O KURŞUN KİMİN?

 


Söz'ün bittiği noktadayız!

Klişeleşmiş bir ifade oldu artık… Ne yazık ki; bugün değil.

Günlerdir.. Aylardır.. Yıllardır "aynı noktadayız" ve hiç de "iyiye" gitmiyoruz?

Gitsek de.. Bir adım ileri, on adım geriye "dönüş" oluyor?

***

İşte Tahir Elçi… Güpe-gündüz… Kameraların önünde..

Polisin… Ahalinin... Basın mensuplarının şahitliği altında…

Haince… Kalleş bir kurşunla "ensesinden" vurularak katledildi!

Ahmet Kaya'nın şarkısındaki söz gibi!

"Diyarbakır ortasında vurulmuş uzanırım… Ben bu kurşun sesini nerde olsa tanırım"

***

Evet… 80'lerde.. 90'larda.. 2000'lerde…

"Faili meçhul" cinayet ve suikastlar…

Bilirdik… Ama bugün "alenice" insanlar katlediliyor…

Tahir Elçi… Yıllardır tanıyan-bilen biriyim..

Mesleki noktada hayli "diyaloglar" içerisinde olduk!..

Düşünceler.. Fikirler birilerince "farklı" kabul görülebilinir…

Ya da "söylem" şekli… Ama Elçi'nin inandığı dava; "Hukuktu, Demokrasiydi, Adalet ve Özgürlüklerdi.."

***

Ki katledilmeden 2 dakika önce ne diyordu?

Burası kadim bir şehir… Burası kadim bir bölge…

Tarih, kültür ve medeniyetlerin beşiği bir bölge…

Burada… Silah.. Çatışma.. Operasyon istemiyoruz!

Uzaklaşın buradaaan…

***

Ve son sözü!

Tarihine, tarihsel değerlerine tarihsel mirasına sahip çıkmayan toplumlar doğru ve güvenli bir gelecek de kuramazlar"

Vecize bir ifade…

Ne var ki… Olmasın dedikleri hepsi birden 5 dakikalık zaman içerisinde üst üste geldi…

Silahlar çekildi… Çatışma başlatıldı… Ve haince planlan "suikastın" kalleş kurşunu; "ensesine" geldi…

***

Öyle ya! Günlerdi Elçi'nin üzerinde tepinenler vardı…

Söylediği bir cümleden dolayı!

Ki o cümle… İfadenin genelinde, bölge açısından söylenen bir hakikat!

Ama "cımbızlanarak" alındığı için; algı operasyonuyla "hedef" haline getirildi.

Tehditler.. Yargısal baskılar.. "Ötekileştirilen" bir infazla "seni öldüreceğiz" dediler…

***

Ve Cumartesi günü.. Saat 10.45'te!

Kandan beslenenler.. Seni öldüreceğiz diyenler..

Tehditlerle kumpaslar organize edenler; "istediklerine" kavuştu.

Elçi…

Yine terörün yarattığı "kaotik" ortam.. Ve puslu havayı seven kurtlar, ortak ittifakla Elçi "infaz" edildi…

***

Elçi’nin bir çatışmada ya da karambolden vurularak katledildiğine inanmıyorum!

Vaka... Tamamen "suikasttır"

Planlanarak, tasarlanarak yapılmıştır!

Bir komplo tezi içinde değilim. Tarihte tekerrür etmiş benzer bir çok vaka var..

***

Hele ki… Yüzlerce faili meçhul cinayetin davasında avukat etmiş biri için…

JİTEM'in infazlarına karşı hukuk ve adaletin "tecelli" etmesi için mücadele ederken…

Dönemin "karanlık kurullarına" savaş açmış biri olarak…

Kulp.. Lice.. Cizre'deki faili meçhul cinayet davasında konuşabilen olmak!

Dönüp bakmak ve hatırlamak yeter… 

Faili meçhul cinayetler silsilesine birhalka da kendisi oldu!

***

 

Dün, "ebediyete" uğurlandı…

Bağlar..

Yeni Köy Mezarlığında toprağa verildi..

Yüksek bir kalabalık.. Her kesimden!

Elçi'ye yakışan bir uğurlama..

Bir kaç meslektaşıyla konuştum…

Dedikleri şu.. Kendisini katledenlere cevap mahiyeti noktasında..

***

Her şeyin.. Ama her şeyin aksine..

Elçi'nin ölmeden önceki söylediklerini "vasiyet" olarak kabul edip, hep haykırmalıyız..

Silahlar sussun.. Şiddet ve terör son bulsun..

Artık ölümler olmasın…. Barış.. Kardeşlik.. Birlikte yaşam..

Demokrasi.. İnsan Hakları.. Hukuk ve Adalet.

Özgür.. Ve eşit bir temsiliyet..

Demeliyiiiz!

***

Menfur hadise sonrasında çok kişi aradı…

Ne oluyor ne bitiyor mahiyetinde?

Aralarında çok tanıdık simalar…

Bölgede uzun yıllar görev yapmış, 90'ları tüm içselliğiyle yaşamış; bazı bürokratlar…

Elçi'nin…

Spot bir gelişmemin sonucunda "katledilmediğine" inandıklarını ifade etti.

***

Bu notu aktarırken!…

Bölgeye..

Geçmişin çok sayıda "pusucusunun" akın ettiğini!…

Önümüzdeki zaman dilimi içerisinde…

Kirli bir ittifakla; "daha karmaşık, içinden çıkılmaz" hale sokacaklarını bunun için de; "herkesin uyanık" olmasını istediler..

Hiç kuşkusuz..

***

Şunu iyi irdelemeliyiz.. Elçi'nin katledilmesi..

O'na yönelik bu suikastın yarattığı travma!…

Ülke ve toplumsal anlamda! "Kimin işine yarar?

Kimin kazanına iaşe olur..

Yararlanan kim?" Yanı kumpas içerisinde, kumpas!

***

Zaten!

Çevremizde.. İçimizde.. Bölgemizde; toplumsal bütünlüğü "zora" sokmak isteyen!

Kaotik ortamın, yaratılması için tüm imkânları kullanan…

Yeniden.. Kanın, gözyaşının, şiddetin oluştuğu; 80'li-90'lı" yılları ikmale getirmek isteyen..

Ne yazık ki çok ama çok Örgütler ve Devletler var..

***

Aleni olan bu hakikat gerçeğiyle!

Hükümet…

Ve Devlet mekanizması, hızlı, aktif bir seyirle "kalleşçe" işlenen Elçi suikastını "çözmeli.."

Bütün bilgileri..

Kesintisiz şeffaf, farklı algılar geliştirmeyen objektiflik içerisinde halkla paylaşılmalı!

***

Aksi takdirde!

Dünden razı olan; cenaze üzerinden "şiddet" üretmek isteyenler sokağı terörize eder!…

Bölge şiddet sarmalı içerisinde boğulur hale gelir..

O'nun için uyanık ve aktif, şeffaf bir sorgulama dönemiyle kan emicilere "fırsat" verilmemeli..

Ve o kurşun kimin sorusu; askıda kalmasın!…

***

İtidal sahibi ve vicdanlı bir adam!

Adam gibi adamdı.

Yaşasaydı.  Yaşamasına fırsat verilseydi…

Ülkeye ve bölgeye "demokrasi, insan hakları, hukuk adına özgür eşit yaşam adına" çok önemli katkılar geliştirirdi?

Ama bırakmadılar..

Evet, Elçi'yi unutmayacağız.

Mekânı cennet olsun.

Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum..

***

Ve tabi ki; menfur hain saldırı zincirlemesinde iki de şehit polisimiz var.

Kahramanmaraşlı Ahmet Çiftaslan.

Elazığlı Cengiz Erdur…

Bölgenin evlatları.. Yoksul fakir aile çocukları..

Zaten terör ve şiddet; "garibanı vuruyor.. Başkasını değil.."

Onlara da Allah'tan rahmet, ailelerine ve camialarına başsağlığı diliyorum..

Yaralılara da acil şifalar..

Meslektaşımız Aziz Aslan'a da geçmiş olsun!