MUHALEFET PISIRIK OLUNCA?
Sistem değişikliğine kim muhalif?…
Ya da Başkanlık sistemine "kim karşı?"
Belli…
Alenice kendilerini ifade ediyorlar…
CHP ve HDP…
Tepkili.
Onların savına göre; "Başkanlık" sistemi diktatörlüktür…
Parlamenter sisteme devam!.
Ki HDP ne diyor; "Seni Başkan yapmayacağız.?"
CHP ne diyor, Erdoğan "kendini tatmin" etmenin hevesinde!...
Muhaliler böyle..
***
Peki "Başkanlık sisteminde" ısrarcı olan taraf kim?
Kim istiyor.
AK Parti…
Muhalefetin diksiyonuyla Cumhurbaşkanı Erdoğan…
İllaki, olsun ve olmalıdır…
Ak Partinin savına göre, "ülkenin selameti için" Başkanlık sistemi şart.
Çünkü Parlamenter sistem, tıkanmış!
Köhne bir konuma düşmüş..
Ter-ü taze bir yönetim anlayışıyla; "Yeni Türkiye'ye" yelken açılsın.
***
Halk böyle iken…
Peki, orta seyirde olan kim?
Görünen şekliyle bir tek, MHP orta yerde…
Ki meseleyi, "yeniden" alevlendiren de, O…
Bahçeli, beklenmedik bir zamanda çıkış yaptı…
Meclise getirin, olmadı halka götürün diye resti bastı..
Yani, yeter bu polemik, millet karar versin.
***
AK Parti…
MHP'nin cesaretiyle, hareketlendi..
Bugün, yarın "Anayasa değişikliğini" meclise getiriyor..
Hiç kuşkusuz ki matematiksel olarak, AK Parti yeterli sayıya sahip değil..
Yani MHP "bel çıksa da", 367 zor.
Ama, mevcudiyetiyle 316'ya , 14-15 destek gelse, iş bitiyor..
Referandum…
***
İşte bu ifade; "muhaliflere" korku tüneli gibi!
Baksanıza son bir hafta, vaziyetle alakalı konuştuklarına..
Feryat-figan…
Diktatörlük…
Tek adam…
Bunlar ülkeyi "ikiye bölüyorlar"
Asıl bölücülük "referandumu" dayatmaktır gibi.
Ve daha neler neler?
***
Hep demişimdir.
AK Parti için en büyük şans.
Türkiye için de en büyük şansızlık…
Ülkede, "gerçekçi, samimi ve cesaret" üreten bir muhalefetin olmayışıdır…
Ne CHP!
Ne HDP!
Ve ne de MHP…
Türkiye'nin yarınları adına; hiçbir şekilde "alternatif" siyaset üretememişlerdir.
***
Suni.. İçi boş..
Klasik..
Milletten..
Milli hadiselerden uzak; "havanda su dövme" misali…
"Kavram polemiği" üreterek, zaman tüketilmiştir…
Öyle ki…
AK Parti hem iktidar, hem de kendine muhalefet konumunda faal olmuştur..
***
O'nun içindir ki…
Millette durumun farkında olduğu içindir ki…
İktidara karşı, alternatif olabilecek, biri olmadığı içindir ki…
AK Parti, "üç dönemdir" iktidar…
Ve her dönem, oy artırımında.
Öyle görünüyor ki, 4'üncüyü de alacak…
Niye; iş bilmez, muhalefetin siyasetinde…
***
Şimdi…
Başkanlık sistemine kim karşı?
CHP ve HDP…
İsteyen kim; AK Parti…
"Bu iş gına getirdi" diyen kim; MHP…
Peki, kamuoyu ne diyor?
Yani, halk meseleye nasıl bakıyor; "kafa karışık?"
Niye mi; "mesele bilmece" olduğu için?
***
Gün geçirmişler ne der?
Siyaset cesaret ister..
Er kişinin işidir, korkağın değil…
Maalesef bizdeki "muhalefet" pısırık!
Güç yok…
Direnebilecek, güven yok…
Tezini savunabilecek, kabiliyet yok.
Korkak..
Kaçak güreşiyor..
***
Eğer olmasaydı…
Seçmenlerine güvene bilselerdi..
Muhalefeti, "doğru" seyirde yapabilselerdi..
Halka..
Milli iradeye "samimiyet" besleyebilselerdi..
Bugün derdiler ki; "reste rest"..
Hadi "hodri meydan" gelin…
"Sine-i millete" gidiyoruz…
Referandumu siz değil, "biz istiyoruz" derdi…
***
Tezleri ne?
Mevcut sistemin devamı…
Yani Parlamenter Sistem…
Halka anlatırlardı…
"Parlamenter sistem'in" Türkiye için en ideal yönetim şekli olduğuna dair.
"Başkanlık" sisteminin de, uygun olmadığını...
***
İkna kabiliyetlerini ortaya koyabilseler..
Ki, ilk hamleyi yapan kendileri olurdu..
İnanın ki…
Halk nezdinde…
Sandık nazarında; "1-0" önde başlayan taraf olurlardı…
Ama yapmadılar/ yapamıyorlar!…
Çünkü, cesaret, güven ve samimiyet yok…
Olmadığı gibi; "halkın" iradesine de güvenmiyorlar?
Hep birilerine "kukla" olmuşlardır.
Biri emir verir; onlar da uygular..
***
Diyeceksiniz ki…
Kendine güvenmeyenin…
Seçmenine güvenmesi mümkün mü?
Ne yazık?
Kaçak…
Ve halktan kaçan; fikriyat hep "kaybetmeye" mahkûmdur.
Dün olduğu gibi bugün de!...
***
Oysaki…
Sivil…
Özgürlükçü…
Toplumsal bütünlüğü kucaklayan…
Herkesi ama herkesi; "gören, bilen, tanıyan ve varlığını" kabul eden…
Kısacası, "demokratik, çağdaş, milli değerlerle" motife edilmiş bir Anayasa'nın ikmalinde kim niye kaçsın?…
hele ki, Başkanlık sisteminde…
Siz ama siz…
Hiçbir şekli şemailde, modelde; "otoriter, diktatöryal" bir iktidar ve yönetim, oluşturamazsınız!
***
Bu minvalde diyorum ki…
Yeni ve sivil Anayasa'nın ikmaliyle…
Geçişi sağlanan "Başkanlık sistemi"
Türkiye için…
Demokratik hukuk devleti için…
Toplumsal mutabakatın sağlanabilmesi adına; bir "garantördür"
***
Bir önceki yazımda ifade ettim..
Bahçeli'nin "başkanlık" ortası..
Yıldırım'ın volesiyle, top kaleye doğru ilerliyor..
Gol olması an meselesi..
Ki, 2017 yılının ilkbaharında, "Başkanlık" sisteminin topu "filelerle" buluşacak gibi..
Ve bu muhalefette, "aval aval" bakacak gibi..
Eee sonrası…
Peşinen yenilmişlikle gelen seçimler var!..
İşte o zaman da, ülkede muhalefetin sayesinde "muhalefetsizlik" kalıcı hale gelmiş olur…
***
Sokağın deyimiyle;
AK Parti "malı alıp götürür..
Her halükarda; "Başkanlık" sistemini getirir..
CHP ve HDP'de ardı sıra baka kalırlar?"
Muhalefetin bu korkaklığına..
Söylenecek tek bir söz var..
Daha işin başında iken "Korkunun ecele faydası yok!