bana ulaşan iki e-mail var.

Yurtların neden tercih edilemediğine dair.

Kız öğrencinin e-maili…

KIZLARIN DERDİ…

Sayın Ömer Büyüktimur…

Biz KYK kız yurdunda kalan 3 arkadaşız.

Dicle üniversitesinde okuyoruz.

Ancak üniversitemiz kaldığımız yurttan çok uzakta ve biz bayanlar olarak çok sıkıntı çekiyoruz.

Üniversiteye giderken 3 araç değiştiriyoruz.

Bazen imkânlarımız olmuyor 2 araç değiştikten sonra 3. araca binmek yerine yaya olarak geliyoruz.

Diyarbakır’ın durumu malum anlatmakla bitmez;  bir bayan olarak rahat gidip gelemiyoruz.

Yollarda laf atanlar mı desek, hangisini anlatalım bilemiyoruz.

Bu yurtların üniversiteye yakın olması gerekirken bu kadar uzakta olmasını anlamış değiliz.

Bir de yurt bomboş.

3 bin kişilik yurt deniliyor, sayımız 300 kadar.

Sanırım bu da, yurdun şehrin bir uçunda olmasındandır.

Biz durumu KYK yönetimine anlatmaya cesaret edemiyoruz.

Siz geçen gün, bu konuya değinmişsiniz.

Üniversite nerde, öğrenci yurdu nerde diye?

Sizden ricamız.

Mümkünse siz köşe yazılarınızda bu duruma bir kez daha değinirseniz, belki birileri sesimizi duyar bizleri Üniversitesi kampusundaki yurtta alırlar.

Çok mağdur oluyoruz.

Şimdiden teşekkür ediyoruz.

***

BİR ÖĞRECİ VELİSİ OLARAK YAZIYORUM

Sayın Büyüktimur…

Geçmişte görev yaptığım Diyarbakır’dan sizi tanıyorum ve hala beğenerek takip ediyorum

Ben bir öğrenci velisi olarak size yazıyorum.

Kızımı bu sene, Üniversiteyi kazandı.

O'nu Bağlar'daki KYK ait kız yurduna kaydını yaptırdım.

Kızım şuan yurtta kalıyor.

Ancak kızım KYK yurdunun yeni ve modern olmasına rağmen orada mutlu olmadığını ve ayrılmak istediğini bana telefonla söyledi.

Neden diye sorduğumda yurdun okuduğu Dicle Üniversitesine çok çok uzak olduğunu ve sosyal alanlarının çok az olduğunu bu yüzdende dışarı çıkmak zorunda kaldığını iletti.

Aynı zamanda üniversitenin uzak olmasından dolayı 2 veya 3 araç değişimi yaptığını, bununda kendisini hem maddi hem manevi olarak etkilediğini söyledi.

Ben kendisine maddi olarak kafasına takmamasını her ne kadar söylediysem de!

Kızım bana “ Baba yollarda çok sıkıntı çekiyoruz” diyerek cevap verdi.

Ne gibi bir sıkıntı dediğimde ise bana yolun çok uzak olmasından bazen tek araç yapıp sonrasını yaya olarak gelmek istediğini fakat yollarda, "rahatsız" edici olaylarla karşılaştıklarını anlattı.

Türkiye’nin her yerinde yurtlar üniversitelere yakın yapılıyor iken…

Neden Diyarbakır gibi anakent bir kentte Üniversite kentin bir ucunda yurtlar bir ucunda?

Buna kim nasıl açıklık getirecek.

Bu yurtların yapımında neyi gözetleyerek yapıyorlar?

Benim şimdi kızım sürekli aklımda ve hiç rahat değilim.

İlgililere ve yetkilileri sesimizi duyurun.

Eğer köşenizde bu konuya değinirseniz bizleri çok sevindirirsiniz…

Saygılarımla…

***

Öğrenciden.

Ailelerinden.

Hatta üniversitede ders veren hocalardan gelen tepkiler!

Hepsi; "hangi akla hizmet" edilmiş diyor?

Hiç kuşkusuz ki, "bu akıl" iyi sorgulanmalı.

Kim, kimler, "hangi akılla" bu yurtları tercih etti.

Hangi kriterler öne çıkarıldı…

Dicle Üniversitesi mi gözetildi, yoksa Selahaddin Eyyubi Üniversitesi mi?

***

Önceden de ifade etmiştim!

Yurtların, "ihale şekliyle" ilgili.

İhaleyi alan firmalarla ilgili.

Yurtların bulunduğu "arazilerin" sahipleriyle ilgili.

YKY Yönetimi.

Ve Selahaddin Eyyubi Üniversitesi'ndeki "mütevali heyetindeki" isimler!

Topyekûn; "birbirleriyle" bağlantılarına dair; "hayli istihbarı" bilgiler geldi.

İnceliyorum.

Bazıları "teyide" muhtaç, önümüzdeki zaman dilimi içerisinde aktaracağım!

***

Ama hal-i hazırda!

Yurtların daha açılmadan; "öğrenci" yokluğu nedeniyle "iş görmez" hale gelmesi!

İnsanı vicdanen rahatsız ediyor..

Her ay, "Yüzbinlerce lira para" hiç yoktan "birilerinin" cebine giriyor.

Ki buda; "kira" bedeli olarak.

Buarada, kira toplamı 550 bin lira değil miş?

Meğerki kira bedeli; "yurdun öğrenci kapasitesine" göre ödeniyor.

Yurtta kira öğrenci kapasitesine göre; 155 lira artı KDV.

***

Yani, Süleyman Bin Halit kız yurdu.

Her ay 2 bin 700 öğrenciye karşılık 459 bin lira kira ödeniyor.

Ki öğrenci gelsin-gelmesin, yatsın, yatmasın fark etmiyor.

Aynı işlem, Halit Bin Velit erkek öğrenci yurdu için de geçerli.

Burası için de, ayda 258 bin lira kira ödeniyor.

Mehmet Akif Erkek Öğrenci yurdu için aynı işlem geçerli.

Buradaki öğrenci sayısı bin 514.

***

Yani anlayacağınız!

Her ay bir milyon lira civarında "kira" ödeniyor.

Ama!

Ne öğrenciler "istenilen" noktada yararlanabiliyor.

Ne de, eğitim ve öğretime, "hizmet" edebiliyor.

Özetle.

Tepeden tırnağa; "ranta, peşkeşe dayalı" bir kokuşmuşluk hali var?

Ki "bir milyonlar lira" kendisine ait yurtlarda "güçlendirme" için harcama yapılmazken..

Yurtlar "peş peşe" yıktırılırken..

Bugün, "milyonları" aylık kira olarak ediyor..

Neyin hikmeti...

Neşter, derinden vurulmalı.

 

***

 

BU NASIL BİR ANLAYIŞ.

Doğrusu anlak zor.

Hele ki sorana anlatabilmek, daha bir zor!

Şimdi.

Diyarbakır'a, kent ahalisine "yapılanlar" reva mı?

Hayır.

Bilakis; çifte zülümkarlık var.

***

Çöpler toplanmıyor.

Otobüsler çalışmıyorlar.

Yerel hizmetler, "askıya" alınmış, yapılmıyor…

Niye…

Kışanak ve Anlı 'gözaltına alınıp" sorgulandığına dair.

Peki, "tepki" demokratik bir tepki mi?

Hayır.

Bilakis anti, demokratik.

Çünkü buradaki "mağduriyet" toplumsal bir mağduriyet.

***

Ya iletişim ağlarının kesilmesi.

Yani; "internet'e" el konulması.

Niye?

Terörle mücadele adına.

Kışanak ve Anlı'nın gözaltına alınması yönündeki, "algıları" engelleme adına!

Peki, bu eylem ve işlem "demokratik" bir karar mı?

Hayır.

Bilakis anti-demokratik.

Çünkü buradaki mağduriyet, "toplumsal bir mağduriyet" oluşturuyor…

***

Yani, yekûnuyla!

Vaziyet.

İki yanlışın bir doğru etmediği gerçeğidir.

Bilinmesi gereken bu; "bu nasıl bir anlayış."

Bir halk deyimi var.

"Nerde devlet, nerde millet?"

UNUTUN MU PAŞAM….

 

Paşaya bak paşaya!

Paşa ola ki, Işık Koşaner paşa gibi ola!

Bakınız…

Darbeyi Araştırma komisyonuna gitmiş.

Konuşmuş.

Ne diyor paşa hazretleri!…

Diyor ki…

"“Bizim kimsenin diniyle, ibadetiyle, şununla, bununla alakamız, böyle suçlayıcı ilgimiz olmaz..."

***

Ebe paşa!…

Daha üzerinden 6 yıl bile geçmedi.

Genelkurmay Başkanı değil miydin?

Yoksa unuttun mu?

Bırak aksini düşünmeyi…

Devlet "temayüllerini" dahi ayaklar altına aldın.

Vesayeti, "dikta" ettin.

Ki başkomutanına, "alternatif" hamle yaptın.

***

Hatırla bi...

2010 yılındaki, 29 Ekim Cumhuriyet bayramını…

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.

Eşi Hayrulnisa Gül.

Çankaya'da resepsiyon verildi.

Siz ve Kurmaylarınız!

Gül'ün eşinin; "Başörtüsünü" içinize sindirmediğiniz için resepsiyona gitmediniz.

Alternatif, resepsiyon düzenlediniz!

***

Hal böyle iken…

"Kimsenin ibadetiyle,

Diniyle,

İnancıyla,

Şununla,

Bununla alakamız olmadı "demeniz ne kadar doğru..

Ya da samimiyet ölçüsü ne kadar?

Halef selef misali.

İlker Başbuğ'da, "alternatif" resepsiyon organize etmişti.

Niye, Cumhur'un başının 'eşinin başörtülü' olması nedeniyle.

Çünkü, "başörtülü" kesim.

Sizin fikriyatınızda,

Felsefenizde,

Anlayış ve ruhu derinliğinizde;"cüzamlı" görünüyor.

Bu minvalde, hatırlatalım "paşam!" dedik…